Konu:AK PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:35
Tarih:29/01/2016


AK PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle hepinizi saygı ve muhabbetle selamlıyorum.

Sözlerimin başında ülkemizin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde teröristlerle mücadele eden güvenlik güçlerimize sabır, güç ve kudret niyaz ediyorum, şehitlerimize de Allah'tan rahmet diliyorum.

Yine, bugün içinden çıktığım toplum olan Batı Trakya Müslüman Türk azınlığının bundan tam yirmi sekiz yıl önce gerçekleştirmiş olduğu bir mücadelenin sonucunda zamana mal olan Millî Direniş ve Dayanışma Günü'nü de ayrıca kutluyorum. Birazdan bu konuyla ilgili olarak sizlere daha vazıh açıklamalarda bulunacağım.

Değerli arkadaşlar, vermiş olduğumuz grup önerisiyle gündeme ilişkin birtakım düzenlemeler yapıyoruz. Buna göre 97 sıra sayısıyla bastırılan ve kamuoyunda "AR-GE kanunu" olarak isimlendirilen kanunun görüşmelerini 13'üncü sıraya alıyoruz, ondan önceki sıralarda da 12 adet uluslararası sözleşmeyi görüşerek bugün karara bağlamayı düşünüyoruz. Malumunuz olduğu üzere Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Başbakanımızın yurt dışı seyahatlerinden önce genel olarak bu ülkelerle yapılan uluslararası sözleşmeleri burada gündeme alıp yasalaştırma sürecine getiriyoruz, bunlar da aynı sürece ilişkin sözleşmelerdir. Bu sözleşmelerin görüşülmesinin bitmesinden sonra önümüzdeki hafta -eğer bugün bunları tamamlayabilirsek- Meclisimiz bir ara verecek, önümüzdeki hafta çalışmayacak ancak bitiremezsek kaldığımız yerden salı gününden itibaren görüşmelerimizi sürdüreceğiz. Yine, Plan Bütçe Komisyonunun da aynı şekilde bu çerçevede önümüzdeki hafta -eğer bugün bitirirsek- çalışmamasını öngörüyoruz. Ben bütün grupların mutabakat hâlinde kabul edeceğini düşünüyorum.

Sözlerimin başında ifade ettim, değerli kardeşlerim, sayın milletvekili arkadaşlarım; Batı Trakya Müslüman Türk azınlığının bugün 29 Ocak Millî Direniş ve Dayanışma Günü. Bugün Batı Trakya kökenli olup dünyanın dört bir tarafında -Amerika'da, Avustralya'da, Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde, Türkiye'de ve Batı Trakya'da- yaşayan bütün azınlık mensupları, bugünü bir direniş günü olarak kutluyor.

Peki, sözlerimin başında "Batı Trakya neresidir?" diye sorarak ve cevaplayarak devam etmek istiyorum: Arkadaşlar, Batı Trakya, Türkiye'yi Yunanistan'dan ayıran Meriç Nehri'yle başlayan İskeçe ile Kavala sınırını kesen Nestos yani Karasu Nehri'yle olan bölümü arasına alan kara parçasıdır. Toplam 8.700 kilometrekarelik bir kara parçasıdır ve Lozan Anlaşması'yla, 24 Temmuz 1923 tarihinde yapılan Lozan Anlaşması'yla Yunanistan'a emanet edilen Müslüman Türk azınlığıdır. Bugün itibarıyla toplam nüfusu 150 bin civarındadır. İstanbul'daki gayrimüslim azınlığa karşılık olarak bırakılmıştır.

Tabii, 1920'li yıllarda yani anlaşmanın imzalandığı yıllarda, Batı Trakya'daki Müslüman azınlığın demografik yapısı yani nüfus oranı bölgede yaşayan Yunanlılara oranla çok fazladır; yüzde 80 Türk yaşamaktadır bölgede, geri kalan yüzde 20'si Yunanlılardan oluşmaktadır. Bugüne baktığımızdaysa bunun tam tersini görüyoruz; yüzde 30 kalmıştır Müslüman Türk azınlığı, yüzde 70'i Yunanlılardan oluşmaktadır. Aynı şekilde toprak mülkiyeti açısından da bu böyledir. Toprak mülkiyetinde 1920'li yıllarda Türklerin sahip olduğu mülk yüzde 85 iken bugün yüzde 15'e gerilemiştir. Bu oranlar bile bize aslında şunu söylüyor: Bölgedeki azınlığın, maalesef, emanet edildiği ülke tarafından asimilasyona, baskıya, çeşitli haksızlıklara maruz bırakıldığının açık ve net göstergesidir.

