Konu:2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:45
Tarih:26/02/2016


2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi ve ekranları başında bizleri izleyen değerli vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Bugün, 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerine başlıyoruz. Yoğun ve özverili çalışmalar sonucunda bu tasarıların Genel Kurula getirilmesinde emeği geçen Plan ve Bütçe Komisyonunun Değerli Başkanı ve üyelerine, bakan arkadaşlarıma ve kamu idarelerinin temsilcilerine teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikli olarak küresel ekonomik görünüme ilişkin değerlendirmelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Küresel ekonomi, kriz sonrası dönemde hâlâ yukarı yönlü bir büyüme trendi içerisine girememiştir. 2003-2007 döneminde ortalama yüzde 5,1 büyüyen küresel ekonomi, krizi takip eden 2011-2015 döneminde ortalama yüzde 3,5 büyümüştür. 2014 yılında yüzde 3,4 büyüyen küresel ekonominin 2015 yılında yavaşlayarak yüzde 3,1 büyümesi beklenmektedir. Bu, kriz sonrası dönemdeki en düşük küresel büyüme oranıdır. 2016 yılında ise küresel ekonominin bir miktar hızlanarak yüzde 3,4 büyümesi öngörülmektedir.

Gelişmiş ülkelerde büyüme ivme kazanmakla birlikte kriz öncesi seviyelerini yakalayamamıştır. 2003-2007 döneminde ortalama yüzde 2,8 büyüyen gelişmiş ülkeler 2011-2015 döneminde ise ortalama yüzde 1,5 büyümüştür.

Kriz sonrası dönemde ABD ekonomisi büyüme açısından gelişmiş ülkeler içinde pozitif yönde ayrışmıştır. 2014 ve 2015 yıllarında yüzde 2,4 büyüyen ABD ekonomisinin 2016 yılında yüzde 2,6 büyümesi öngörülmektedir. Ancak, Çin ekonomisindeki yavaşlama, düşük emtia fiyatları, finansal piyasalardaki kırılganlıklar, küresel ekonomideki geleceğe dönük belirsizlikler ve güçlü dolar ile iş gücü piyasasındaki iyileşmenin alt göstergelerindeki olumsuzluklar, ABD'de büyümenin orta vadeli görünümünün nispeten ılımlı kalacağına işaret etmektedir. Avrupa Merkez Bankasının uyguladığı parasal genişleme politikasıyla avro bölgesi durgunluktan çıkmıştır. 2014 yılında yüzde 0,9 büyüyen avro bölgesinin 2015 yılında yüzde 1,5 büyümesi beklenmektedir. Avrodaki değer kaybı, petrol fiyatlarındaki düşüş, uygulanan genişletici para ve maliye politikası ve özel tüketimdeki canlanma AB'de büyümeyi desteklemektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kriz öncesi ve sonrası dönemde küresel ekonomik büyümeye öncülük eden gelişmekte olan ülkeler 2014 yılından itibaren yavaşlama eğilimine girmiştir. 2011-2013 döneminde küresel büyümeye ortalama 3,1 puan katkı veren gelişmekte olan ülkelerin 2014-2016 döneminde ortalama 2,5 puan katkı vermesi beklenmektedir.

2014 yılında yüzde 4,6 büyüyen gelişmekte olan ülkelerin 2015 yılında yüzde 4, 2016 yılında ise yüzde 4,3 büyümesi beklenmektedir. 2014 yılında yüzde 2,8 büyüyen Çin ve Hindistan hariç gelişmekte olan ülkelerin ise 2015 yılında yüzde 1,7, 2016'da ise yüzde 2,5 büyüyeceği tahmin edilmektedir.

FED'in para politikasının neden olduğu belirsizlikler, finansal kırılganlıklar, Çin ekonomisindeki yavaşlama, petrol ve emtia fiyatlarındaki düşüş, verimlilikte beklenenin altında gerçekleşen artışlar ve jeopolitik sorunlar gelişmekte olan ülkelerin büyümesini olumsuz yönde etkilemektedir, yavaşlatmaktadır. 2014 yılında yüzde 7,3 büyüyen Çin ekonomisi 2015 yılında yüzde 6,9 büyümüştür, 2016 yılında ise yüzde 6,3 büyümesi beklenmektedir. Çin ekonomisinin büyüme modelindeki değişim çabaları ve yüksek borçluluk Çin'de büyümeyi yavaşlatmakta, sınırlandırmaktadır.

Düşük petrol fiyatları ve jeopolitik sorunlar Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkeleri için risk oluşturmaya devam etmektedir. Düşük emtia fiyatları ise Latin Amerika ülkeleri ve diğer emtia ihracatçısı ekonomileri olumsuz yönde etkilemektedir.

Küresel talepteki yavaşlama, FED kaynaklı belirsizlikler ile doların güçlenmesi ve artan jeopolitik riskler son yıllarda küresel ticaret hacminin zayıflamasında başlıca faktörler olmuştur. Küresel ticaret, kriz sonrası dönemde ortalama sadece yüzde 3,8 büyüyebilmiştir. 2015 yılında yüzde 2,6 büyümesi tahmin edilen küresel ticaret hacminin 2016 yılında yüzde 3,4 artması beklenmektedir. Bu oran kriz öncesi dönem ortalamasının yarısından daha azdır.

Başta petrol olmak üzere emtia fiyatlarında yaşanan düşüş, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde iç ve dış makroekonomik dengeleri etkilemeye devam etmektedir. Düşük petrol fiyatları enerjide dışa bağımlılığı yüksek olan ekonomilerde enflasyon ve cari işlemler dengesi açısından olumlu katkı sağlarken, petrol ihracatçısı gelişmekte olan ekonomilerin makroekonomik dengelerini olumsuz yönde etkilemektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; küresel krizi takip eden dönemde beklenen iyileşme bir türlü gerçekleşmemiş ve küresel ekonomiye ilişkin riskler farklılaşarak da olsa varlığını sürdürmektedir. Söz konusu risklerden önemli olan başlıca unsurları sizlerle paylaşmak istiyorum.

