Konu:Chp Grubu Önerisi Münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:24
Tarih:06/01/2016


CHP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ ÖZCAN PURÇU (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekili kardeşlerim; öncelikle hepinize saygılar sunuyorum.

Bu önerimizi grup önerisi olarak Meclisimize getirdik. Önerimiz, Roman vatandaşlarımızın barınma ve yaşam şartlarının araştırılmasıyla ilgili Mecliste araştırma komisyonu kurulmasıyla alakalı ama bundan önce bir konuya değinmek istiyorum, mülteci konusuna.

Avrupa Birliğiyle geçen aylarda bir anlaşma imzalandı ama hâlâ bizim kıyılarımıza mülteci kardeşlerimizin cesetleri vuruyor. Evvelki günde 40 mülteci kardeşimiz kıyıya vurdu, çoluk çocuk. Bu kardeşlerimizle ilgili Cumhuriyet Halk Partisi olarak bir komisyon oluşturduk. Bu komisyonun araştırmaları neticesinde... Türkiye'de Avrupa'ya gitmek isteyen mülteci kardeşlerimizin yarısı Avrupa'ya göç ediyor, başarılı oluyor, yarısı da maalesef ölüyor. Bu maalesef ülkemizin en büyük sorunlarından birisi şu an. Bu konuyla ilgili Hükûmet ne yapacak, ne yaptı? Maalesef ortada bir şey yok, hâlen ülkemiz ceset tarlası gibi. Batıda kıyılarımıza vuruyor cesetler, efendim doğuda gene olağanüstü hâl var. Yani, ben anlamıyorum ya. Biz bu ülkede niye buradayız arkadaşlar? Lütfen kan dökülmesin, lütfen kim olursa olsun ölmesin bu ülkede ya, ölmesin arkadaşlar, önlemini alalım. (CHP sıralarından alkışlar) Biz niye buradayız? Yapmayın arkadaşlar.

Sevgili kardeşlerim, bakın, mülteci kardeşlerimiz bu ülkeden gitmeyecek, ülkelerinde savaş var. Onun için, bu kardeşlerimiz bizimle birlikte yaşayacak yıllarca. Onların barınma, sağlık, eğitim haklarını düzenlememiz gerekiyor ülke olarak, bu bizim görevimiz.

Bunu demişken şimdi konuyu Roman kardeşlerimize bağlıyorum. En önemli nokta Roman kardeşlerimizin barınma meselesi. Geçen gün de burada bas bas bağırdım ama önlem alamadığımız için gene maalesef kötü yaşam koşulları sebebiyle Ezine'de 48 yaşındaki Ünzile kardeşimiz vefat etti çadırda. Bakın, işte yaşam şartlarımız bu. Geçen gün de söyledim, burası Türkiye arkadaşlar. Bakın, Roman kardeşlerimiz bu hâlde. Allah aşkına, vicdanlarınıza bunu sunuyorum bakın. Bu vicdani bir mesele kardeşlerim, bunu politik malzeme kimse yapmasın, bu bizim halkımız, vatandaşımız lütfen ya. Bunu kaç defa söyledik arkadaşlar. Bakın, bu konuyla ilgili araştırma komisyonu kurulsun. Roman vatandaşlarımızı kimse bilmiyor şu an, ne durumda olduğunu bilmiyor. Dili var mı, kültürü nedir, nasıl yaşar, mesleki durumu nedir, barınma sorunu hangi safhada kimse bilmiyor. Bakın, ilk defa bir araştırma komisyonu kurulması için teklif veriyoruz. Bunu kimse parti meselesi yapmasın. Geçenlerde dedim ki: "Romanları seviyor muyuz?" Herkes "Seviyoruz." dedi, tamam, ne güzel. Ama dilde sevmeyelim, yürekten sevelim, gönülden sevelim, onlara da bir şeyler yapalım.

