Konu:2016 Yılı Merkezi Yönetim Geçici Bütçe Kanunu Tasarısı münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:15
Tarih:16/12/2015


2016 Yılı Merkezi Yönetim Geçici Bütçe Kanunu Tasarısı münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

İBRAHİM MUSTAFA TURHAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı hakkında görüşlerimi ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlamadan önce yüce heyetinizi en içten dileklerimle, saygıyla selamlıyorum.

Bu arada, kendisiyle Plan ve Bütçe Komisyonunda görev yaptığı dönemde birlikte çalışma imkânı bulduğum Sayın Başkan Vekilimizin -oturumu yönetmesi sebebiyle- orada sergilemiş olduğu demokratik, eşitlikçi, makuliyetten yana ve medeniyeti, medeni ve seviyeli bir çizgiyi esas alan tavrını bu görevinde de sürdüreceğine olan inancımı ifade ederek kendisine başarılar dilemek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii, gönül isterdi ki küresel ekonomide belirsizliklerin bu kadar arttığı, ülkemizin yapısal dönüşüme acil biçimde ihtiyaç duyduğu bu ortamda geçici bütçe yerine 2016 yılının tamamını ihtiva edecek merkezî yönetim bütçesini görüşmek mümkün olabilseydi. Sayın Başbakanımız bu anlayış istikametinde iyi niyetli girişimlerde de bulundu ama ne yazık ki ilgili diğer taraflarla makul bir uzlaşma sağlamak yine mümkün olamadı.

MUSA ÇAM (İzmir) - Çarpıtmayın, çarpıtmayın Sayın Turhan.

İBRAHİM MUSTAFA TURHAN (Devamla) - Her ne kadar söz konusu iyi niyetli girişimlerimiz netice vermemiş ve geçici bütçe yapmak zarureti hasıl olmuşsa da milletimiz müsterih olmalıdır. Zira, 7 Haziran seçimlerinin ardından hiçbir siyasi partinin tek başına iktidar olmasının mümkün olmadığı bir Parlamento aritmetiği ortaya çıkmasına rağmen AK PARTİ sorumluluk sahibi bir yaklaşım sergilemek suretiyle nasıl Türkiye'de bir yönetim boşluğu veya zaaf yaşanmasına izin vermediyse, yine aynı sorumluluk bilinciyle 2016 yılı bütçesi yerine geçici bütçe yapma zaruretinde kalmış olmanın ekonomimizin ihtiyaç duyduğu yapısal reformların hayata geçirilmesinde herhangi bir gecikmeye yol açmasına da izin vermeyecektir.

Bu çerçevede, Plan ve Bütçe Komisyonunda geçici bütçe kanunu tasarısını tartıştığımız esnada, aynı gün ve aynı saatte Sayın Başbakanımız tarafından yapısal reform eylem programının ve bu reformlara ilişkin takvimin açıklanmış olmasının ne denli önemli olduğunun altını çizmekte fayda görüyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmetimiz 2016 yılı geçici bütçe kanunu tasarısını -her ne kadar söz konusu bütçe geçici mahiyette de olsa- iktidarda olduğumuz on üç yıllık dönemde hazırlamış olduğu geçmiş bütçe kanunlarıyla aynı ciddiyetle ve mali disiplin başta olmak üzere aynı temel ilkelere bağlı kalarak hazırlamıştır. Bununla beraber geçici bütçenin kalıcı bütçeden temel farklılıkları olduğuna işaret ederek bu hususları nazarıdikkatinize arz etmeyi de gerekli buluyorum.

Malumlarınız olduğu üzere, bütçe, gelir toplama ve harcama yapma yetkisi veren bir kanun olması hasebiyle yasama organının yürütme üzerindeki kontrol ve denetim işlevini icra ettiği en önemli alanlardan birini teşkil etmektedir. Siyaset teorisi açısından kuramsal olarak da, tarihteki tezahürü açısından da bütçe demokrasinin ve güçler ayrılığının temel unsurlarından kabul edilir. Bu bağlamda, geçici bütçe, bir kavram olarak da, uygulamadaki istisnai bir durum olması cihetiyle de şahsına münhasır bir mahiyet arz etmektedir. Zira, geçici bütçeyle hükûmet, yasama organı tarafından kendisine verilen en son tahsilat ve harcama yetkisini esas almakta ve âdeta bahse konu bu yetkinin süresinin belli şartlarla uzatılmasını talep etmektedir.