FED'in para politikasına ilişkin olarak ileriye dönük belirsizlik, Çin'de büyümenin öngörülenden daha yavaşlaması, jeopolitik gerginliklerin yaygınlaşması ve yoğunlaşması, Avrupa bölgesindeki toparlanmanın beklenenden daha düşük kalma ihtimali, gelişmekte olan ülkelerdeki düşük büyümenin daha da belirgin hâle gelmesi, emtia ihracatçısı ülkelerde talebin daralması, finansal piyasalarda dalgalanma ve varlık fiyatlarındaki düşüş ve genel olmak itibarıyla aşırı borçlanmanın küresel büyümenin önünde engel teşkil etmesi.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi de Türkiye ekonomisinin görünümü hakkında kısaca değerlendirmelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum: Türkiye ekonomisine üç aylık dönemler itibarıyla bakıldığında küresel krizin derinleştiği 2009 yılı hariç büyümenin istikrarlı bir şekilde devam ettiği görülmektedir. Küresel kriz sonrası dönemde yani 2011-2015 yılları arasında Türkiye ortalama yüzde 4,4 büyürken aynı dönemde Çin ve Hindistan hariç gelişmekte olan ülkeler ortalama yüzde 3,4 oranında büyümüştür. Yani, bu dönemde Türkiye ortalama büyüme oranı itibarıyla Çin ve Hindistan hariç gelişmekte olan ülkelerin 1 puan üzerinde bir büyüme performansı göstermiştir. Türkiye ekonomisi, 2 ayrı seçimin gerçekleştiği, avro bölgesi ekonomilerinde canlanmanın sınırlı kaldığı, yakın ticaret ortaklarımızda ve komşularımızda yaşanan sosyoekonomik sorunların devam ettiği, finansal oynaklıklar ve jeopolitik gerginliklerin arttığı bir ortamda 2015'in ilk dokuz ayında yüzde 3,4 büyümüştür. 2015 yılına hem ilk dokuz aylık gerçekleşme itibarıyla baktığımızda hem de daha sonra ortaya çıkan göstergeler itibarıyla baktığımızda 2015'in büyüme oranını yüzde 4 olarak öngörmekteyiz, öncü göstergeler de bu büyüme oranını yakalayacağımıza işaret etmektedir. Bu oran, gelişmekte olan ülkeler için öngörülen yüzde 4 ile aynı düzeyde, gelişmekte olan Avrupa için öngörülen yüzde 3,4'ün Çin ve Hindistan hariç gelişmekte olan ülkeler için öngörülen yüzde 1,7'nin ve Latin Amerika için öngörülen yüzde eksi 0,3'ün oldukça üzerindedir. 2015 Türkiye ekonomisinin büyümesi hakikaten oldukça performans bakımından olumlu bir neticeyi ortaya çıkarmıştır.

2015 yılında büyüme performansıyla Türkiye'nin, G20, OECD ve Avrupa Birliği ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ekonomilerden biri olması beklenmektedir.

2016 yılında ise siyasi istikrar ve reform iradesinin öngörülebilirliği artırmasıyla en büyük ticaret ortağımız olan Avrupa Birliğinde beklenen ekonomik toparlanma sonucunda büyümenin yüzde 4,5 seviyesinde olmasını bekliyoruz. Bu oran, gelişmekte olan ülkeler için öngörülen ortalama yüzde 4,3'ün, gelişmekte olan Avrupa için öngörülen yüzde 3,1'in Çin ve Hindistan hariç gelişmekte olan ülkeler için öngörülen ortalama yüzde 2,5'in ve Latin Amerika için öngörülen yüzde eksi 0,3'ün üzerindedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; enflasyon 2015 yılında Türk lirasında yaşanan değer kaybı ve gıda fiyatlarında kaydedilen yüksek oranlı artış nedeniyle hedefin üzerinde yüzde 8,8 seviyesinde gerçekleşmiştir. 2016 yılı Ocak ayında yıllık tüketici enflasyonu yüzde 9,58 olarak gerçekleşmiştir. Bu yükselişte, gıda ve hizmet gruplarıyla fiyatı yönetilen, yönlendirilen bazı ürünlerde ocak ayı başında yapılan ayarlamalar etkili olmuştur.

Küresel emtia fiyatlarındaki düşük seyrin devamı, uygulayacağımız sıkı para politikası, mali disiplin ve döviz kurundan kaynaklanan olumlu baz etkisiyle enflasyonun 2016 yılında aşağı doğru gelerek yüzde 7,5'e gerilemesini bekliyoruz. Enflasyonun kademeli bir şekilde düşerek orta vadede düşük tek hanelerde istikrar kazanması da esaslı bir hedefimizdir.

2015 yılında ihracat yüzde 8,7, ithalat yüzde 14,4 oranında daralmıştır. 2014 yılında 84,6 milyar dolar olarak gerçekleşen dış ticaret açığı 2015 yılında yüzde 25,2 daralarak 63,3 milyar dolara gerilemiştir. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 65,1'den yüzde 69,5'e yükselmiştir. 2015 yılında, Türkiye, Avrupa Birliği pazarından daha fazla pay almıştır.

Cari açık, aldığımız makro ihtiyati tedbirler ve başta petrol olmak üzere emtia fiyatlarındaki düşüşle önemli bir daralma süreci içerisine girmiştir. 2014 yılı sonunda 43,6 milyar dolar olan cari açık 2015 yılında yüzde 26,1 oranında daralarak 32,2 milyar dolara gerilemiştir.

2014 yılında yüzde 5,5 olarak gerçekleşen cari açığın millî gelire oranı 2015 yılında yüzde 4,5'e gerilemiştir. Bu oranın 2016 yılında daha da azalarak yüzde 3,9'a gerileyeceğini öngörüyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2007 yılında 20,2 milyon kişi olan istihdamımız Kasım 2015 döneminde 26,7 milyon kişiye yükselmiştir. Avro bölgesi hâlâ kriz öncesi seviyeyi yakalayamamışken Türkiye'de istihdam 2007 yılına göre yüzde 32 oranında artmıştır. Bunun yanı sıra, kriz dönemi ve sonrasında uyguladığımız istihdamı artıran politikalar sayesinde son yıllarda iş gücüne katılım oranları da artmaktadır.

2015 yılı Kasım ayında iş gücüne katılım oranı yüzde 51,2 olarak gerçekleşmiştir. 2015 yılı Kasım ayında işsizlik oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,2 puan azalarak yüzde 10,5 olarak gerçekleşmiştir. 2015 yılında yüzde 10,2 olacağı öngörülen işsizlik oranının orta vadeli program dönemi sonunda yani 2018 itibarıyla yüzde 9,6'ya düşmesini bekliyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; güçlü bankacılık sistemimiz ekonomimizi dalgalanmalara karşı koruyan önemli unsurlardan bir tanesidir. Küresel ekonomideki belirsizliklere rağmen bankacılık sektörünün temel rasyoları güçlü ve sağlıklı yapısını korumaktadır.

2015 yıl sonu itibarıyla sermaye yeterlilik oranı yüzde 15,6 ile yasal sınır olan yüzde 8'in yaklaşık 2 katıdır.

