Konu:Bolu Milletvekili Ali Ercoşkun'un, Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanından (6/11); Ulaştırma, Denizcilik Ve Haberleşme Bakanından (6/53), (6/54), (6/55), (6/56), (6/57) Ve (6/58), trabzon Milletvekili Haluk Pekşen'in, Başbakandan (6/97); Ulaştırma, Denizcilik Ve Haberleşme Bakanından (6/66), (6/74) Ve (6/79), istanbul Milletvekili Erkan Kandemir'in, (6/48), (6/49), (6/50), (6/51) Ve (6/52), konya Milletvekili Mustafa Kalaycı'nın, (6/89), (6/90), (6/91), (6/99) Ve (6/100) Ve niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, (6/110) sözlü Soru Önergelerini Cevaplandırması Münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:17
Tarih:22/12/2015


Bolu Milletvekili Ali Ercoşkun'un, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından (6/11); Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından (6/53), (6/54), (6/55), (6/56), (6/57) ve (6/58), Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen'in, Başbakandan (6/97); Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından (6/66), (6/74) ve (6/79), İstanbul Milletvekili Erkan Kandemir'in, (6/48), (6/49), (6/50), (6/51) ve (6/52), Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı'nın, (6/89), (6/90), (6/91), (6/99) ve (6/100) ve Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, (6/110) sözlü soru önergelerini cevaplandırması münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün mübarek Mevlit Kandili, sözlerimin başında sizlerin ve milletimizin kandilini tebrik ediyorum.

Bugün cevaplandıracağım sorular: Birinci soru, Bolu Milletvekili Sayın Ali Ercoşkun'un Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yönelttiği (6/11) esas numaralı soru, kamudaki istihdamla ilgili bir sorudur.

2002-2015 yılları arasında kamu personelindeki artış oranı yüzde 30,34'tür. Başka bir deyişle, istihdam edilen kamu personeli sayısı 3 milyon 339 bin 86'dır. Kamuda çalışan kadın sayısı oransal olarak yüzde 37'dir. Kamu kurumlarında yüzde 3'lük engelli personel kapsamında çalışanların sayısı da 63.207'dir. Ancak bazı branşlarda, öğretmen, din görevlisi, sağlık personeli gibi yeterli talep olmadığından boşluklar mevcuttur. 2002-2015 yılları arasında engelli çalışan adedi yüzde 604 oranında artmıştır.

Bolu Milletvekilimiz Sayın Ali Ercoşkun'un (6/53) esas numaralı soru önergesinde ulaştırma ve iletişim sektörünün gayrisafi millî hasıladaki payları istenmektedir.

Değerli milletvekilleri, ulaştırma ve haberleşme alanında yaptığımız yatırımların ekonomiye olumlu yansıları her yıl, geçtiğimiz on yılda görülmüştür. İhracatımız 3 kat, toplam ticaretimiz 400 milyarın üzerine çıkmış ve buna uygun olarak da ulaşım ve iletişim altyapısı önemli ölçüde gelişmiştir. Bunun sonucu gayrisafi millî hasıla içerisindeki -yurt içi hasıladaki- ulaşım ve iletişim payı yüzde 11'den yüzde 15,6'ya çıkmıştır. Bu da ülkemizin büyümesiyle beraber ulaşım ve iletişimdeki büyümenin, hatta iletişimdeki büyümenin ülke genel büyüme oranının biraz daha üzerinde olduğunu göstermektedir.

Ulaşım ve iletişim bir ülkenin kalkınmasının, büyümesinin, vatandaşın yaşam kalitesinin artmasının, hayatının kolaylaştırılmasının olmazsa olmaz şartıdır. Bu anlamda, yurdun her tarafında yaptığımız bölünmüş yollarla ülkenin doğusunu batısıyla, kuzeyini güneyiyle birleştirdik, yolları böldük, hayatları birleştirdik. Diğer bir yandan da hava yolunu halkın yolu hâline getirdik. Yaklaşık 15 milyon vatandaşımız da ilk defa uçakla tanıştı. Artık bütün kesimlerden vatandaşlarımız rahatlıkla uçağa biner hâle geldi, hava yolunu kullanır hâle geldi. Dolayısıyla hava yolu artık imtiyazdan çıktı, ihtiyaca dönüşmüş oldu.

