Konu:CHP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:29
Tarih:19/01/2016


CHP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MARKAR ESEYAN (İstanbul) - Saygıdeğer Başkan, Divan, kıymetli milletvekilleri ve Meclis çalışma arkadaşlarımız, Meclis çalışanları; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, grubum adına, CHP'nin araştırma önergesinin aleyhinde konuşmak üzere söz aldım. Açıkçası, ben sözüme başlarken buradan CHP'li grup başkan vekillerine bu Meclis araştırması önergesinin içeriği hakkında teşekkür etmek istiyorum çünkü gerçekten de içerik oldukça objektif. Sadece belli bir medya kesimini kayıran veyahut da başka bir medya kesimini yok sayan bir bakış açısı burada oluşturulmamış ve hem çeşitli, Star gibi, yine, Star yayın grubunun CEO'suna yapılan saldırılar da orada gerçekten zikredilmiş. Ama aynı zamanda diğer medya gruplarına yapılan saldırılar da zikredilmiş ve bunlarla ilgili çok objektif bir Meclis araştırması önergesi teklifi verilmiş. Ben CHP'li grup başkan vekillerine teşekkür ediyorum bu açıdan.

Burada, işte, her ne kadar aleyhte konuşma sırası aldıysam da öncelikle bunu teslim etmek istiyorum ancak biliyorsunuz bu türden araştırma önergelerini 4 grubun daha önceden anlaşarak Meclise getirmek durumunda olduklarını ve daha sağlıklı yol budur. Özellikle bugün olduğu gibi çok sıkıntılı, daha doğrusu yoğun gündemin altında ezilmemesi için daha sonraki günlerde bizim grubumuzla birlikte aynı konunun, araştırma önergesinin gündeme getirilmesini biz uygun buluyoruz ve buna olumlu baktığımızı değerli başkan vekillerine ifade etmek istiyorum.

Şimdi, hazır konuşma konusunda fırsat yakalamışken, tabii önemli bir gün bugün. 19 Ocak 2007. Benim için önemli bir kişiydi Hrant Dink, öldürülüşünün dokuzuncu yılını idrak ediyoruz. Benim hocamdır, beni gazeteciliğe taşıyan kişidir, bana ilk köşemi veren kişidir, beni bu mesleğe taşıyan ve cesaretlendiren kişidir, örnek aldığım bir aydındır, gazetecidir. Dolayısıyla, 19 Ocak 2007 günü benim hayatımdaki en karanlık, en zor ve hâlâ da üstesinden gelemediğim bir acı gündür. Ama ben bugün gerçekten memnuniyetle burada tanıklık ettim ki... Hem birer dakikalık konuşmalarda hem de bütün grupların, temsilcilerin burada yaptığı konuşmalarda, Meclis Başkan Vekilimizin yaptığı açılış konuşmasında, Hrant Dink'in hepimizin bir ortak değeri olarak ne kadar özümsendiğini, ne kadar sahiplenildiğini ve ne kadar aslında onun görmek isteyeceği bir tablonun Mecliste ortaya konduğunu ben gerçekten büyük bir mutlulukla, hüzünlü bir mutlulukla izledim. Hepinize buradan teşekkürlerimi bir borç biliyorum.

Tabii, bu davanın serencamı hiçbirimizi memnun etmedi, etmesi de mümkün değildi. Ben bu davayı yakından takip edenlerden birisiyim. Hrant Dink'le en son 19 Ocaktan on beş gün önce karşılaşmıştık; Agos'un gecikmiş 10'uncu yaş gününü kutlayacaktık Taksim'de bir otelde. Gecikmiş diyorum çünkü aldığı tehditler yüzünden bir türlü fırsat bulamamıştı bu organizasyonu yapmaya ve o gün, o akşam onu son görüşümdü ve sağ olsun beni onore etmişti -ilk burada paylaşıyorum- "Benden sonra bayrağı Markar taşıyacak." diye. O anlamda bu dava benim için ayrıyeten önemli bir hâl almakta ve bu davanın serencamından hiç hoşlanmadığımızı... Zaten binlerce yazı yazmışımdır bu konuda.

