Konu: 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 1'inci tur görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:46
Tarih:27/02/2016


2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 1'inci tur görüşmeleri münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AK PARTİ GRUBU ADINA AHMET DEMİRCAN (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2016 yılı Bütçe Kanunu Tasarısı'nın Cumhurbaşkanlığı bütçesi üzerinde söz almış bunuyorum. Sizleri saygıyla selamlıyorum.

Bu vesileyle bundan beş yıl önce vefat eden Millî Görüş lideri, kabinesinde bakanlık yapmaktan onur duyduğum 54'üncü Hükûmetin Başbakanı Profesör Doktor Necmettin Erbakan'ı rahmetle anıyorum.

Yine aynı şekilde, Hocalı katliamında hayatını kaybeden kardeşlerimizi de rahmetle anıyorum.

Bundan on dokuz yıl önce millet iradesine yapılan 28 Şubat darbesini ve bütün darbeleri de kınıyorum, lanetliyorum.

Milletimiz, darbelerin, vesayetlerin, ekonomik krizlerin tarihi olan eski Türkiye'den kurtulma, yeni Türkiye'yi inşa etme imkânını, fırsatını on dört yıllık AK PARTİ iktidarıyla yakaladı. Bu on dört yıl içinde üç alanda çok ciddi değişim ve dönüşüm başladı ve kararlılıkla devam etmektedir. Bu alanlar zihniyet, hizmet ve sistem alanıdır. Zihniyetteki dönüşüm "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın." özdeyişinde ifadesini bulan "hâkim devlet" anlayışı yerine "hadim devlet, hizmetkâr devlet" anlayışını esas alan, insanı merkeze koyan milletin adamı olma anlayışıdır.

Hizmet alanındaki dönüşümü burada anlatmaya zamanımız yetmez. Ancak sistem alanındaki dönüşüm ise maalesef, Parlamentodaki bütün partilerin millete vaadi olmasına rağmen, yeterince hızlı yürümüyor; üzülerek söyleyelim, engelleniyor. Bu ayak sürüme, ipe un serme, maalesef, milletimizi, daha yapıldığı günden beri meşruiyetinden içeriğine tartışılan darbe anayasasıyla yönetilmek mecburiyetinde bırakıyor.

Değerli milletvekilleri, milletimizi bu darbe anayasasına mahkûm etmeyelim. Buna hakkımız yok. Tarih önünde bu vebal hepimizin boynunda asılı kalır. Temsilî demokrasinin iki uygulaması olan başkanlık sistemi ve parlamenter sistemi tartışalım. Neden kaçılıyor ki? Başkanlık sistemi milletimizin tabına, kültürel kodlarına, ihtiyaçlarına en uygun sistemdir. En azından biz böyle olduğuna inanıyoruz. Siz de parlamenter sistemin uygun olduğuna inanıyor olabilirsiniz. Gelin, millete, ülkenin ve devletin sahibine anlatalım ama masayı terk etmek de ne oluyor? Şunu diyorsanız, mevcut sisteme, darbecilerin yaptığı anayasaya göre oluşmuş olan bu sisteme "parlamenter sistem" diyorsanız yanılırız. Darbe anayasasının oluşturduğu bu sisteme bir ad aransa önerilebilecek olan en yakın isim olsa olsa "darbementer sistem" olur. Bu sistem darbe ürünüdür.

Değerli milletvekilleri, muhalefetin, başkanlık sistemine bu kadar katı bir şekilde karşı çıkmasını anlamaya çalışıyorum. Bende oluşan kanaat o ki: "Bu sistem, başkanlık sistemi gelirse biz asla icrada, Hükûmette yer alamayız." Öyle ya tek başına yüzde 50'yi bulmak çok uzak. "2014'te çatı denemesi yaptık, o da tutmadı." Geriye... "Bu darbe ürünü Anayasa sayesinde bakarsınız bir imkân doğar, belki de bir koalisyon da olsa iktidarın bir tarafında yer alabiliriz." diye düşünüyor olunabilir. Böyle bir düşünceyle milleti koalisyonlara mahkûm etmek haksızlık olur.

Arkadaşlar, koalisyon hükûmeti -ben içinde bakanlık yaptım, koalisyonun ne olduğunu biliyorum- direksiyonuna birden fazla şoförün oturduğu otobüs gibidir. O otobüsün nasıl gideceği, ilk virajda nasıl kazayla yoldan çıkacağını sizler, milletimiz çok iyi biliyoruz.

Değerli milletvekilleri, milletimizi bu darbe anayasası sisteminden kurtarmak yeni bir anayasayla olacaktır.

Cumhurbaşkanlığı, milletimizin ve devletimizin en üst temsil makamıdır, milletin gözbebeğidir. Bu makam ve mekânlar milletindir. Bu makamlara ve bu makamda milletin verdiği yetkiyle görev yapanlara saygısızlık millete yapılmış olur. Sayın Cumhurbaşkanımız hakkında nezaket ölçüsünden uzak saldırı ve hakaret, bilinmelidir ki millete yapılmıştır. Seçim sonuçlarını bir de bu açıdan değerlendirirseniz diyorum, millet kem sözü sahibine iade etmeyi sandıkta bu şekilde ifade ediyor olmasın.

Bu makamlara gelmek büyük bir onurdur. Bu aziz millet kadirşinastır; kendi değerlerine inanan ve sahip çıkanı gözünden tanır, sözünden tanır, yaptığından tanır. Kısaca millet, millet adamlarını, millî olanı çok iyi bilir. Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan millet adamıdır ve millîdir; ülkesini ve milletini sever, millet de onu sever.

Bu açıdan hadiseyi değerlendirmenizi diliyorum, hepinize saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)