Değerli milletvekilleri, diğer bir soru, yine Bolu Milletvekilimiz Ali Ercoşkun'un sorusu kara yolu ağ uzunluğuyla ilgilidir.

Kara yolu ağ uzunluğumuz bugün itibarıyla 66.244 kilometreye ulaşmıştır ancak Türkiye'deki tüm yol ağ uzunluğu 420 bin kilometrenin üzerindedir. Bunda ne var? Köy yolları var, belediye yolları var, orman, arazi yolları var. Kara yollarının ağı dışındaki bütün yolları dâhil ettiğimizde 420 bin kilometredir.

Kara yollarındaki önemli bir gelişme sathi kaplama-sıcak asfalt dengesidir. 2003 öncesi sathi kaplama miktarı yaklaşık 50 bin kilometre yani 63 bin kilometre yolun 50 bin kilometresi sathi kaplamayken bugün sathi kaplama miktarı 43 bine gerilemiş, sıcak karışım miktarı da 19.300 kilometreye çıkmıştır. Bunun anlamı nedir? Bunun anlamı yollarımızın kalitesinin artmasıdır, yollardaki seyahatin daha konforlu hâle gelmesidir, daha emniyetli hâle gelmesidir, zaman ve akaryakıt tasarrufundan ülkenin kazançlı çıkmasıdır. Bunun üç tane somut örneği var, bir tanesi: Kara yollarındaki trafik 3 kat arttı geçtiğimiz on iki yıl içerisinde. Motorlu taşıt miktarı 8,5 milyondan 20 milyona çıktı. Kara yollarındaki kazalar da 3 kat arttı ama ölümlü kazalar yüzde 63 oranında azaldı. Bu da yolların standardının geliştirilmiş olmasından kazalarda yol kusuru tamamen en arka sıralarda artık yer almakta, kazaların hâlâ birinci ve öncelikli nedeni insan hatası olarak önümüze çıkmaktadır. Dolayısıyla, bundan sonra kazaları daha da aşağıya çekmenin yolu insanımızın, sürücülerimizin bilinçlenmesi ve eğitilmesinden geçmektedir. Bu da toplumsal bir seferberliğin sonucu gerçekleşecektir.

Zaman darlığı yüzünden kısa kısa geçiyorum.

İstanbul Milletvekilimiz Sayın Erkan Akdemir'in soru önergesi Yavuz Sultan Selim Köprüsü ile onun bağlantı yollarına aittir.

Sizin de İstanbul'a gittiğinizde görebileceğiniz gibi, dünyanın en geniş açıklığa sahip köprüsü. Üzerinde 4 gidiş, 4 geliş kara yolu olan ve 2 tren hattı bulunan ve yine dünyanın en yüksek kule sahipliğini haiz bu köprü büyük oranda tamamlanmıştır. Köprünün tabliye yerleştirme işi yüzde 95 seviyesindedir, ana kablo montajı yüzde 97'i geçmiştir. Genel gerçekleşme yüzde 88'e ulaşmıştır. Buna sadece köprü değil, etrafındaki 115 kilometre bağlantı yolları da dâhildir. Bu hâliyle, köprümüz 2016'nın ilk yarısında, tahminen nisan, mayıs ayında hizmet vermeye başlayacaktır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu köprünün ve bağlantı yollarının hizmete girmesiyle İstanbul'daki şehir içi ağır vasıta trafiği tamamen kuzeydeki köprüye aktarılmış olacak ve dolayısıyla İstanbul'daki birinci köprü, ikinci köprü daha ziyade küçük araçlara tahsis edilecek ve trafik sıkışıklığı bir anlamda biraz daha rahatlayacaktır.

Tabii, köprünün devamı olan, Kuzey Marmara Otoyolu, bir ucu Akyazı'dan başlayıp Şile istikametinde köprüye bağlanan, diğer taraftan da Kınalı ile Yassıören arasında gerçekleşecek kısmı da önümüzdeki mart ayında yap-işlet-devret modeliyle gerçekleştirilecek, ihalesi yapılacaktır.

Bir başka soru, (6/56) esas numaralı, Bolu Milletvekili Sayın Ali Ercoşkun'un sorusudur. Bu da yine kara taşımacılığıyla ilgili bir sorudur. Soruları tam okumuyorum, zaman tasarrufu nedeniyle. Doğrusu bu soruda sorulan şey, kara taşımacılığında ne gibi değişiklikler olduğu yönündedir.

