Konu:HDP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:24
Tarih:06/01/2016


HDP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ADNAN BOYNUKARA (Adıyaman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Halkların Demokratik Partisinin Paris'te öldürülen 3 kadına ilişkin soruşturma önergesi üzerinde söz almış bulunuyorum.

Değerli milletvekilleri, öncelikle şunu belirteyim ki Türkiye AK PARTİ iktidarıyla birlikte, toplumsal kesimlerin taraf olduğu sorunları çözme konusunda irade ve kararlılık göstererek yola çıkmıştır. Bu perspektifle ele alınan ve çözüm kararlılığı gösterilen konulardan biri de herkes tarafından farklı şekilde isimlendirilse de genel olarak "Kürt meselesi" denilen meseledir. Öncelikle Kürt meselesi ile çözüm sürecini birbirinden ayırmak gerektiği açıktır. Biz toplumsal kesimlerin muhatap olduğu tüm sorunların çözümünün devletin demokratik dönüşümüne bağlı olduğuna inanıyoruz. Devletin demokratik dönüşümü için yasal mevzuatın büyük bir kısmı yenilendi. Anayasa değişikliği gerektiren kimi konuların ise önümüzdeki süreçte yeni anayasa çalışmalarıyla çözüleceğini umuyorum. Bu arada çözüm süreci ise silahı ve şiddeti araç olarak gören, kullanan PKK terör örgütünün elinden silahı almak ve Türkiye için tehdit olmaktan uzaklaştırmaktır, çıkarmaktır.

Konuya dönecek olursak, sizlere sürece ilişkin kısa birkaç notu hatırlatmak istiyorum. Fransa'da meydana gelen olay 22 Ocak 2013 günü Dışişleri Bakanlığına bildirilmişti. Bunun üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 28 Ocak tarihinde suç duyurusunda bulunmuştu. İlerleyen süreçte Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Almanya, Hollanda ve Fransa adli makamlarından suçun işlenişi, şüpheli Ömer Güney hakkında terör örgütü bağlantısı ve benzeri konuları içeren hususlara ilişkin olarak bilgi ve belge talebinde bulunulmuştu. Bu talepler ilgili ülkelere ayrı ayrı iletilmişti. Bu taleplere Almanya ve Hollanda makamlarınca cevap verilmiş, ancak Fransa makamlarından bugüne kadar herhangi bir cevap gelmemiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 12 Mayıs 2014 tarihinde ek bilgi ve belgeler talep edilmiştir, bu da bugüne kadar cevaplanmamıştır.

Önergede dile getirilen konulardan birisi soruşturmanın gizliliği konusudur. Adalet Bakanlığınca soruşturma kapsamında adli makamlara gizlilik talebinde bulunulmamıştır, Bakanlığın herhangi bir talebi söz konusu değildir. Ancak, soruşturmanın büyük bir kısmı gizli olduğu için, ayrıca da ilgili savcılığın gizlilik talebi ilgili mahkeme tarafından kabul gördüğü için bu süreç işlemiştir. Bu da Adalet Bakanlığının veya siyasi erkin dışında cereyan etmektedir.

Değerli milletvekilleri, şu an Türkiye çukur terörü üzerinden kaosa sürüklenmek isteniyor. Evet, yaşadığımız sürecin adı çukur terörü. PKK terör örgütü, çerçevesi Kandil ve yabancı istihbarat örgütleri tarafından belirlenmiş bir ajanda kapsamında hareket ediyor. Öncelik sıralaması yapmış, örgüt; halkın, siyaset kurumunun, partilerin ve Meclisin de bu ajandanın peşinden gitmesini istiyor. İsteyen bu ajandaya tabi olabilir, peşinden gidebilir ama biz bu ajandanın tarafı olmayacağız, peşinden gitmeyeceğiz. AK PARTİ kendi öncelikleri ve kamuoyuna açıkladığı Hükûmet programı kapsamında hareket ediyor ve etmeye de devam edecektir.

