Konu:2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı İle 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı 2'nci Tur Görüşmeleri Münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:47
Tarih:28/02/2016


2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı 2'nci Tur Görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ CHP GRUBU ADINA MUSTAFA TUNCER (Amasya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2016 yılı bütçe görüşmeleri kapsamında kısaltması "ATAM" olan Atatürk Araştırma Merkezi bütçesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Sırf gerçekleri ve bilinenleri yayınladıkları ve halkı bilgilendirdikleri için talimatla tutuklanan ve Anayasa Mahkemesinin hukuka ve vicdana uygun kararıyla tahliye edilen Can Dündar ve Erdem Gül'e "Aramıza hoş geldiniz." diyor, bu karara imza atan Anayasa Mahkemesi yargıçlarına teşekkür ediyor, hâlen tutuklu olan gazetecilerin ve basın mensuplarının da bir an önce özgürlüklerine kavuşmalarını diliyor, Cumhurbaşkanının bugünkü açıklamasını, hukuk devletine yaptığı darbe girişimi açıklamasını ise kınıyorum.

Değerli milletvekilleri, Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürkçü düşünceyi, Atatürk ilke ve inkılaplarını, Türk kültürünü, Türk tarihini ve Türk dilini bilimsel yoldan araştırmak, tanıtmak ve yaymak amacıyla, Atatürk'ün manevi himayelerinde, Cumhurbaşkanının gözetim ve desteğinde, Başbakanlığa bağlı olarak, 17 Ağustos 1983 tarihinde 2876 sayılı Kanun'la kurulmuştur. Atatürk'e ve Atatürk'ün kurumlarına karşı yapılan 12 Eylül darbesi sonrasında, Atatürk tarafından kurulan ve maddi manevi desteklenen Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu âdeta lağvedilmiş ve yerine Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi ve Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu oluşturulmuştur.

Değerli milletvekilleri, "İsim değişikliğinden ne olur ki?" diye sorabiliriz. İlk bakışta normal bir değişiklik gibi de geliyor ancak hukuki statülere ve uygulamaya bakıldığında büyük farklılıkların ortaya çıktığını görmekteyiz. Öncelikle belirtmek isterim ki bizzat Büyük Atatürk tarafından kurulan kurumları sözde daha geliştireceğiz bahanesiyle ortadan kaldırmak, aslında, Atatürk'ün iradesini ve vasiyetini ortadan kaldırmaktır. Atatürkçü düşünceyi ve Atatürk'ün izlerini milletin iradesinden silmeye çalışmaktır ki bunun başarılması mümkün olmayacaktır.

Değerli milletvekilleri, Büyük Atatürk tarafından kurulan Türk Dil ve Türk Tarih Kurumları, hiçbir siyasi iktidara tabi olmayan, siyasi iktidarların müdahalesine kapalı olan ve tamamen bağımsız bir biçimde bilim üreten ve bilim üretenleri destekleyen birer kuruluştur. Bu kurumların bütçesi Atatürk zamanında bizzat Atatürk tarafından, sonrasında ise Atatürk'ün kendi el yazısıyla bıraktığı vasiyeti üzerine Türkiye İş Bankasındaki hisseleri tarafından karşılanmaktaydı. 12 Eylül darbesi sonrasında ise bu iki kurum yerine getirilen,Atatürk Araştırma Merkezi ile Atatürk Kültür Merkezini de kapsayan Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu ise Cumhurbaşkanının himayesinde Başbakanlığa bağlanmıştır. Kurumun Başkanı ve yönetimi, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve ilgili bakanlıkça seçilmektedir. Yani, Atatürk zamanında tamamen bağımsız ve siyasi iradenin etkisinden uzak olan kurum şimdi ise tamamen siyasi iradenin güdümü altına sokularak bağımlı bir kurum hâline dönüştürülmüştür. Nitekim, kurulduğu günden bugüne kadarki faaliyetlerine bakıldığında, hatta "atam.gov.tr" adresli İnternet sitesi incelendiğinde kurumun ne kadar etkisizleştirildiği, âdeta atıl bir kurum hâline dönüştürüldüğü çok net görülmektedir.

1983 yılında kurulan ve bugün itibarıyla 33 yaşında olan Atatürk Araştırma Merkezinin otuz üç yıllık faaliyetlerine baktığımızda -ki İnternet sitesinden alınmıştır- 1987, 1991, 1995, 1999, 2003, 2007 ve 2011 yıllarında olmak üzere otuz üç yılda sadece 7 defa Uluslararası Atatürk Kongresi düzenlediğini görmekteyiz. Kurum âdeta dört yıllık kalkınma planı hazırlar gibi dört yılda bir kongre düzenleyebilmektedir ve bu 7 kongrenin 4 tanesini de Ankara'da düzenleyerek âdeta "Dostlar alışverişte görsün." sözünü doğrulamıştır. O kadar etkisiz ve faaliyet yapmayan bir kurumdur ki toplum arasında tanınmamakta ve halk tarafından bilinmemektedir.