Kara yolu taşımasının bir mevzuatı yoktu, mevzuata bağlandı. Taşımalar belgelendirme sistemine bağlandı. Sadece taşımacılık vardı, taşımacılığın alt grupları tanımlandı. Lojistikler, uluslararası taşımalar, şehir içi taşımalar, şehirler arası taşımalar vesaire 35'ten fazla taşıma sektörünün alt grupları tanımlanmış oldu.

Trafiğe kayıtlı araç sayısı -az önce söyledim- 19 milyon 793 bin 995. Bunun yarısı otomobil, diğeri de diğer türlerden oluşuyor, detaya girmek istemiyorum. Bu sistemle yol kontrollerinde aşırı yüklemelerin de önüne geçilmiş hem trafik kazaları hem de yolların daha kısa zamanda tahrip olması önlenmiş durumdadır. Ayrıca, hurda araçlar, özellikle 22 yaş ve üzerindeki araçlar trafikten çekilmek suretiyle hem sürdürülemez olan, sürücüler için büyük bir yük olan bu sorun ortadan kaldırılmış, ayrıca hak sahiplerine de önemli miktarda maddi katkı sağlanmıştır.

(6/57) esas numaralı, yine Sayın Ali Ercoşkun'un sorusu piyasadan çekilen araçlarla ilgilidir. Bunu zaten cevaplandırdım.

Şimdi bir başka soru, Sayın Erkan Akdemir'in (6/58) esas numaralı sorusu hızlı tren hatları ve demir yolu yapım çalışmalarıyla ilgilidir.

2003 yılında ülkemizde 10.984 kilometre demir yolumuz vardı ama bu demir yollarımızın 1950 yılından itibaren maalesef gerektiği kadar üzerinde durulmadı ve yenilenmesi yapılmadı, yeni hatlar doğru dürüst yapılmadı. Elimizdeki 11 bin kilometre demir yolunun büyük bir kısmı Osmanlı'dan zamanımıza kalan 4 bin kilometre ve onun üzerine yapılan 7 bin kilometre, cumhuriyetimizin ilk yıllarında Atatürk'ün bizzat demir yolu seferberliğiyle başlattığı demir yollarıdır. Demir yollarındaki bu ihmal büyük boyutlara ulaşmış, artık demir yollarında sürdürülemez bir hâl almıştır.

Göreve geldiğimizde demir yollarıyla ilgili çok önemli kararlar aldık. Bu kararlardan bir tanesi hızlı tren. Yıllarca konuşulan, ülkemizin özlemini duyduğu hızlı treni devreye soktuk. Burada da hedef, üç medeniyetin, Selçuklu'nun, Osmanlı'nın ve modern Türkiye Cumhuriyeti'nin başkentlerini birbiriyle hızlı trenle bağlamaktı. Yani önce Ankara-İstanbul'a başladık, daha sonra Ankara-Konya ve Konya-İstanbul olarak şu anda hızlı tren faaliyet gösteriyor ve milyonlarca... Sadece Ankara-Konya'dan bahsediyorum, 7,5 milyon insan demir yoluyla seyahat ediyor. Eskişehir'deki sayı bunun çok daha üzerinde. Âdeta bu şehirler birbiriyle birleşmiş durumdalar. Eskişehir'de oturuyor insanlar, Ankara'da üniversitede okuyor veya Ankara'da oturuyor, Eskişehir'de çalışıyor. Böylece, hem şehirler arasındaki hareketlilik artmış hem de vatandaşlarımızın hayatı kolaylaşmıştır.

Diğer yaptığımız önemli bir şey demir yollarında -çok fazla şey var ama zaman darlığıyla detaya girmeyeceğim- sinyalleme işine ağırlık verdik. Demir yolu hatlarımızda sinyalleme çok azdı, elektrifikasyon çok azdı. Yani dizelli setler vardı, sinyalsiz sistemler vardı. Bu da verimli işletmecilik için önemli bir engeldi. Sinyallemede şu an itibarıyla elektrikte 3.748, sinyalde de 4.412'ye ulaştık. Daha çok gidecek yolumuzun olduğunu buradan ifade edebilirim. Bu konuyu da şimdilik burada kesiyorum daha farklı sorulara cevap vermek bakımından.