Sevgili kardeşlerim, bakın, bugüne kadar bize yapıcı hiçbir şey yapılmadı burada. Bakın, Roman açılımında ben de görevliydim, pilot çalışmalar yapıldı. Birkaç yerde TOKİ çalışmaları yapıldı -sağ olsunlar- verdiler ama yeterli mi? Değil. Hâlâ çadırda yaşayan birçok vatandaşımız var. O TOKİ'lerde de birçok sorun var. Aslında Türkiye'deki kentsel dönüşüm -vallahi- Romanların kentsel felaketi hâline geldi. Kentsel felaket yaşıyoruz arkadaşlar. Bakın, gene İstanbul'da bu çadırların oluşumuna sebebiyet verdik özellikle. Nasıl verdik? Mahallelerimiz yıkıldı arkadaşlar, kentsel dönüşüm adı altında mahallelerimiz yıkıldı. Sulukule'de 5 bin insan yaşıyordu, acil kamulaştırma kararı çıkardılar... Acil kamulaştırma ne zaman çıkarılır? Yol, hastane, efendim, diğer durumlarda çıkarılır. Acil kamulaştırma kararıyla Romanlar oradan çıkarıldı, şehrin 50 kilometre ötesine gönderildiler, çadırlarda yaşıyorlar şimdi. Ama oraya şimdi villalar yapıldı, zenginlere verildi.

Gene, sevgili kardeşlerim, bakın, Sapanca'da şu an kentsel dönüşüme var. Roman mahallesi yıkıldı, orada da kamulaştırma yapıldı, gene çadırlara gönderildi, gene orada bir tane küçücük hastane yaptılar kamulaştırma diye, onun arkasına birçok villa yaptılar şimdi gene.

Arkadaşlar, bakın, kentsel dönüşüme orada yaşayan insanlarla mutabakat yapılmadan karar veriliyor, yapılıyor, yukarıda tepede bitiyor işler, müteahhitlerle ya da işte yerel yönetimlerle anlaşılıyor, oradaki vatandaşa sorulmuyor. "Yahu, size kentsel dönüşüm yapacağız, sizin düşünceniz nedir, ne düşünüyorsunuz?" diye hiç kimseye sorulmuyor sevgili kardeşlerim. Yani bu ne demek? Bakın onların çadırda yaşamasına biz sebep olduk. Şu an bakın size örnek vereceğim: Şu çadırda 6 aylık bebek öldü arkadaşlar 2006 yılında. 6 yaşında bebeğimiz orada donarak öldü.

Geçen, dört beş gün önce, Ezine'de Ünzile ablamız gene çadırda donarak öldü.

Gene, verilen TOKİ'lerde ısınma sorunu, doğal gaz sorunu olduğu için Roman kardeşlerimizden 2 tanesi Tekirdağ'da geçen vefat etti. Yani, yapmayalım sevgili kardeşlerim. Bu konuya lütfen el atalım, lütfen. Barınma meselesi dedik kaç defa, birçok açılımlar yapıldı, efendim toplantılar yaptık ama sonuç alamadık.

Bakın, bunu gene söylüyorum: Bize bu Roman açılımı dolayısıyla birçok söz verildi. Yüzlerce toplantı yaptık bütün bakanlıklarda, Çalışma Bakanlığında yaptık, Millî Eğitim Bakanlığında yaptık, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığında yaptık ama hepsi lafta kaldı.

Sayın Cumhurbaşkanımız bize bir söz vermişti, ben onu burada yineleyeceğim arkadaşlar. Dedi ki: "Benim vatandaşım çadırda kalmayacak, biz bu konuya el atacağız." Ama, bakın, kentsel dönüşümle Romanların çadırda kalmasına sebep oluyoruz ve çadırda donmalarına sebep oluyoruz arkadaşlar. Bu kentsel dönüşümü sosyal dönüşümle yapacağız. Bu kentsel dönüşümü yapacaksak insanlar böyle çadıra gitmeyecek arkadaşlar, bakın, ayıptır, günahtır ya! (CHP sıralarından alkışlar) Çadırlara göndermeyeceğiz, göndermeyeceğiz arkadaşlar. Lütfen ya, bakın, biz samimiyet istiyoruz.

Romanlar herkese oy atabilir, atsın varsın, özgürlük var, demokrasi var ama bakın, Roman kardeşlerim sizlere de oy verdi arkadaşlar. Onlara vicdani olarak hem borcunuz var hem de parti anlamında oy alıyorsunuz birçok yerde. Vallahi şu araştırma komisyonunu kabul edin arkadaşlar, kabul etmek zorundayız. Bu, vicdani bir şey; siyasi bir şey değil. Biz veriyoruz diye araştırma önergesine el kaldırmayacağız diye bir şey yok. İyi bir şey olursa biz de sizin araştırma önergenize el kaldırabiliriz. Bu böyle.

LEVENT GÖK (Ankara) - Yapıyoruz da zaten.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Hep yapıyoruz, hep.

