Konu:Asya Altyapı Yatırım Bankası Kuruluş Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:24
Tarih:06/01/2016


Asya Altyapı Yatırım Bankası Kuruluş Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

HDP GRUBU ADINA MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; size birkaç gün önce Diyanet İşleri Başkanının bir beyanatından bir pasaj okumak istiyorum, Sayın Başkan diyor ki: "Cemevlerinin alternatifi cami değildir..." Sorun yok, elbette. "...başka bir inancın mabedi gibi gösterilmesi kırmızı çizgimizdir." diyor.

Değerli milletvekilleri, cemevinin ne olduğunu, neye hizmet ettiğini hepimiz biliyoruz. Alevi inancının ve öğretisinin bir ibadethanesidir, hep böyle olmuştur. Eskiden Aleviler mimari anlamda bir cemevine sahip değillerdi, odalarında yaparlardı cemlerini, ibadetlerini ama artık kent koşullarında, değişen koşullarda, kapitalist modernitenin egemen olduğu bu yoğun kentleşme içerisinde artık kentlere göç ettiler ve kentlerde kendi cemevlerini inşa etmeye başladılar. Bakın, Diyanet İşleri Başkanlığı... Aslında, sorun ta nereden geliyor? Biraz, müsaadenizle, hoşgörünüze sığınarak çok kısa tarihî bir sürece değinmek istiyorum.

Maalesef, bizim devraldığımız sistem Nizamülmülk'ten devralınan bir sistem olarak... Osmanlı sistemine karşı Alevilerin ortaya koyduğu direniş maalesef katliamlarla karşılaştı. Tarihin bu derinliğine bırakarak... Tarihle yüzleşmek Meclisimizin elbette ki bir görevi olabilir ama bugünkü gündemi olmadığı için bunu ifade etmek istemiyorum. Katliamlar yaşandı, direnişler oldu ama cumhuriyete geldiğimizde, cumhuriyet iradesi ilk defa ortaya konduğunda 22 Aralık 1919 yılında Alevilerin serçeşmesi olarak bilinen Hacı Bektaş Veli Dergâhı'nda bugünkü cumhuriyetin kadroları gidip o günkü postnişine cumhuriyet fikrini anlatıyorlar ve büyük bir destek alıyorlar. Aleviler, Bektaşiler Osmanlı'nın o rejiminden çektiklerini cumhuriyette çekmeyecekleri bir hukuk sistemi şeklinde, bir mutabakat şeklinde anlaşarak geri dönüyorlar ama maalesef, cumhuriyetin ilanından sonra görüyoruz ki Aleviler yağmurdan kaçarken doluya tutulmuş oldular.

Değerli milletvekilleri, bakın, bu ülkede kardeşçe, barış içerisinde bir arada yaşamanın şartlarını oluşturmamız gerekiyor. Bu cumhuriyetin hızlıca demokratikleşmesi gerekiyor. Alevilerin, Bektaşilerin 28 Şubatta İslami kesime verdiği desteği, başörtü özgürlüğüne karşı başörtü özgürlüğünü savunmaları sizler tarafından unutulmamalıdır. Alevilerin demokratik yönü, Alevilerin inançlara olan saygısı, hoşgörüsü unutulmamalıdır.

Cumhuriyet iradesi 1924 yılında hemen, her neyse, nasıl bir tekçi anlayışsa, egemen sistem, egemen ulus ve egemen inanç sisteminin getirdiği bir rejim olarak bir kanun çıkartmış. Bu kanun teklifi verdik. Diyor ki kanunda, Köy Kanunu'nda -ilk işi- köy tanımı yapıyor: "İçinde yaylak, otlak, harman yeri, cami olan yere köy denilir." Peki, Alevi köyleri nerede? Cumhuriyetin egemen Sünni bir devlet anlayışını nasıl barındırdığına ilişkin bir örnek. Sonra 13'üncü maddede "Köylünün zorunlu yapacağı işler" başlığı adı altında diyor ki: "Her köye bir cami yapmak, mescit yapmak."

Cumhuriyet yine hızını alamıyor, bakın, değerli milletvekilleri, 1924 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı kuruluyor ama Aleviler içerisinde yok. Alevi inancı, öğretisi, diğer inançlar yok. 1924 yılında kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı da tamamen Sünniliğe hizmet etmiş. Sünniliğe olan saygımı burada tekrar belirtmek isterim; en ufak bir kaygım, en ufak bir çabam olamaz. İnançtır, saygı içerisinde yaklaşıyorum ama Alevilik yok bu işin içinde. Aslında, Sünniliği de asimile eden bir kurum hâline gelmiş. O yüzden Diyanet İşleri Başkanı bir gün diyor ki: "Cemevleri bizim kırmızı çizgimizdir." Sizin ne haddinize? Anayasa'nın 24'üncü maddesine muhalefet ediyorsunuz, suç işliyorsunuz.

Bakın değerli milletvekilleri, bir gün Diyanet İşleri Başkanlığı gibi büyük bir teşkilatta...

NURETTİN YAŞAR (Malatya) - 1924'te Erdoğan mı vardı?

MÜSLÜM DOĞAN (Devamla) - Ben Erdoğan'ı eleştirmedim.

NURETTİN YAŞAR (Malatya) - Bir soru sordum.

MÜSLÜM DOĞAN (Devamla) - Hayır, hayır, ben süreci değerlendiriyorum Sayın Vekilim.

