Konu:Türkiye ile Rusya arasındaki uçak krizinin tarımsal ihracata etkilerine ilişkin gündem dışı konuşması
Yasama Yılı:1
Birleşim:14
Tarih:15/12/2015


Türkiye ile Rusya arasındaki uçak krizinin tarımsal ihracata etkilerine ilişkin gündem dışı konuşması
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle Aziz Sancar'ı kutluyorum ama sadece bir bilim insanı olarak kutluyorum.

İkincisi, Diyarbakır, Sur, Cizre'de güvenlik tedbirleriyle otuz beş yıllık sorunu çözmeye çalışmanın, sorunu yaratanların sorunu bu metotla da çözemeyeceklerini görmeleri ve bu uğurda şehit olan asker, polis ve sivil halkın tümünü saygıyla anıyorum, Allah'tan rahmet diliyorum ama bu metotla bu sorunun çözülmeyeceğini Mecliste paylaşmak istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

24 Kasım 2015 tarihinde, Türkiye'nin hava sahasını ihlal eden Rusya uçağının düşürülmesiyle beraber Türkiye-Rusya arasında başlayan gerginlik en büyük etkiyi ekonomik alanda, bunun da bir alt birimi olarak tarım alanında göstermiştir.

2014 yılında Türkiye'nin Rusya'dan ithalatı 25,3 milyar dolarken Rusya'ya ihracatımız 5,9 milyar dolardır. Bu ihracatın 1,3 milyar doları yani yüzde 20'si tarımsal ürünlerle ilgilidir. Bu tarımsal ürünlerin özellikle 1 milyar doları yaş sebze ve meyveyle ilgilidir. Tarımsal ihracatın 1 milyar dolarlık kısmının bu ihracatın yüzde 20'sini teşkil ettiğini özellikle sizinle paylaşmak isterim. Türkiye'den Rusya'ya en çok giden ürünlerden sebzede domates, meyvede narenciye ürünleri olmak üzere genel olarak tarımsal üretimin bütün kesimleri etkilenmektedir.

1,3 milyar dolarlık tarımsal ihracatımıza karşı Rusya'dan 2,8 milyar dolarlık ithalat yapıyoruz. Tarımsal dış ticaret açığımız 1,5 milyar dolardır. Rusya'dan ithal edilen başlıca tarım ürünümüz buğday ve yağlı tohumlardır. Bu nedenle, eğer bu ambargo devam ederse, Rusya'nın Türkiye'ye ihracat kısıtlaması getirmesi hâlinde, un ihracatının yanı sıra bitkisel yağ sektörü de olumsuz etkilenecektir.

Yine, 2014 yılında toplam 5,3 milyon ton olan buğday ithalatının 4,1 milyon tonu Rusya'dan alınmaktadır ve ne yazık ki bunun karşılığında 1,2 milyar dolar Rusya'ya döviz ödemek durumundayız. Oysa biz, bütün tarımsal ürünlerde Rusya'ya 1,3 milyar dolar gibi bir ihracat yapmaktayız. Yani sadece Rusya'dan aldığımız buğday karşılığı, bizim toplam yaptığımız sebze ve meyve ihracatıdır.

Değerli dostlar, burada şu çok önemli: Özellikle, biz Rusya'dan 2,8 milyar dolar ithalat yaparken 1,3 milyar dolar ihracat yapıyorsak ve 5 milyon tona yakın buğday alıyorsak ve Türkiye'de de 32 milyon dönüm arazi boşsa bunun tek sorumlusu, on üç yıllık Adalet ve Kalkınma Partisinin uyguladığı tarım politikalarıdır. (CHP sıralarından alkışlar)

Rusya, 1 Ocak 2016 tarihinden itibaren başta domates olmak üzere birçok tarım ürününü almayacağını, bunun karşılığında balık, süt ürünleri, fındık, limon gibi ürünlerde alımı durdurmayacağını söyledi. Bunun karşılığında, Faruk Çelik açıklama yaparak bunun bedelinin 2016'da 640 milyon dolar olacağını söyledi ama bu görece bir rakamdır, biz bunun çok üzerinde bir rakam olduğunu biliyoruz.

Yine, Türkiye'nin yıllık olarak... Örneğin, 2014 yılında 14 bin tırın sefer yaptığı Rusya'da beklenen ve görünen odur ki 2016'daki kısıtlama nedeniyle 14 bin tır yerine sadece 2 bin tır Rusya'ya sefer yapacaktır ve ne yazık ki Başbakan Yardımcısı Şimşek "Rusya'yla bütün ilişkilerimizi bitirsek bile bizi etkileyecek kısmı sadece 9 milyar dolar; gayrisafi yurt içi hasılanın binde 3'ü, binde 4'ü kadardır." dedi, küçümseyen, itibarsızlaştıran bir rakamla bunu açıkladı. Oysa biz biliyoruz ki o rakam çok önemlidir, özellikle tarımda emeği olan, tarlada meyvesi olan, sofrada yemeği olan üreticinin alın teri, emeği tam da o rakamların içerisindedir; sosyolojik boyutunu ve insani boyutunu galiba unuttu.

Sonuç olarak acilen şunu yapmamız gerekir: Adana'daki narenciye bahçeleri için hızlıca bir tedbir alınmalı, yerel yönetimler ve millî eğitim faaliyete geçirilmeli, ürün zararı giderilmeli ve ürün destekleme primleri hızlıca ödenmeli, kredi, vergi ve SGK primleri gibi borçlar faizsiz olarak ertelenmeli ve en önemlisi, mutlaka ve mutlaka bunun iç yansımaları olacaktır, iç piyasada ürünler daha ucuz bir rakama gidecektir, mutlaka ürün planlamasını hayata geçirmeliyiz.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)