Konu:İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş'ın, (2/234) esas numaralı, Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/18) münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:42
Tarih:23/02/2016


İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş'ın, (2/234) esas numaralı, Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/18) münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) - Değerli milletvekilleri, yargıya olan güvenin her geçen gün azaldığını Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da geçtiğimiz günlerde yaptığı bir konuşmada itiraf etmiştir.

Yargıya olan güvenin yüzde 30'lar seviyesine düşmesinin sebebi nedir? Yargı neden gitgide güven kaybetmektedir? Bunun kuşkusuz başlıca sorumlusu AKP iktidarının yargı üzerinde uyguladığı politikalardır. Örneğin Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu AKP'nin âdeta bir kolu hâline gelmiştir. Bakın, elimde İçişleri Bakanlığının gizli damgalı bir evrakı var. İçişleri Bakanlığı ve çeşitli valilikler HSYK'ya yazı yazarak 12 hâkimi şikâyet etmiş ve bu 12 hâkim hakkında HSYK tarafından soruşturma açılmıştır. Bu hâkimlerin tek suçu idarenin aleyhine karar vermektir. Bu, hukuk devleti adına bir skandaldır. Aynı zamanda, 12 hâkim hakkında soruşturma açılmasının yanı sıra bazı hâkimlerin terfileri de durdurulmuştur. AKP iktidarı, beğenmediği, kendi aleyhine karar veren herkesi âdeta suçlu olarak görmekte ve cezalandırmaktadır.

Rezalet bununla mı bitmektedir? Kuşkusuz hayır. AKP iktidarı tarafından 17-25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonlarının ardından bizzat Tayyip Erdoğan eliyle kurdurulan sulh ceza hâkimlikleri vardır. Özel yetkili mahkemelerin kapatılıp sulh ceza hâkimliklerinin devreye sokulmasıyla birlikte yargı iktidarın sopası hâline gelmiştir ve AKP iktidarının aleyhine kim konuşuyorsa, kim AKP iktidarından şikâyetçiyse onun hakkında derhâl sulh ceza hâkimlikleri devreye girmekte ve âdeta yargısız infaz yapmaktadır. Bu sulh ceza hâkimliklerinin başına getirilen hâkimlerin birçoğunun ise 17-25 Aralık operasyonlarının ardından Tayyip Erdoğan ve yakın çevresini kurtaran hâkimlerin olması kuşkusuz tesadüf değildir. 17-25 Aralık yolsuzluk ve hırsızlık operasyonlarında dosyaları kapatanlar bugün sulh ceza hâkimliklerinde ödüllendirilmiştir. Bu hâkimliklerden herhangi bir adaletin beklenmesi mümkün değildir, bu yüzden sulh ceza hâkimliklerinin bir an önce kaldırılması gerekmektedir.

Bakın, sulh ceza hâkimlikleri nasıl karar veriyor? AKP sıralarında oturan arkadaşlarımız bu tartışmaya kuşkusuz ki şahittirler. AKP Ankara İl Başkanı geçtiğimiz günlerde bir toplantı yapıyor, Nedim Yamalı Başkanlığında Ankara örgütüyle bir toplantı yapılıyor ve orada "Can Dündar ile Erdem Gül serbest bırakılmalı mıdır, yoksa tutuklulukları devam etmeli midir?" anketi yapılıyor, kamuoyu araştırması yapılıyor. Belli ki oradan çıkacak verilere göre sulh ceza hâkimliklerine bir talimat gidecek ve buradan yapılan kamuoyu yoklamaları sonrası buna göre bir karar verilecek.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Fazla bu saçmalık ya! Bu saçmalık fazla ya.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Yapma ya! Bravo, çok yakıştı!

HARUN KARACA (İstanbul) - Hangi gazete yazmış Barış?

BARIŞ YARKADAŞ (Devamla) - İşte burada, burada. Nedim Yamalı bugüne kadar bunu yalanlamadı. Sadece bu gazetede yok. İşte Ahmet Hakan da yazdı Hürriyet gazetesinde.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Ne yazdı, ne yazıyor?

BARIŞ YARKADAŞ (Devamla) - Okumadıysanız ben göstereyim. Bugüne kadar yalanlamadınız. Sulh ceza hâkimliklerinin AKP'nin günlük siyasi ihtiyaçlarına göre karar verdiği ve buna göre kararlar aldığı ortadadır. O yüzden, artık iktidarın bir sopası hâline gelen bu hâkimliklerin bir an önce kaldırılması gerekmektedir. Sulh ceza hâkimliklerinin verdiği haksız tutuklama kararları yüzünden mağdur olan gazeteci arkadaşlarımız ise ne yazık ki tecrit koşullarında cezalandırılmaktadır. İşte o arkadaşlarımızdan Can Dündar ve Erdem Gül'ün geride bıraktığımız hafta Sayın Adalet Bakanına da yansıttığım şikâyetleri. Birkaç gün önce Sayın Adalet Bakanına Genel Kurulda, iki arkadaşımızın Halk TV'yi izlemek istedikleri hâlde izleyemediklerini ve buna ilişkin defalarca dilekçe verdiklerini söylemiştim. Sayın Adalet Bakanı "Bizde böyle bir dilekçe yok." demişti. İşte o dilekçeyi getirdim. Şimdi Adalet Bakanının bir an önce gerekeni yapmasını istiyorum ve kendisine de bugün bu dilekçeyi mektupla yolladım. Buradan da kamuoyuna duyuruyorum ve Adalet Bakanının burada verdiği sözü tutmasını istiyorum. Her iki arkadaşımızın bir an önce mağduriyeti sona erdirilmeli, tecrit koşulları bitirilmeli, tahliye edilmelidirler. Tahliye süresince de tüm haklarından, tutukluların yararlandığı tüm haklardan yararlanmalıdırlar.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)