Konu:Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:18
Tarih:23/12/2015


Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında Hükûmetimizin görüşlerini ifade etmek üzere huzurlarınıza gelmiş bulunuyorum. Sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her alanda olduğu gibi ekonomi alanında da yeni bir döneme giriyoruz. Hükûmet olarak bu dönemde bir yandan makroekonomik istikrar ve kazanımlarımızı güçlendirirken diğer yandan mikroekonomik ve sektörel dönüşümlere odaklanmayı planlıyoruz. Son on üç yılda üst-orta gelir grubunu yükselttiğimiz ülkemizin yüksek gelir grubu ülkeleri arasına girmesi temel amacımız olacaktır. Önümüzdeki dönemde ülkemizin kalkınmasına daha fazla ivme sağlayacak yüksek katma değerli alanlara odaklanacağız. İmalat sanayisinde yenilikçi ve yüksek teknolojili sektörlere dayalı bir biçimde dönüşümü gerçekleştirmeyi, girişimcilik kapasitemizi güçlendirmeyi, bilgi tabanlı ekonomiye dönüşüm için nitelikli bir istihdam altyapısı oluşturmayı öncelikli olarak görüyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmet olarak kamuoyuyla paylaştığımız 64'üncü Hükûmet 2016 Yılı Eylem Planı İcraatlar ve Reformlar Dokümanı'nda açıkladığımız eylemleri gerçekleştirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu çerçevede üç aylık, altı aylık ve bir yıllık süre içinde yapacağımız işleri tek tek takvime bağladık ve bu çerçevede geçen hafta yani ilk hafta içerisinde gençlerimize 50 bin lira karşılıksız nakdi destek düzenlemesini hayata geçirdik. Yine, gençlerimize 100 bin liraya kadar faizsiz kredi düzenlemesini hayata geçirdik. Üniversite öğrencilerimizin 330 lira olan bursunun 400 liraya çıkarılmasına ilişkin düzenleme YURTKUR tarafından yapıldı. Çeyiz hesabı uygulamasına ilişkin düzenleme yapıldı. Esnafa 30 bin liraya kadar faizsiz kredi uygulamasına ilişkin düzenleme Bakanlar Kurulu kararıyla yapıldı. Yine, çiftçilere seraların modernizasyonu için faizsiz kredi desteği düzenlemesini de çıkardık. Yani Hükûmet olarak, eylem planını açıkladığımız ilk andan itibaren süratli bir şekilde, vatandaşımıza seçim süresi içerisinde, seçim beyannamesinde belirttiğimiz vaatleri, Hükûmet programında belirttiğimiz vaatleri tek tek hayata geçiriyoruz. Toplumun her kesimini kavrayan, topluma dokunan, hizmet olarak dönen her işin de peşindeyiz. İnşallah bunları da yapmaya devam edeceğiz. Nitekim bugün Genel Kurulda görüştüğümüz kanun tasarısı da yine Hükûmetimizin seçim beyannamesinde, Hükûmet programı ve eylem planında yer alan bazı eylemleri kapsıyor. Bunlardan bir tanesi, imalat sanayisinde yatırım yapan müteşebbislerimiz için banka sigorta muameleleri vergisi istisnası düzenlemesi, bir de emekli vatandaşlarımızın aylıklarının artırılmasına ilişkin yasal düzenleme.

Bugün huzurlarınıza getirmiş olduğumuz kanun tasarısı, genel olarak süresi 31/12/2015 tarihinde dolan düzenlemelerin ihtiyaca göre iki yıl veya beş yıl süreyle uzatılmasını düzenliyor.

