Konu:2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı 1'inci Tur Görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:46
Tarih:27/02/2016


2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı 1'inci Tur Görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) - Değerli milletvekilleri, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünün bütçesi hakkında söz almış bulunmaktayım.

Sayıştayın Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2014 yılı Performans Denetim Raporu'nda kurumla ilgili ciddi eleştiriler bulunmaktadır. Bu eleştirileri buradan tek tek saymaya vaktim yetmez. Ancak öyle ki Sayıştayın raporunda kurumun web sayfasındaki "misyon" kısmının bile idarenin kuruluş amaçlarına uygun olmadığı belirtilmiş olmasın rağmen, bu sayfa hâlâ güncellenmemiştir. Sayıştay "Kurumun belirlenen amaçlarına ulaşıp ulaşmadığı tespit edilememiştir." demiştir. Şimdi kurumun amacının ne olduğunu söyleyeceğim.

Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünün görevi, kamuoyuna ve ilgili makamlara aydınlatıcı bilgi akışını sağlamaktır. Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü bunu yapmak yerine, faaliyet zararı her geçen gün artan ve iktidarın bir yayın organı hâline dönüşen Anadolu Ajansını besleme aracı hâline gelmiştir. Elimde kurumun bütçesini gösteren bir rapor var; bunu gazeteci arkadaşlarımıza da gösterelim; buranın kameraları yanlış düzenlendiği için böyle göstermek zorundayım. Anadolu Ajansına Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü bütçesinden ayrılan kaynakta iki yıl öncesine göre yüzde 50'nin üzerinde artış var. 2013'te Anadolu Ajansına 112,5 milyon, 2014'te ise ek ödeneklerle birlikte 140 milyon lira aktarılıyor; bunu şöyle gösterelim. Âdeta bir dipsiz kuyu hâline dönüştürülen Anadolu Ajansına aktarılan miktar 2015'te ise 170 milyon liraya çıkıyor. 2015 yılı dâhil edildiğinde, Anadolu Ajansına son dokuz yılda devletin kasasından 892 milyon 350 bin lira ödeme yapılıyor. Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünün tek misyonunun AKP'nin yayın organı hâline dönüşen, muhaliflerin tek satır haberine dahi yer vermeyen Anadolu Ajansını ayakta tutmaya dönüştüğü görülüyor.

25 Ağustos 2015'te Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Basın Kartı Yönetmeliği de bir garabet olarak önümüzde duruyor. Gazetecilik meslek örgütlerinin görüşü dahi alınmadan oluşturulan bu yönetmelik Basın Kartları Komisyonunda önemli değişiklikler yapıyor; Kurumun Genel Müdürlüğüne, üyelerin sayısının yarısından fazlasını aktarma yetkisi veriliyor, üye sayısı 13'ten 15'e çıkarılıyor ve bu arada gazetecilik meslek örgütlerinin tamamı -onların isimlerini de söyleyeceğim- örneğin, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Federasyonu, İzmir Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Gazeteciler Sendikası bu kuruldan dışarı atılıyor, muhalif gazetecilerin hiçbirine sarı basın kartı verilmiyor.

Sayın milletvekilleri, basın ve yayına ilişkin sorunlar ne yazık ki bunlarla ilgili değil, sadece bunlarla sınırlı değil. Bakın, size bir tablo daha; elimde, iktidarınızın yarattığı kara bir tablo var. Şöyle bir göstereyim, yukarıdaki arkadaşlarımıza da: Ali Konar, Beritan Canözer, Erdal Süsem, Erol Zavar, Ferhat Çiftçi, Feyyaz Irmak, Gurbet Çakar, Gültekin Avcı, Hamit Dilbahar, Hatice Duman, Hidayet Karaca, Kâmuran Sunbat, Kenan Karabil, Mazlum Dolan, Mehmet Baransu, Mesut Aslan, Mikail Barut, Mikdat Algül, Yusuf Keskin, Mustafa Gök ve ismini saymaya zamanımın yetmediği tam 32 kişi. Bunlar, Can Dündar ve Erdem Gül'ün serbest kalmasıyla birlikte sayıları 32'ye düşen gazeteciler.

MEHMET METİNER (İstanbul) - El insaf!

BARIŞ YARKADAŞ (Devamla) - Ülkemiz, uluslararası kuruluşların araştırmalarına göre, hapisteki tutuklu gazetecilerin sayısının en üst olduğu bir yerde görünüyor. Bu gerçeğe rağmen, Mehmet Metiner "El insaf!" diyebiliyor.

MEHMET METİNER (İstanbul) - Ya, sen o paralelcileri gazeteci olarak nasıl tanıyorsun ya!

BARIŞ YARKADAŞ (Devamla) - "El insaf!" demek yerine, "Basın özgürlüğü kırmızı çizgimizdir." diyenlerin bunun gereğini yerine getirmesi gerekiyor.

Bakın, Silivri Cezaevinde tam doksan iki gün boyunca Can Dündar ve Erdem Gül'e olmadık eziyeti yaptınız. Anayasa Mahkemesinin kararıyla birlikte 2 gazeteci özgürlüğüne kavuştu. Ancak Can Dündar ve Erdem Gül'ün serbest bırakılmasının ardından, Bülent Arınç'ın "troliçe" dediği ahlaksızlar hemen harekete geçti, Can Dündar'ın önümüzdeki salı günü yeniden gözaltına alınacağını ve Fethullah Gülen Cemaati bağlamında yapılacak bir operasyonda tutuklanacağını yazdılar.

MEHMET METİNER (İstanbul) - Barış, senin bu paralel severliğin nereden geliyor?

BARIŞ YARKADAŞ (Devamla) - Bunlardan birinin Cumhurbaşkanlığında danışman olduğunu da tespit etmiş bulunmaktayız. Umarım, Can Dündar'a ilişkin böyle bir komplo kurmaya kalkmazsınız çünkü bu komployu kurarsanız bunun da altında kalır, tükürdüğünüzü yalamak zorunda kalırsınız. (CHP sıralarından alkışlar) Sizi şimdiden uyarıyorum. Basın-yayına ilişkin, Anadolu Ajansına aktarılan 892 milyon lirayı gösterdim.

Bakın, bir gazete daha; adı "Korkusuz" Sözcü gazetesinin yayın organlarından, o grubun yayınlarından. Bu gazete 50 binin üstünde satıyor ama iktidar yandaşı olmadığı için, kaçak saraya yağcılık yapmadığı için, Ahmet Davutoğlu'nu alkışlamadığı için Basın İlan Kurumunun gelirlerinden mahrum bırakılıyor.

Bir skandalı daha anlatmak istiyorum, Korkusuz'dan korkmayın dedikten sonra. Atilla ağabey anlattı ama ben de değinmeden geçemeyeceğim. Önceki gün IMC TV'nin yayınlarını haksız ve hukuksuz bir biçimde, yetkiniz olmadığı hâlde kapattırdınız. RTÜK denetimindeki bir kanalın, savcılığın keyfî ve faşizan anlayışıyla, ekranlarını siyaha düşürdünüz, artık bu yanlıştan vazgeçin. Medyadan ve gerçeklerden bu kadar korkmayın diyorum.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)