Konu:Avrupa Konseyinin 2016 yılı Ocak ayı oturumuna ilişkin gündem dışı konuşması
Yasama Yılı:1
Birleşim:38
Tarih:11/02/2016


Avrupa Konseyinin 2016 yılı Ocak ayı oturumuna ilişkin gündem dışı konuşması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AYŞE GÜLSÜN BİLGEHAN (Ankara) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Gerçekten, bazen, sohbet ortamında, bizim Mecliste konuşmak Avrupa Konseyinde konuşmaktan daha zor ama deneyeceğim.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Bilgehan.

AYŞE GÜLSÜN BİLGEHAN (Devamla) - Değerli milletvekilleri, 60 milyon insanın öldüğü İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra "Bir daha asla böyle bir felaket yaşanmasın." sloganıyla kurulan, Türkiye'nin de kurucusu olduğu Avrupa Konseyinin 2016 Ocak Oturumuyla ilgili bilgi sunmak için söz aldım. Sizleri saygıyla selamlıyorum.

1 Kasım seçimlerinden sonra oluşan yeni Türk heyetinin sürede en kıdemli üyesi olarak, Genel Kurulda görüşülen dünya ve Avrupa gündemindeki konuları sizinle paylaşmak istiyorum.

"Kıdemli üye" deyince, 2002'de 22'nci Dönemde, iktidar ve muhalefet milletvekilleri olarak aklıma Avrupa Konseyindeki başarılı çalışmalarımız geliyor. Askerî darbe döneminin ardından on yıl boyunca içinde bulunduğumuz denetim sürecini, 2002-2005 yılları arasında bu Meclisten geçirdiğimiz demokratikleşme paketleri, işkenceye sıfır tolerans, OHAL'in kaldırılması, Medeni Yasa ve ceza yasalarındaki çağdaş düzenlemelerle sona erdirmiştik. Bu Meclisten 1 Mart tezkeresini de geçirmemiştik. Biliyorum, dün tutanakların açılmasına izin vermediniz ama bu kürsüden yapılan konuşmalar zaten tarihe geçti ve biliyor musunuz ki o günden sonra, 1 Marttan sonra Meclis, hiçbir zaman almadığı kadar kutlama, tebrik mesajı almıştı. O zaman işgal kararı alan dünya liderlerinin bile aldıkları karardan bugün pişmanlık duyduklarını anılarında okuyoruz.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak Avrupa Konseyinin iki önemli komisyonunun başkanlığını yürütürken iktidar partisinden bir arkadaşımız, bugün Dışişleri Bakanı olan Mevlüt Çavuşoğlu daha sonra Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanlığına kadar yükseldi. Bu olumlu gidişi devam ettirmeliydik ama gerçek şu ki on yıldır aynı yerden çok uzaklardayız.

Haklı olduğumuz konular var. Ocak Oturumundaki görüşmelerde hakkımız da teslim edildi. Bütün Avrupa'nın gündem maddesi yoğun mülteci akımında Türkiye dünyayı şaşırttı. Almanya dışında bütün gelişmiş Avrupa ülkeleri kapılarını kapatırken, evet, doğru, Türkiye 2,5 milyon göçmeni topraklarında ağırlıyor, yapabildiği kadar tabii. Üstelik, o zamandan bugüne yüz binlercesi daha sınırımıza sığınmak için toplandı. Kimse küçük bedenleri karaya vuran kader kurbanları karşısındaki çaresizliğimizi unutmuyor ama yüz binlerle çocuğa da eğitim verdiğimizi orada tekrarladık.

Biz Strazburg'dayken siz burada çok önemli bir uluslararası sözleşmeyi onayladınız; Avrupa Konseyinin on yıldır bekleyen insan kaçakçılığıyla mücadele sözleşmesini. Sözleşme, köle ticareti mağdurlarını sınır dışı etmeden otuz günlük iyileştirme süresi tanıma, sürekli ikamet izni verilmesi, faillere tazminat davası açılabilmesi gibi birçok önemli sorumluluklar ve yükümlülükler yüklüyor. Tabii, beklentimiz, Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele İstanbul Sözleşmesi'nde olduğu gibi sorumluluk ve yükümlülüklerin kâğıtta kalmayıp uygulanması.

Sorunlu olduğumuz konuların başında, sizin de bildiğiniz gibi, ifade özgürlüğündeki eksiklik ve geri gidişler yer alıyor. "Gazetecilere yönelik ihlaller" deyince herkes dönüp bize bakıyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi geçen yıl 28 davada ifade özgürlüğünün ihlaline hükmetti, 10'u bize ait. Sayın Cumhurbaşkanı ortalama 4 günde bir, kendisini eleştiren bir kişiye dava açmış. Bu konuda AİHM içtihatları var, siyasetçilerin kendilerine yönelik eleştirilere diğer vatandaşlardan daha hoşgörülü bakmaları gerekiyor.

Avrupa Konseyi Genel Kurulunun vazgeçilmez konularından biri de tıpkı bizde olduğu gibi -ki burada Özgecan'ı anıyorum- kadınlara yönelik taciz ve şiddetti. Bu oturumda da birçok konuda olduğu gibi, Türkiye yine eleştiri konusu oldu.

En güzel haberi sona saklamıştım. Yeni dönemde çeviri olanağıyla toplantılarda, ilk defa, ortak dilimiz Türkçeyi 4 siyasi parti temsilcisi olarak memnuniyetle kullandık ve çeşitlilik içinde uyumlu bir bütünlük sağlayan bir ulusal heyet görüntüsü verebildik. Yurt dışında gerçekleştirmeye çalıştığımız bu dayanışmayı Meclisimizde görmek umuduyla saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)