Ancak, biliyorsunuz Aralık 2015 tarihinde, aralığın sonuna doğru yeni bir soruşturma açıldı. Aslında, 2010 yılında AİHM'den, bu davada ihlal var ve bu davada maddi gerçeklik ortaya çıkarılmamıştır, çıkartılmamıştır... Dolayısıyla bu ihlal yönünde karar çıkınca Hükûmetimiz de biliyorsunuz jest olarak AİHM'deki bu karara, Hrant Dink, ihlal var kararına -o dönem Başbakanımız Dışişleri Bakanıydı- itiraz etmemişti. Ve bu AİHM kararına dayanarak yeni suç duyurularında bulundu Dink ailesi avukatları ve bunun peşi sıra bu soruşturma açıldı.

Bu soruşturma gerçekten çok ciddi ilerliyor -bu soruşturmanın içinde yer alan ciddi kamu görevlileri var- ki biz baştan beri bunu arzu etmiştik. Hrant Dink ana davası ile Trabzon'daki diğer davanın birleştirilmemesi bize her zaman kasıtlı gelmişti. Çünkü, İstanbul'daki ana dava ile Trabzon'daki davanın birleştirilmemesi, davanın bütünlüğünü bozmakta ve o olay örgüsünde derin dehlizler yaratmaktaydı. İşte bu son soruşturma bu anlamda iddianameye dönüştü biliyorsunuz ve kabul edildi ve burada çok yeni deliller var. Burada pek çok kamu görevlisi iddianameye dâhil edilmiş durumda. Dink davasının avukatlarından Hakan Bakırcıoğlu -arkadaşım- bu konuda yaptığı açıklamada, bu iddianamenin, sadece belirli gruplara yakın kişileri değil, bu konuda kastı veya ihmali olup dokuz yıldır adı geçen çoğu kişiyi kapsadığını yani sadece paralel örgüte yakın kişileri değil diğer kişileri de kapsadığını, bu anlamda çok önemli olduğunu da ifade etmiştir.

Benim şöyle bir sıkıntım var, bilmem hak verir misiniz: Madem biz burada Hrant Dink konusunda, bu Malatyalı Anadolu çocuğu konusunda, bu yerli ve millî kişi konusunda, Hrantça konuşan ve bizi birleştiren, o bütün ön yargıları iki cümleyle anında yerle bir edecek kadar Anadolulu olan, bizden olan ve hepimizi birleştiren bu kişi konusunda burada bir ortaklık ettik, acaba bu davayı araçsallaştırmasak iyi olur mu? Yani, bu davayı burada işte konuşurken... Tekrar konuşacağız, tekrar tekrar konuşacağız çünkü bu dava -ben ilk günden beri yazdım- Türkiye'nin derin devletini en tepeden gören bir cinayettir. Yani, Hrant Dink davasını ortaya çıkaran yargı, bu ülkenin gerçekten bütün o kirli bağırsaklarını da ortaya çıkarmış demektir ve Hükûmetimiz bunun arkasındadır.

Bakın, bu araçsallaştırma beni çok rahatsız ediyor. Biraz evvel -ben, biraz, tabii ki teşekkür bölümünde ifade ettim ama- o konuşmalar içerisinde yine bunun izleri vardı. Yani Hrant Dink davasını veya cinayetini alıp da, tıpkı biraz evvel arkadaşımızın savunduğu aydınlar bildirgesi gibi, bugün, Sur'da, Silopi'de, Cizre'de, Nusaybin'de PKK'nın yaptığı cinayetleri, çocuk katliamını meşrulaştırmak için kullanamazsınız. Hrant Dink sizin oyuncağınız değil! (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

AYHAN BİLGEN (Kars) - Biz böyle bir şey yapmadık.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) - Siz yaptınız, siz.