Bankacılık sektörü aktif kalitesini de korumaya devam etmektedir. Sektörün en önemli göstergelerinden biri olan aktif toplamı 2015 yılında 2014 yılına göre yüzde 18 oranında büyüyerek 2,4 trilyon lira olmuştur.

Mali dengelerin iyileşmesi nedeniyle kamu sektörünün dış borcunun millî gelir içindeki payının 2002 yılındaki yüzde 28'lik seviyesinden 2015 yılı üçüncü çeyreği itibarıyla yüzde 15,5'e gerilediğini görüyoruz.

Özel sektör borcu içerisinde finans sektörü dışında kalan reel kesimin yani firmaların dış borcunun millî gelire oranı ise 2002 yılında yüzde 13,3 iken 2015 yılı üçüncü çeyreği itibarıyla yüzde 15,9'a çıkmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye, 1990'lı yıllarda yüksek bütçe açıklarına ve sürdürülemez bir borç yüküne maruz kalmıştır. Hükûmetlerimiz döneminde sağladığımız mali disiplin sayesinde Türkiye hem küresel krizde hem de sonrasında, özellikle gelişmiş ekonomilerden kamu maliyesi göstergelerinde pozitif yönde ayrışmış ve dış şoklara karşı dayanıklılığını artırmıştır.

Türkiye genel devlet açığında küresel kriz yılı olan 2009 hariç son 11 yıldır Maastricht Kriterini sağlamıştır. 2002 yılında yüzde 10,8 olan genel devlet açığının millî gelire oranının 2015 yılında dengede olacağını tahmin ediyoruz. 2003-2007 döneminde ortalama yüzde 2,2 olan genel devlet açığının millî gelire oranı 2011-2015 döneminde ortalama yüzde 0,5 oranında gerçekleşmiştir.

2015 yılında genel devlet açığının millî gelire oranının gelişmekte olan ülkelerde yüzde 4,3, OECD ortalamasının yüzde 3,3 ve Avrupa Bölgesi'nde yüzde 2 olduğu göz önüne alındığında bu performansın daha çarpıcı olduğu görülmektedir.

Diğer taraftan 2002 yılında yüzde 74 olan AB tanımlı borç stokunun millî gelire oranı 2015 yılı sonunda yüzde 32,6'ya düşmüştür. Bu oranın 2018 yılı sonunda yüzde 30'un altına inerek yüzde 29,5 olmasını bekliyoruz.

Kamu borç stokunun millî gelire oranı yüzde 115 olan OECD ortalamasından, yüzde 93,7 olan Avro Bölgesi ortalamasından ve hatta yüzde 44,4 olan gelişmekte olan ülkeler ortalamasından bile oldukça düşük seviyededir.

Diğer taraftan, 2002 yılından bu yana kamu net borç stokunun millî gelire oranını yüzde 61,5'ten yüzde 7,6'ya düşürdük. Aynı dönemde kamu net dış borç stokunun millî gelire oranını da yüzde 25,2'den yüzde eksi 5,1'e düşürüp kamu sektörünü fazla verir hâle getirdik.

Ayrıca borçlanma vadelerimizi tarihî yüksek seviyelere ulaştırdık. Hükûmete geldiğimizde Hazine, iç piyasalardan ortalama 9,4 ay vadeyle borçlanırken bugün söz konusu bu vade 70,4 aya kadar uzamıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; mali disiplin sayesinde ülkemiz önemli kazanımlar elde etmiştir. 2002 yılında vergi gelirlerinin yüzde 85,7'si faiz ödemelerine giderken bugün vergi gelirlerinin sadece yüzde 13'ü faiz ödemelerine gitmektedir.

Benzer şekilde 2002 yılında faiz giderlerinin bütçe içindeki payı yüzde 43,2 iken bu oranı 2015 yılında yüzde 10,5'e kadar düşürdük.

Tüm bu kazanımlarla iç borçlanmanın maliyetlerinde de önemli iyileştirmeler sağladık. 2002 yılında yüzde 62,7 seviyesinde olan Türk lirası cinsinden sabit faizli devlet iç borçlanma senetleri faiz oranı 2016 yılı Ocak ayı itibarıyla yüzde 11,1 olmuştur. 2002 yılında yüzde 25,4 olan reel faiz oranı 2016 yılı Ocak ayında yüzde 3'e kadar düşmüştür.

Hükûmetlerimiz döneminde faiz yükünü azaltarak tasarruf ettiğimiz kaynakları eğitim, sağlık, sosyal harcamalar ve yatırım harcamaları için kullandık.

Mali disiplinin sürdürülmesindeki kararlılığımız Türkiye ekonomisini olumsuz dış şoklara karşı dirençli kılan temel unsurlardan birisi olmuştur. Küresel belirsizliklerin yüksek olduğu mevcut konjonktürde bu kazanımların korunarak daha da ileriye götürülmesi büyük önem taşımaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ hükûmetleri döneminde gerçekleştirilen yapısal reformlar ile doğru makroekonomik politikalar sayesinde ekonomide önemli başarılar elde ettik. Türkiye'nin dolar bazında kişi başına millî gelirini 2002-2015 döneminde 2,7 katına çıkardık. Satın alma gücü paritesine göre de kişi başına millî gelir 2008 yılında 15 bin dolar iken 2015 yılında bu tutar 20 bin doları aşmıştır.

Türkiye'deki gelir dağılımını da bu dönemde iyileştirdik. Gelir dağılımındaki adaleti ölçen Gini katsayısı 2002 yılında 0,44'ten 2014 yılında 0,38'e gerileyerek iyileşme sağlanmıştır. Aynı dönemde en zengin yüzde 10'luk kesimin ortalama gelirinin en yoksul yüzde 10'luk kesimin ortalama gelirine oranı 18,3 kattan 11,6 kata düşmüştür.

Mutlak yoksulluk göstergelerinde de önemli iyileştirmeler sağladık. Günlük 2,15 doların altında geçinen nüfus 2002 yılında yüzde 3'tü, 2014 yılı itibarıyla bu oran sıfıra indi. Yani geliri 2,15 doların altında yaşayan bir nüfus kalmadı. Günlük 4,3 doların altında geçinen nüfusu ise on iki yılda 28,7 puan azaltarak yüzde 1,6'ya düşürdük.

