Konu:MHP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:24
Tarih:06/01/2016


MHP Grubu önerisi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekillerim; MHP grup önerisi üzerine grubum adına söz almış bulunuyorum, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Evet, en değerli varlığımız çocuklarımız. Çocuklarımızın önemini bireysel olarak hepimiz anlatmaya kalksak herhâlde saatler yetmez, günler yetmez, haftalar yetmez. Çocuklarımız bize Allah'ın en büyük nimeti, en büyük lütfu, en büyük kıymeti ve en büyük hediyesi. Çocuklarımız aldığımız nefesin, attığımız adımın, kurduğumuz hayallerin en anlamlı sebebi. İşte, biz AK PARTİ olarak en büyük hazinemiz olan çocuklarımızı düşünerek, onları merkeze alarak çalışmayı şiar etmiş bir hareketiz. Biz yola çıkarken aydınlık yarınları hedef aldık, 2023 dedik, 2071 dedik çünkü biz bugünü değil yarını, istikbalimizi ve istikbalimizin teminatı olan çocuklarımızı düşünerek yola çıktık. Bizim için doğduğu coğrafya, dili, dini, ırkı ayırt etmeksizin çocuk bizim için çocuk, çocuk bizim en kıymetli hazinemiz.

Evet, biz AK PARTİ olarak hayatın her alanında var olduğu gibi, çocuklarımız için de fırsat eşitliği için tüm yasal, ulusal ve uluslararası düzenlemelerde imzalar attık ve on üç yılda çok önemli çalışmalar yaptık ve bu çalışmalara binaen de 2010 yılında -biraz evvel araştırma komisyonu kurulması için önerge veren arkadaşımızın da ifade etmiş olduğu gibi- çok önemli bir komisyon kurduk. Öncelikle, kayıp çocuk tarifine bakarsak, genel kabul gören kayıp çocuk tanımı şöyledir: Hangi ortamda kaybolursa kaybolsun, nerede olduğu ebeveynleri veya yasal temsilcileri tarafından bilinmeyen, terk edilen, tehlikede olduğu düşünülen ve hakkında kayıp ihbarı yapılmış olan çocuk, kolluk tarafından kayıp çocuk olarak tarif edilmekte ve işlem görmekte. Kayıp çocuğun, "Kaçırılma veya kendi rızasıyla, fiziksel ve ruhsal sorunları nedeniyle yaşamdan, yaşadığı ortamdan ayrılma..." şeklinde açıklaması yapılıyor. Son beş yıl içerisinde 14.412 çocuğun kaybolduğu, bu çocuklardan 13.528'inin bulunduğu, 834 çocuğumuzun ise hâlâ arandığını belirtmek isterim. Evet, şu ana kadar kaybolan çocuklarımızın yüzde 97'sini bulduk ama bulamadığımız yüzde 3 çocuğumuz, Tokat'taki kayıp olan çocuklarımız gibi bizim yüreğimizin yarasıdır. Onun için, yasal olarak yapılması gereken tüm işlemleri yaptık ama şimdi yapmamız gereken hem bireysel olarak hem toplumsal olarak hem de siyasiler olarak üzerimize düşen bu alanda yapılması gereken çalışmalar.

Ortalama, her gün, Türkiye genelinde 7 çocuk hakkında kayıp ihbarı yapılıyor ve bu 7 çocuğun 6'sı bulunuyor ama o kaybolan 1 çocuğu bulmak hepimizin asli vazifesidir, görevidir.

Kaybolan çocukların yaş aralığına baktığımız zaman, kaçırılma sebeplerine baktığımız zaman, dünya genelinde olduğu gibi Türkiye'de de çocukların kaçırılma sebepleri hemen hemen aynıdır. Seyahat ve turizm içeren cinsel sömürü ve fuhuşa sürüklenmek üzere kaçırılan çocuklarımız var. İş gücü sömürüsü için kaçırılan çocuklarımız var. Yasa dışı evlat edinmek için kaçırılan çocuklarımız var. Dilencilik ve suç eylemi için kaçırılan çocuklarımız var. Zorla evlendirilen çocuklarımız var. Fidye amaçlı kaçırılan çocuklarımız ve organ nakli için kaçırılan çocuklarımız var.