MARKAR ESEYAN (Devamla) - Şimdi, bu benim için özel bir dava ama her cinayet benim için önemli. Hablemitoğlu cinayeti de benim için önemli, Hasan Fehmi'den, Ahmet Samim'den, Sabahattin Ali'den Musa Anter'e kadar, Metin Göktepe'ye kadar, Uğur Mumcu'ya kadar, Çetin Emeç'e kadar, sayamadığım -biraz evvel MHP'li kardeşimin ifade ettiği- sağ kesimden bütün gazetecilerin de içinde olması kaydıyla hepsi bizim acımızdır, hepsi bizim değerimizdir. Bunlara biz ideolojik olarak yaklaşamayız ama her konuyu -Uludere, Hrant Dink davası, kadın cinayetleri- alıp getirip, bunu, burada Hükûmet veyahut da Erdoğan nefretiyle harcamanın sebebi nedir?

BURCU ÇELİK ÖZKAN (Muş) - Çözün o zaman. Çözdünüz de biz bunu zorla mı getirdik?

MARKAR ESEYAN (Devamla) - Neden bir araçsallaştırma ahlakını terk edemiyoruz? Bu çok önemli bir durum.

BURCU ÇELİK ÖZKAN (Muş) - Sanki ortaya çıkardınız da, onu biz öyle getirdik!

MARKAR ESEYAN (Devamla) - Bakın, konuşuluyor, konuşuluyor, konuşuluyor, en sonunda, aynı aydınların yaptığı gibi, Hrant Dink cinayeti, kalkıp, Sur'daki, Çınar'daki çocuk katliamlarını meşrulaştırmak üzere araçsallaştırılıyor. Ben buna karşıyım çünkü Hrant Dink'in benim üzerimde hakkı var.

BURCU ÇELİK ÖZKAN (Muş) - O başka bir konu, kişiselleştirmeyin.

MARKAR ESEYAN (Devamla) - Sizden çok daha iyi tanıyorum Hrant Dink'i, sizin politikalarınızın tam tersi noktada durmaktaydı ve PKK'ya çok ciddi eleştirileri vardı. Kürtlere "Yüz yıl önceki tecrübelerden mutlaka ders alın, aynı tuzağa düşmeyin." diye yazdığı yazıların hepsini ben ezbere biliyorum. On sene birlikte yazdım ben Hrant Dink'le Agos gazetesinde. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Hrant Dink, kendi halkını, ülkesini parlamentolarda şikâyet etmeyen, bu aydın müsveddelerinin yaptığı gibi kendi halkını, kendi devletini katliamla, soykırımla asla suçlamayan bir insandı, bunu bizzat kendisi binlerce defa ifade etmiştir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bugün yaşasaydı sizin tarafınızdan lince uğratılacaktı, aynı benim gibi.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) - O laf ayıp oldu, ayıp.

MARKAR ESEYAN (Devamla) - Bu, çok önemli bir ahlaki duruştur. Acılarımızı araçsallaştırmayalım. Yani burada konuşmak, bu kürsüyü işgal etmek, bir kara propaganda mekanizmasını yaratmak değildir. Biz 78 milyon insanın, 55 milyon seçmenin meşruiyetini aldık, onayını aldık ve buraya geldik ve insanlar bizden hizmet bekliyor. Burada bu kürsüye çıkıp da "Bana asla PKK adam öldürüyor dedirtemezsiniz." demenizi beklemiyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Tabii ki devleti de eleştirin, bakın ben burada eleştiriyorum, siz de eleştirin. Ama, bir aydın tavrı, bir milletvekili tavrı ve halka hizmet tavrı gerçekten zor olanı yapmaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MARKAR ESEYAN (Devamla) - O zor olan şey de gerçekten cinayete cinayet, katile katil demektir.

NURSEL AYDOĞAN (Diyarbakır) - Hrant Dink sağ olsaydı siz burada böyle konuşmazdınız.

MARKAR ESEYAN (Devamla) - Hepinizden bunu bekliyoruz.

Teşekkür ediyorum, sağ olun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)