ÖZCAN PURÇU (Devamla) - Biz, ülkemiz için çalışıyoruz, devletimiz için; devletimiz için çalışıyoruz, milletimiz için, sadece Roman kardeşlerimize değil.

Bakın, beni Antalya'dan hiç tanımadığım bir ağabeyim aradı, Nazif ağabeyim, "Ben Roman değilim ama ben de çadırda kalıyorum." dedi.

Buradan sesleniyorum: Nazif ağabey... Açık söyleyeyim, yani sadece Romanlar çadırda kalmıyor ki arkadaşlar, yani birçok vatandaşımız bizim yoksul, fakir. Yani bu kentsel dönüşüme ihtiyaç var. Bu kardeşlerimizin mutlu olması gerekiyor. Ülkemizde maalesef 17 milyon yoksul var. Bu yoksullarımızın, şurada karar alarak, bakın, sosyal anlamda paylarını daha da artırmamız lazım.

Bakın, ülke sıralamasında 34 ülkeden sondan 3'üncü ülkeyiz, sosyal yardımlara yüzde 13 pay ayırıyoruz. İyi, hoş, güzel de ortalaması bunun yüzde 22, yüzde 23 arkadaşlar. Yani sosyal yardım sadece odun, kömür dağıtmakla olmuyor. Ben on bir yıl Avrupa Konseyinde çalıştım, oradaki sosyal devletin nasıl olduğunu çok iyi biliyoruz. Sosyal devlet, hissettirmeden, belli etmeden sosyal anlamda o vatandaşın, o insanın onuruna yakışır bir şekilde devlet tarafından ona yaşama hakkı tanınması, yaşama şansının sosyal anlamda, sosyal çerçevede verilmesi demektir. Ama biz, odun, kömür vererek sanki sosyal devlet ilkesini yerine getirmiş gibi oluyoruz. Onu da devlet adına yapmıyoruz, yanlış anlamayın, kusura bakmayın, açık söyleyeyim, sanki bunu parti yapıyormuş gibi, bu sosyal yardımları. Böyle bir şey olamaz arkadaşlar. Sosyal devlet ilkesi gereği bunu devlet yapar. Zaten bunu, odun, kömürü de sosyal devletin yardımı şeklinde gösteremeyiz. Eğer yapıcı bir şeyler yapacaksak önce herkes samimi olacak, şurada gereken neyse yapacak. Ortada bir mesele var, 2016'da çadırda vatandaşlarımız ölüyor, Türk vatandaşı bunlar. Mültecilerin ölmesine alıştık da kendi vatandaşımızın ölmesine de mi bizi alıştıracaksınız, yapmayın arkadaşlar ya! (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Lütfen, en kısa sürede...

Bakın buradan sesleniyorum -vallahi 60 bin Roman'a da, bütün kardeşlerime mesaj attım herkes bizi izliyor- bu araştırma komisyonu önerisini kabul edeceğiz arkadaşlar. Tarihte doksan iki yıldan beri ilk defa Romanların sorunlarının araştırılması için bir teklif veriliyor. Cumhuriyet Halk Partisi adına ben bunu Cumhuriyet Halk Partisiyle birlikte verdim, bunu kabul edeceğiz. Partizanlık kimse yapmasın. Bakın, bizim vatandaşlarımız can çekişiyor, biz burada partizanlık yapıyoruz. Kim vicdanına yediriyorsa parmak kaldırsın olumsuz. Bir de benim aleyhimde konuşacaklarmış. Aleyhimde ne konuşacaksınız arkadaşlar ya! Doksan iki seneden beri ilk defa konuşmuşuz burada. Bakın, ben de çadırda büyüdüm. Liseyi mumların altında bitirdim ben. Bakın, daha birçok çocuk var hâlen çadırlarda yaşıyor. Bakın, fotoğraflar burada, İstanbul; Ezine de var, İzmir de var, Aydın da var. Menderes'te bakın, inanın şehrin 10 kilometre dışında Menderes ilçesinde -buradan Kaymakam Bey'e de sesleniyorum- elektrik yok, su yok, çocuklar çöpten besleniyor. Yani cenazelerimiz kokuyor, lütfen... Bu, hepimizin sorumluluğunda. Bunun onaylanmasını talep ediyorum.

Teşekkür ediyorum. Sağ olun. (CHP, HDP ve MHP sıralarından alkışlar)