Sayın Erkan Akdemir'in sözlü sorusu da hemzemin geçitlerle ilgilidir. Hemzemin geçitleri... 2003 yılında 447 tane kontrollü geçiş varken şu anda 1.068'e ulaşmıştır. Şu andaki toplam hemzemin geçit 4.810, bu yaptıklarımızı da düşmüş olup 3.110 adet. Bundan sonraki hedefimiz, olabilecek her yerde kontrollü geçişlerin sağlanması şeklinde olacaktır.

Diğer bir sorumuz havacılıkla ilgilidir. Yine, Erkan Akdemir'in (6/50) sayılı sorusu...

BAŞKAN - Sayın Bakanım, sayın vekilin soy ismi "Akdemir" değil, Sayın Kandemir.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Kandemir... Özür dilerim, düzeltiyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Onu da "ak" yaptınız yani.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Kandemir, Akdemir... O benim hatam, düzeltiyorum, Erkan Kandemir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkanın dikkatine de teşekkür ederiz, harika.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Teşekkür ederiz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bundan sonra eskisi gibi olmayacak, öyle yani...

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Eyvallah...

Hava yoluyla ilgili on üç yıl önce 34 milyon toplam taşıma vardı Türkiye'de, şu anda 180 milyon; 26 açık havalimanı vardı, şu anda 55 havaalanına çıktı; 65 bin çalışan vardı, 170 bine çıktı. Yani şöyle bir karşılaştırma yapmanızı istiyorum: 2003'teki bütün havacılıkta çalışanların sayısı kadar bugün Atatürk Havalimanı'nda çalışan var, sadece bir havalimanımızda. Değişim dünyadaki havacılığın büyümesinin üst üste 3 katından fazla olmuştur. Türkiye'deki havacılıkta büyüme hiçbir zaman yüzde 10'un altına düşmemiş ve genellikle de yüzde 14-15 seviyesinde gerçekleşmiştir.

Bütün bunlar olurken yap-işlet-devret modelini kullanarak birçok yeni havalimanımızı devreye aldık. Antalya var, İzmir var, İstanbul'un ilave kısımları var, Dalaman var, Milas var, Zafer Havalimanı var ve ayrıca, yine genel bütçe imkânlarıyla da birçok ilimizde yeni terminaller, yeni apronlar ve yeni pistler devreye alınmıştır. Gündemimizde şu anda yapılacak yine yeni havalimanları var. Bunları da zaman içerisinde halkımızla, sizlerle paylaşmış olacağız.

Sayın Erkan Kandemir'in diğer bir sorusu, deniz taşımacılığında sağlanan ÖTV muafiyetinin sektöre yansımalarıyla ilgilidir.

Burada da kısaca sonuçlara değineceğim. Kabotaj hattında taşınan yolcu sayısında yüzde 61 artış olmuştur yakıtın ucuzlamasıyla, araç sayısında yüzde 95 artış olmuş, yük taşımasında da yüzde 74 artış sağlanmıştır. Bu ÖTV'siz yakıt uygulamasıyla sektöre yaklaşık olarak 3,5 milyar bir kaynak aktarılmıştır.

Balıkçılar için ayrı soruluyor. Balıkçılara da yaklaşık 1 milyon ton yakıt verilmiş ve bunun karşılığında sektöre parasal olarak 1 milyar 331 milyon destek sağlanmıştır. Her ikisini topladığımızda rakam yaklaşık 5 milyara ulaşmaktadır. Bu süre içerisinde 45 adet balıkçı barınağının yapımı gerçekleştirilmiş, önümüzdeki dönem içerisinde de ihtiyaç olan bütün yerlere balıkçı barınağı yapılacaktır.

Sayın Erkan Kandemir'in (6/49) sayılı sorusunda da yine limanlarla ilgili yük taşımaları sorulmaktadır.

Limanlarımızda yük taşımalarında 2003'ten 2014 sonu itibarıyla artışlar şu şekildedir: 283 milyon tona erişmiştir toplam dış taşımalar, böylece yüzde 90 artmıştır. Ülkemizin dış ticaret içerisindeki deniz yolunun parasal değer payı 57 milyar dolardan 2014 yılı sonu itibarıyla 228 milyar dolara yükselmiştir. Bu çok çarpıcı bir yükselmedir.