Bakın, arkadaşlar, cumhuriyet iradesi çok sağlam bir iradedir; halkların, inançların birlikte bir ortak projesidir. Biz ortak vatanda yaşıyoruz, bu ortak vatanda cumhuriyetin demokratikleştirilmesi çabası Aleviler anlamında ortaya konulduğunda çok ciddi tepkiler alıyor.

Diyanet İşleri Başkanlığının ve Diyanet İşleri Başkanının ortaya koyduğu siyaset, çok üzülerek söylüyorum, tamamen Sünni bir anlayış. Bakın, bir tane Alevi memur bulamazsınız içinde, başka bir inançtan insan bulamazsınız. Niye böyle oluyor bu kurum, neye hizmet ediyor? Gerçek inancını yaşayan, İslami değerlerle yaşayan insanlara da aslında resmî bir din dayatılmış. Bu resmî dinin hiç kimseye faydası yok. Sünni yurttaşlarımız da rahatsız buradan. Cemevlerini siz yok sayarsanız... Bakın, 130 bin civarında minareli ve minaresiz cami var, bu bir ihtiyaçtır, ihtiyaç olmasa cami yapılmaz. Bunun elektrik, su, temizlik işlerini belediyeler yapıyor ama cemevlerininkini yapmıyor. 2.882 tane cemevi var. Efendim, neymiş, yasal dayanağı yokmuş, neye göre yapılacakmış.

Bakın, 64'üncü Hükûmet Programı'nda cemevlerine hukuki statü konuldu. Bu, Aleviler anlamında son derece önemsendi ama Diyanet İşleri Başkanı, sizin "oligarşik bürokrasi" dediğiniz var ya, bakın karşı çıkıyor. Biz kuvvetler ayrılığı diyoruz, kuvvetler birliği var burada aslında. Ben bunu izliyorum, ben yeni bir milletvekiliyim, kuvvetler birliği oligarşik bir devlet anlayışını egemen kılmış, bence buna bir son vermek lazım. Bu cumhuriyetin Meclisi olarak eğer biz bu ülkedeki sorunları görmezsek, her on yılda bir darbeyle karşılaşan ülkemizi, ortak vatanımızı özgür demokratik bir sisteme taşıyamayız.

Bakın, bu Aleviliği... Yine hoşgörünüze sığınarak bir şey söyleyeceğim. Bu, Alevilik nedir? Şimdi, bir Diyanet İşleri Başkanının ne haddine ki Aleviliği tanımlıyor? Benim Alevilikten anladığım, bâtın ile zahirin buluştuğu bir noktada toplum yaşamına, insanlara bakışımdır bu benim, siz niye karışıyorsunuz, sizin ne haddinize? Hiçbir inanca, hiçbir öğretiye karışılmaz. Onların özgürleşmesi için katkı gerekiyor, onların özgürleşmesi, inançların yaşaması için devletin olanak sağlaması gerekiyor. Bu konuda hepimiz aynı fikirde değil miyiz? Ama konu Alevilik olunca, bakın biz Alevilikte... Şöyle bakıyor Aleviler: İnsan doğduğunda bir doğayla karşılaşır, tabiat ana, bu şeriattır. Daha sonra bir yol izler insan, buna tarikat diyoruz. Tarikatta edindiğimiz tecrübeleri, bu yolda edindiğimiz tecrübeleri marifete dönüştürüyoruz. Edindiğimiz marifetle Sırrıhakikat'e ulaşıyoruz, Hakk'a ulaşıyoruz. Alevi inancı ve öğretisi bu değerli milletvekilleri. Aleviler ne istiyor? Diyor ki: "Cumhuriyetin tek sisteminden, egemen ulus ve egemen inanç sisteminden acilen kurtulunsun. Birlikte yaşayalım ortak vatanımızda, kardeşçe, barış içerisinde. İnançlar özgürleşsin, eşit yurttaşlık istiyoruz." Bakın, Alevilikte yine bir söz var: "Tuttum aynayı yüzüme, Ali göründü gözüme." diyor. Şimdi öyle bir toplum sözleşmesi yapalım ki öyle bir anayasa hazırlayalım ki bu ülkede yaşayan tüm inançlar, bu ülkede yaşayan tüm etnik yapılar, kim, ne diyorsanız, hangi isimle isimlendirilirse isimlendirilsin herkes kendisini görsün, herkes kendi ifadesini bulsun orada. Bu kardeşlik, kadim dostluklar, ortaya konulan hukuklar tekrar yeşersin. Anadolu coğrafyasında insanların yarattığı değerler o kadar önemli ki ama biz, değerli milletvekilleri, bunu harcıyoruz.

Bakın, burada çok değerli emekler veriyorsunuz, çok değerli mesailer harcıyorsunuz ama bu ülkenin demokratikleşmesi, bu ülkenin demokratik bir cumhuriyete dönüşmesi için de emek koymamız gerektiğinin farkında olmalıyız, bunun için mücadele etmeliyiz. Eğer bu konuda mücadele etmezsek halklar, inançlar, özgürleşmek yerine ayrılırlar, birbirine düşman olurlar.

Bugün bu ülkede ölümler, işte bir savaş sarmalı ne derseniz; çatışma ortamı mı diyorsunuz, ne diyorsanız bunun acilen durması lazım değerli milletvekilleri. Kim kimi öldürüyor? Bu ülke insanları, çocukları birbirini öldürüyorsa normal bir durum yok burada. Bu öğreti ve bu inancın bir insanı, bir bireyi olarak acilen 7 Haziran öncesi koşullara dönülmesi gerektiğini belirtiyor, hepinize saygılarımı sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)