Bu bakımdan, AK PARTİ'nin birinci nesil reformları arasında yer alan 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun geçici bütçe uygulamasını kavramsal olarak hukuk sistemimize kazandırmış olmasının önemini bir kere daha vurgulamakta fayda mülahaza ediyorum. Böyle bir mekanizmanın varlığı, Türkiye'yi, bazı ülkelerde görüldüğü üzere, Hükûmetin iş yapamaz hâle gelmesi ve kamu hizmetlerinde aksama yaşanması gibi olumsuz durumların ortaya çıkmasından da korumaktadır. Malumları olduğu üzere, mesela Amerika Birleşik Devletleri'nde en son Ekim 2013 tarihinde görüldüğü gibi "hükûmetin kapanması" olarak adlandırılan kesintiler vuku bulabilmektedir. Hâlbuki AK PARTİ'nin iktidar döneminin henüz başlarında gerçekleştirmiş olduğu yapısal reformlardan biri olan 5018 sayılı Kanun ile bu risk bertaraf edilmiştir.

Tabii, geçici bütçenin kalıcı bütçeye nispetle farklılığına işaret etmekle aynı zamanda Hükûmetimizin geçici bütçeyi hazırlarken tercih etmiş olduğu yaklaşımın ne kadar isabetli olduğu yönünde kanaatlerimi de ifade etmek isterim. Dikkat edilecek olursa Hükûmetimiz bu döneme ilişkin kalıcı bütçeyi hazırlama imkânı olmaması nedeniyle Meclisimize sunduğu geçici bütçe kanunu tasarısı ile yasama organımız olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin yürütme organına usulüne uygun biçimde verdiği en son yetkiyi esas almakta ve 6583 sayılı 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu'nun başlangıç ödeneklerinin belirli yüzdeleri nispetinde harcama yapma yetkisi istemekte ve bazı hükümleri hariç olmak ve tarihleri güncellenmek kaydıyla bahse konu kanunun uygulanmasının temdit edilmesini talep etmektedir. Bu bağlamda da bir yetki aşımı yapmamaya itina göstererek yeni baştan gelir tahmini yapmamakta, bunun ancak orta vadeli program kapsamında, temel makroekonomik göstergelerin tespitinden sonra mümkün olabilecek bir çalışma olduğunun da idrakinde olarak Parlamentonun yürütme üzerindeki kontrol ve denetim yetkisine saygı göstermektedir. Zira, geçici bütçe, her ne kadar hukuk tekniği olarak müstakil bir kanun tasarısı olarak görülebilirse de aslında siyaset teorisi ve hukuk felsefesi açısından bir önceki yıl bütçesine bağlı ve onun sınırları dâhilindeki süreli bir izin olarak kabul edilmelidir. Hükûmetimizin bilinçli bir tercihle geçici bütçe tasarısının 3'üncü maddesinde de sarahaten ifade olunduğu üzere, bir önceki yıl bütçesini 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun izin verdiği ödeneklerle ilgili bazı hükümler hariç tarihler güncellenmek suretiyle aynen uygulamaya devam ettirmesi hem hukuken hem siyaseten son derece yerinde ve doğru bir yöntemdir. AK PARTİ'nin demokrasiyi ve hukuk devletini sadece lafzen değil muhtevasıyla da benimsemiş, Montesquieu'nin "kanunların ruhu" kavramıyla izah ettiği ve çağdaş hukuk düzeninin temelini teşkil eden bu hususu bütün uygulamalarında esas almış olması Hükûmetimizin bu tercihinde bir kere daha tezahür etmiştir. Bu bakımdan, muhalefet temsilcilerinin bu çerçevedeki eleştirilerinde isabet olduğunu düşünmek maalesef mümkün değildir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; malumları olduğu veçhile, geçici bütçe kanunu tasarısı küresel ekonomide ve piyasalarda büyük çalkantıların yaşandığı bir döneme denk gelmiştir. Amerikan Merkez Bankası Federal Reserve'ün dün ve bugün gerçekleşmekte olan ve kısa bir süre sonra açıklayacağı kararda yol haritasını çizeceği yeni para politikası duruşu, Türkiye de dâhil olmak üzere, bütün dünya ekonomilerini kuşkusuz etkileyecektir. Küresel risklerin arttığı ve küresel oynaklığın finans piyasalarına hâkim olmaya devam edeceği böyle bir ortamda ekonomide kırılganlıkları azaltacak ve dayanıklılığı artıracak politikaların izlenmesi hayati önemi haizdir.

