Konu:Mevlit Kandili'ne ilişkin gündem dışı konuşması
Yasama Yılı:1
Birleşim:17
Tarih:22/12/2015


Mevlit Kandili'ne ilişkin gündem dışı konuşması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

SAİT YÜCE (Isparta) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, şehitlerimize ve hayatını kaybeden masum insanlara Allah'tan rahmet diliyorum, Rabb'im cennetinde en yüce makamlarla onları mükafatlandırsın.

Salıyı çarşambaya bağlayan bu gece, yüce Rabb'imizin bütün âlemlere rahmet olarak gönderdiği Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (SAV)'in mevlidişerifini idrak edeceğiz. Bu vesileyle Resuluekrem Efendimiz (ASV), onun âl ve ashabına, evladüıyaline, ehlibeytine salat ve selam ediyorum. Onun getirdiği nur ve vahyin ışığı gönüllerimizi aydınlatırken bu ışığın bütün insanlığın muhtaç olduğu manevi huzura dönüşmesini, vatanımız, milletimiz, tüm Âlemiislam için rahmet, merhamet, kardeşlik, barış ve selamete vesile olmasını Rabb'imizden niyaz ediyorum.

Aynı Allah'a, aynı kitaba, aynı peygambere inanan, aynı kıbleye dönen kardeşler olarak bizler, asırlarca beraber, kardeşçe yaşadığımız bu topraklarda, bu vatanda kardeşlik ahlakını, ulvi değerleri paylaşarak bu günlere geldik. Mucizatıahmediye'de ifade edildiği gibi "Muhammedun Rasululluh" ve Risatetimuhammediye kâinatın en büyük hakikati ve Zatıahmediyye bütün mahlukatın en eşrefi ve iki cihanın en parlak bir güneşi olduğuna ve bu harika makama liyakatine dair pek çok delilleri olan Efendimiz (ASV) hem öyle yüksek, kuvvetli hitap ediyor ki bütün asırlar onu dinler. Evet, aksisadâsını her bir asır işitiyor.

Evet, Zatıahmediye'nin (ASV) nuruyla âlemin şekli değişti. İnsan ve bütün kâinatın mahiyetihakikiyeleri o nur, o ziya ile o ışıkla inkişaf etti. Eğer o nur olmasaydı mevcudat fenayı mutlaka mahkûm ve kıymetsiz, manasız, faydasız, abes, karma karışık, tesadüf oyuncağı bir zulmeti evham içinde kalırdı.

Şu gördüğün büyük âleme büyük bir kitap nazarıyla bakılırsa, nuru Muhammedi (ASV) o kitabın kâtibinin kaleminin mürekkebidir.

Eğer o âlemi kebir bir şecere, ağaç tahayyül edilirse, nuru Muhammedi hem çekirdeği hem semeresi, meyvesi olur.

Eğer dünya mücessem bir zihayat farz edilirse, o nur onun ruhu olur.

Eğer büyük bir insan tasavvur edilirse, o nur onun aklı olur.

Eğer pek güzel şaşalı bir cennet bahçesi tahayyül edilirse, nuru Muhammedi onun andelîbi yani bülbülü olur.

Mahlukların en ehemmiyetlisi olan nevi insanın güneşleri ve yıldızları ve kumandanları olan bütün peygamberleri arkasına alıp onlara duasına "âmîn, âmîn" dedirten ve ümmetinden her gün her ferdi mütedeyyin hiç olmazsa kaç defa ona salavat getirmekle onun duasına "âmîn" diyen ve belki bütün mahlukat o duasına iştirak ederek "Evet ya Rabbenâ! İstediğini ver, biz de onun istediğini istiyoruz." diyorlar.

Efendimiz (ASV)'ın şahsı manevisine bak: Sathı arz bir mescit, yeryüzü bir mescit, Mekke bir mihrap, Medine bir minber; o burhanı bahir olan Peygamberimiz (ASV), bütün ehli imana imam, bütün insanlara hatip, bütün enbiyaya, peygamberlere reis, bütün evliyaya seyit, bütün enbiya ve evliyadan mürekkep bir halka-i zikrin serzâkiri; bütün enbiya hayattar kökleri, bir şecerei nuraniyedir ki, her bir davasını mucizatlarına istinat eden bütün enbiya, peygamberler ve kerametlerine itimat eden bütün evliya tasdik edip imza ediyorlar.

Zira, o "Lâ ilâhe illâllah" der, dava eder. Bütün sağ ve sol, yani mazi ve müstakbel taraflarında saf tutan o nuranî zâkirler, aynı kelimeyi tekrar ederek -icmâ ile, mânen sadakte ve bilhakkı natakte- "Doğru söyledin." derler. Hangi vehmin haddi var ki, böyle hesapsız imzalarla teyid edilen bir müddeâya parmak karıştırsın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SAİT YÜCE (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Yüce, bir dakika toparlamanız için ek süre veriyorum.

Buyurunuz.

SAİT YÜCE (Devamla) - İşte bak! O zât öyle bir salât-ı kübrâda, bir ibâdet-i ulyâda saadet-i ebediyye için dua ediyor ki bütün arz onun azametli namazıyla namaz kılar, niyaz eder.

Bak, hem öyle beka gibi bir hacet-i âmme için dua ediyor ki, değil ehl-i arz, belki ehl-i semâvat, belki bütün mevcudat niyazına iştirak edip lisan-ı hâl ile: "Evet yâ Rabbenâ, ver, duasını kabûl et. Biz de istiyoruz." diyorlar.

Bu mübarek gece hürmetine Cenab-ı Hak, insanlığa huzur, mazlum ve muhtaçlara kurtuluş ve kolaylıklar nasip etsin.

Rabb'im, ahlakımızı, Peygamber Efendimiz'in ahlakıyla ahlaklandırsın.

Âmin.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)