Konu:MHP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:26
Tarih:12/01/2016


MHP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Rusya Federasyonu'yla yaşanmakta olan krizin ülkemize ekonomik etkilerinin araştırılması için alınabilecek tedbirlerin belirlenmesi amacıyla verdiğimiz araştırma önergesine ilişkin Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini arz etmek üzere söz aldım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

24 Kasım 2015'te Rusya Federasyonu'nun bir uçağının sınırlarımızı ihlal etmesi üzerine düşürülmesi sonucunda Rusya Federasyonu tarafından Türkiye'ye karşı bazı engelleyici ekonomik tedbirler alınmıştır. Uygulanan politikaların bir ekonomik sonucu mutlaka olacaktır. Bunun bilinmesi gerekir. Hatta başka komşularla olan ilişkilerimizde de doğrudan veya dolaylı olarak, haklı haksız, dolaylı dolaysız, ülkemizin lehine aleyhine ekonomik sonuçlarının ortaya çıkmasının kaçınılmaz olabileceğini ifade etmek istiyorum. Dolayısıyla ortaya çıkabilecek sonuçlardan doğrudan ülkeyi yönetenlerin sorumlu olduğunu ifade etmek istiyorum. Bundan ülkenin menfi olarak etkilenmemesi için tedbir almalarının gerektiğini de düşünüyoruz.

Sayın Genel Başkanımızın talimatları, aynı zamanda Merkez Yönetim Kurulunun görevlendirmesi sonucunda, İzmir Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcımız Sayın Ahmet Kenan Tanrıkulu Bey'le birlikte olayın boyutlarını Antalya'da araştırmak üzere ne yaptık? Gittik, görevlendirdik. Orada, Merkez Yönetim Kurulu Üyemiz Sayın Selçuk Bey'le, il başkanımız, belediye başkanlarımızla -özellikle Kemer, Korkuteli ve Alanya- birlikte sivil toplum örgütlerini ziyaret ettik, onların problemlerini dinledik, beklentilerini aldık, alınması gerekli tedbirlerle ilgili onlardan bilgiler aldık. Gerçekten orada bir sıkıntının olduğu söz konusu. Sıkıntı birçok sektörde ortaya çıkıyor. Başta turizm, ikincisi tarım, konut, mali sektör ve bunu açarak gitmek mümkün.

Şimdi, gerçekten, turizm, ihracat, tarım ve diğer sektörlerin krizin dışında onlarca yıldır biriken sorunlarının da bu nedenle vatandaşlarımız tarafından bize aktarılmak istendiğini ne yaptık? Gördük. Turizmin sivil toplum örgütlerini, ihracatçıları, haldeki ihracat yapan arkadaşları, halde alışveriş yapan arkadaşları, esnafı ziyaret ettik, çiftçileri, ziraat odasını ziyaret ettik. Kemer'de iş adamlarını, Alanya'da ticaret odasını da ziyaret ettik. Burada gerçekten büyük problemler olduğunu gördük.

Burada biraz önce ifade ettim. Vatandaşların birikmiş problemlerini de bu konuda bize aktardıklarını ifade ettik ama biraz önce bu konuda bir konuşma yapacağımı duyan, Denizli'den Sabri Sabuncuoğlu ismindeki Tavaslı çiftçimiz "Bize seçimden önce söz verdiler ama bize -ne geldi- icra geldi." diyor, telefon numarası da bende. Hükûmet yetkilileri ilgi duyar mı duymaz mı bilmiyorum ama ilave olarak Antalya'da tarımla ilgili, tarım ürünleri ihracatıyla ilgili büyük problemlerin olduğunu da ifade etmek istiyorum.

Şimdi, bize aktarılan problemlerden bizim edindiğimiz, ortaya çıkan birtakım tespitleri ne yapmak istiyorum? Huzurlarınızda ifade etmek istiyorum. İlişkilerde, gerçekten, gerek turizm gerekse tarım ve diğer sektörlerde yirmi yılın üzerinde Sovyet Rusya vatandaşları değil de Rusya Federasyonu vatandaşlarıyla ne oldu? Karşılıklı ilişki içine, irtibat içine girmişler, alışveriş içine girmişler, ilişkiler ağı oluşmuş, karşılıklı bir güven oluşmuş. Bu olay, gerçekten iki tarafın da oluşan bu güvenini tahrip etmiş. Alışverişte sıkıntı var. İnsanlar bağlantılarını direkt yapmak istiyorlar fakat ne oluyor? Direkt aktaramadığı için, başka ülkeler üzerinden -Türkiye'nin ürünlerinin marka kaybını da dikkate aldığımızda- üzerinde etiketi olmadan, bir başka ülkenin malı gibi göndermeye çalışıyorlar. Bu bir vakıa; bu karşı tarafça da biliniyor. İlişkileri koparılamıyor ama ileriye yönelik olarak da birtakım sıkıntıların olması kaçınılmaz.