Diğer bir yükselen oran da kruvazör taşımacılığındadır. Kruvazör taşımacılığında da yüzde 56 artış sağlanmış ve ülkemize gelen, 12 limanımızdaki yolcu sayısı 580 binden 1 milyon 800 bin mertebesine ulaşmıştır.

Evet, denizcilik sektörünü de geçiyoruz. Daha çok konu var. Tabii, zaman sıkıntısı var. Diğer, biraz da muhalefet partilerimizin sorularına gelelim. Can kulağıyla dinleyin, sıra sizde.

Trabzon Milletvekili Sayın Haluk Pekşen... Soruyu biliyorsunuz, değil mi? Bir yol, Beylikdüzü-İskenderli-Tonya yolu.

HALUK PEKŞEN (Trabzon) - "Beşikdüzü" diye düzeltelim Sayın Bakanım.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Beşikdüzü mü? Karıştırıyoruz bugün. Beşikdüzü, tamam.

GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) - Beylikdüzü İstanbul'da.

ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Beşikdüzü, düzelttik. Beylikdüzü de bizim, neyse.

Yolun toplam boyu 25 kilometre. Birinci ihalesinde -3/2007'de yapmışız- Şen-Gök Keleşoğlu Atabey Ortak Girişimi kazanmış. Daha sonra, tabii, oradaki arazi zor bir arazi, çok fazla deplasmanlar var, çok fazla kamulaştırma var. Yolun esasında gecikmesinin nedenlerinden bahsediyorsunuz. 3 ana nedeni var. Bir tanesi kamulaştırmanın, mahkemelerin çok uzun süre alması ve kamulaştırmaların yapılamaması. Hâlâ devam eden kamulaştırma problemleri var. Bir diğer konu trafik altında çalışma mecburiyeti var. Aynı zamanda trafik çalışıyor ve yol yapılıyor, onun kaybettirdiği bir zaman var. Bir başka konu da deplaseler var, elektrik hatları var, su hatları var çeşitli diğer kurumlara ait. Onların aktarılması, yolun temiz hâle getirilmesi ciddi bir sorun. Daha sonra yeniden ihale yapılmış 15/05/2012'de, bu sefer de Güçlü ve Askal Ortak Girişimi ihaleyi almış, çalışmalar devam ediyor. Şu ana kadar yaklaşık olarak toplam 9 kilometrelik bölümü sathi kaplama olarak trafiğe açılmış, yapım çalışmaları kamulaştırma sorunu olmayan 4 ve 7'nci kilometrelerde devam ediyor. 31/12/2017'dir işin yapım tarihi, sözleşme süresi, bu süre içerisinde yapılması için gereken çaba gösterilecektir.

Diğer bir soru Trabzon Limanı'yla ilgilidir. Bilindiği gibi, Trabzon Limanı 2003'te otuz yıllığına özel sektöre devredilmiştir. Devlet tarafından işletildiğinde Trabzon Limanı'nda bir yılda taşınan toplam yük 997 bin tondu, özel sektöre geçtikten sonra bir yılda taşınan yük miktarı 2 milyon 824 bine çıkmış. Yine, konteyner elleçlemesiyse 2002 yılında 1.046 adetken 2012 yılında 45 bine çıkmıştır ve özel sektöre geçtiği ilk günden bugüne kadar 35 milyon dolarlık yeni yatırım yapılmış, kapasite 3.9 milyondan 10 milyon tona çıkarılmıştır.

Bu limanımız, bilindiği gibi, Afganistan'a sevkiyatta yoğun olarak kullanılmış, NATO tarafının Afganistan'dan çekilmesi esnasında bütün yüklerin transfer merkezi hâlinde uzun süre hizmet vermiştir. Liman işletmesinin çeşitli dış transferlerle ilgili, transit taşımalarla ilgili çalışmaları devam ediyor. Kazakistan'la transit görüşmelerinin hâlen devam ettiği ve prensip anlaşmasına varıldığı ifade edilmektedir. Bir limanın transit liman olması limanın tek başına çok iyi olmasına bağlı değil. Arka planına, pazarlara yakınlığına bağlı, altyapı imkânlarına bağlı. Dolayısıyla, bir de ülkemizin diğer ülkelerle ilgili stratejilerine de yakından bağlıdır.