Kaybolan çocukların yaş aralığına baktığımız zaman, 12 yaş üzerindeki çocuklarda kayıp oranının daha fazla olduğunu görüyoruz. Zaten çocuklarımızın kaçırılma sebeplerine bakıldığı zaman, bu tahmin edilebilir bir yaş aralığıdır.

Dünya genelinde toplamda 2,5 milyon yakın çocuğun kaçırılarak satıldığı tahmin edilmektedir. Yine, her yıl 1,5 milyon çocuğun iş gücü ve cinsel sömürü nedeniyle kaçırıldığı bilinmektedir.

Bu bilenenler çerçevesinde, kayıp çocuklar konusuyla ilgili olarak 2010 yılında Mecliste 25 ayrı araştırma önergesi birleştirilerek bir araştırma komisyonu kuruldu ve kurulurken de çocuk konusunda, çocuklar konusunda yıllarca çalışma yapmış bir arkadaşımız, bir milletvekilimiz buna başkanlık yaptı. Ben o komisyonu kuran ve komisyonda çalışan bütün arkadaşlarıma hassaten teşekkür ediyorum. Halide İncekara Milletvekilimiz çok önemli çalışmalara imza attı ve bu imzayı atarken de kurulan bu komisyon çok önemli bir misyon üstlenmiş, koruyucu, önleyici kararlar konusunda yapılacak yasal çalışmalara yol gösterici olmuştur. 2010 yılında Kayıp Çocuklar Başta Olmak Üzere, Çocukların Mağdur Olduğu Sorunların Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Raporu'nu okumayı tüm milletvekillerime tavsiye ediyorum, tabii ki başta Milliyetçi Hareket Partisine çünkü Türkiye Büyük Millet Meclisinde kurulan bu komisyon, raporu tam 780 sayfa ve bu 780 sayfa içerisinde tüm bakanlıkların, kurum, kuruluşların ve sivil toplum örgütlerinin, ilgili bütün birimlerin hepsinin araştırıldığı, dinlendiği bir komisyon olmuş ve çok önemli bir rapor hazırlanmış. Bu rapor, sadece rapor olarak, kitap olarak kalmamış aynı zamanda uygulamaya dönmüş, hem yasal düzenlemelerde hem de kayıp çocukların yüzde 95'ten yüzde 97'ye bulunma oranının yükselmesine vesile olmuştur.

İşte, bu yüzden derim ki bu araştırma komisyonunun aleyhinde söz alırken en önemli gerekçemiz şu: Çok daha yeni, insan kaynakları kullanılarak hazırlanan bu kitap, bu veri hepimiz için çok önemli ışık oldu, bakanlıklarımız buradan alınan sonuçlar çerçevesinde yeni düzenlemeler yaptı.

En önemli sorunlardan bir tanesi, kayıp çocuklarla alakalı rakamlardı; İçişleri Bakanlığı başka rakam, Nüfus İşleri başka bir rakam, Aile Bakanlığımız başka bir rakam veriyordu. Şimdi, bu rakamın tekleştiğini görüyoruz.

Yine, kayıp çocukların bulunması için, çok önemli bir rehber niteliğinde, 89 maddelik bir öneri sunuyor komisyonumuz ve bu öneriyle birlikte, çocuklarımızın kaybolduğunda anında bulunma konusu da hızla, çok hızlı bir şekilde ilerlemiş vaziyette. İlk kayıp başvurusu yapıldığında çocuğun özellikle fotoğrafıyla başvurulması çok önem arz ediyor ve İçişleri Bakanlığında, yine komisyonun önerisi çerçevesinde, çocuk 5 yaşında kaybolduğunda 10 yaşına kadar aranırken, 10 yaşına geldiğinde ya da 17 yaşına geldiğinde yaşlandırma yapılabilmesi için bir merkez kuruluyor. Bu, yine bu raporumuzun sonuçlarından bir tanesi.