Özellikle, 1967 yılındaki cuntadan itibaren -cunta denir- darbeden itibaren, azınlık üzerindeki baskı şiddetlenerek devam etmeye başlamıştır.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) - Şimdi de cunta var.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - 1970'li yılların ilk yarısında azınlık ilkokullarında yazan "Türk azınlık ilkokulu" ifadesinden "Türk" kelimesi çıkarılmıştır. Yerine sadece "azınlık ilkokulu" kalmıştır. 1980'li yıllardaki azınlığın her şeyi olan vakıf idaresine ilişkin mallarla ilgili olarak, vakıf idarelerini azınlığın kendisi seçmesi gerekirken bu defa Yunanistan tarafından ataması cihetine gidilmek suretiyle, bugün, vakıf malları tedricen maalesef toplumumuzun elinden çıkmaktadır, kaybolmaktadır, vergi cezalarına muhatap olunmaktadır.

Bu haksızlıklar, hukuksuzluklar yaşanırken, Gümülcine'de 1927 tarihinden itibaren faaliyet gösteren Gümülcine Türk Gençler Birliği, yine 1928 tarihinden itibaren faaliyet gösteren Türk Öğretmenler Birliği adlı kuruluşlarımızla ilgili olarak Valilik mahkemeye bir müracaatta bulunmuş, dava açmıştır. Bu davada...

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) - Kürtlere yaptığınız gibi. Aynen şu an Kürtlere yaptığınız şey.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Biz, hiçbir zaman için elimize silah almadık Hanımefendi.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) - Aynı, aynı... Tanklarla... Silah yetmiyor, siz tanklarla vuruyorsunuz.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Müslüman Türk toplumu meşru yollardan asla ve asla sapmamıştır, sapmayacaktır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) - Tanklarla vuruyorsunuz, tanklarla. Şehir merkezleri tanklarla dolu.

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) - Müslüman Kürt toplumu da hiç sapmadı.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Müslüman Türk toplumu, Lozan Barış Anlaşması'yla...

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) - Kürtler Müslüman değil mi?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - ...azınlık statüsünde tanınan dünyadaki tek topluluktur, bunu da unutmayınız.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) - Kürtler sizden önce Müslüman oldu.

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) - Müslüman Kürt toplumu da Lozan'da asli unsurdur, inkâr ettiniz.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Değerli kardeşlerim, şimdi, Gümülcine ve İskeçe Valiliklerinin açmış olduğu davalar neticesinde, mahkemelerin yapmış olduğu yargılamalar sonucunda, Gümülcine Türk Gençler Birliği Derneği, içerisinde "Türk" ibaresi geçtiği için "bölgede ayrı bir etnik kimlik oluşturmaya matuf bir çaba taşıdığı için" kapatılmıştır.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) - Aynen şimdiki gibi.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Aynı şekilde, Türk Öğretmenler Birliği de aynı gerekçeyle kapatılmıştır.

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) - Sizin yaptığınız gibi.

KEREM ALİ SÜREKLİ (İzmir) - Ne alakası var?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Bakınız, bu kapatılma kararı Yargıtaya taşınmış, Yargıtayda 4 Kasım 1987 tarihinde kapatılma kararı onanmıştır, azınlık bundan ancak 5 Ocak tarihinde haberdar olmuştur. Zaten yıllardan beri yaşanan hukuksuzluklar, baskılar, asimilasyon politikaları neticesinde bıçağın kemiğe dayandığı bir anda bu kararın da öğrenilmesiyle beraber -burada dikkatinizi çekiyorum- Yüksek Azınlık Kurulu bir karar almıştır 25 Ocakta toplanarak. Bu kararla beraber, Eski Cami'den -cuma çıkışında- vilayet binasına kadar suhulet ve sükûnet içerisinde azınlık toplumu yürüyecek, bir bildiri açıklayacak ve dağılacaktır. Yunan devleti, bunu, aynı gerekçeyle, Yunanlıların da istediğinden bahisle reddetmiştir ve maalesef, bu tarihte, oradaki cuma namazlarının kılınmasına da müsaade edilmemiştir. Dolayısıyla, bu kararlar üzerine, Batı Trakya'nın çeşitli bölgelerinden Müslüman azınlık, yaşlısı genciyle beraber akın akın Gümülcine'ye doğru seyrederken yollarda barikatlar, bariyerler oluşturulmuş ve müsaade edilmemiştir; yanı sıra, Yunanlı fanatikler tarafından toplumumuzun önderlerine demir çubuklarla, taşlarla, sopalarla saldırılarak hastanelere yatırılmasına kadar sebebiyet verilmiştir.