Bizim 31-32 milyar dolarlık ticaret hacmimiz var. Bunun 25 milyar dolarını ithalat olarak düşünürsek 5-6'sını da ihracat olarak düşünüyoruz. 3 milyon Rus turist var; 5 milyar dolar gelir var. Müteahhitlik sektörünün durumu ortada. Yurt dışında 500 dolayında müteahhitlik sektörü şirketimiz var. Bunun 150'si nerede? Rusya Federasyonu'nda.

Buradan 50-70 bin civarında gayrimenkulün alındığı söyleniliyor. Burada Rusça konuşan 70 bin kişilik istihdamın olduğu söyleniyor. Bu bir sıkıntı yaratıyor. Bu bölgede yaklaşık 200 bin kişi turizm istihdamında ve 60-70 bin kişilik kayıp yaratabilecek. Şu anda gerek turizm gerekse tarım açısından üretim olmadığı için sıkıntıların çok ortaya çıkmadığı bir dönem olarak ifade etmek mümkün ama her ikisinin de sezonu yaklaştığında önümüzdeki üç dört ayda problemlerin artacağı aşikâr. Krizden öte tek pazara olan bağımlılığın ne büyük sıkıntılar yapabileceğini Gazipaşa'da salatalık olayında, özellikle "dikenli" diye ifade edilen salatalıkta görüyoruz.

Krizin çözülmemesi hâlinde olayın ekonomik boyutları artacak. Pazarın tamamen veya kısmen kaybedilmesi zincirleme etkisiyle diğer sektörleri de etkileyecek. 4,5-5 milyar dolar turizm, 650-700 milyon dolar yaş meyve sebze, toplam 5-6 milyar dolar oranın kaybı. Otomotiv ve diğer sektörler, bavul ticareti ve bağlı sektörleri dikkate aldığınızda, bu, gerçekten artan bir miktara doğru gidiyor. Sadece Antalya'nın değil Türkiye'nin de kaybına baktığınız zaman, iş, ekonomik açıdan birtakım finansman problemlerini de ortaya çıkaracak.

Şimdi, 705-710 milyar dolara gelmiş bir millî gelire baktığınızda, millî gerin yaklaşık yüzde 1,5-2'si kadar -Hükûmet binde 3, binde 4 diye ifade ediyor- bir problem ortaya çıkıyor. Rusya Federasyonu Antalya turizminin üçte 1'inden fazlasını, tarım ihracatının üçte 2'sini temsil ediyor.

Şimdi, bunun DTÖ nezdinde girişimlerine bakmak lazım. Krizin bölgeye etkilerini biraz önce ifade ettim, tarım sektörünün fiyat gerilemelerinden dolayı bölgeyi etkileyecek. Aynı zamanda tarım ürünlerinin fiyatlarının da azalacağını dikkate alırsanız, orada da bir sıkıntı söz konusu. Kayıt dışı istihdamın artması söz konusu. Hizmet ve üretim kalitesinin de düşmesi söz konusu olabilecek. Tarım, turizme dönük sektörlere yönelik ticaret, sanayi, hizmet ödemelerinde ciddi vade uzatımları ve ödeme güçlüğü ve finansman sorunu ortada.

Şimdi, nereden bakarsanız bakın, bu zaten darmadağın olmuş makroekonomik dengeleri -yılda 3 kere yenilenmeyen tarafı kalmamış orta vadeli program hedeflerine de baktığınızda- bu olayın ekonomik etkilerini de incelediğinizde, gerçekten Türkiye açısından büyük sıkıntıların ortaya çıkabileceğini ne yapmak lazım? Görmek lazım.

Şimdi, turizm gelirlerinin bu yıl içinde 27 milyar dolar tahmininde bulunuyorsunuz -2016 yılı için- bunun 2017 yılı için 29-30 milyar dolar, 2018 için de 31-32 milyar dolar olmasını öngörüyorsunuz. Peki, bölgesel istikrarsızlıkları dikkate aldığınızda ilave olarak bugünkü gibi meydana gelebilecek olan terör oylarının Türk turizmi üzerine etkisini de dikkate aldığınızda gerçekten neyi göreceğiz? Türkiye ekonomisine de olayın siyasi ve sosyal boyutunun ötesinde etkilerinin olduğunu açık ve seçik göreceğiz.

2016-2018 döneminde bu üç ay içinde revize yemeyen göstergesi kalmamış orta vadeli programı savunacak -açıklayanlar dâhil- bir tane bakan arıyorum.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)