Konu:CHP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:24
Tarih:06/01/2016


CHP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

RUHİ ERSOY (Osmaniye) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin Romen vatandaşlarımızla ilgili vermiş olduğu araştırma önergesinin lehinde söz almış bulunuyoruz. Neden? Çünkü vatandaşlık hukukuna saygılı ve vatandaş olduğu için Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı hukukunun gereği bir yaşam şartını, kendisine verilmesi gereken hizmetleri alma talebinde bulunan herkesin yanındayız. Yanında oluştaki temel fark, Türkiye'yi çok kültürlü, çok dilli, çok etnik yapılı, her etnik yapıya, her kültürel kimliğe siyasal bir oluşum peşinde olanların yanında, Romen kardeşlerimizin ne kadar insani, kalbi güzel ve o kadar... Türkiye'yi güzelleştiren bu insanların hak ettikleri yaşam tarzında olmadıklarını bildiğimiz için bu araştırma önergesini destekliyoruz. Çünkü, Romen kardeşlerimizin tek bir Romen kimliği veyahut da Romenlik üzerindeki bir yaşam tarzları yoktur. Bu yaşam tarzları İstanbul Sulukule'de farklıdır, Erzurum'da, Kırşehir'de farklıdır, Adana'da farklıdır. Bu isimlendirmeler, Anadolu'nun değişik coğrafyalarında değişik terimlerle karşılanırlar. Bu karşılanma süreci içerisinde Roman, Romen, Çingene, haymatlos vesair gibi isimlerle anılabilirler ama bunların içerisinde özellikle ve özellikle siz bizim Türk halk müziğimizden bir Muharrem Ertaş'ı çıkarabilir misiniz? Bir Neşet Ertaş'ın hakkını nasıl ödersiniz? Biz, Çukurova bölgesinde tüm delikanlıları sünnet eden, o dönemki çocukları sünnet edip bugün delikanlı hâline getiren bizim Abdal Hamit amcayı nereye koyarız? Halk hekimliği vazifesi yapan Elif Garı teyzeyi nereye koyarız? Bu mesele sadece Roman kimliği üzerinden değil, Anadolu'daki abdal kardeşlerimiz üzerinden başlayarak vatandaşlık hakları olan haklara erişimle ilgili yaşamlarını güzelleştirecek konulara katkı verilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Bu meseleye Adalet ve Kalkınma Partisinin değişik sebeplerle, değişik konu ve gündemlerle el attığını görüyoruz. "Romen vatandaşlarımızdan, Roman vatandaşlarımızdan özür diliyorum." diyerek bir manifesto yayınlayarak değişik çalışmalar yaptılar, ne hikmetse bunların hepsi konjonktürel ve seçim süreçleriyle sınırlı kaldı. Daha sonra, Sulukule'de yaşam tarzının sosyokültürel ve antropolojik boyutu göze alınmadan TOKİ'lere gönderirsek bunları problem çözülür zannedildi. Zaten Türkiye'de temel sorun kültürel bağlamdan kopup her şeye modernist bir dayatma olmasıdır. Kendileri, "Modernist dayatmaların tek tipleyici cumhuriyet ideolojisi şunu yapmıştır." diye Türkiye Cumhuriyeti devletinin birikimlerini eleştirirler, o eleştirinin tam tersi, çok modernist dayatmalarla kültürel sorunları çözmeye kalkarlar, bu bir çelişkidir.

Öte yandan, burada söz alarak 1983 yılında memlekete, Bursa'ya gelip yerleşip bugün milletin kürsüsünde söz hakkı sahibi olduğunu söyleyen arkadaşımız, asli unsur, tali unsur nedir? "Bu memleket 100 kilometre ötede, Bulgaristan'daki, Yunanistan'daki vatandaşlarımızı bile, soydaşlarını bile tanımıyordu." demekle bir ithamda bulunmuştur. Biz İttihat ve Terakkinin o bölgede verdiği mücadeleyi de biliyoruz, Sarı Saltuk'u da biliyoruz, Gül Baba'yı da biliyoruz. Bu memleketi bir Selaniklinin verdiği millî mücadeleyle kurduğunu da biliyoruz. Bu gerçekleri de bu vesileyle ifade etmiş olalım.

