Konu:Hdp Grubu Önerisi Münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:30
Tarih:20/01/2016


HDP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ CENGİZ AYDOĞDU (Aksaray) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin kıymetli üyeleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

26'ncı Dönemin başından beri bir meseleyi hep aynı bakış açısıyla konuşuyoruz, gündemimize hep aynı bakış açısıyla geliyor ve içimizi acıtıyor. Gırtlak kırk boğum, konuşamıyoruz, pek çok şeyi söyleyemiyoruz, yıllardır da söyleyemedik. Birbirimizin niyetini okuyamıyoruz, emin değiliz. Türkiye'nin bir şekilde... Bir Batılı öyle diyor: "Duvarları yıkabilirsek çatıyı neyin ayakta tuttuğunu görürüz." Bir sarsıntı var, bunu tamir etmemiz gerekiyor ama birbirimizden emin değiliz.

Ben, konuşmama başlamadan önce, çilekeş, bilge, arif, hakikaten ehliirfan ahalinin sabrı için buradan teşekkür ediyorum, onları tazimle selamlıyorum. Orada yaşayan insanlar -Yahya Kemal Bey'in tabiriyle- bizlerin dünya ve ahirette vatandaşları, hem dünyada hem ahirette; millet olmak da öyle bir şey. Ve bu insanlar -elhamdülillah- otuz senedir kendi evlatlarının yaktığı ateşi söndürmek için uğraşıyor, kendi evlatlarını hoş görmek için, kendi evlatlarının kusurlarını gizlemek için uğraşıyor ve acısını sabırla içinde tutuyor. Aslında hepimiz biliyoruz orada neler olduğunu.

Kıymetli arkadaşlar, Osmanlı Devleti yıkıldı. Yıkılırken bazı devletler de çıktı, bazıları da çıkamadı. Çıkamama sebebini de biliyoruz. Şimdi, neredeyse kırk yıldır Stalinist bir örgüt orada masum Müslüman ahaliye savaş açtı; işin özeti bu. Çözüm süreci dedi arkadaşlar. Çözüm süreci bence bu ülkenin bir hayır duası idi. Bir hayır duası yaptık hep beraber ama beraber dua ettiğimiz yanımızdaki arkadaşımızın niyeti başkaymış, onlar içinden başka şey geçiriyormuş, bizim inandığımıza inanmıyormuş.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Kandırıldınız yani aldatıldınız. Kaddafi aldattı bunları, Esad aldattı!

CENGİZ AYDOĞDU (Devamla) - Dua tutmadı ve şu anda oradaki çukurlar, oradaki sıkıntılar, hepsi... Ve elhamdülillah, o ahali yine buna destek vermedi, ahali milletinin, devletinin yanında. Orada semamızda, Anadolu semalarında bayrağımız ile ezanımızın birlikte dalgalanması için birlikte el ele bu fitneye, bu belaya, bu cinnete karşı mücadele eden polisimizi, askerimizi, kamu görevlisini, Diyarbakırlısını, Şırnaklısını, hepsini tekrar huzurunuzda tazimle selamlıyorum.

Bir kere daha anlamamız lazım ki Türkiye'yi bekleyen tehlike bölünmek değil sevgili arkadaşlar, Türkiye'yi bekleyen tehlike bölünememek. Bu ülke bölünemez, bundan daha küçük bir Türkiye olmaz. Türkiye intihar eder, bundan daha küçük olmaz. Bunu hepimiz kalbimize, gönlümüze, zihnimize yazalım. Neden? Fiziken imkânsız. Trabzon'daki Kürt'ü ne yapacaksınız? Hakkâri'deki Türk'ü ne yapacaksınız? Yok böyle bir şey. Birlikte yaşayacağız, birbirimize tahammül edeceğiz. Bu meselenin çözümü birlikte yaşamanın yollarını aramaktır, ayrılmanın yollarını aramak değil.

Şimdi, bugün sabah duyduğumuz konu, Cizre'de olan hadise. Arkadaşlarımız izahat istediler, bunun için Meclis çalışmalarına ara verdik. Hükûmet geldi, izahat verdi; inanmadık. Orada mesele bitiyor arkadaşlar, inanmadığımız anda bitiyor. Birbirimize inanmıyoruz.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) - İnanmayız çünkü ne olduğunu biz çok iyi biliyoruz.

CENGİZ AYDOĞDU (Devamla) - Birbirimize inanmıyoruz. Ayrıca, nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz, nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz?

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) - Çünkü aynısını ben de yaşadım, ben. Aynısını ben de yaşadım.

