Konu:HDP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:36
Tarih:09/02/2016


HDP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

RUHİ ERSOY (Osmaniye) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; lehte veya aleyhte, insan milletvekili sıfatıyla söz alır, burada, süresi içerisinde bir şeyler söyler, söyledikleri sözler zaman kadar tarihi ve geleceği de ilgilendirir. Bu bilinçle Milliyetçi Hareket Partisi hareket eder ve her bir sözcüsü ne kadar süreyle olsun o kadarlık zaman dilimi içerisinde tarihe not düşmek ve geleceğe mesaj vermek ister.

Öncelikle şunu ifade etmek isterim: Türkiye Cumhuriyeti'nin askeri, polisi, güvenlik güçleri kökünü Türk kültüründen ve İslam ahlakından almış bu vatanın, bu milletin çocuklarıdır; hiç kimseye bilerek ve isteyerek zulmetmez. Hele hele "Su istiyorum.", hele hele "Kan istiyorum, can istiyorum, hayatımı kurtarın." diyenlere de asla kayıtsız kalmaz. Bu işin arka planında farklı birtakım programların olduğu bir hakikat ama ne hikmetse Hükûmet bu hakikati milletin gözünün önüne samimiyetle serip aktaramıyor. Birileri de bu kürsüden sürekli bunun propagandasını yaparak, temiz dil kullanmanın çok ötesinde Türk devletini, Türk askerini, Türk polisini âdeta katliamcı gibi sunmaya çalışıyor.

Bakın, aziz milletvekilleri, çok detayına girmek istemiyorum ama Çanakkale'de Yarbay Hasan Paşa ve köpeği Canberk'in hikâyesini hatırlatmak isterim. Yarbay Hasan Paşa ile Canberk'in arasındaki münasebet, o cephede askerlerin hastalıklı bir köpeği kovalamasını gören komutanın inip ona su vererek, onu tedavi ederek şefkat göstermesiyle başlar. Kendisine bağlılık ifade etmeye başlayan, adına Canberk dedikleri bu köpeği daha sonra tüm kışla bir maskot olarak görüyor ve onlarla beraber aynı ruhu teneffüs ediyor. Bir gün bir vuruşmada Yarbay Hasan Paşa hunharca şehit ediliyor. Şehadetinin de arka planında, kurtarmak için elini uzattığı bir düşman askerinin "Hayattaysa onu tedavi edecektim." anlayışıyla yüzünü çevirdiğinde, maalesef hançerlenerek şehadet şerbetini içiyor ve o köpeğin sadakati, üzerine örtülmüş bayrağın altına girerek onunla beraber derdinden can vermesiyle... Çanakkale'de Yarbay Hasan Paşa'nın -Canberk ayak ucunda- mezarı bugün birlikte görülebilecek tarihî hakikat.

Bu, tek başına bir mitoloji ya da efsane değil, yaşanmış belgelerle anlatılan bir hakikat. İşte, Türk askerinin ve Türk polisinin bu hakikatten beslenerek hareket ettiğinin ifadesi, terörle mücadelede "Habersiz ve izinsiz çayınızı, şekerinizi kullandık." diye bıraktıkları bedelden yaşlıları sırtına alarak PKK'lı teröristlerin elinden kurtarmak isteyen görüntülere kadar o şefkati, o samimiyeti Türk güvenlik güçleri bölgede gösterebilmekte. Bu haksız tutum karşısında, bu işin böyle olduğunu iddia edenlerin uzantıları İnsan Hakları Örgütünün 20 Ocak 2016 tarihli basında yayınlanan belgesiyle beraber, YPG'nin, PKK'nın ve PYD'nin dahi nasıl uluslararası anlamda etnik temizlik yaptıklarıyla ve bölgeyi arındırmak için -özellikle PYD'nin- insan hakları ihlaliyle ilgili 8 Eylül 2015 tarihli raporu da bunun devamı niteliğindedir. Şimdi, bu raporlar -sadece duyguyla, fikirle- Türk devletinin kurmaylarının, Türk devletinin istihbaratının raporları değil, bunu merak edenler birazcık kaynak taradıklarında Uluslararası Af Örgütünün raporları olduklarını görürler. Siz çocukları önünüze bariyer olarak, engel olarak koyacaksınız, arkasına saklanıp uluslararası güçlerden alınan desteklerle, silahlarla Türk askeri, polisi hizmet getirirken onlara suikast düzenleyeceksiniz.

Aziz milletvekilleri, saldırı, savaş ve çatışmada birtakım terimler vardır. Bugün itibarıyla baktığınızda, şehadet şerbetini içen askerimiz, polisimiz, uzman çavuşumuz saldırırken değil, savunurken hunharca şehit edilmişlerdir. Diğer tarafta, benim ülkemin bir vilayetinde, bir ilçesinde, şehrinde terörle mücadele değil kamu düzenini tesisle alakalı güvenlik güçleri görevde. Güvenlik güçlerinin bu iradesinin sonuna kadar yanındayken kendi şehir merkezine terörü bu kadar indirmiş ve indirilirken de göz yummuş olan siyasi iradeye, iktidara da bunlardan ders alarak yeniden hatalar yapmaması hatırlatması yapmak istiyoruz. Londra'dan Mardin hattına acaba yeni bir açılım sürecinin serüveni mi taşınıyor? "Kadim medeniyetler", "Mezopotamya çocukları" söylemleriyle aziz ve büyük Türk milletinin, Türklük gurur ve şuuru İslam ahlak ve faziletiyle şereflenmiş ve bu topraklarda bin yıllık hikâyesini örmüş yüce Türk milletinin arasına acaba yeni siyasal hendeklerin kazınmasının temelleri mi oluşturuluyor? Yeni görüşmelerin arka planında kimler neler peşindeler, bunları da sormadan, bu sorguları da yapmadan edemiyoruz.