Değerli milletvekilleri, yüce Meclisten ve sizlerin huzurundan Atatürk Araştırma Merkezi Başkan ve yöneticilerine soruyorum: Otuz üç yılda sadece 7 adet kongre düzenleyeceksiniz yani dört yılda bir kongre yapacaksınız, halk arasında hiç tanınmayan bir kurum hüviyetine bürüneceksiniz, hatta İnternet sitenizde hâlâ beş, altı ay önceki duyurular olacak, İnternet sitenizi dahi güncelleme yaptırmayacaksınız, "ATAM" isimli dergiyi yılda 3 defa yayımlayabileceksiniz ve düşük tirajda yayımlayacaksınız ancak her yıl yüce Meclisten bütçe talep edeceksiniz, hem de özel bütçe isteyeceksiniz. Hiç mi vicdanınız sızlamıyor? Hiç mi "Biz bu bütçeyi hak etmiyoruz." demiyorsunuz?

Değerli milletvekilleri, 1983 yılında, Atatürk'ün kurduğu Türk Dil ve Türk Tarih Kurumu yerine kurulan Atatürk Araştırma Merkezine kurulduğu tarihte 13 adet görev yüklenmiştir ancak 2 Kasım 2011 tarihinde yayınlanan 664 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'yle kurumun görevleri 11 maddeye düşürülmüştür. Çıkarılan görev maddesi ise şudur: "Toplumun her kesiminin Atatürkçü düşünce, Atatürk ilkeleri ve inkılapları konularında aynı görüş, inanç ve düşüncede birleşmesini sağlayacak açık, kesin ve temel kavramları ortaya koymak üzere bilimsel araştırmalar yapmak, Atatürkçü düşüncenin yerleşmesini ve yayılmasını sağlamaktır."

Değerli milletvekilleri, 1980 darbesi sonrasında dahi ortadan kaldırılmayan toplumda Atatürkçü düşünceyi yerleştirme ve yayma görevi, maalesef, AKP iktidarı döneminde 2011 yılında çıkarılan kanun hükmünde kararnameyle görev kapsamı dışına atılmıştır. Oysa bu yüce Meclise düşen görev, ülkeden Atatürk'ün izlerini silmeye yönelik ve başkanlığı getirmeye yönelik çalışmalar yapmak değil, başta Türk Dil ve Türk Tarih Kurumu olmak üzere darbe hukukuyla pasifleştirilen ve ortadan kaldırılan tüm kurumları tekrardan bağımsız ve özerk olarak yeniden kurmaya yönelik çalışmalar yapmak, hatta darbe hukukuna dair tüm izleri ortadan kaldırmak olmalıdır. Ancak, üzülerek görmekteyiz ki, cumhuriyetin kuruluşunun 93'üncü yılında artarak Atatürk'ün şahsına ve kurduğu cumhuriyete, ilke ve devrimlerine karşı her türlü eleştiri ve saldırılar yapılmaktadır, ve iktidar partisi bunlar karşısında sessiz kalmaktadır. Misal vermek gerekirse, âdeta AKP'nin basın ve yayın organı gibi hareket eden TRT'de çok kısa süre önce yayınlanan bir programda, Atatürk, İsmet İnönü ve o dönemlere dair açıkça iftiralarla dolu yayın yapılmış, bu yayın karşısında AKP sessiz kalmış, Hükûmet ise ne yayını yapan sunucu ne de TRT Genel Müdürü hakkında bir işlem yapmamıştır, hatta programa ve Genel Müdüre sahip çıkılmıştır. Bu tür yanlış ve yanlı tutumlardan geri dönmek, Türk milletinin ve cumhuriyetimizin lehine olacağı gibi, toplumsal uzlaşmayı ve huzuru da sağlayacaktır.

Değerli milletvekilleri, Büyük Atatürk'ün kurtuluş mücadelesini başlattığı, ilk tamimi yayınladığı ve "Vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı tehlikededir. Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır." sözünü söylediği güzel Amasya'mın bir milletvekili olarak buradan yüce Meclise ve milletimize tekrar söylüyorum ki: Büyük Atatürk, ne senden vazgeçeriz ne de eserlerinden.

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)