Konu:Meclis Başkanının Meclis Araştırması Önergelerini İade Tasarrufunun İç Tüzük Hükümlerine Uygun Olup Olmadığı Hakkında Usul Görüşmesi Münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:19
Tarih:24/12/2015


Meclis Başkanının Meclis araştırması önergelerini iade tasarrufunun İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında usul görüşmesi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında tam bir demokrasi tartışması yapıyoruz. Bir demokrasinin nasıl kendi kalesinde yok edildiği tartışmasını yapıyoruz. Meclis Başkan Vekili tarafından Meclisin demokrasisi savunulurken Başkanının nasıl demokrasiyi katlettiğini görüyoruz.

Demokraside üç kurum var arkadaşlar: Birincisi yasama. İkincisi yürütme. Tabii, bu yürütmeyi devlet işi için yürütme anlamında söylüyorum, başka bir anlamda yürütme değil. Üçüncüsü de yargı. Ve bir medya var, bunlar da sesini duyurması gereken. Bir güçler ayrılığı demokrasinin temeli. Bu şu demek: Yasama, yürütme, yargı birbirinden bağımsız olacak. Şimdi anlaşıldığı üzere... Ve burada yasamadaki çoğunluk partisi yürütme gücünün yüzde 100'ünü kullanıyor. Sadece kendi seçmeniniz adına değil, hepimizin seçmeni adına devletin size emanet edilen memaliği, mal varlığı, serveti var. Ve ne yazık ki çok güçlü delillerle... "Yok." diyorsunuz ama var, yani ayakkabı kutusu var, çelik kasa var, bakan evlatları var, soyulan vatan evlatları var ve biz bu derdimizi... Siz, bizim kimseyi temsil etmediğimizi sanıyorsunuz, sanıyorsunuz ki bir tek siz temsil ediyorsunuz. Oysa memleketin kalan yüzde 50'si burada, sesini duyurmaya çalışıyor ve diyor ki: "Devleti soyanların adalete teslim edilmesi yerine yürütmenin gücüyle olayların üzeri örtülmeye çalışılmıştır." Buna "Kaba ve yaralayıcı bir dil." diyorsunuz. Arkadaşlar, olay kaba ve yaralayıcı; bunu yapanlar kaba ve yaralayıcı işlem yapmışlar. Elbette ki biz kimseye haksız olarak bir şey söylemek durumunda değiliz. Şöyle bir şey olmuş olsaydı bu memlekette: Yargıya hiç müdahale edilmemiş olsaydı, madem böyle bir iddia var, bağımsız yargıda yargılansınlar. Mesela nasıl yargılandılar? Üstelik taraflı yargıda da yargılandılar -Ergenekon, Balyoz, Oda TV, KCK davaları gibi- insanlar şimdi beraat etti, alnının akıyla geziyor. Oysa siz ne yaptınız? Siz, doğrudan yargıya müdahale ettiniz, hâkimleri değiştirdiniz, savcıları değiştirdiniz. Şimdi diyorsunuz ki: "Burada Genel Kurulun iradesi ortaya çıktı." Çünkü bu iddianamenin suçladığı... Aslında bir kurumu suçladı, sizin doğrudan partinizi suçladı. 4 bakanınız işin içindeydi, hatta o dönemin Başbakanına ulaşan iddialar söz konusuydu. Onun için sanık bir anlamda kendini yargılamış oldu. Buna "meşru" diyemezsiniz. Velev ki diyelim bunu kabul ettiniz bu kadar delile rağmen, olması gereken neydi, hiç bu tartışmaların olmamasının yolu? Bu konu Yüce Divana giderdi. Ki, zaten Yüce Divanı da 2010'daki referandumla ağırlıklı sizlerin eğilimleri oluşturdu. Siz bunu yapmayarak şimdi bizim üzerimizde siyasi bir tahakküm kurmaya çalışıyorsunuz, siyasi denetim yapmaya çalışıyorsunuz. Buna müsaade etmemiz mümkün değildir, Türkiye'nin de hayrına değildir. Başkanın tutumunu destekliyoruz, Oktay Bey'in tutumunu da destekliyoruz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)