Değerli kardeşlerim, bundan tam iki yıl sonra, bu defa, aynı tarihi anmak için Gümülcine'deki Eski Cami'de bir mevlit düzenlenmesi kararı verilmiştir. Yine izin istenmiştir, yine cevap verilmemiştir ama başka bir şey daha yapılmıştır. Gümülcine'deki radyolar, bir hastanede yatan Yunanlının aynı hastanede yatmakta olan, odada yatmakta olan bir Türk tarafından darbedildiğini ve hayati tehlike taşıdığı şayiasını ortaya atarak Yunanlı fanatikleri Türklerin üzerine saldırtmaya başlamıştır.

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) - 7 Haziran sonrası sizin saldırttığınız gibi değil mi?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Gümülcine ve Maronia Metropoliti Damaskinos da aynı şekilde, aynı yöntemi benimseyerek açıklama yapınca burada, maalesef, Yunanlılar da kendi dükkânlarına küçücük Yunan bayrakları astıkları için sadece Türk dükkânlarına saldırılmış, insanımız darbedilmiş ve 400 tane dükkân yağmalanmıştır. Helsinki başraporunda polisin hiçbir şekilde buna müdahale etmediği de tespit edilmiş, Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri İnsan Hakları Raporu'na da bu yazılmıştır. Şimdi, burada sadece yapılmak istenen, Eski Cami'den, cuma çıkışından, vilayet meydanına kadar bir açıklama yapmaktır. Arkadaşlar, niçin? "Türk" ifadesi kullanılmadığı için.

Değerli kardeşlerim, bakınız, ben AK PARTİ milletvekiliyim, bu ülkenin otuz kırk yıllık bir sorunu var. Biz geldikten itibaren bu ülkede güvenlik konseptini bir tarafa koyarak ama özgürlük paradigmasını buraya yerleştirerek, eskiden "Ben Kürtçe şarkı yapmak istiyorum." diyenler için "Vay şerefsiz!" manşetleri atılırken...

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Şimdi öldürüyorsunuz ya, ne farkı var?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - ..."Ben Kürt'üm." dediği için Şerafettin Elçi soruşturma geçirirken bugün Şerafettin Elçi'nin ismi havaalanında değerli kardeşlerim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) - Vay be, ne büyük onur vermişsin!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Mahkûmlar anneleriyle konuşamazken Kürt enstitüleri açılıyor ve kendi dillerinde eğitim hakkına kavuştular.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) - Nerede?

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Pardon, nerede?

AHMET GÜNDOĞDU (Ankara) - Hani hatip konuşurken sataşılmasından rahatsızdınız? Ayıp! Rahatsızdınız. Sabrediyoruz burada, Asr okuyoruz ya. Niye sataşıyorsunuz? Konuşamazsınız bundan sonra orada.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - İdare amiri olarak mı müdahale ediyorsunuz?

AHMET GÜNDOĞDU (Ankara) - Yok, ben de milletvekiliyim.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Ee, oturun, oturun.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Arkadaşlar, bakınız, burada amaçları iyi okumak lazım. Amaç belli; amaç, kardeşlik hukuku arasına bir fitne oluşturmak, bir fitne koymak suretiyle iki toplum arasındaki yaşanan birlikteliği, yüzyıllara sâri birlikteliği birbirinden koparmak.

AHMET GÜNDOĞDU (Ankara) - Bak, dün siz ne diyordunuz: "Hatip konuşsun." Buyurun, konuşsun.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) - Ama en çok siz konuşuyorsunuz.

AHMET GÜNDOĞDU (Ankara) - Çok ayıp, çok ayıp.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Herkese müdahale etme hakkını kendinizde görüyorsunuz.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Değerli kardeşlerim, Türkiye Cumhuriyeti büyük bir devlet. Türkiye Cumhuriyeti AK PARTİ iktidarlarıyla daha da büyük bir devlet çünkü bizim bütün medeniyet ve gönül coğrafyamızda yaşayan bütün insanlar yere ayaklarını AK PARTİ iktidarları döneminde daha sağlam basıyorlar, daha öz güvenli basıyorlar.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Ya, sekiz gündür yaralıları alamıyorsunuz, sekiz gündür. İnsanlar su diye haykırıyorlar.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) - Bundan sonra da bu ülkenin iktidarı için dualarını etmeye devam edecekler ve onu daima destekleyeceklerdir diyorum, bu duygu ve düşüncelerle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)