Kişi başına millî gelir yönünden uzun yıllar ülkemiz orta gelir grubunda yer aldığı hâlde, 2003-2007 döneminde sağladığımız ortalama yüzde 6,9 büyüme sayesinde orta-üst gelir grubu ülkeler arasına ülkemizi yükseltmiş olduk.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüksek gelirli ülkeler grubuna girebilmek amacıyla ekonomik büyümeyi artıracak yeni reformları hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Gerçekleştireceğimiz reformları altı temel alanda yoğunlaştıracağız. Bunlar; demokratikleşme ve adalet, eğitim, kamu yönetimi, kamu maliyesi, reel ekonomide köklü dönüşüm, öncelikli dönüşüm programları alanında gerçekleştireceğimiz reformlardır.

Yargı sistemimizi, başta Avrupa Birliği olmak üzere uluslararası norm ve standartları esas alarak reforma tabi tutacağız, daha önce ilan ettiğimiz yargı reform stratejisi çerçevesinde yargıyı yeniden yapılandıracağız.

Demokratik bir ülke olarak Türkiye, hukuk düzeniyle vatandaşlarımızın özgürlüklerini korumaya, uluslararası topluma güven vermeye, yerli ve yabancı yatırımcılar için güvenli bir liman olmaya devam edecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önceki hükûmetlerimizde olduğu gibi, bu Hükümetimiz döneminde de eğitim temel önceliğimiz olacaktır. 2012 yılında zorunlu eğitim süresini sekiz yıldan on iki yıla çıkardık. 25 yaş üstü nüfusta ortalama eğitim süresi 2000 yılında 5,5 yıl iken 2014 yılında bunu 7,6 yıla çıkardık. Dünya Ekonomik Forumu'nun yükseköğretim sıralamasına göre 2008'de 144 ülke içinde 72'nci sıradayken 2015'te 140 ülke arasında 55'inci sıraya yükselttik. Hedefimiz ülkemizi eğitimde en iyi OECD ülkelerinden biri yapmak ve bölgenin çekim merkezi hâline getirmektir.

Meslek liselerinde özel kesimin katkısını artıracağız. Kamu-özel iş birliğiyle meslek liselerini ve meslek yüksekokullarını yeniden yapılandıracağız. Mesleki ve teknik lise mezunlarının istihdamını özendireceğiz.

Kadınların iş gücüne ve istihdama katılımlarının önündeki engelleri kaldırıyoruz. 2005 yılında yüzde 23,3 olan kadınların iş gücüne katılım oranını uyguladığımız politikalarla 8,3 puan artırarak yüzde 31,6'ya yükselttik. Çocuk bakım hizmetlerini yaygınlaştırarak, girişimciliği destekleyerek ve fırsat eşitliği yaratarak kadınlarımızın iş gücüne katılımını 2018'de yüzde 35'e, 2023'te yüzde 41'e çıkarmayı hedefliyoruz. Çalışanların kazanılmış haklarını koruyarak iş gücü piyasasında güvenceli esnekliği inşallah yakında Meclisimizden geçirmek suretiyle hayata geçirmiş olacağız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; uzun dönemde büyümenin en önemli belirleyicisi olarak gördüğümüz AR-GE faaliyetlerini desteklemeye devam ediyoruz. 2002 yılında yüzde 0,53 olan AR-GE harcamalarının millî gelir içerisindeki payını 2014 yılında yüzde 1,01'e çıkardık. Bu oranı 2018'de yüzde 1,8'e çıkarmayı hedefliyoruz.

Türkiye'de sağladığımız siyasi ve mali istikrarla yatırım ortamını da iyileştirdik. Türkiye'ye gelen toplam uluslararası doğrudan yatırım tutarı 1980-2002 yılları arasında sadece 14,8 milyar dolarken, 2003-2015 döneminde bu rakamı 165 milyar dolara çıkardık.

Yurt içi tasarrufların millî gelir içindeki payını orta vadeli program dönemi sonunda yüzde 17,8'e çıkarmayı hedefliyoruz. Bireysel emeklilik sisteminde 2013 yılı Haziran itibarıyla 3,6 milyon kişi olan katılımcı sayısı, 2015 sonunda 6 milyon kişiye ulaşmıştır. Sistemdeki fon büyüklüğü ise aynı dönemde yaklaşık 23,3 milyar liradan 48 milyar liraya çıkarılmıştır.

Finansman imkânlarının çeşitlendirilmesi amacıyla kira sertifikasını sermaye piyasalarına kazandırdık. Bu doğrultuda, yurt içinde ve yurt dışında kira sertifikası ihracını ilk defa 2012 yılında gerçekleştirdik. 2012 yılından itibaren yurt içi piyasada gerçekleştirdiğimiz 8 ayrı kira sertifikası ihracıyla toplamda 13,4 milyar lira finansman sağladık. Aynı şekilde, yurt dışı piyasadan şimdiye kadar gerçekleştirdiğimiz 3 ayrı kira sertifikası ihracı ise 3,7 milyar dolar tutarındadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmamın bu bölümünde 2014 Yılı Kesin Hesap Kanun Tasarısı'na ilişkin bazı büyüklükleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

2014 yılında merkezî yönetim bütçe giderleri 448,8 milyar lira olarak gerçekleşmiştir. Bütçe gelirleri 425,4 milyar lira olmuştur. 2014 yılında gerçekleşen bütçe açığı 23,4 milyar olmuştur. Faiz dışı fazla ise aynı dönemde 26,5 milyar lira olarak gerçekleşmiştir. Yani, 2014 yılında merkezî yönetim bütçe açığının millî gelire oranı yüzde 1,3 olmuştur. 2014 yılı bütçe gideri, başlangıçtaki tahminimize göre yüzde 2,8 oranında artmıştır. Buna karşın bütçe giderlerimiz yüzde 5,5 oranında artış göstermiştir. Bütçe açığı tahminimize göre yüzde 30 oranında azalmış, faiz dışı fazla ise yüzde 42 oranında artarak 26,5 milyar lira olarak gerçekleşmiştir. Söz konusu açıkladığım veriler 2014 yılında mali disiplinden asla taviz vermediğimizi açık bir şekilde göstermektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi de sizlerle 2015 yılı geçici merkezi yönetim bütçe gerçekleşmelerini paylaşmak istiyorum. 2015 yılında merkezî yönetim bütçe giderleri 506 milyar lira olmuştur. Faiz hariç bütçe giderleri 453 milyar lira, merkezî yönetim bütçe gelirleri 483,4 milyar lira, genel bütçe vergi gelirleri 407,5 milyar lira olarak gerçekleşmiştir. Buna göre, 2015 yılında merkezî yönetim bütçe açığı 22,6 milyar lira, merkezî yönetim bütçe açığının millî gelire oranı ise yüzde 1,2 olarak gerçekleşmiştir. İktidarımız boyunca, seçim dönemleri de dâhil olmak üzere, kararlılıkla uyguladığımız mali disipline dayalı politikalar bizlere bu başarıyı getirmiştir.