Bununla beraber, samimiyetle bu işin bitmesini isteyenler, terörle, teröristle arasına gerçekten bir hendek kazarlar ve sen ordasın, ben buradayım diyebilirlerse; ey çocuklar, siz bu memleketin ekmeğini yer, bu memleketin mekteplerinde okur, bu memlekette kariyer yapma haklarına sahip olur ve samimiyetle eğitiminize devam ederseniz bu memlekette hiçbir sorununuz olmaz. Aksi takdirde, bu çocuklara "Bu hendek kazma oyununun arka planında siz alet ediliyorsunuz, bu alet edildiğiniz konu yarın başınıza büyük işler açacaktır." nasihatleri verilemezse bu mesele, ayrışımcı, ayrıştırmacı, 1960'ların Marksist proletarya söylemleriyle eylemi yap, gerillanın eylemine saklan, kendine aidiyet ve taraftar oluştur, oluşturduğun taraftarlar üzerinden bir kimlik inşa et, inşa etmiş olduğun kimliği siyasal zemine taşı; bunlar artık tamamlanmış, misyonunu bitirmiş işlerdir. Dolayısıyla, terör örgütünün sözcülüğünü yapmaya kalkanlar, silahla arasına mesafe koymazlar, teröristle arasına mesafe koymazlar, sürekli tek taraflı meselenin "insan hakları, çocuk hakları, kadın hakları, ölümler" gibi kavramların arkasında çok daha farklı işlerin yapılmasına zemin oluşturacak iş birliği içerisinde olurlarsa siyaseten flu görülmeyi de hak ederler, siyaseten sadece ve sadece Anayasa'nın verdiği seçme ve seçilme haklarından faydalanıp Türk Ceza Kanunu'nun ve diğer müeyyidelerin diğerini tanımayarak otoriter bir anlayış içerisinde hareket ederlerse burada büyük bir hata yapmış olurlar. Bu hatanın sürdürülebilir olmadığını, aziz, mukaddes büyük Türk milletinin ve Türk devletinin "devleti ebet müddet" olduğunu... Lütfen... PKK terör örgütü ile bölge halkımızın birbirinden ayrıştırıcı dilini kullanarak "Siyasi programları, sosyal programları uyguluyoruz." diyen Hükûmet, tekrar aynı hataya düşerek PKK'lı teröristleri muhatap alarak, yeni açılımların zeminini oluşturarak bu konuyu çözeceğini zannediyorsa bu memlekette daha çok kan akmasının zeminini oluşturur. Bu hatada olduğu emarelerini göstermeye çalışan ya da onun ipuçları konumunda olan birtakım hamlelerden biz iyi kokular almıyoruz, bu konuda ciddi ve yüksek sesle hatırlatmalar ve uyarılar yapmak istiyoruz.

Bu memlekette, gelen şehidin acısı kadar, şehit sayılarının ve şehitlerin haberlerinin gelmesinin sıradanlaşması da o kadar acıdır ve bu manada, şehadet haberlerinin sıradanlaşmamasını bekliyoruz. Az önce, Cizre'de bir asker ve bir polisimizin şehit olduğu haberini yine içimiz yanarak duyduk, bunlar sıradanlaşmasın lütfen. Bu meseleyi bitirmek için mücadele veren güvenlik güçlerimize Allah güç versin. Eğer onlar gerçekten hakkı, hukuku, adaleti, halk ile teröristi ayırt etmeselerdi bu mesele bir gecede biterdi. Bütün bu fedakârlıklar belki de o Mehmetçik'in, o emniyet gücünün, o polisin şehadetinin sebebi, vatandaşı ayırt etmek için hukuka uygun mücadeledir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

RUHİ ERSOY (Devamla) - Bu kadar müsaadeli ve müsamahalı yaklaşırken bu yaklaşımlar istismar edilerek tekrar bir açılım süreci ihanetini başlatırlarsa bu hesabı veremeyecek noktaya gelirler. Siyasi irade ve onun temsilcisi, iktidar temsilcisi değerli milletvekillerinin bu hakikati lütfen yüksek sesle kendi gruplarında dillendirmelerini diliyor, siyasal gündemle, Köşk ile sarayın, Sögütözü ile Beştepe'nin kavgasının arasında ideolojik gerilimleri yaşayarak kendi siyasal ikbal ve istikballeri adına kaygılar ve buluşmalar yapanlar, kendi jenerasyonları ve ekiplerini kendi iktidarına taşıma mücadelesi verenler hangi gruptan ve kategoriden olurlarsa olsunlar, iktidar partisi içerisinde her şeyden önemlisi bu konuda, vatan, millet, terörle mücadele konusunda ortak paydada olsunlar diyor, yüce Meclisi saygı, sevgiyle selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)