Konu:Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:37
Tarih:10/02/2016


Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA TACETTİN BAYIR (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 97 sıra sayılı Komisyon Raporu üzerine söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Komisyon görüşmelerinde de bazı çekincelerimiz olmasına rağmen tasarıya genel hatlarıyla katıldığımızı ve bu doğrultuda katkı vereceğimizi belirtmiştik. Nedeni şuydu: Çok Değerli Sanayi Bakanımız tasarıyla ilgili Komisyonda bizleri bilgilendirirken, diğer siyasi partilerin de seçim vaatlerini incelediklerini ve bu doğrultuda bir tasarı hazırlamaya çalıştıklarını belirtmişlerdi, dolayısıyla bu bizi çok mutlu etti. Evet, Türkiye için önemli bir kanun tasarısıydı bu. Muhalefet milletvekilleri olarak, önerilerimizin iktidar partisiyle birlikte yapılmasından dolayı memnun olmuştum. Komisyonda tasarı maddelerinin görüşülmesi sırasında 30 maddeden 27'nci maddeye kadar bütün önerilerimizin reddedilmesi üzerine yapmış olduğum bir konuşmada bu yemeği birlikte pişirmeyi teklif etmiştim ve sağ olsunlar, o önerimizden sonraki önerdiğimiz üç öneri de kabul edildi. Keşke 1'inci maddede yapsaymışız böyle bir konuşmayı. Yani, ülke menfaatine, ülke yararına, sanayici ve iş adamı adına yapılabilecek her tür katkıda, birlikte yapmanın tadına birlikte varabileceğimizi o komisyon çalışmasında gördüğümüzü düşünüyorum.

Bu anlamda, sevgili arkadaşlar, hepinizin de bildiği üzere, ülkemizin AR-GE karnesi gelişmekte olan ülkelere kıyasla oldukça düşüktür; küresel rekabette AR-GE yatırımının, yüksek teknolojinin ve yüksek katma değerli ürün tasarımı ve ihracatının değeri ise oldukça ortadadır. Bu ortamda ülkemizin bilgi sermayesine, insan odaklı kalkınmaya ve katma değeri yüksek ürün tasarımına ihtiyaç duyduğu kaçınılmazdır. Belki bu kanun tasarısı bunun önünü açmak adına bir adım olarak kabul edilebilir ama asıl olan uygulamadaki başarısıdır. Yani, Hükûmetin bu tasarı üzerindeki tasarruflarını nasıl kullanacağı ve yöneteceği önemli olacaktır.

Sayın milletvekilleri, bir iş adamı olarak, tasarının bir de girişimci yönüyle irdelenmesinden yanayım. Yani, şunu söylemek istiyorum: Türkiye'den kaçan girişimcinin yani sermayenin geri dönüşü için nelerin yapılması gerektiği konusunda yasama faaliyeti yapanların biraz daha kafa yorması gerektiğine inanıyorum. Tabii ki beyin göçü de önemli ama sermaye olmayınca AR-GE'nin olamayacağı, üretimin olamayacağı ve de istikrarın sağlanamayacağı bilinmelidir. Sevgili arkadaşlar, Türkiye'deki genç beyinler neden gidip başka ülkelerde AR-GE çalışması yapıp şirketler kuruyorlar? Neden bu ülkeler bu genç beyinlere cazip geliyor, hiç düşündünüz mü?

Değerli arkadaşlar, benim için bu göçün birinci nedeni, ülkemizde olmayan imkânların bu ülkeler tarafından gençlere sunuluyor olmasıdır. Bunun yanında, bu ülkeler şirket kurmayı oldukça kolaylaştırmış, insanları vergi prosedürleriyle uğraşmaktan kurtarmış bir ekonomik yapıya sahip ülkelerdir. Tercih edilen ülkelerde vergi oranları adaletli ve yeni şirketlere ciddi vergi kolaylıkları sağlamaktadır. Dolayısıyla, bu ülkelerde üretim ve yaratılan istihdamdan daha adil vergiler alınmaktadır.

Bir de kendi memleketimizin hâline bakalım. Haziran ve 1 Kasım 2015 seçimlerinden sonra, başka bir sorunumuz yokmuş gibi bir başkanlık dayatmasıyla karşı karşıya geldik. Yani, illa "Ben başkan olursam bu ülkeye istikrar gelir." diye önümüze konuldu, "Her şey güllük gülistanlık olur." dendi. Bu söylem, kesinlikle kabul edilebilir, doğru bir söylem değildir. Hele hele, geçtiğimiz hafta doğu ve güneydoğudaki bazı iş adamlarını kabul eden Sayın Başbakanın "Siz mevzuatı boşverin, siz benim dediğimi yapın." dediği kaymakamlardan sonra, Cumhurbaşkanından sonra Başbakanın da bu ülkede doğu ve güneydoğuda yatırım yapması için sanayici ve iş adamlarımıza çağrı yaptığı aklıma gelince o yaptığı açıklamaya bir anlam veremedim. Yaptığı açıklama aynen şuydu: "Biz, doğu ve güneydoğuda bazı iş adamlarının mezarlıklara çekilerek onlara işkenceler yapıldığını, PKK tarafından haraca bağlandığını biliyorduk." Ben 55 yaşındayım, cumhuriyet tarihinde, bir başbakanın "Sanayici ve iş adamlarına işkence yapıldığını biliyorduk ve onlardan PKK'nın haraç aldığını biliyorduk." dediğine ilk kez şahit oluyorum sevgili arkadaşlar.