Uluslararası karşılaştırmalarda kullanılan genel devlet açığı ve genel yönetim borç stoku açısından 2015 yılı da başarılı bir yıl olmuştur. Genel devlet dengesinde son dokuz yılın en iyi sonucu bu yıl gerçekleşmiş olacak, 2015 yılı için söylüyorum ve 2015 yılında genel devlet dengede olacak. Ne demek genel devletin dengede olması? Bütçenin iki yakasının bir arada olması demek; gelirinin, giderinin birbirine denk olması demek. Bütün milletimiz açısından, ülkemiz açısından, ekonomimiz açısından hakikaten iftihar edilecek bir netice. 2002 yılında yüzde 74 seviyesinde olan genel yönetim borç stoku ise 2015 yılında yüzde 32,6 düzeyinde gerçekleşecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısı AK PARTİ hükûmetlerinin 14'üncü bütçesidir. 2016 yılı bütçesi önümüzdeki üç yıllık dönemde sürdüreceğimiz maliye politikası hedefleri doğrultusunda hazırlanmıştır. Bu hedefler; ekonomik istikrarın desteklenmesi, büyüme potansiyelinin yukarıya çekilmesi, yurt içi tasarrufların artırılarak cari açığın kontrol altında tutulması ve fiyat istikrarına yardımcı olunmasıdır.

2016 yılı merkezî yönetim bütçe büyüklüklerini de şu şekilde sizlerle paylaşmak isterim: 2016 yılı merkezî yönetim bütçesi için öngördüğümüz bütçe gideri 570,5 milyar lira, faiz hariç bütçe giderleri 514,5 milyar lira, bütçe gelirleri 540,8 milyar lira, vergi gelirleri 459,2 milyar lira, bütçe açığı 29,7 milyar lira, faiz dışı fazla 26,3 milyar lira olacaktır. Millî gelire oran olarak 2016 yılı merkezî yönetim bütçe açığının yüzde 1,3 olacağını tahmin ediyoruz. Yine, 2016 yılında faiz dışı fazlanın yüzde 1,2 düzeyinde gerçekleşeceğini öngörüyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmamın bu bölümünde sizlere 2016 yılı merkezî yönetim bütçesinin temel özelliklerinden bahsetmek istiyorum.

2016 yılı bütçesi Türkiye'nin beşeri sermayesine, altyapısına, üretimine ve geleceğine kaynak ayıran bir bütçedir. Bu bütçe, ülkemizin dört bir yanına yatırım götürecek, refahı yayacak, 79 milyon insanımıza hizmet sunacak bir bütçedir. Bu bütçe, yerinden yurdundan koparılan muhacirlere ve mazlumlara da kol kanat geren bir bütçe olacaktır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Hükûmetlerimiz döneminde uygulanan ihtiyatlı maliye politikaları ve elde edilen makroekonomik istikrar sayesinde, bütçeden faize ödenen tutarlar sürekli olarak azalmıştır. 2002 yılında faiz giderlerinin bütçe içindeki payı yüzde 43,2 iken 2016 yılında bu oranın yüzde 10'un altına düşerek yüzde 9,8 seviyesinde gerçekleşeceğini düşünüyoruz, öngörüyoruz. Öte yandan, faiz giderlerinin millî gelire oranı 2002 yılında yüzde 14,8 iken 2016 yılında bu oranın yüzde 2,5 olacağını tahmin ediyoruz. Benzer şekilde, 2002 yılında vergi gelirlerinin yüzde 85,7'si faiz ödemelerine giderken 2016 yılında bu oranın sadece yüzde 12,2'ye gerileyeceğini öngörüyoruz. Yani, 2002 yılında toplanan verginin yaklaşık yüzde 85'i, yüzde 90'ı tamamen faize giderken şimdi biz bu oranı yüzde 12'lere kadar düşürdük. İnşallah daha da düşürerek yüzde 10'ların altında faiz bütçesi oluşacak. Esas o zaman daha fazla, hizmet bütçesini milletimiz yaşamış olacak. Böylece bütçe kaynaklarımızı, artık, faize değil, vatandaşlarımıza daha kaliteli hizmet sunmak için harcıyor; eğitime, sağlığa, yatırıma daha fazla kaynak ayırıyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her zaman olduğu gibi bütçedeki en büyük payı yine eğitime ayırıyoruz. 2016 yılında eğitime ayırdığımız kaynağı, 2015 yılı bütçesine göre yüzde 25 oranında artırarak 109 milyar liraya çıkarıyoruz. Yani, topladığımız verginin yaklaşık dörtte 1'ini sadece ve sadece eğitime ayırıyoruz. YURTKUR dâhil, yükseköğretime merkezî yönetim bütçesinden ayırdığımız kaynağı, 2002 yılı bütçesine göre 10 katın üzerinde bir artışla 3 milyar liradan 33 milyar liraya çıkarıyoruz. Yeni kurulan üniversitelerimize 2007 yılından bu yana -2016 yılı dâhil- 25,5 milyar lira kaynak ayırdık. Bu tutarın yaklaşık 10 milyar liralık kısmı üniversitelerin yerleşkelerinin alt ve üst yapılarının yapımı için kullanılmıştır.

2012 yılında birinci öğretim ve açık öğretimde harçları kaldırdık, yani artık ülkemizde yükseköğretime giden, üniversiteye giden öğrencilerimiz harç ödemiyorlar. Biz bu harcın gerektirdiği katkıyı doğrudan doğruya üniversitelerimize devlet bütçesinden temin ediyoruz. Dolayısıyla, 2,8 milyon öğrencimiz, son üç yılda olduğu gibi 2016 yılında da herhangi bir harç ödemeden üniversitede eğitimlerini alacaklar.

2002 yılında 188 bin olan yurt kapasitesini 2015 yılında, artan standartlarla birlikte 450 bine çıkarttık ve bunu daha da artıracağız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sağlık, bu yıl da eğitimden sonra bütçeden en fazla pay alan ikinci harcama kalemi olmaya devam etmektedir. 2016 yılında kamu sağlık harcamalarını bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 18 oranında artırarak 95 milyar liraya çıkarıyoruz.