Gelelim özellikle kendi memleketim Osmaniye'de yaşayan vatandaşlarımın meselesiyle ilgili konuda biz ne yapıyoruz? Milliyetçi Hareket Partisinin belediye meclis üyesi, özellikle, bizim Roman vatandaşlarımızın bölgesinden sorumludur ve o Orhan Şal kardeşimiz, -partimizde de uzun süre çalışmış kardeşim- onlarla aynı mahallede oturur ve ne tür meseleleri olursa olsun yerel yönetimimizle aralarında bir köprü kurarlar, benimle vekilleri olarak aralarında köprü kurarlar. Kadınlarının, eşlerinin rahatsızlıkları, cezaevindeki durumları, birtakım özel sebeplerden ve ilgisizlikten dolayı edinilmiş olan alışkanlıklardan kurtulunmasıyla ilgili burada bireysel anlamdaki yaptığımız çalışmaları isimlendirerek tek tek saymak, sıralamak istemiyorum. Az önce, bu kürsüye çıkmadan önce bir vesileyle sanatçı, vatan ve aşk sanatçısı Ahmet Şafak Bey'le telefonla görüştüm. "Benim orkestramda 'Beyler, bu vatan size neyledi?' diye beste yaptığımda en büyük coşkuyla keman çalan, klarnet çalan orkestramın parçasında olan kardeşim Romen kardeşimdi kardeşim." dedi. (MHP sıralarından alkışlar) "Unutma, sen oradan şunu haykır ve ifade et: Özellikle, Edremit Kaymakamı Hamdi Bey şehit edildikten sonra kendi ruhuna yakıştıramayıp büyük bir millî vicdanla hareket ederek onun intikamını alan 2 Roman kardeşimdi." dedi. Bütün bunları bilerek hareket ettiğimizde, Osmaniye düşman işgali esnasındayken verilen mücadeleler esnasında düğünlere derneklere davullarını zurnalarını saklayarak gitmeyen, "Bu memleket esaret altındayken davul zurna çalınmaz." diyen abdal vatandaşlarımın huzurunda saygıyla eğiliyorum. O insanlar da bugün çadırda yaşamaktalar, o insanlar da bugün yarı yerleşik, göçebe hâl içerisindeler.

Bu mesele en temel insan hakları sorunudur. İnsan haklarının ihlaliyle ilgili pek çok konu siyasal bir mesele yapılırken, bu konunun, insan haklarını vatandaşlık hakkıyla kabullenerek Türkiye Cumhuriyeti devletine vatandaşlık hukukuyla bağlı olmakla, 66'ncı maddeye saygı duymakla, Mustafa Kemal'e saygı duymakla, cumhuriyetin kurucu iradesine saygı duymakla kendilerini bütünleştiren Romen kardeşlerimin insani anlamdaki hayat standartlarının araştırılması elbette ki Türkiye Büyük Millet Meclisine düşer. Demek ki siyasal iktidar bu konuları istismar etti ve sonuçlandıramadı. O hâlde, bu konunun hangi metotla çözülmesi için kafa yorulması gereken, disiplinler arası, uzmanlıklar arası, heyetleri dinleyerek bu konulara çözüm üretebilecek bir reçete Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında neden olmasın, neden bu meseleler çözülmesin.

Asıl konu, Türk musikisine, sanat müziğine, Türk halk müziğine emek vermiş bu insanların telif hakları meselesidir. Gidin, bu manada, sadece Kurtuluş'ta, Feriköy'de müzisyenler kıraathanesinde birazcık sohbet edin: "Mevcut iktidar sizin telif haklarınızla ilgili neler yaptı? Bu konuyla ilgili, hayatınızı şenlendiren rahmetli Adnan Şenses'le, Kibariye'yle beraber şarkı söylemek, onlarla görüntüye girmek sorunlarınızı çözdü mü, yoksa telif haklarınız konusundaki hukuki düzenlemelerin takibi yapıldı mı?" Bu insanların ürettiği değerlerde, emeklerde, yaşam tarzında ve yaşam tarzları çerçevesinde iyileştirme göz önünde bulundurulmadan sadece tek tipçi modernist yaklaşımla bu problemleri çözemezsiniz.

İki: Zaman kaybolmaz değerli milletvekilleri, zaman birikir, biriktirdikleriyle var eder. İnsanlar da, kültürler de, medeniyetler de, şehirler de, parlamentolar da böyledir. Bu memlekete hizmet etmiş, cumhuriyetin kuruluşundan bugüne gelmiş siyasal iktidarların yaptıkları hizmetlerin tamamına saygı duyarak yol almak durumundayız. Saygı duymadan ayrım yapıp ötekileştirmeye kalkarsak o zaman bir eski Türkiye-yeni Türkiye ayrımıyla toplumda ruhların arasına hendekler kazmaya kalkar, Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığını tartışmaya açar, ondan sonra da kalkar Graham Fullerci yaklaşımlarla mücadele verirsiniz.

İttihat ve Terakki ile Hürriyet ve İtilaf Partisinin mücadelesini postmodern süreçte vermeyelim, bu birikimin neticesi olan tecrübelerden hareket edelim. Bu hakikatleri bu milletin Meclisinde konuşalım. Türkiye Cumhuriyeti devletinin ilelebet payidar olması, büyük Türk milletinin kardeşlik hukuku içerisinde bu topraklarda gelecek bin yıllarda daha yaşaması için bugün üzerimize düşen tarihî sorumluluğu yerine getirelim. Eğer biz bu sorumluluğu yerine getiremediğimiz takdirde yarınlarda bu kayıtlardan bizim çocuklarımız hesap soracaktır diyorum.

Bu kapsamda, Parlamentomuzda bulanan değerli ve köklü milletvekillerimizin, değişik siyasal partilerde görev almış devlet adamı hüviyetindeki olan büyüklerimizin yer yer gelip partilerinin dar kalıpları içerisinde değil, büyük Türk milletinin ve Türk devlet geleneğinin gerektirdiği tarzda konuşmalar yapmalarını bekliyorum. Sayın Cemil Çiçek'ten, Sayın İlhan Kesici'den, özellikle ve özellikle bu kürsüde Türk milletinin beklediği konuşmaları yaparak toplumsal huzur adına reçetelerin bu Meclisten yazılabileceğini ifade etmelerini bekliyor, huzurunuzdan saygıyla ayrılıyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)