Konu:Ak Parti Grubu Önerisi Münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:34
Tarih:28/01/2016


AK PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ VELİ AĞBABA (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, ben de AKP grup önerisi konuşulmadan önce gündemle ilgili birkaç düşüncemi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, hepinizin bildiği gibi, ülke tam bir yangın yerine dönmüş durumda; askerimiz, polisimiz şehit düşmekte, ülke 1990'lı yıllardan bile daha kötü durumda. Günlerdir ocaklara ateş düşüyor. Dün gece 5 eve ateş düştü, yine çocuklar babasız kaldı, yine anneler evlatsız kaldı, yine kadınlar eşsiz kaldı. Anaların, çocukların, kardeşlerin feryatları göğü deliyor. Duyan var mı, bu ölümleri durdurmak için yapılan bir şey var mı, onu da sizlerin takdirlerine sunuyorum.

Değerli arkadaşlar, bakınız, yetim kalan, babasız kalan bir çocuk, ismi Eylül. Eylül'ün resmine bir bakın değerli arkadaşlar. Bu 5 yaşında bir çocuk, babası dün Diyarbakır'da şehit oldu. Bu çocukları babasız bırakanları şiddetle lanetlediğimi belirtmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, eskiden polisimiz, askerimiz dağda çatışmada ölürdü, 20 Ekimden beri güvenlik güçlerimiz kimi zaman kahvaltıda, kimi zaman kızıyla seyahat ederken, kimi zaman babası ve eşiyle alışveriş yaparken alçakça katlediliyor; kimi zaman şehrin göbeğinde yollara döşenen bombalarla, kimi zaman şehir merkezine sokulan ağır silahlarla yoksul anaların, babaların evlatları, gencecik fidanlar toprağa düşüyor, sıvasız, çatısız evlerde doğup büyüyen fakir aile çocukları ölüyor.

Bakın, değerli milletvekilleri, bakın da biraz ibret alalım hep beraber. Fakir, yoksul çocukların öldüğü evlere birkaç tane örnek vermek istiyorum. Kimisinin çatısı yok, kimisinin penceresi yok. Bakar mısınız şu çocukların doğduğu, büyüdüğü evlere. Bakın da bir vicdanınız sızlar belki, şu evlere bir bakın değerli arkadaşlar. Bunların hepsi, ölen askerlerin, polislerin oturduğu bütün evler birbirine benziyor.

ERTUĞRUL SOYSAL (Yozgat) - Yenilerini alıyoruz sen merak etme.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Bir bakın bakalım değerli arkadaşlar, şunlara bir bakın belki birazcık vicdanımız sızlar, belki birazcık gerekli tedbirleri alırız. Birilerinin evleri buyken bir kısmının sarayları da şu şekilde değerli milletvekilleri. Bir bunlara bakın, bir de şu saraya bakın.

ERTUĞRUL SOYSAL (Yozgat) - Yanlış, yanlış, kıyasın yanlış Veli Bey, öbürleri nerede?

VELİ AĞBABA (Devamla) - Bir bakın, birazcık vicdanınız sızlıyor mu? Eğer yüreğinizde biraz sevgi varsa, insan sevgisi varsa bu evleri bir karşılaştırın. Birisi bir saray, birisi de yoksul, fakir aile çocukları. Ölenler burada, burada ölen kimse yok.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Kendi villanı da göster ya!

VELİ AĞBABA (Devamla) - Ölenler bu fakir aile çocukları. Ne için ölüyor değerli arkadaşlar, ne için ölüyorlar, değerli milletvekilleri ne için ölüyorlar? Maalesef birilerini başkan yapmak için ölüyorlar.

Bugün yine hazretleri konuşmuş, demiş ki: "Parlamenter sistem bugün itibarıyla sona erdi." Milletin derdine bak, beyefendinin derdine bak.