Kamu-özel iş birliği modeliyle başlatmış olduğumuz şehir hastaneleri projeleri kapsamında, sabit yatırım tutarı yaklaşık 27 milyar lira olan 34 adet tam donanımlı şehir hastanesi vatandaşlarımıza hizmet verecektir. Bu projeler tamamlandıktan sonra, sağlık hizmeti sunumunda yatak kapasitemize 43 bin nitelikli yatak daha eklenmiş olacaktır.

2016 yılında yatırım bütçesini bir önceki yıl başlangıç ödeneklerine göre yüzde 24,2 oranında artırarak yaklaşık 60,1 milyar liraya çıkarıyoruz.

2002 yılında sekiz buçuk yıl olan kamu yatırımlarının ortalama tamamlanma süresini 2015 yılı itibarıyla dört yıla indirdik.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; iktidarımız döneminde kamu görevlileri ve emeklilerimizin mali ve sosyal haklarında ciddi iyileşmeler sağladık; onların yaşam standartlarını yükselttik, harcanabilir gelirlerini önemli ölçüde artırdık ve artırmaya devam edeceğiz.

2016 yılı Ocak ayında kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarında yüzde 6,9 oranında artış yaptık. Temmuz ayında da yüzde 5 oranında artış yapılacaktır. Söz konusu artışlar sonucunda 2016 yılında kümülatif bazda yüzde 12,25 oranında kamu görevlilerimizin mali ve sosyal haklarında artış yapmış olacağız.

2002-2016 Şubat döneminde aylık ve ücretlerde enflasyonun oldukça üzerinde artışlar sağlanmıştır. Nitekim, 2002 yılı sonundan 2016 Şubat ayına kadar, yani bugüne kadar gerçekleşen kümülatif enflasyon yüzde 212 olmuştur. Yani 2002 ile bugünü alırsak arada gerçekleşen enflasyon yüzde 212 olmuştur. Buna karşılık aile yardımı ödeneği dâhil en düşük memur maaşı yüzde 504 artarak 2.365 liraya çıkmış, reel olarak yüzde 94 artmıştır. Yani en düşük memur maaşındaki artış reel olarak neredeyse bir kat artmıştır.

Yine, aile yardımı ödeneği dâhil ortalama memur maaşı yüzde 389 artarak 2.828 liraya yükselmiştir. Reel artış yüzde 57 olmuştur.

65 yaş aylığı yüzde 788 artarak 217 liraya yükselmiş ve reel olarak yüzde 185 oranında artmıştır.

Muhtarlarımızın aylığı aynı dönemde, 2002 ila bugün arasında bakarsak yüzde 1.235 artarak 1.300 TL'ye yükselmiş; reel olarak muhtarlarımızın aylığı 3 kat artmıştır.

Bu dönemde emeklilerimizin aylıklarında da önemli artış sağlanmıştır. 2015 yılı Temmuz ayından geçerli olmak üzere SSK ve BAĞ-KUR emeklilerimizden maaşları bin liranın altında olanlar için artış yaptık 100 lira tutarında, ayrıca aylıkları 1.000 lirayla 1.100 lira arasında olanların aylıklarını da 1.100 liraya çıkardık.

Memur emekli aylıklarında 2015 yılı Eylül ayından itibaren ortalama 100 lira tutarında, 2016 yılı Ocak ayında ise yüzde 6,9 oranında artış sağlamış olduk. 2015 yılı Aralık ayında yaptığımız düzenlemeyle de, daha önce yani eylülde yaptığımız artıştan yararlananlar da dâhil olmak üzere tüm SSK ve BAĞ-KUR emeklilerinin aylıklarında 2016 yılı Ocak ayında yapılan yüzde 3,8 oranındaki artışa ilave olarak 100 lira bir artış daha yapılmış oldu.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütün bu düzenlemelerle birlikte 2002 yılı sonuna göre 2016 yılı Şubatı esas aldığımızda, o dönemde enflasyonun yüzde 212 gerçekleştiğini söylemiştim, en düşük SSK emekli aylığı bu dönemde yüzde 403 artarak 1.292 liraya yükselmiş ve reel olarak yüzde 61 oranında artmıştır.

MUSA ÇAM (İzmir) - Geçen yıla göre ne olmuş?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - En düşük memur emekli aylığı yüzde 330 artarak 1.618 liraya yükselmiş ve reel olarak yüzde 38 oranında artmıştır.

MUSA ÇAM (İzmir) - Geçen yıla göre?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Geçen yıla göre de çok iyi artmıştır.

MUSA ÇAM (İzmir) - Yapmayın, etmeyin.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Memurumuz, esnafımız, işçimiz, asgari ücretlimiz, herkes biliyor, herkes de takdir ediyor. Bunu da zaten seçimlerde gördük. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSA ÇAM (İzmir) - 2002'yle mukayese etmekten ne zaman vazgeçeceksiniz?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - Biz, işçiye, memura, çalışana ücret artışı yapacak kadar bir bütçe hazırlıyoruz. Size de bir gün nasip olur.

En düşük BAĞ-KUR esnaf emekli aylığı da yüzde 678 oranında artarak 1.157 liraya yükselmiş ve reel olarak yüzde 149 oranında artmıştır. En düşük BAĞ-KUR çiftçi emekli aylığı da yüzde 1.297 oranında artmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biliyorsunuz, seçim beyannamemizde de kamu çalışanlarımıza dönük olarak önemli iyileştirme vaatlerimiz vardı, bunları da Hükûmet olduktan sonra bir bir gerçekleştirdik. Bunlardan birkaçından da burada bahsetmek istiyorum çünkü 2016 yılı bütçesinden bu mali ve sosyal haklardaki artışları karşılayacağız.

Emniyet mensuplarımızın maaşlarında 151 lira ile 452 lira tutarında artış sağladık. Muhtar aylıklarını 1.000 liradan 1.300 liraya yükselttik. 2015 yılından sonra göreve başlayan 1 milyon 200 bin kamu çalışanımıza ilave bir derece verdik. Geçici köy korucularının ücretlerini 1.100 liradan 1.300 liraya çıkardık.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmetimiz, tarım ve gıda ürünlerinde yeterli ve sürdürülebilir üretimin sağlanması ve rekabet gücümüzün artırılarak net ihracatçı konumumuzun daha da güçlendirilmesi amacıyla tarım sektörüne verdiği destekleri artırarak devam ettirmektedir. Bu doğrultuda tarımsal destekleri artırmak üzere 2016 yılı bütçesinde de önemli iyileştirmeler yaptık. 2016 yılı bütçesinden tarımsal desteklemeler için 11,6 milyar lira doğrudan destek için kaynak ayırdık. 2015 yılı başlangıç ödeneklerine göre bu, yüzde 16,4 oranında artışı ifade etmektedir. Bu kapsamda, 2016 yılında hayvancılık destekleri için 3 milyar lira kaynak ayırdık. Yine, prim desteği olarak 2,2 milyar lira kaynak ayırdık. Özellikle fındıkla uğraşan çiftçilerimiz açısından söylemem gerekirse alan bazlı gelir desteği için 850 milyon lira kaynak ayırdık. Mazot ve gübre desteği için yaklaşık 1,5 milyar lira kaynak ayırdık. 2016 yılı bütçemizde tarımsal kredi sübvansiyonu, müdahale alımları ve tarımsal KİT'lerin finansmanı da dâhil tarıma toplamda 15,2 milyar liralık kaynak öngörüyoruz. Bunun yanında, biliyorsunuz, gübre ve yemde KDV'yi kaldırmak suretiyle de çiftçilerimize ilave 2,4 milyar lira destek sağladık. Böylece, sayın milletvekillerim, 2016 yılında tarım sektörüne sağladığımız toplam destek tutarı 17,6 milyar liraya yükselmiştir.