CENGİZ AYDOĞDU (Devamla) - Ama bir benzerini de bir başkası yaşıyor.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) - Aynısını ben de yaşadım.

CENGİZ AYDOĞDU (Devamla) - Yani azıcık şüphe, azıcık tereddüt olmalı; sosyal ilimlerin temeli şüphe ve tereddüttür. İki kere iki dört gibi, nasıl bu kadar emin olabiliriz?

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) - Siz niye hiç tereddüt etmiyorsunuz?

CENGİZ AYDOĞDU (Devamla) - Propagandayı şöyle tarif ediyorlar: Gerçek ile o gerçeği algılayan arasına konan buzlu cam. Burada propaganda yapıyorsunuz arkadaşlar, retorik yapıyorsunuz. Yani, burada, oradaki hadiseleri, küçük, böyle sinema tekniği gibi zumlayarak anlattığınızda müthiş dramlar, trajediler çıkar ama şöyle bir uzaklaşıp bakalım, orada ne oluyor? Orada kuzey Suriye'den aldığı ilhamla Türkiye'de özerk bölge, özgür bölge vesaire -adına ne dersek diyelim- bir bölünme provası yapılıyor. Buna hiçbir devlet müsaade etmez, buna siz de müsaade etmezsiniz, etmemelisiniz çünkü siz de bu çatı altında bu devletin bir parçasısınız. Halkların Demokratik Partisi Türk devletinin bir parçasıdır, Türk demokrasisinin bir parçasıdır, vazgeçilmez bir parçasıdır. Birlikte olursak yani bunu böyle düşünürsek belki daha rahat düşünürüz. Ama biz, terör örgütünün söylemlerini burada -çok iyi yetişmişsiniz, hepinizi tebrik ediyorum- çok iyi propaganda tekniğiyle abartarak, küçük küçük hadiseleri hadisenin tamamı gibi göstererek...

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) - "Küçük küçük hadise" dediğiniz, vekilimiz ölüyordu, vekilimiz. Bu size küçük mü geliyor? Vekilimiz ölüyordu, vekilimiz.

CENGİZ AYDOĞDU (Devamla) - Oradaki canı yananların hepsiyle bizim de canımız yanıyor, bizim de yüreğimiz yanıyor. Yani, sizden bir defa ben, şehit olan askerle, polisle ilgili üzüntü duysam.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - Duymadın mı? Meclise gelseydin duyardın, gelmediğin için duymadın.

CENGİZ AYDOĞDU (Devamla) - Yani, karşılıklı çok artistik oluyor, çok artistik oluyor. Yani, o kadar tasannu olduğu, yapmacık olduğu belli oluyor ki onu da zorda kalarak söylüyorsunuz.

Demek istediğim şu sevgili arkadaşlar: Çok az biliyoruz ama çok fazla inanıyoruz. Fanatizm tam da budur; az bilmek, çok inanmak. Müthiş bir inanç içindesiniz ama elinizde hiçbir somut bilgi yok. Tekrar soruyorum: Nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz? Bu millet bin yıl beraber yaşadı ve yaşayacak. Şimdi, orada valilerimiz, kaymakamlarımız halkın günlük hayatını imkânsız hâle getiren çukurlar, bombalar, bubi tuzakları vesaireye karşı onları temizleyebilmek için sokağa çıkma yasağı ilan ediyor ve bunun uzamasını istiyorsunuz. Bunun uzaması için terör örgütü elinden gelen gayreti gösteriyor, sonra da "Bu kadar çok uzun sokağa çıkma yasağı mı olur?" diyor; onun için yapıyorsunuz onu. Devletimizin, Türk devletinin geleneğidir bu, bu topraklarda çok isyan bastırdık biz, bu topraklarda birbirimizi çok üzdük, çok da yaralar sardık ve birbirimizin yarasını saracağız. Şu anda orada görev yapan valinin, kaymakamın, polisin, askerin tek derdi bir sivilin burnu kanamasın, bunun için uğraşıyor. Terör örgütü de orada görev yapan asker, polis sivile zarar versin, ben de bütün dünyaya "Türk devleti halkına savaş açtı." diye ilan edeyim... Hayır efendim, orada halka savaş açan terör örgütü PKK'dır. Terör örgütü PKK kendi halkına, kendini büyüten, içinden çıktığı insanlara savaş açmıştır ve bu savaş bizim dirliğimize, düzenliğimizedir. Bunu hep birlikte koruyacağız, neye mal olursa olsun koruyacağız. Tekrar ediyorum, bundan küçük Türkiye olmaz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)