AK PARTİ iktidarlarının yönetimde olduğu dönemde gerek 2006 yılında yine FED'in faiz artırımı akabinde gelişmekte olan ülkeler ve yükselen piyasa ekonomilerinde yaşanan ani sermaye çıkışları sırasında gerekse 2008-2009 yıllarında yaşanan küresel ekonomik kriz döneminde AK PARTİ hükûmetlerimizin izlediği basiretli politikalarla, Türkiye, zorlukları ciddi bir sorun yaşamadan, hatta krizi fırsata dönüştürerek atlatabilmiştir. Bu noktada, 2008-2009 küresel ekonomik krizi döneminde Türkiye ekonomisine yönelik endişe verici değerlendirmelerin seslendirildiği bir ortamda o dönem Başbakanımız olan partimizin kurucu Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın "Kriz Türkiye'yi teğet geçecek." şeklindeki tespitini hatırlatmakta fayda mülahaza ediyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın o tespiti, yine malum çevreler tarafından inandırıcı bulunmamış, hatta tahfif edilmiş ama sonrasında Türkiye'nin gerçekten de krizi en az hasarla atlatması, ekonomimiz açısından âdeta bir stres testi işlevi gören krizi fırsata dönüştürmeyi başarması neticesinde yurt içinde ve dışında yüksek takdirle karşılanmıştır. Bir anekdot olarak Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Amerikalı ekonomist Joseph Stiglitz, o dönemdeki ekonomi politikalarımızın Nobel Ekonomi Ödülü'yle taltif edilebileceğini bildirmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu performansımızın arkasında yatan iki önemli husus vardır. Bunlardan birisi kamu maliyemizin güçlü görünümü, ikincisi de yapısal reformlarla desteklenen ekonomimizin en zorlu dönemlerde bile pozitif büyüme sağlayabilmesidir. Türkiye'de 2014 Mart-2015 Kasım arasında 20 aylık dönemde 2 yerel, 2 genel, 1 yerel seçim ve bir de Cumhurbaşkanlığı seçimi yaşanmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İBRAHİM MUSTAFA TURHAN (Devamla) - Üstelik 7 Haziran seçimlerinde tek başına iktidar tablosu oluşmamış olmasına rağmen, bütçe 2015 yılı Ocak-Kasım döneminde 45,8 milyar lira faiz dışı fazla vermiştir, bütçe açığının ise sadece 5,4 milyar lira olarak gerçekleşmiş olması dünya mali disiplin tarihine geçecek bir rekor olarak görülmelidir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Önümüzdeki dönemde süratle hayata geçirilecek yapısal reformlarla öncelikli dönüşüm programları tamamlanacak, iş ve yatırım ortamının iyileştirilmesi sayesinde ekonomimizin rekabet gücü ve potansiyel büyüme hızı yükseltilecektir.

2016 yılı geçici bütçe tasarısını bu aydınlık dönemin öncü bir göstergesi olarak gördüğümü ve bütün kalbimle desteklediğimi ifade eder, yüce heyetinizi tekrar sevgi ve saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)