Biz çocuklarımızla ilgili çok önemli yasal düzenlemeler yaptık, fiilî düzenlemeler yaptık. Bunlar anlatılacak olursa, çocuklarımız, ailelerimizle ilgili yapılacak olan çalışmalarımıza bakacak olursak biz, Hükûmet olarak bebeğin doğduğu andan değil anne karnına düştüğü andan itibaren yani annenin sağlığını... Doğum esnasındaki kadının doktora ulaşma oranı şu an Türkiye'de yüzde 99. Bu çok önemli bir rakamdır. Yani bebek anne karnına düştüğü andan itibaren biz bebeğimizi korumaya başlıyoruz ve hastanede doğum oranlarımız yüzde 100'e varmış oranda. Anne, bebek ölüm oranları tüm dünyanın bize hayretle baktığı başarıyı çok net gösterir.

CEYHUN İRGİL (Bursa) - Yapmayın! Oraya kadar güzeldi.

ÖZNUR ÇALIK (Devamla) - Türkiye'deki anne ölümleri yüz binde 15, bebek ölümleri binde 6'dır.

CEYHUN İRGİL (Bursa) - Hadi canım sen de!

ÖZNUR ÇALIK (Devamla) - Biz, bebeklerimizin doğumundan sonra da yine korumaya, kollamaya devam ediyoruz.

CEYHUN İRGİL (Bursa) - Tamam, şu ana kadar güzeldi de artık uydurma.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Malatya'dan mı veriyorsunuz bu rakamları, tüm Türkiye'den mi?

ÖZNUR ÇALIK (Devamla) - Tüm Türkiye'den veriyorum.

Ve OECD ülkelerinin, bakın, Milenyum Kalkınma Hedefleri çerçevesinde 2015 yılında...

CEYHUN İRGİL (Bursa) - Hanımefendi, bu kadar hekim var. Bu kadar hekimin gözünün içine baka baka bunu söyleyemezsiniz. Bu kadar hekim var. Yapmayın!

ÖZNUR ÇALIK (Devamla) - Bakın, ben de eczacıyım ve...

CEYHUN İRGİL (Bursa) - Toplumu kandırmayın yani.

ÖZNUR ÇALIK (Devamla) - Anne, bebek ölüm oranları konusunda istediğiniz tüm verileri size verebilirim.

CEYHUN İRGİL (Bursa) - Bize gerek yok. Biz zaten Sağlık Bakanlığındayız.

ÖZNUR ÇALIK (Devamla) - Yüz binde 15 ve binde 6 bebek ölüm oranları. Dolayısıyla bu oranlar çerçevesinde de biz bebeklerimize doğduğu andan itibaren bakıyoruz ve sonrasında da 18 yaşına kadar sosyal güvenlik şemsiyesi altına alıyoruz. Ve sağlık, eğitim, sosyal güvenlik reformlarını bu manada gerçekleştirdik.

Ve bunlara, yaptıklarımıza kısaca değinecek olursak çocuklarımıza özellikle eğitim, sağlık alanında birçok çalışmalar yaptık. Aile Bakanlığımızın yapmış olduğu çalışmalar hepimizin bilgisinde.

Bu kaçırılan çocuklarımız -süremiz yetmediği için hemen hızlı geçiyorum- suça itilen çocuklarımız en önemli sorunumuz. Özellikle suça itilen çocuklarda fuhşa zorlanan çocuklar, madde bağımlılığına sürüklenen çocuklar; eline silah verilip askere, polise, hatta sivillere kurşun sıktırılan çocuklarımız ve eline molotofkokteyli verilerek devletin, milletin malına zarar verdirilen, dağa kaçırılarak onlara, teröre hizmet etmek için kullanılan çocuklarımız var.

İşte bu yüzden derim ki, biz, siyaset ayrımı gözetmeksizin çocuğun yaradılışından itibaren var olan haklarını hepimiz tesis etmekle mükellefiz; eğitim hakkını, sağlık hakkını korumakla mükellefiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZNUR ÇALIK (Devamla) - Bunu sadece devlet değil, siyaset kurumu olarak da yapmak zorundayız.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) - Tokat'taki çocuklar bulundu mu acaba?

ÖZNUR ÇALIK (Devamla) - Ben bu vesileyle, Milliyetçi Hareket Partisinin vermiş olduğu araştırma komisyonu önergesinin aleyhinde söz aldım.

Bir kez daha, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)