SALİH CORA (Trabzon) - Sayın Cumhurbaşkanı diyeceksin.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Diyarbakır'da, Cizre'de insanlar şehit oluyor, beyefendinin derdi başkanlık. Bu ölümlerin sebebi parlamenter sistem değil. Bu katledilen gençlerimizin, toprağa düşen yavrularımızın sorumlusu parlamenter sistem değil, birilerinin hırsları, birilerinin bitmek tükenmek bilmeyen iktidarları. Bu hırs 7 Hazirandan sonra başladı, 20 Ekimde devam etti, maalesef onlarca ocağa ateş düşüyor. Kimi zaman 3 yaşındaki bebeler, masum bebeler katlediliyor, kimi zaman 10 yaşındaki Cemileler katlediliyor. Kimi zaman Ayşenur'un babaları hiç yok yere öldürülüyor, kimi zaman eşiyle alışveriş yaparken alçakça insanlar katlediliyor. Birileri izlemeye devam ediyor. Kimileri Ceylânpınar'da 2 polis şehit edilirken sadece şehit cenazeleri üzerinde nutuk atıyor ve "Başkan olacağım." diyor.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Ne alakası var ya!

SALİ CORA (Trabzon) - Çözümünüz ne?

VELİ AĞBABA (Devamla) - Kahrolsun senin başkanlığın, kahrolsun senin başkanlığın, kahrolsun senin başkanlığın! Bu kadar insan ölürken hâlâ bunlar konuşuluyorsa yazıklar olsun sizin başkanlığınıza!

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Sana yazıklar olsun Veli Ağbaba! Sana yazıklar olsun!

SALİH CORA (Trabzon) - Senin milletvekilliğine yazıklar olsun!

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Sen HDP'li misin kardeşim, HDP'li misin?

VELİ AĞBABA (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bunları söylemeye devam edeceğiz. Sizler ki bakın, sizler ki burada Diyarbakır'ın Sur'unda, Cizre'de, Silopi'de eğer polisler öldürülüyorsa -geçtiğimiz günlerde de söyledim, şimdi de ifade ediyorum- bunun sorumlusu siyasi iktidardır. Bakın, bu çocuklar, bu polisler dün nasıl öldürüldü?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Teröristlerin hiç mi suçu yok?

VELİ AĞBABA (Devamla) - Ağır silahlarla öldürüldü.

Bir dakika söyleyeceğim.

Nasıl öldürüldü? Ağır silahlarla. Gençler, 13 polis nasıl katledildi? Yola döşenen mayınlarla?

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Kim döşedi onu?

VELİ AĞBABA (Devamla) - Söyleyeceğim onu, onu söyleyeceğim!

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Onu söyle, onu söyle ya, yanlış şeyleri söylüyorsun!

VELİ AĞBABA (Devamla) - Şimdi, sanki üç yıldan beri bu ülkeyi İran yönetiyordu, sanki Irak yönetiyordu, sanki Başbakan başka bir ülkenin başbakanıydı.

Değerli arkadaşlar, üç yıldan beri, geçtiğimiz gün sizin eski parti sözcünüz Sayın Hüseyin Çelik'in belirttiği gibi, bu illere ağır silahlar gelirken, roketatarlar gelirken, tanklar toplar gelirken Hükûmet sizdiniz, görmezden geldiniz, bir şey demediniz. Eskiden çocuklarımız dağda, çatışmada ölüyordu, şimdi şehrin merkezinde ölüyor.

SALİH CORA (Trabzon) - İç güvenlik yasasını kim engelledi?

VELİ AĞBABA (Devamla) - Eğer o ağır silahlar girmişse, eğer o yollar kazılmışsa, eğer ağır iş makineleriyle hendekler kazılmışsa, kusura bakmayın, bunun sorumlusu sensin, sensin, sensin, sensin!

SALİH CORA (Trabzon) - İç güvenlik yasasını kim engelledi?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Sensin!

VELİ AĞBABA (Devamla) - Bunun sorumlusu siyasi Hükûmet. Bundan kaçamayacaksınız, kusura bakmayın. Eğer PKK orada örgütlenip gençlerimizi katlediyorsa, terör estiriyorsa, kusura bakmayın, bunun sorumlusu sensin.

SALİH CORA (Trabzon) - Sorumlusu CHP!

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - PKK'ya bir şey diyebiliyor musun!

