Konu:Araştırma Ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:38
Tarih:11/02/2016


Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) - Sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısının 8'inci maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım.

Kapitalist modernitenin egemen olduğu dünyamızda sürdürülebilir ekonomik büyümenin ne kadar yenilik ürettiği ve ilişkilendirildiği hususunda AR-GE'yle olan ilişkisi ortadadır. Teknolojik anlamda üretildiği ve ilişkilendirildiği bu durumda ileri olan ekonomiler gelişmiş ülkeler olarak değerlendirilmekte ve kapitalizmin ruhu gereği olarak da rekabet edebilme olanaklarını bu şekilde yakalayabilmektedirler. Bilindiği üzere, AR-GE, bilimsel ve teknik bilgi birikimini artırmak amacıyla sistematik bir temele dayalı olarak yürütülen yaratıcı çaba ve bu bilgi birikimini yeni uygulamalarda kullanma işidir.

Değerli milletvekilleri, çağdaş dünya yaşamında yer alan AR-GE çalışmaları, doğrudan insan yaşamının vazgeçilmezi durumuna gelmiştir. Toplumsal yaşamı kolaylaştırmak ve yaşam kalitesinin artırılması hususunda yine AR-GE kapsamında, AR-GE'nin hedefleri arasında yer almıştır.

Değerli milletvekilleri, bu kadar önemli olan AR-GE çalışmalarının ülkemizde ne durumda olduğuna baktığımızda, Türkiye ve dünya istatistikleriyle ilgili bilginize sunmak istediğim rakamlar var. Her 10 bin çalışan arasında araştırıcı sayısı Türkiye'de 11 iken Avrupa Birliği ülkelerinde 94'tür bu rakam. Yine, gayrisafi yurt içi hasıla içinde AR-GE'ye ayrılan pay Türkiye'de yüzde 0,67 iken Avrupa Birliğinde ise bu 1,92'dir. Milyon nüfus başına düşen yıllık bilimsel yayın sayısı Türkiye'de 41, Avrupa Birliğinde ise bu 613'tür. Avrupa Patent Ofisinden alınan, milyon nüfus başına düşen yıllık patent sayısı Türkiye'de 1'i bile bulamazken Avrupa Birliğinde 135 olarak ifadesini bulmaktadır.

Öncelikle AR-GE'ye bakışımızın değişmesi gerektiği yukarıda ortaya koyduğumuz verilerden de anlaşılmaktadır. AR-GE'nin temel araştırma, uygulama araştırma, deneysel gelişme şeklinde üç aşamayı içerdiği ve bunun tartışmasız bir gerçek olduğu ortadadır. Üç aşamayı da içine alan bu üçlü ayağı geliştirmediğimiz sürece, esas almadığımız sürece -ölçme, izleme ve değerlendirme, bunu başarabilmek- bilimsel, sistematik çalışmayı mümkün kılamaz. Bu nedenle, proje bazlı çalışmaların esas alınmasının gerektiğini düşünüyoruz.

Değerli milletvekilleri, bu kanun tasarısını görüşürken ülkemizdeki durumu çok iyi biliyorsunuz. Kan ve gözyaşı almış yürümüş, bizim burada ortaya koyduğumuz araştırma önergeleri... Niçin kan akmaktadır, niçin gözyaşı var, niçin halklar birbirinden bu kadar uzaklaştırılıyor, araştıralım derken; kirli bir yöntem ortaya koyulurken, bu kirli yöntemi kim ortaya koyuyor, bunu araştıralım derken buna ret oyu kullanıyorsunuz.

Bakın, değerli milletvekilleri, bu ülkenin kurucu asli unsurlarını biliyorsunuz. Burada ifade ederken de üzülüyorum. Farklı uluslardan, milliyetlerden, farklı inançlarda yaşayan bir Anadolu halkı var. Tek tip bir anlayış, Türk-İslam sentezci, Jön Türkçü, İttihat Terakkici, karakol cemiyet anlayışlı sistem artık çökmüştür. Bu sistemi uygulamaktan vazgeçelim. İnançlarımız özgür olsun, halklarımız kardeşçe, barış içerisinde bir arada yaşasın. Kan ve gözyaşının akmasını, kanın durmasını biz burada araştırmazsak neyi araştıracağız sayın milletvekilleri?

İnanın, bakın, ben bölgede çalışmalar yapıyorum. Bugün Alevi inancının ve öğretisinin kutsal bir günü. Oruç tuttu Aleviler ve kardeşliğin, barışın egemen olması için bugün dua ettiler. Bu ülkede akan gözyaşının, anaların gözyaşının bir an önce durması gerekiyor. Burada hepimizin büyük emek vermesi gerekiyor, hepimiz ciddi bir emek ortaya koymamız gerekiyor. Eğer biz bu araştırma önergelerini ortaya koyup tekçi bir sistemi mahkûm etmezsek halklar, inançlar birbirine düşecek. Suriye örneği var, Irak örneği var. Bin yıllık kadim dostluğumuz neden bu noktaya geldi? Bunu araştırmazsak, bunu ortaya koymazsak inançlar, öğretiler, uluslar, milliyetler arasındaki aralık çoğalacak, birbirine düşman olacak. Gelin bunu araştıralım diyorum, hepinize saygılar sunuyorum arkadaşlar. (HDP sıralarından alkışlar)