Diğer bir soru, Sayın Haluk Pekşen'in. Bu da Yomra-Özdil yoluyla ilgilidir. Yomra-Özdil yolu, ilk ihalesi TERYAP-Mehmet Patır ortak girişimine yapım ve iyileştirme olarak verilmiş, 8 kilometrelik kısmı tamamlanmış ve sathi kaplama seviyesinde trafiğe açılmıştır. Ancak, yol bitmemiş, daha sonra diğer kısmı için de ihale gerçekleşmiş, şu anda KİK'te. İhaleyi Bakanlık yapıyor, bir karar veriyor, katılanlar itiraz ediyor, KİK'e gidiyorlar. KİK'te çözümlenirse çözümleniyor, çözümlenmezse yargıya götürüyorlar. Dolayısıyla, hukuki süreç devam ediyor, bu süreç tamamlanınca işe başlanacak ve süratle yapımı tamamlanacaktır. Yine buradaki gecikmelerde de az önce bahsettiğim hususlar geçerlidir.

Konya Milletvekili Sayın Mustafa Kalaycı'nın soruları: Konya Çevre Yolu Projesi. Konya Çevre Yolu Projesi'ni Mustafa Bey bilir. Konya çevre yoluyla ilgili bir bölümünde, 122 kilometrelik bölümün 25 kilometresinin yapımı devam etmektedir. Global kaleminden yapılan bu iş, hacmi büyük olduğu için, 2016 yatırım yılında tamamı ayrı, müstakil bir proje olarak teklif edilecektir. Yol üzerinde 6 adet tünel, 14 adet viyadük vardır. Kamulaştırma problemi olmayan kesimde çalışma başlamıştır, diğer kesimlerde DOP ve KOP uygulamaları marifetiyle kamulaştırmanın daha ekonomik olarak gerçekleştirilmesi için çalışma başlatılmıştır.

Yine, Sayın Mustafa Kalaycı'nın (6/90) numaralı soru önergesi araç muayene istasyonlarıyla ilgilidir. "Konya'da sadece 1 tane vardır." diyor. İkincinin açılması için çalışma başlatılmış olup 2016'da tamamen faaliyete geçmesi için gerekli firmayla mutabakat sağlanmıştır, daha doğrusu 2016 içerisinde bitecektir. Bunlar, tabii, ihtiyaçlara göre belirleniyor. Bu araç muayene istasyonları 2008'den itibaren tamamen serbestleştirilmiştir. Yurt genelinde 313 tane istasyon hizmet veriyor. Eskiden -bu muayeneler- bürolarda mühürler vardı, geliyorlardı trafik komisyoncuları, demet demet bunları işaretleyip gösteriyor, mühürleyip veriyorlardı ama yeni sistemde artık bunlar iğneden ipliğe çok detaylı muayenelerden geçiyor. Bunu şuradan anlıyoruz: Muayeneye giren araçların yüzde 40'ı ilk muayenede geçemiyor, mutlaka tekrar ediliyor bir ay içerisinde. Bugüne kadar 40 milyon araç muayene edilmiştir. Bu sistemle de kamuya şu ana kadar 4 milyar 300 milyon da kaynak sağlanmıştır, ayrıca 3.500 iş imkânı sağlanmıştır, vatandaşımıza iş bulunmuştur. Ortalama yıllık muayene 8,5 milyon mertebesindedir.

Yine, Konya Milletvekilimiz Sayın Mustafa Kalaycı'nın sorusu: "Seçim arifesinde dönemin Enerji Bakanı Ali Rıza Alaboyun 'Ereğli'ye bölgesel bir havalimanı yapılacak.' demiştir. 'Konya'nın yeni bir havalimanına ihtiyaç yok.' sözünüzü hâlâ muhafaza ediyor musunuz?" Evet, muhafaza ediyorum, Konya'nın havalimanı vardır, gayet güzel de çalışmaktadır. Kapasite artırımı yeni terminal yapılmak suretiyle 25 bine çıkarılmıştır, ihtiyaç hâlinde de büyüme imkânı mevcuttur. Ali Rıza Bey'in bahsettiği konu biraz farklıdır. Ben kendisiyle de konuştum, onun söylediği şu: "Ereğli, Niğde, Aksaray ve Karapınar'ın faydalanabileceği bölgesel bir havalimanı için Bakanlık tarafından çalışmalar devam ediyor." Söylediği aynen böyle. Dolayısıyla, Karaman'da bir havalimanı planlaması vardır, Ereğli'ye hizmet edecektir çünkü Ereğli'ye oldukça yakın mesafededir, 60 kilometredir; Konya'ya 135 kilometrededir, Konya'ya hizmet etmesi asla mümkün değildir. Onun dışında da Niğde, Aksaray'ın ihtiyaçları için Bakanlığımız çalışmaları sürdürmektedir.