Mevzuatımızda geçici düzenlemeler her zaman olmuştur, bizim Hükûmetimiz döneminde olduğu gibi önceki hükûmetler dönemlerinde de olmuştur. O dönemde ortaya çıkan ihtiyaçların karşılanması için ve uygulamanın bir noktada izlenmesi için düzenlemelerin geçici olarak yapıldığı durumlar söz konusu. Dolayısıyla, burada yapılmak istenen süre uzatımları, her bir madde itibarıyla Bakanlığımız, bakanlıklarımız ve Bakanlar Kurulu tarafından teker teker değerlendirilmiş ve ihtiyacın devam ettiği değerlendirilerek uzatılması öngörülmüştür. Bu düzenlemelerin de böyle bir çerçevede yapıldığını özellikle belirtmek isterim.

Biliyorsunuz, vergi muafiyet, indirim ve istisnaları esasen belli bir sosyoekonomik amacı gerçekleştirmek üzere konulur. Doğrudur, belli bir vergiden, belli bir primden vazgeçebilirsiniz, bunu sağlayarak bir ekonomik katma değer elde etmeye çalışırsınız veya bir sosyal faydayı elde etmeye çalışırsınız. "Burada, ilk başta sadece maliyete odaklı bir perspektifte "Burada ne kadarlık bir vergiden vazgeçiyoruz?" sorusu haklı bir sorudur. Mutlaka bunun da cevabının verilmesi gerekir ama sadece ve sadece burada vazgeçilen verginin miktarına bakmak konuyla ilgili değerlendirmeyi eksik bırakır. Bizim yapmamız gereken şey, toplumsal fayda ve maliyeti bir bütün olarak analiz etmek olmalıdır. Her vergi istisnası mutlaka bir ekonomik amacı güdüyorsa ona bakmak lazım. Mesela, bazen bir vergiden, bir dolaysız vergiden vazgeçersiniz; örneğin, gelir vergisi veya kurumlar vergisi almazsınız ama müteşebbis bu istisna veya indirim nedeniyle yatırım yapar, üretim yapar ve bunun sonucunda katma değer vergisi öder, bunun sonucunda banka sigorta muameleleri vergisi öder, bunun sonucunda prim öder. Dolayısıyla, ilk bakışta, vazgeçtiğiniz vergiden daha fazla bir vergi hasılatını farklı bir şekilde tahsil edebilirsiniz. Ayrıca, vergi istisnası yoluyla yatırıma, üretime, ihracata destek olursunuz, büyümeye katkı verirsiniz. Onun için, burada yapılan görüş ve değerlendirmeleri vergi harcamaları bağlamında haklı görüyorum ve bizim Hükûmetimiz döneminde -biliyorsunuz- ilk defa vergi harcamalarına ilişkin olarak bütçe kanunlarına ekli bir cetvelde vergi harcamalarını raporlamaya başladık. Raporlama kalitesinin artırılması bağlamında da Bakanlığımız tarafından çalışmalar yürütülüyor, önümüzdeki dönemde, inşallah, özel olarak her yıl yayınlanmak üzere vergi harcamaları raporu yayınlamaya başlıyoruz. Her bir vergi düzenlemesine ilişkin kapsamlı analizler, burada yapılan değerlendirmeler çerçevesinde vazgeçilen bir vergi varsa o ve bunun sosyal ve ekonomik maliyetini de bu raporlarda inşallah değerlendireceğiz.