Tarımsal üretim maliyetlerini düşürmek için arazi toplulaştırma çalışmalarına da devam ediyoruz. 2023 yılına kadar 14 milyon hektar alanda arazi toplulaştırmasını tamamlamayı hedefliyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2016 yılı merkezî yönetim bütçesinde AR-GE projelerine ayrılan kaynak tutarını da 4,4 milyar liraya çıkardık. 2016 yılı merkezî yönetim bütçesinde genel bütçeli idarelerin AR-GE projelerine ayrılan kaynak, bir önceki yıla göre yüzde 117 artarak 1,5 milyar liraya çıkmıştır. Yine, özel bütçeli idarelerin AR-GE projelerine ayrılan kaynak 2015 yılına göre yüzde 27 oranında artırılarak 2,3 milyar liraya çıkarılmıştır. Üniversite AR-GE projelerine ise 2016 yılında 564 milyon lira kaynak ayırdık. 2016 yılı merkezî yönetim bütçesinde TÜBİTAK AR-GE projelerine ayrılan kaynak bir önceki yıla göre yüzde 22 oranında artırılarak 1,2 milyar liraya çıkarılmıştır.

2015 yılında KOBİ destekleri için yaklaşık 350 milyon lira ödenek tahsis etmiştik. 64'üncü Hükûmet Programı'mızda söz verdiğimiz gibi, bu destek tutarını da yaklaşık 3 kat artırarak 990 milyon yani 1 milyar liraya çıkardık.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 64'üncü Hükûmet Programı'mız kapsamında, gençlerin iş gücüne hızlı bir şekilde katılımlarının sağlanması ve becerilerinin artırılması için hem genç istihdamını hem de genç girişimciliğini de destekliyoruz. Bu kapsamda, kendi işini kurmak isteyen gençlerimize proje karşılığı 50 bin liraya kadar karşılıksız nakit destek veriyoruz. Kendi işini kurmak veya geliştirmek isteyen gençlerimize ayrıca 100 bin liraya kadar faizsiz kredi veriyoruz. Genç çiftçilerimize proje karşılığı 30 bin liraya kadar karşılıksız hibe desteği vereceğiz. Yeni iş kuran gençlerimize üç yıl boyunca gelir vergisi istisnası sağladık. İşbaşı eğitim programı kapsamında ilk kez iş bulan her gencimizin maaşının bir yıl boyunca devlet tarafından karşılanmasını sağladık.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İller Bankası tarafından SUKAP projesi kapsamında belediyelerin içme suyu ve kanalizasyon tesislerinin yapımı hızla devam etmektedir. Bakanlığımız bütçesi ve İller Bankası kaynakları dikkate alınarak 2015 yılı Aralık ayı itibarıyla proje tutarı 5,8 milyar liraya çıkmıştır. Bu kapsamda 1.023 proje bulunmaktadır. Bu projenin yani 5,8 milyar liralık projenin 2,3 milyar lirası merkezî yönetim bütçesinden hibe olarak karşılanmaktadır, 3,5 milyar lirası ise kredi imkânı, kredi finansmanı olarak belediyelerimizin hizmetine sunulmuştur.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Düzce Belediyesi hâlen yapmamış, Melen Çayı'na pislikler dökülüyor.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) - 2016 yılı bütçesinde SUKAP projesi için 631 milyon lira hibe amaçlı kaynak ayırdık.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmamın son bölümünde de kısaca 2016 yılı bütçemizin gelir politikasıyla ilgili olarak sizlerle genel anlamda bilgileri paylaşmak istiyorum.

Yatırımları, üretimi ve istihdamı teşvik edecek, yurt içi tasarrufları artıracak, bölgesel gelişmişlik farklarını azaltacak, ekonominin rekabet gücünü daha da geliştirecek şekilde sosyal politikalarla uyumlu olarak tasarladığımız gelir politikalarımızı 2016 yılında da kararlılıkla sürdüreceğiz. Etkin, basit ve daha adil bir vergi sisteminin oluşturulmasını, vergi mevzuatının sadeleştirilmesini ve mükellef uyumunu kolaylaştıracak bir yapıya kavuşturulmasını hedefleyen reform niteliğindeki çalışmalara devam ediyoruz. Kamu finansmanını sağlam temellere dayandırmayı ve sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek amacıyla hazırladığımız Gelir Vergisi Kanunu Tasarısı'nı Hükûmet programımızda öngördüğümüz şekilde sivil toplum örgütleriyle de istişare etmek suretiyle yakın bir zamanda Plan ve Bütçe Komisyonumuzun gündemine getirmeyi planlıyoruz. Yapacağımız Gelir Vergisi Kanunu değişikliğiyle yatırım, üretim, istihdam ve girişimciliği daha güçlü şekilde teşvik etmek istiyoruz, vergi adaletini güçlendirmek istiyoruz, beyannameli mükellef sayısını arttırarak vergi tabanını genişletmek istiyoruz, vergiye gönüllü uyumla kayıtlı ekonomiye geçişi hızlandırmak istiyoruz.

1961 yılından bu yana yürürlükte olan Vergi Usul Kanunu'nu, değişen ekonomik koşullar ve mükellef ihtiyaçları çerçevesinde yeni bir yapıya kavuşturacak biçimde reforma tabi tutuyoruz. Tasarıyla ilgili çalışmalarımız devam ediyor, sivil toplum örgütleriyle istişarelerimiz devam ediyor. Sivil toplum örgütlerinden gelecek görüşlerden sonra, inşallah, en yakın zamanda Hükûmetimize Bakanlık olarak bu tasarıyı sunmayı planlıyoruz. Amacımız, Vergi Usul Kanunu'nu mükellef haklarını ön plana çıkaran, vergide uyum maliyetlerini azaltan, uyuşmazlıkların kısa sürede çözülmesine imkân sağlayan, vergi cezalarını gönüllü uyumu arttıracak şeklide yeniden dizayn eden, üretim ve istihdamı teşvik eden bir yapıya kavuşturmaktır.