Şimdi, bir taraftan siz bakan olarak, sanayiciye ve iş adamına "Gelin, doğu ve güneydoğuda iş yaratın, iş yeri kurun, açın, istihdam sağlayın." diyeceksiniz, diğer taraftan Sayın Başbakan çıkacak, sizi zora sokacak. Şimdi, bu, katma değer yaratan sanayicilerimiz ve iş adamları "Yahu sen devlet olarak bana sahip çıkmıyorsun ki, benim can güvenliğimi sağlamıyorsun ki ben hangi mantıkla gidip de doğuda, güneydoğuda yatırım yapayım?" diye sormaz mı bu iş adamları? Ve siz sadece ve sadece çözüm sürecine zarar gelmesin diye "O gün bu iş adamlarına yapılan işkenceye, o gün PKK'nın aldığı bu haraçlara göz yumduk." nasıl dersiniz Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak, bunu nasıl anlatacaksınız? (CHP sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Yazıklar olsun.

TACETTİN BAYIR (Devamla) - Yani, burada hem "PKK'yı bitireceğiz." diyorsunuz hem de sadece çözüm sürecine zarar gelmesin diye orada iş adamlarından haraç alınmasına göz yumuyorsunuz. Böyle bir şey kabul edilebilir bir durum değildir arkadaşlar. Biz, buna inanmıyoruz, Türkiye'de iş adamına, üretenine sahip çıkamayan bir iktidar sadece doğu ve güneydoğuda AKP'nin oyunu artırmak adına iş adamlarının dağa çıkarılmasına, PKK'nın haraç toplamasına engel olamıyorsa, bugünkü durumun tek sorumlusu bugünkü iktidardır. Bence Başbakanın bu ifadeleri özrü kabahatinden daha büyük diye ifade edilebilir. Anlaşılan o ki validen, kaymakamdan en üst makama kadar yetkilerinin devleti ayakta tutmak adına değil, AKP'yi ayakta tutmak adına kullanılmasına göz yummuştur bu iktidar. (CHP sıralarından alkışlar) Tablo böyleyken, bakın bakalım, istikrarın olduğu genç yatırımcı ve AR-GE personelini çeken Avrupa ülkelerinde başkanlık sistemi dayatması ya da iş adamlarından haraç alınmasına, dağa çıkarılmasına göz yuman bir yönetim anlayışı yoktur, hiçbir Avrupa ülkesinde yoktur. Bu dayatma ve yanlış AKP politikalarının sonucu olarak ülkemizin geldiği hâl pek de iç açıcı değildir sayın milletvekilleri. Bu durumdan bizler de, sizler de mutsuzsunuz bunu biliyoruz.

Sevgili arkadaşlar, büyüme hedefi tutmamış, enflasyon tahminleri allak bullak olmuş, işsizlik çift haneli rakamlara gelmiş, gelir seviyesi adaletsiz, orta sınıf yok olmak üzere, yanlış dış politika tercihleri nedeniyle sınır komşularından hiçbirisiyle dostluğu kalmamış, milyonlarca Suriyeli göçmenin sorunu, IŞİD denilen baş belası ve şehir merkezlerinde yaptığı katliamlar ve de en kötüsü her gün doğu ve güneydoğu illerimizden gelen şehit haberleri; buyurun da siz bu ülkede AR-GE yatırımı yapın, beyin göçünü engelleyin ve istikrarı yakalayın; vallahi, hepimizin işi doğrusu çok zor.

Evet, değerli milletvekilleri, tasarıyla ilgili kendi seçim bölgem olan İzmir'le ilgili de bir iki değerlendirmede bulunmak istiyorum. Sevgili arkadaşlar, bazı çekincelerimiz olmasına rağmen olumlu baktığımızı komisyon görüşmelerinde belirtmiştik.

Sayın milletvekilleri, sizlerin de bildiği gibi İzmir ihracat ve turizm alanında ülkemiz ekonomisine katkı veren önemli bir kent konumundadır. Vergi geliri tahsilinde Türkiye'de ilk 3'e giren bir büyükşehir AR-GE ve projeler bakımından ne hikmetse geride kalmıştır. Acaba burada yapılan yanlışlık nedir? Bir İzmirli olarak, milletin temsilcisi olan siz sayın vekillerime soruyorum: Siyasi tercihleri nedeniyle bugüne kadar AKP hükûmetleri tarafından cezalandırılmaya mı çalışılıyoruz? Cezalandırılmaya çalışılan bir kent İzmir. Umarım böyle düşünmüyorsunuzdur.

Sayın milletvekilleri, bugüne kadar İzmir'de beklenenden daha az sayıda AR-GE merkezinin olması en temel nedenlerden bir tanesidir. Diliyoruz ve temenni ediyoruz ki, önümüzdeki süreçte AR-GE sayısını İzmir'de daha da çoğaltırız. Yani çok sayıda büyük firmayı bünyesinde barındıran İzmir'e, Ekim 2004 itibarıyla Sanayi Bakanlığının verilerine göre sadece 5 sektörde 11 firmanın AR-GE merkezi kurmuş olması yeterli değil, hatta üzücüdür. Bu anlamda hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)