Tasarıda çok farklı konular var, farklı sektörlerle ilgili düzenlemeler var ama ben birkaç konuyu özellikle yüce Meclisimizin bilgisine sunmak isterim, bunlar önemli düzenlemeler. Biliyorsunuz, biz hem seçim beyannamesinde hem de Hükûmet programında ülkemizin kalkınması noktasında üretim yapısının değiştirilmesini, sanayinin toplam ekonomi içerisindeki payının artırılmasına dönük önemli hedefler koyduk, ekonomide bir yapısal dönüşümü öncelikli hedef olarak belirledik ve bu hedefi gerçekleştirmek üzere de Hükûmet programımıza değişik araçlar, değişik hedefler koyduk. Bunlardan bir tanesi de imalat sanayi makine, teçhizat yatırımlarının teşvikiydi çünkü biz, imalat sanayisinde makine ve teçhizat yatırımlarının yapılması suretiyle hem işletmelerimizin verimliliğinin artırılması hem de daha yüksek teknolojili ürün segmentine geçilmesine katkı yapılacağını düşündük. Bu çerçevede tasarının ilk maddesinde bunu düzenledik. Yani, bir işletmemiz, sanayi sicil belgesine sahip bir imalat işletmemiz yeni bir makine veya teçhizat aldığında, bunu da herhangi bir şekilde bir banka, katılım bankası veya bir finansman kuruluşundan temin edebilir. Biliyorsunuz, bu durumda normalde faiz veya vade farkına bağlı olarak veya vadeye bağlı olarak bir getiri alındığı zaman üzerinden banka sigorta muameleleri vergisi alıyoruz. Biz burada üretim işletmesinin üzerinde kalan bu banka sigorta muameleleri vergisinden vazgeçmek suretiyle üretim işletmelerimizin daha fazla makine, teçhizat almalarını, bu alanda yatırım yapmalarını teşvik ediyoruz ve bu suretle daha rekabetçi bir üretim yapısını meydana getirmek istiyoruz; düzenlemelerden önemlice bir tanesi bu.

İkinci olarak, kamuoyunun yakından bildiği geçici 67'nci madde uygulaması olarak bilinen ve esasen menkul sermaye araçlarının vergilendirilmesine ilişkin düzenleme. 2015 yılı sonunda bu düzenleme sona eriyor. Biz burada beş yıllık bir süre uzatımı veriyoruz ama şunu ifade edeyim: Geçen Meclis döneminde Parlamentoya sevk ettiğimiz Gelir Vergisi Kanunu Tasarısı içerisine, bu kapsamda elde edilen gelirlerin vergileme rejimine ilişkin düzenlemeyi kalıcı hâle getiren bir maddeyi zaten koyduk. Dolayısıyla, her ne kadar burada beş yıllık bir geçici madde düzenlemesi yapsak da inşallah en yakın zamanda Gelir Vergisi Kanunu Tasarısı'nın Komisyonda görüşülmesinin ardından hızla Genel Kurula da gelir. Orada zaten bu madde düzenlemesini kalıcı bir şekilde düzenliyoruz. Dolayısıyla, on yıllık bir uygulama sonucunda mevcut düzenlemenin vergi hasılasının kolay elde edilmesi, vergi yükümlülerinin yükümlülüklerini kolay bir şekilde yerine getirmeleri ve sermaye kaynaklarının vergilenmesi noktasındaki ülkelerin rekabetçi politikalarını dikkate alarak böyle bir düzenlemeyi yapıyoruz.

Tabii, faiz ve faiz üzerinden vergi tartışması başlayınca ben Komisyonda da bu konuya değindim, burada da özel olarak değinmemde fayda var. Gerçekten faiz veya menkul sermaye araçları üzerinden vergileme, artan oranlı bir vergileme olabilir mi? Olabilir. Bu üzerinde düşünülmesi gereken... Her ülkenin artan oranlı bir vergileme yapmak istemesi gayet doğal. Ama biz de biliyoruz ki özellikle nakit sermaye kaynaklarının akışkanlığı böyle bir vergileme yapmayı yerine göre zorlaştırabiliyor. Dolayısıyla, biz buradaki düzenlemede -demin İbrahim Bey de söyledi- hiçbir şekilde bazı kazançlar üzerinden stopaj yapmasak da diğer bir kısım kazançlar üzerinden -mesela hisse senedi alım satım kazançları üzerinden- bir vergi tahsil etmesek de normalde faiz getirisi olan menkul sermaye araçlarında yüzde 10, yüzde 15 şeklinde vergilemenin olduğunu da söylemek isterim.