Ayrıca, Damga Vergisi Kanunu'yla ilgili de çalışmalarımız sürüyor. Damga Vergisi Kanunu'nu kayıtlı ekonomiye geçişin hızlandırılması; yatırım, üretim ve ticari işlemler üzerindeki yüklerin azaltılması suretiyle ekonomik aktivitelerin daha da canlandırılması için gözden geçiriyoruz. İnşallah, yakın bir zamanda, Damga Vergisi Kanunu tasarısıyla ilgili de çalışmalarımızı tamamlayıp sizlerle paylaşacağız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerek gelir vergisi tarife ve oranlarında gerek kurumlar vergisi oranlarında Hükûmetimiz döneminde önemli iyileştirmeler yaptık. Vergi oranlarını indirdik. Böylece, OECD ülkeleri arasındaki istihdam üzerindeki en yüksek vergi yükü sıralamasında 2002 yılında 2'nci sıradayken 8'inci sıraya geriledik. 2008 yılında vergi sistemimize dâhil ettiğimiz asgari geçim indirimi uygulaması yoluyla da özellikle çalışanlarımızın -asgari ücretle çalışanlarımız başta olmak üzere- üzerlerindeki vergi yükünü önemli ölçüde azalttık. 3 çocuklu bir çalışan için gelir vergisi yükünü sıfırladık, tamamen vergisiz hâle getirdik. Kurumlar vergisi oranını yüzde 33'ten yüzde 20'ye indirdik. Böylelikle OECD ülkeleri arasında kurumlar vergisi oranı en düşük 6'ncı ülke konumuna yükseldik.

Biliyorsunuz, geçen sene, özellikle işletmelere konulan sermayeye izafeten gider indirimi düzenlemesi yaptık. Bu bizim vergi sistemimizde reform niteliğinde bir düzenlemedir. Mevcut vergi sistemi normalde yabancı kaynak, dış kaynak kullanımını teşvik edecek şekilde faiz gideri indirimi imkânı sağlarken, şirkete koyduğunuz sermayeden herhangi bir şekilde bir gider indirimi söz konusu değildi. Yaptığımız düzenlemeyle, bundan böyle işletme sahiplerimiz, ortaklar işletmeye ne kadar sermaye koyuyorlarsa koydukları sermaye tutarına göre bir gider indiriminden yararlanacaklar. Böylelikle işletmelerimizin daha fazla öz kaynakla finansmanına da imkân sağlamış olacağız.

Yüksek teknoloji sınıfındaki ürünlerin üretimine yönelik yatırımlar ile yenilenebilir enerjiye yönelik yatırımları da öncelikli yatırım konuları arasına aldık ve bu yatırımları 5'inci bölge teşviklerinden yararlandırmaya başladık. 2015 ve 2016 yıllarında gerçekleştirilen yatırım harcamaları için indirimli vergi uygulamasını güçlendirerek işletme dönemi beklenmeden yatırım döneminde yararlanılabilecek vergi teşvik miktarını da artırmış olduk.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; üretim maliyetlerini azaltarak ekonominin rekabet gücünü artırmak ve sürdürülebilir ekonomik büyümeyi desteklemek amacıyla önemli girdi niteliği taşıyan bir kısım yatırım ve ara mallarının vadeli ithalatı üzerindeki fon yükünü kaldırdık. İmalat sanayi makine ve teçhizat yatırımlarının finansmanında kullanılan kredilerde banka sigorta muameleleri vergisi istisnası getirdik.

Yaptığımız vergisel düzenlemelerle Türkiye vergisel açıdan dünyadaki en rekabetçi ülkelerden birisi hâline gelmiştir. Ülkelerin vergi rekabetini ve tarafsızlığını ölçen Uluslararası Vergi Rekabeti Endeksi'ne göre Türkiye 2015 yılında 34 ülke arasında en rekabetçi 9'uncu ülke olmuştur. Söz konusu endekste gelişmiş ülkeler arasında yer alan İngiltere 11, Almanya 17, ABD ise 32'nci sıradadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; basit usulde vergilendirilen esnafımızın yıllık 8 bin liraya kadar olan kazançlarından gelecek yıldan itibaren gelir vergisi almayacağız. Bu uygulamadan yaklaşık 750 bin mükellefimiz yararlanacak. Yine, yeni iş kuran gençlerimize 75 bin liraya kadar kazançlarından üç yıl boyunca gelir vergisi almayacağız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Onuncu Kalkınma Planı'mızda yer alan kamu harcamalarının rasyonelleştirilmesi ve öncelikli dönüşüm programı çerçevesinde inşallah önümüzdeki dönemde de kamu harcamalarına ilişkin olarak kapsamlı gözden geçirme çalışmaları yapacağız. Etkin olmayan, verimli olmayan, çıktı anlamında vatandaşa yansımayan harcama programlarıyla ilgili değerlendirmelerimizi yapmak suretiyle bunları da birer birer kaldırarak daha etkin, daha verimli, daha sonuç odaklı bir kamu harcama yapısına geçeceğiz.

Bu arada özellikle belirtmem gereken iki konu var. Bunlardan bir tanesi, yıllardır konuşulan ama bir türlü gerçekleştirilemeyen, muhtasar beyannamelerle Sosyal Güvenlik Kurumuna verilen sigorta bildirgelerinin birleştirilmesi çalışmalarına devam ediyoruz, inşallah onu da bu yıl içerisinde gerçekleştireceğiz. Dolayısıyla mükellefimiz artık aynı çalışan için hem vergi dairesine hem SGK'ya ayrı ayrı beyanname vermeyecek, tek bir beyannameyle bütün yükümlülüğünü yerine getirmiş olacak.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütçenin hazırlanmasında desteğini hiçbir zaman için eksik etmeyen başta Sayın Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız olmak üzere tüm bakan arkadaşlarımıza, tüm idarelerimize, bütçenin hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Genel Kurulda yapacağınız yoğun ve yorucu çalışmalar için Hükûmetim ve şahsım adına sizlere şimdiden teşekkürü borç biliyorum.

2016 yılı bütçemizin hayırlara vesile olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)