Sayın Mustafa Kalaycı'nın (6/99) esas numaralı sözlü soru önergesi Konya'nın metroları hakkındadır. Bilindiği gibi, Konya'da toplam 45 kilometrelik bir raylı sistemin bu yılın ilk aylarında Bakanlar Kurulu kararıyla Bakanlığımız tarafından gerçekleştirilmesi yönünde karar alınmıştır. Bu hat 2 kısımdan oluşuyor: Bir tanesi Selçuk Üniversitesi-Beyhekim ve hızlı tren gar istasyonu; diğeri Necmettin Erbakan Üniversitesi-Gar-Fetih Caddesi-Meram arasında gerçekleştirilecektir. İşin safahatı şöyledir: 2015 tarihinde proje ihalesi yapılmıştır. Ön yeterlilikle yapılan ihalenin kısa listesi 30 Kasımda belli olmuştur. Şu anda teknik değerlendirmesi devam etmekte ve mali teklifler açılacak ve proje ihalesi sonuçlandırılacaktır. Proje ihalesinden sonra, tabii, yapım için Kalkınma Bakanlığına teklif edilecek, yapım işine geçilecektir. İhtiyaç, talep durumuna göre hangi hat daha fazla ihtiyaçsa ondan başlanacak, bilahare de diğer hatta sıra gelecektir.

Sayın Mustafa Kalaycı'nın diğer bir sorusu Konya Kayacık Lojistik Merkezi'yle ilgilidir. Lojistik merkezi işinde bir ihale yapılmış ancak gerçek ihtiyaç durumu değiştiğinden bu ihalenin tekrarlanmasına karar verilmiştir. Yeni ihtiyaç değişikliği de şundan kaynaklanmaktadır: Konya'ya, bu bölgeye uzanan birtakım altyapı projeleri vardır. Bu altyapı projeleriyle entegrasyonu sağlayabilmek için lojistik merkezinin büyüklüğü ve imkânları tekrar gözden geçirilmiştir. Lojistik, artık, gelecek ulaştırmasının en gözde alanıdır. Lojistik bir taşıma değildir; depolama, elleçleme, gümrükleme, paketleme, kombine taşımacılık, sigortacılık, stok yönetimi, muayene, gözetim, müşteri hizmetleri, bankacılık, posta hizmetleri gibi entegre bir altyapıdır. Bizim Ulaştırma Bakanlığı için en az 20 adet lojistik merkezinin önümüzdeki beş yıl içerisinde limanlarımız, demir yollarımız, kara yollarımızla entegre olacak bir şekilde yapılması konusunda bir çalışmamız var. Bugüne kadar 6 tane demir yolu lojistik merkezi, 1 tane de kara yolu lojistik merkezi tamamlanmış, diğeri için çalışmalar devam etmektedir.

Sayın Trabzon Milletvekilimiz Haluk Pekşen'in (6/97) esas numaralı sorusu sivil havacılıkta kurallarına göre silahla uçağa binilip binilemeyeceği üzerinedir. Bu anlamda da özellikle bakanların korumalarının silahla uçağa bindiği ve bunun da kurallara aykırı ve tehlike teşkil ettiği yönündedir.

Millî Sivil Havacılık Güvenlik Programı'nda bir yönetmelik var. Bu yönetmelikte "Üst düzey devlet görevlilerine refakat eden koruma görevlilerinin silahla uçağa binmelerine müsaade edildiği takdirde..." Kim müsaade edecek? Kaptan. Kaptan etmezse giremez. Bu bir; kural böyle. "...genel veya özel bir görevlendirme emri aranır. Oturdukları koltuk numaraları kaptan pilota bildirilir."

