Konu:Askerlik Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı Ve Teklifi Münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:28
Tarih:14/01/2016


Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MUSTAFA TUNCER (Amasya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 60 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 14'üncü maddesi hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi tarafından verilen önergeyle ilgili söz almış bulunmaktayım. Yüce Millet Meclisini saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 60 sıra sayılı -torba- Kanun Tasarısı'nın 14'üncü maddesiyle, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 68'inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde değişiklik, üçüncü fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinin yürürlükten kaldırılması amaçlanmaktadır.

5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 68'inci maddesi, gerçeğe aykırı yerleşim yeri bildirenlere ve nüfus müdürlüğüne gerçek dışı beyanda bulunanlara verilecek idari para cezalarını düzenlemektedir.

Kanun tasarısıyla madde kapsamının daraltılması hedeflenmiştir. Madde metninde "nüfus olaylarını bildirme yükümlülüğü olanlar" kavramı mevcut iken, tasarıda "evlenme olayını bildirme yükümlülüğü" getirilerek, evlenme dışındaki nüfus olayları fıkra kapsamında yer almayarak kapsam daraltılmış ve keyfiliğin önü açılmıştır.

Yine, kanun metninde bulunan üçüncü fıkranın (a), (b) ve (c) bentleri yapılacak değişiklikle kaldırılacaktır. Bu yanlış bir uygulamadır, çünkü mevcut madde hükmünde kişinin kendi kusurundan kaynaklanmayan durumlarda, doğal afet, hırsızlık ve benzeri durumlarda ceza uygulanmıyor. Örneğin, sosyal devlet olmanın gereği, kimsesiz çocuklara bu tür idari cezalar verilmiyor. Ancak, yeni tasarıyla, hiçbir ayrım yapılmadan her türlü durum ve herkes idari para cezası kapsamına alınmaktadır. Tasarıyla, idari para cezası verilecek kişilerin kapsamı genişletilmiş ve ayrıca uygulanan idari para cezası miktarı da artırılmıştır. Para cezası miktarının niçin artırıldığı da doyurucu ve ikna edici şekilde gerekçelendirilmemiştir.

Değerli milletvekilleri, tasarıyla 5490 sayılı Kanun'un 68'inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendiyle adres değişikliği bildirme yükümlülüğü düzenlenmişse de aslında bu düzenleme yetersizdir. Çünkü özellikle seçim dönemlerinde kasten kötüye kullanılan yer değişikliği ağır cezalık suç kapsamına alınmalıdır. 1 Kasım seçimlerinde yaşandığı üzere, her seçim bölgesinde olduğu gibi Amasya'da da on altı yıldır aynı evde oturan bir öğretmen arkadaşımızın bu evinde hiç tanınmayan bir kişi kendini ikamet ediyor olarak yazdırmıştır ve tüm başvurulara rağmen sonuç alınamamıştır. Öğretmen arkadaşımız da kendi evinde oturmasına rağmen oy kullanamamıştır. Şayet adres değişikliğini kasten kötüye kullanmanın cezası ağır olursa bu tür kötüye kullanmalar da en aza inecektir.

Değerli milletvekilleri, ilgili kanunda yapılması istenen değişiklik Türk aile hukukuyla yani evlenmeyle alakalıdır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 2'nci maddesinde cumhuriyetin nitelikleri sayılırken "Demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir." nitelemesi yapılmıştır. Hukuk devletinde toplumun düzenleyici kurallarını hukuk kuralları belirler. Hukuk kurallarını belirleme yetkisi ise Türkiye Büyük Millet Meclisinindir ve TBMM bu yetkisini devredemez. TBMM tarafından yapılan Türk Medeni Kanunu'nun "Aile Hukuku" kitabında ise evlenme açıkça tarif edilmiştir. Yine Türk Medeni Kanunu Madde 129'da evlenme engelleri sayılmıştır ve evlenme engeli olanların evlenmesi yasaklanmıştır. Buna göre üst soy ile alt soy arasında, amca, dayı, hala ve teyze ile yeğenleri arasında evlilik yasaklanmıştır. Yani bir kişinin anne ve babasıyla ve de çocuklarıyla evlenmesi kesin olarak yasaktır. Oysa çok kısa süre önce Diyanet İşleri Başkanlığı sitesinde bir soruya verilen cevapta, âdeta fetva verir gibi, hukukun ve ahlakın kabul etmeyeceği biçimde, baba ile kız çocuğu arasında evlenme mübah gibi gösterilmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı konuyla ilgili olarak aynen şu cevabı vermiştir: "Babanın kendi öz kızını öperken şehvet duyması durumunda nikâhın ne olacağı konusunda görüş ayrılığı vardır."

AHMET UZER (Gaziantep) - Yazıklar olsun ya, yazıklar olsun!

MUSTAFA TUNCER (Devamla) - "Hanefilere göre babanın kızını şehvetle öpmesi, kızına şehvetle sarılması durumunda kızın annesi bu babaya haram olur." Evet, cevap aynen bu şekildedir.

Değerli milletvekilleri, Diyanet İşleri Başkanlığının bu cevabı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'na, Türk Medeni Kanunu'na ve Türk Ceza Kanunu'na açıkça aykırıdır.

AHMET GÜNDOĞDU (Ankara) - Tekzip edilmiş bir konuyu buraya taşımanız yanlış Sayın Vekilim.

MUSTAFA TUNCER (Devamla) - Laik hukuk devleti ilkesine aykırıdır. Ayrıca bu açıklama suçtur. Çünkü, Anayasa'mızın 41'inci maddesine göre devlet her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları korumakla yükümlüdür. Diyanet İşleri Başkanlığı Türkiye Cumhuriyeti'nin laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti olduğunu unutmuştur ya da bilinçaltındaki baklayı çıkarmıştır.

AHMET GÜNDOĞDU (Ankara) - Birileri "web" sitesine saldırmış, tekzip etmişler.

MUSTAFA TUNCER (Devamla) - Hukuken, vicdanen, ahlaken ve dinen kabul edilemeyecek açıklamayı yapan ilgilileri ve bu açıklamanın yapılmasına müsaade eden Diyanet İşleri Başkanını kınıyorum ve istifaya davet ediyorum.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) - Böyle bir açıklama yok zaten. Olmayanın üzerine konuşuyorsunuz Sayın Vekil.

MUSTAFA TUNCER (Devamla) - Değerli milletvekilleri, görüşülmekte olan 60 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 14'üncü maddesinin geri çekilerek yakında TBMM'ye yeniden sevk edileceği...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA TUNCER (Devamla) - ...anlaşılan Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'yla birlikte getirilmesini talep ediyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)