Ama, faiz denince bizim hep şunların da aklımıza gelmesi lazım: Faiz denince bu faizi ya özel sektör ödüyor ya devlet ödüyor. Devletin ödediği faiz de 77 milyon vatandaşımızın sonuçta ödediği vergilerden karşılanıyor. Yani büyük bir şükranlık duyulması gerektiğini düşünüyorum. Son on üç yılda devlet bütçesinden ödenen faiz miktarı önemli ölçüde azaltıldı. 2002 yılında yaklaşık olarak bütçenin belki yüzde 43'ünü, 45'ini, neredeyse yarısını biz faize harcarken şimdi biz bu oranları yüzde 10'lara kadar düşürdük. Yani düşünebiliyor musunuz, eskiden 100 liralık kamu harcaması yapıyorsunuz, bunun yarısını faize ödüyorsunuz, geri kalanla vatandaşın ihtiyacı olan hizmetleri karşılamaya çalışıyorsunuz. Şimdi durum çok farklı.

Yine, 2002 yılında yüzde 62 olan iç borçlanma faiz oranlarını -bugünlerde yüzde 10'ları biliyoruz- çok çok önemli oranda aşağıya indirdik, onu da özellikle belirteyim.

Bir başka husus tasarının içerisinde yer alan düzenlemeler arasında, emekli aylıklarına ilişkin düzenleme. AK PARTİ hükûmetlerinin temel misyonu ve temel amacı, bütün toplum kesimlerinin refahını artırmak. Demin bazı konuşmalar yapılırken bazı değerlendirmeler yapıldı. Toplum farklı kesimlerden oluşuyor; emeklisi, çiftçisi, memuru, işçisi, esnafı, tüccarı, sanayicisi, hepimiz bir ve beraber olarak Türkiye'yiz. Dolayısıyla, riski alıp yatırım yapan müteşebbisin her şeyin üzerinde tutulması lazım; emeğiyle çalışan, alın teriyle çalışan işçimizin, memurumuzun her şeyin üzerinde tutulması lazım. AK PARTİ olarak da bugüne kadar tüm toplum kesimlerinin refahının artırılmasını temel bir politika seçeneği olarak belirledik ve bugüne kadar da bunları uyguladık.

Emekli aylıklarıyla ilgili olarak tasarıda bir düzenleme yapılıyor. Bu düzenlemeyle tüm emeklilerimizin, işçi, BAĞ-KUR emeklilerimizin emekli aylıklarında 2016 yılında yıllık 1.200 liralık bir artış yapılıyor. Biliyorsunuz, biz bunu hem seçim beyannamemizde ifade ettik hem de Hükûmet programımızda düzenledik.