VELİ AĞBABA (Devamla) - Bunun sorumlusu 28 Aralık 2012'de kalkıp "Barış süreci istiyorum." diyen insanlar. Ne oldu barış süreci? Oldu ölüm süreci. Barış süreci ne oldu? Ölüm süreci oldu.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - 1993'te yok muydu o? 1993'te 1994'te yok muydu?

VELİ AĞBABA (Devamla) - Bunun sorumlusu, akan kanın, çocuklarımızın sorumlusu sizsiniz! Bunun hesabını vereceksiniz!

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Siz iktidardayken yok muydu o, şimdi mi oldu?

VELİ AĞBABA (Devamla) - Bunun hesabını Cumhuriyet Halk Partisi olduğu sürece sizden soracağımızı bilmenizi istiyorum değerli arkadaşlar.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Sizin iktidarınızda terör zirveye çıktı ya, 1993'lü yıllarda!

VELİ AĞBABA (Devamla) - Öyle boş konuşma "1990'lı yıllar, 1993'lü yıllar." Boş konuşma, boş konuşma!

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Siz onlarla Parlamentoya girdiniz!

VELİ AĞBABA (Devamla) - Bildiğin konulara gel! 1990'lı yıllardan daha fazla kan akıyor bu ülkede, 1990'lı yıllardan daha fazla insanlar katlediliyor.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, müdahale etmeyelim.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Bunun sorumlusu her şeye karar veren, her şeyi bilen adam.

YILMAZ TUNÇ (Bartın)- Senin derdin Erdoğan, başka bir derdin yok!

VELİ AĞBABA (Devamla) - O kim? Dünyanın en büyük jinekoloğu. O kim? Dünyanın en büyük emlakçısı. O kim? Dünyanın en büyük mimarı. Nerede kupon arazi varsa o satıyor. Kimin kaç çocuk yapacağına, nerede yapacağına, nasıl yapacağına, o doğurduğu çocuğu nasıl besleyeceğine bir tek adam karar veriyor. Onun sorumlusu bu.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Sayın Başkanım, Cumhurbaşkanına hakaret ediyor.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Bağırdık, 28 Aralık 2012'de bağırdık, dedik ki "Bu süreci yanlış yönetiyorsunuz. İmralı'yla görüşmeyin, Kandil'le görüşmeyin, pazarlık yapmayın. Gelin bu Parlamentoda hep beraber görüşelim, çözelim." ama maalesef...

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Bir tane de doğru bir şey söyle ya!

VELİ AĞBABA (Devamla) - ...sizler üç yıl boyunca Öcalan'la flört ettiniz, şimdi gençlerimiz ölüyor. Bunun sorumlusu kim? Bunun sorumlusu sensin, bunun sorumlusu sensin, bunun sorumlusu bu ülkeyi yıllardan beri yönetenler. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Sensin, sensin!

BAŞKAN - Sayın Ağbaba, lütfen, konuşmamızı yaparken kaba ve yaralayıcı sözler söylemeyelim.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Bakın, bir başka konu daha: Değerli arkadaşlar, bakın, Türkiye'yi hem dünyaya hem Avrupa'ya rezil eden bir konu daha var, bizim demokrasi ligindeki durumumuzu gösteriyor. O ki bizim demokraside lig düşmemizi sağlayan bir konu. Nedir? Can Dündar'ın ve Erdem Gül'ün tutuklulukları.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Grup önerisine gel, grup önerisine.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Değerli arkadaşlar, AKP her dönem, kendine muhalif olan basın mensuplarına "terörist" yaftasını yapıştırıyor. Şimdi utanır mısınız bilmiyorum. Yine, 2011 ile 2014 döneminde bu kürsüden konuşuyorduk, "Onlar terörist, onlar darbeci." diyordunuz. Tuncay Özkan burada mı bilmiyorum, Tuncay Özkan'ın tipine, yüzüne bakıp utanır mısınız bilmiyorum, ona da "terörist" diyordunuz. Niye terörist? Ahmet Şık'a "terörist" dediniz, başka, Deniz Yıldırım'a "terörist" dediniz, Soner Yalçın'a "terörist" dediniz, Tuncay Özkan'a, Hikmet Çiçek'e, Mustafa Balbay'a "terörist" dediniz. Ama sonra, bir çıkar çatışması sonunda, aynı yerde iş gördüğünüz bir grupla bozuşunca ne yaptınız? "Biz aldatıldık." dediniz, "Bizi aldattılar." dediniz.