Günlerdir Mecliste bazı fotoğraflar gösteriliyor. Kuşkusuz, ölümlere sevinmek, ölümlere ilişkin, ölümlerle ilgili bir olumlu cümle kurmak mümkün değil, Allah kimseye göstermesin ancak, ben de size yüzlerce fotoğraf gösterebilirim, terör örgütünün kullandığı silahlara ilişkin yüzlerce fotoğraf. Halka hizmet etmek için seçilmiş olan kimi belediyelere ait araçların ne tür silahlar taşıdığını, kimi belediyelerin çukur kazmada nasıl kullanıldığını, PKK'nın katliamlarını, kısacası çukur terörüne ilişkin yüzlerce fotoğrafı sizinle paylaşabilirim ama, dediğim gibi, biz PKK terör örgütünün belirlemiş olduğu ajandanın peşinden gitmeyeceğiz.

Değerli milletvekilleri, birkaç soruyu vicdanınıza iletmek istiyorum. Ölümler üzerinden siyaset devşirmeye son vermenin zamanı gelmedi mi? Bundan kim, ne kazandı? Türkiye ne kazandı, Kürtler ne kazandı? Herkes bilsin ki ölümler üzerinden elde edilen kazanç haramdır; başkalarının çocukları üzerinden siyaset yapmak günahtır. Hepimiz ölümün değil hayatın yanında durmalıyız, bu ülkenin ve çocuklarımızın geleceği bunu gerektiriyor.

Değerli milletvekilleri, Türk'ün Kürt'le, Kürt'ün Türk'le herhangi bir sorunu yok. PKK terör örgütü ve türevleri şunu bilsin ki toplumsal bir çatışma ve ayrışmanın alanını oluşturamadılar, oluşturamayacaklar; bu coğrafya buna izin vermiyor.

Terör örgütüne sesleniyorum: Bu kirli oyundan vazgeçin. Sorun, siz ile eski devlet anlayışı arasında üretilen ve ikinizin de tepe tepe kullandığı bir malzemeydi. Eski devlet anlayışı artık yok, siz yalnız kaldınız. Kendi kendinize tek taraflı sorun alanları, çatışma alanları oluşturarak bu halkı daha fazla mağdur etmeyin. Kürtler adına konuşmaktan vazgeçin. Siz yani PKK ve türevleri -yani PKK, MLKP, DHKP-C, DAİŞ- sadece bir terör örgütüsünüz.

PKK terör örgütü ve PKK terör örgütünün ajandasına tabi olanlar zaman zaman şımarık bir mağduriyet tavrı sergiliyorlar. Sözüm ona, mağduriyetlerini daha tehditkâr ve kabadayı bir üslupla ifade ediyorlar. Bu üslup Kürtlükten değil, içeriksiz, kof ve gerici sol anlayıştan kaynaklanmaktadır.

Değerli milletvekilleri, Türkiye her şeyin konuşulduğu bir ülkedir. Bakın, mevcut siyasi partiler içerisinde federalizmi savunanlar var, daha ileriye gidip ayrılmayı dile getirenler var. Meşru zemin korundukça politikalarını dillendirmede herhangi bir sakınca yok. Asıl olan terör örgütlerinin gölgesine sığınmamaktır, Türkiye'yi tehdit eden güçlerle iş birliği yapmamaktır, taşeronluk yapmamaktır, iddialarını demokratik yollarla, meşruiyet içerisinde kalarak kamuoyuna aktarmak esastır. Ancak, meşruiyetin dışına çıkarak şiddeti araç hâline getirenler halkımızdan, milletimizden hiçbir karşılık bulamayacaklardır. Türkiye'yi kaosa sürüklemek isteyenlerin tüm girişimleri halkımızın sağduyusunda boğulacaktır.

Değerli milletvekilleri, bu ülkede silah olmadan söylenmeyen ne var da silah aracılığıyla konuşuyoruz? Bu ülkede silah olmadan yapılamayan ne var da silah üzerinden yapmaya çalışıyoruz? Bu ülkede silah olmadan örgütlenmeye ilişkin ne tür yasaklar var da silah üzerinden bunu yürütmeye çalışıyoruz? Varsa bunların konuşulacağı, çözüm bulunacağı yer Türkiye Büyük Millet Meclisidir, halkın iradesiyle seçilen milletvekilleridir. Gelin, var olan meşru zeminleri tüketmeyelim, demokrasinin alanını daraltmayalım.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)