Yeri gelmişken emekli aylıklarına ilişkin olarak 2015 yılında yapılan artışlarla ilgili olarak da Meclisimizi bilgilendirmek istiyorum. 2015 yılında yaptığımız düzenlemelerle emekli aylıklarında önemli iyileştirmeler sağladık. 2015 yılı Ocak ayında tüm SSK ve BAĞ-KUR emekli aylıklarında yüzde 2,33 oranında, temmuz ayında ise yüzde 4,76 oranında genel artış yaptık. Ayrıca bunlardan, bakın, bu emeklilerimizden aylıkları bin liranın altında olanların aylıklarına temmuz ayında biliyorsunuz 100 lira seyyanen artış yaptık. Emekli aylığı 1.000 lira ile 1.100 lira arasında olan emeklilerimizin aylıklarını 1.100 liraya tamamladık ve böylelikle emekli aylıklarımızda, özellikle düşük sayılabilecek emekli aylıklarında seyyanen yıllık 1.200 liralık bir zam yapmış olduk. Yine, memur emeklilerimize eylül ayından itibaren 100 liralık ilave artış sağladık. Böylece 2015 yılında en düşük SSK işçi emeklisi aylığı yüzde 9,2 oranında, BAĞ-KUR -esnaf- emekli aylığı yüzde 19,5 oranında, tarım BAĞ-KUR emeklisi aylığı yüzde 23,8 oranında ve memur emekli aylığı ise yüzde 15,4 oranında artırılmıştır. Şimdi ise huzurlarınıza getirdiğimiz tasarıyla tüm SSK ve BAĞ-KUR emekli aylıklarına yıllık 1.200 liralık seyyanen artış yapmış olacağız. Böylece 2016 yılı Ocak ayında en düşük SSK işçi emekli aylığı yüzde 12,5; BAĞ-KUR -esnaf- emekli aylığı yüzde 13,7; tarım BAĞ-KUR emekli aylığı yüzde 16,7; memur emekli aylığı ise yüzde 6,5 oranında artırılacaktır. 2015 Ocak-2016 Ocak döneminde yapılan tüm artışları birlikte değerlendirdiğimizde arkadaşlar, son bir yıl içinde SSK işçi emekli aylığı yüzde 22,9 -bakın, emeklilere verdiğimiz önemin bir ifadesi olarak- son bir yıl içerisinde SSK işçi emekli aylığında yüzde 22,9; BAĞ-KUR esnaf emekli aylığında yüzde 35,8; tarım BAĞ-KUR emekli aylığında yüzde 44,5; memur emekli aylığında ise yüzde 22,9 oranında artış sağladık. Peki, "2003'ten bugüne kadar ne yaptınız emeklilere?" derseniz... Yani, AK PARTİ iktidara geldikten sonra emekli aylıklarında yapılan artışlara kümülatif olarak baktığımızda, bunu da özellikle ifade edeyim: Biliyorsunuz, 2003 Ocaktan 2016 Ocağa kadar gelen birikimli TÜFE yüzde 205,7. Yani, son on üç yılda yüzde 205 enflasyon olmuş birikimli olarak. Peki, bu dönemde emekli aylıkları ne kadar artmış? Nominal bazda en düşük SSK işçi emeklisi aylığı yüzde 400 artmış, BAĞ-KUR -esnaf- emekli aylığı yüzde 675 artmış, tarım BAĞ-KUR emekli aylığı yüzde 1.291 artmış ve memur emekli aylığı ise aynı dönemde yüzde 328 artmış. Yani, biz memurumuzu da işçimizi de emeklimizi de esnafımızı da asla enflasyona ezdirmemişiz, bundan sonra da inşallah ezdirmeyeceğiz.

Anılan dönemde yani aynı yıllarda, reel bazda yani enflasyondan arındırdığımız takdirde reel bazda ise en düşük SSK işçi emekli aylığı yüzde 64, BAĞ-KUR -esnaf- emekli aylığı yüzde 153, tarım BAĞ-KUR emekli aylığı yüzde 355, memur emekli aylığı ise yüzde 40 oranında artırılmıştır. Tüm bu yaptığımız düzenlemelerde hükûmetlerimiz her zaman için özellikle emeklilerimizin enflasyon karşısında, hayat pahalılığı karşısında asla mağdur olmamaları, tam tersine refahlarının artması noktasında önemli düzenlemeler yapmıştır. Yine, bu dönemde -demin ifade ettim- her zaman için uyguladığımız politikalarla esnafımızın yanında, çiftçimizin yanında, memurumuzun yanında, sanayicimizin yanında, sermayedarımızın yanında... Bazen "sermayedar" kelimesini o kadar olumsuz kullanıyoruz ki ondan sonra, toplumla diyalog noktasında gerçekten bazen anlaşmazlıklar çıkıyor. Bunu da hayretle karşıladığımı ifade etmek istiyorum.

Biz, ülkemizde taş üstüne taş koyan, alnının teriyle çalışan, emekle çalışan, üreten, katma değer yaratan bütün insanlarımızın hak ettiği değeri bulması için gece gündüz çalışıyoruz. İnşallah, yeni dönemde de bu çerçevede önemli çalışmalar yapacağız.

Bu tasarımızın, şimdiden ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyorum ve Genel Kurul olarak vereceğiniz tüm değerlendirmelerden dolayı, eleştirilerden dolayı, katkılardan dolayı şimdiden hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum ve hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)