SALİH CORA (Trabzon) - Siz de onlarla barıştınız.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bakın, yıllarca faşist düzenin düşman yüzünü gösteren bu insanlarla "Barıştık." dediniz. Neydi bu insanların günahları? Gerçekleri yazmak. Neydi bu insanların günahları? Gerçekleri, hakikatleri paylaşmak.

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) - Devlet sırlarını ifşa ettiler, farkında değilsiniz herhâlde.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Değerli arkadaşlar, şimdi durum nedir? Şimdi durum diğer dönemlerden farklı değildir. Sizin darbeci dediğiniz, sizin cezaevine atıp... Hanefi Avcı şimdi kanallarınızda geziyor ya, Hanefi Avcı; Hanefi Avcı televizyona çıktığı zaman utanıyor musunuz bilmiyorum, yüzünüz kızarıyor mu bilmiyorum çünkü Hanefi Avcı'yı da cezaevine atan sizsiniz.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Sen Samanyolu'na çıktığın zaman utanıyor musun?

VELİ AĞBABA (Devamla) - Samanyolu'yla aynı yatakta iş tutan da sizsiniz.(x) (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) - Ya, böyle bir şey olur mu ya!

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) - Sayın Başkan, o sözü söyleyemez.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - O nasıl laf ya, o nasıl laf! Sayın Başkanım, sözünü geri alsın.

VELİ AĞBABA (Devamla) - İnsanları katleden de sizsiniz, cemaatle iş tutan da sizsiniz.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Sayın Başkanım, sözünü geri alsın.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Ne diyordunuz? (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bir dakika, zoruna gidebilir. Ne diyorduk: Zaman gazetesinin... Ne yapıyordu Zaman gazetesi?

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Sözünü geri alsın Başkanım.

BAŞKAN - Sayın milletvekili, Sayın Ağbaba...

VELİ AĞBABA (Devamla) - Zaman gazetesiyle küsüldü ya... Peki, başka bir şey söyleyeyim.

BAŞKAN - Sayın Ağbaba... Sayın Ağbaba... Sayın Ağbaba, lütfen!

VELİ AĞBABA (Devamla) - Burada, bilmiyorum, Fethullah Hoca'dan... (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Sen de mi o yataktaydın ha? Sen de mi oradaydın?

BAŞKAN - Sayın Ağbaba, bakın, temiz bir dille konuşmaya davet ediyorum.

VELİ AĞBABA (Devamla) - ...randevu talep etmeyen milletvekili varsa elini kaldırsın.

BAŞKAN - İç Tüzük'ün 67'nci maddesine göre sizi temiz bir dille konuşmaya davet ediyorum.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Sözüm ortada, randevu almayan, randevu...

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Ayıp be, yazıklar olsun sana!

BAŞKAN - Lütfen, kaba ve yaralayıcı ifadeler kullanmayın.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bakın, Allah'ın bir ömür verdiği Can Dündar ve Erdem Gül'den iki ömür istiyorsunuz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Ayıp ya, böyle bir üslup olabilir mi ya? Ayıp, ayıp, milletvekilisin ya!

VELİ AĞBABA (Devamla) - Ne için? Aynı sebepten dolayı. Ne için? Gerçekleri yüzünüze yapıştırdığı için. Ne için? Suriye'de katledilen çocukları sizin yüzünüze çarptığı için. Bunlar zorunuza gitse de söylemeye devam edeceğiz.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Siz böyle konuştuğunuz müddetçe CHP yüzde 20'yi geçemez.

UĞUR AYDEMİR (Manisa) - CHP, senin sayende yüzde 25'i geçemiyor.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Zoruna gitse de... Oy vererek değil... Zoruna gitse de hakikatleri, gerçekleri, utansanız da, kızarsanız da yüzünüze vurmak bizim görevimiz.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Bitirdin CHP'yi, bitirdin. CHP'yi bitiriyorsun sen.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)