Doğrusu bu soruyu da dikkate aldıktan sonra ben bu hükmün biraz gözden geçirilmesi gerektiğine karar verdim ve arkadaşlar bir çalışma yapıyorlar.

Şu olabilir: Yani silahla binmeye sınırlı olarak ne yapılabilir? Silah, bindiği anda teslim edilir, kapalı bir yerde, kilitli bir yerde muhafaza edilir, inerken tekrar kendisine teslim edilir. Yani otururken üzerinde olması birtakım sakıncalar doğurabilir. Bu konuda bir yönetmelik değişikliği çalışmasını arkadaşlarımız yapıyor.

Son sorumuz, Niğde Milletvekili Sayın Ömer Fethi Gürer'in (6/110) numaralı önergesi: Bu da baz istasyonlarının özellikle oyun parklarında, okulların yanında kurulmasının sağlığa zararlı olup olmadığı yönünde. Bir de bu baz istasyonlarını bazen süslüyorlar, ağaca benzetiyorlar, bunların sebebi nedir diye soruyor. Şimdi, bu baz istasyonlarının sağlığa zararlı olup olmadığı konusu çok uzun yıllardan beri dünya çapında tartışılan bir konu olmakla beraber bugüne kadar bunların somut olarak sağlığa zararlı olduğuna dair bir bulgu yok ama bütün bu tartışmaları ortadan kaldırmak için uluslararası düzeyde bir kural geliştirildi. O da, kural da şudur: Kurulacak baz istasyonunun yatay düzlemdeki en yakınındaki binaya 40 volt/metre oranında, bunun üzerinde elektromanyetik dalga neşretmeyecek. Bu ne için konuyor? Meskûn mahaller ile baz istasyonunun konulacağı mesafe için geçerli. Bunun da yaklaşık 20 metrenin altında olmasını biz önermiyoruz, buna izin vermiyoruz. Ama burada bu 20 metreyi şöyle anlamamız lazım: Baz istasyonunun direğinin tepesindeki o elektromanyetik dalga yayan alıcının yatay bir çizgiyle gittiği noktadaki 20 metrede kimse varsa bunun kurulmasına izin verilmiyor tedbir olarak. Ama biz bir şey daha yaptık, bütün dünyada 40 volt/metre uygulaması varken biz 10 volt/metre uygulaması gerçekleştiriyoruz yani 4 kat daha emniyetli bir sınırda bu işi yapıyoruz.

"İstanbul'da ne kadar baz istasyonu var?" diye sorulmuş. 27.110 adet baz istasyonumuz var. Bu baz istasyonlarının kamufle edilmesi bunun zararlarıyla alakalı olmayıp belediyeler burada görsel amaçlı birtakım böyle işler yapmaktadır, yoksa bunun zararlarını gizlemeye yönelik bir konu söz konusu değildir.

Arz ederim.

"Bir tane soru eksik." demişler ama bilmiyorum, sayfa 29...

Sayın Başkanım, isterseniz onu da cevaplayayım, eksik soru kalmamış olsun.

Sayın Ali Ercoşkun'un (6/54) numaralı TÜRKSAT ile ilgili bir sorusu; TÜRKSAT uydu tasarım çalışmaları, yerli uçak ve havacılık, uzay konusundaki AR-GE faaliyetleriyle ilgili.

Açıkçası, TÜRKSAT'la ilgili, şu anda uydu kapasitesi yeterince vardır ve en gelişmiş uydularla hizmet vermektedir. En son, 2 adet TÜRKSAT 5A-5B uyduları yörüngelerine gönderilmiştir, şu anda da TÜRKSAT 6A uydusu için millî uydu yapımı konusunda TÜBİTAK'la da çalışmalar devam etmektedir. 2019'da tamamen kendi mühendisimiz, kendi akıl, terimizle yaptığımız uyduyu yörüngesine göndermiş olacağız.

Bölgesel yerli uçak çalışmalarıyla ilgili de Savunma Sanayii Müsteşarlığı, STM Şirketi ve Bakanlığımız arasında bir çalışma devam etmektedir. Önümüzdeki aylarda bu konuda da somut gelişmeleri sizlerle paylaşma fırsatını bulmuş olacağız.

Beni sabırla dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyorum.

Yeni çalışma dönemimizin hayırlı uğurlu olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurun.