Konu:.- Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun 95'inci yıl dönümünün ve Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın kutlanması, günün anlam ve öneminin belirtilmesi görüşmeleri
Yasama Yılı:5
Birleşim:92
Tarih:23/04/2015


.- Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun 95'inci yıl dönümünün ve Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın kutlanması, günün anlam ve öneminin belirtilmesi görüşmeleri
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CUMHURİYET HALK PARTİSİ GENEL BAŞKANI VE MECLİS GRUBU BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, Sayın Cumhurbaşkanı, değerli milletvekilleri, bizleri televizyonları başında izleyen saygıdeğer yurttaşlarım; gelin, 23 Nisan 1920 öncesine kısaca bir bakalım.

Adana, Afyon, Ardahan, Artvin işgal altında, Aydın düşman kuvvetlerinin kontrolünde, İzmir ve İstanbul bütünüyle işgal edilmiş. Adana, Antep, Urfa ve Maraş millî mücadele kavgasını veriyor. Çukurova'nın pamuk tarlaları, Trakya'nın bereketli toprakları, Batı Anadolu'nun ovaları hep işgal altında. Limanlarımız, var olan sanayi varlığımız, ulaşım ve haberleşme merkezleri, Türkiye'nin en stratejik yerleri düşman kontrolünde. On bir yıl süren kesintisiz savaşlarla harap ve bitap düşmüş bir millet. Nüfus yaklaşık 11 milyon. 2 milyon kişi sıtma, 1 milyondan fazla insan frengi; verem, tifo, çiçek, trahom salgını kol geziyor. Binlerce köyde sığır vebası var. Doğan her 2 bebekten 1'i ne yazık ki hayatını kaybediyor. Meclis-i Mebusan kapatılmış, hükûmet yok, ordu yok, silah yok, cephane yok yani devlet yok. İşte 23 Nisan 1920'de, bu Meclisin açıldığı gün Türkiye'nin manzarası bu. Ondan sonra, aralıksız savaşlar, benzersiz bir mücadele, ateş çemberinden geçen bir millet, eşi benzeri görülmedik, zor koşullarda kazanılan zaferler. Arkasından, aralıksız devrimler, yeni bir cumhuriyet, yeni bir anayasa, çağdaş kanunlar, yepyeni bir ekonomi ve sürekli büyüyen, ilerleyen, gelişen bir Türkiye. Tüm bu zaferler ve atılımlar Mustafa Kemal'in önderliğinde, bu Meclisin kararı, bu Meclisin eseri olarak hayata geçmiştir.

Saygıdeğer milletvekilleri, var olma yok olma mücadelesini bağımsızlıkla taçlandırmış bu yüce Meclisin kişilik ve kimlik sahibi bir Meclis olduğunu unutmamalıyız.

Az önce Sayın Başkan da ifade etti, bu Meclis gazi bir Meclistir çünkü bu Meclis millî Kurtuluş Savaşı'nı vermiştir. Bu Meclis kurucu bir Meclistir çünkü bu Meclis devlet kurmuştur. Bu Meclis özgürlükçüdür, milliyetçidir. Hiç şüphesiz bu Meclis devrimci bir Meclistir. Bu Meclisin şanı büyüktür, şerefi büyüktür. Elbette unvanları vardır fakat öyle bir kavram var ki Türkiye Büyük Millet Meclisinin diğer bütün niteliklerini kendi kurtuluş kimyasında var olan o özelliğine borçluyuz. Olmazsa olmaz o kavramın adı hukuktur. (CHP sıralarından alkışlar) Bu Meclis kendi var oluşunu millete ve hukuka borçludur. Bu bağlamda, Anadolu ve Rumeli Müdafai Hukuk Cemiyetini çok iyi anlamak zorundayız. Unutulmaması gereken gerçek şudur: Bu Meclis milletin hukukunu içeride ve dışarıda müdafaa etmek üzere kuruldu ve bu Meclis hukukun üstünlüğüne inandığı içindir ki bizi defalarca karanlığın içinden çekip aydınlığa ulaştırmış bir Meclistir. O nedenledir ki bu Meclis milli egemenliğin sembolü olmuştur.

Değerli milletvekilleri, milli egemenliğin önemini Gazi Mustafa Kemal Atatürk şöyle anlatır: "Bu kadar acı tecrübeyi geçiren milletin bundan sonra egemenliğini bir kişiye vermesi kesinlikle mümkün değildir. Milletimiz hiç kimsenin iznine gerek görmeden millî egemenliğini almış ve kullanmıştır. Millî egemenlik öyle bir nurdur ki onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, yok olur." Evet, bu kadar acı tecrübeyi geçiren bir milletin bundan sonra egemenliğini bir kişiye vermesi kesinlikle mümkün değildir. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, bu ülkede egemen olan millettir ve millet, egemenliğini kurumlar aracılığıyla kullanır. Yasama, yürütme ve yargı biri birinin karşıtı değil, çağdaş bir iş bölümü içinde çalışması gereken kurumlardır. Bu kurumlar demokraside denge ve denetleme ağlarını oluştururlar. Güçler ayrılığı ilkesinin özü, demokrasiyi güçlendirmek ve milletin hakkını ve hukukunu güvence altına almaktır ama maalesef, bu konuda ciddi sorunlar yaşıyoruz.

Anayasa'mızın 98'inci maddesi diyor ki: "Türkiye Büyük Millet Meclisi soru, araştırma önergesi, genel görüşme, gensoru, Meclis soruşturması yollarıyla denetleme yetkisini kullanır."

Bakınız değerli milletvekilleri, 24'üncü Dönemde sadece CHP milletvekillerinin verdikleri soru önergelerinden 11.436'sı, bir daha tekrar edeyim, 11.436'sı yürütme organı tarafından cevaplandırılmıyorsa burada ciddi bir sorunumuz var demektir...

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) - Yazıklar olsun!

CUMHURİYET HALK PARTİSİ GENEL BAŞKANI VE MECLİS GRUBU BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - ...hukuku göz ardı ediyoruz demektir, yürütme organının yasama organını tanımaması demektir. Açıkça sormak istiyorum: Böyle bir tablo bu Meclisin saygınlığına gölge düşürmez mi?

Değerli milletvekilleri, bizim yaklaşık yüz elli yıllık bir parlamenter demokrasi tarihimiz var. Parlamenter demokrasi sosyal ve siyasal kültürümüzün bir parçasıdır ancak 12 Eylül darbe yasalarıyla parlamenter sistemimiz derin yaralar almıştır. Darbe yasalarıyla siyasi partiler lider sultasına bırakılmış, seçim barajlarıyla millî iradenin Meclise gerçek anlamda yansıması engellenmiş, bunun sonucu olarak Meclis sağlıklı bir denetim yapamaz hâle gelmiştir. Hele hele kuvvetler ayrılığını ayak bağı gören bir anlayış demokrasimize de, Meclisin saygınlığına da gölge düşürmüştür. O kadar ki Meclisin bütçe hakkı bile kısıtlanmıştır. (CHP sıralarından alkışlar) Bu manzara kabul edilemez. Türkiye üçüncü sınıf bir demokrasiyi hak eden bir ülke değildir. 12 Eylül darbe hukukunu değiştirip kuvvetler ayrılığına dayanan parlamenter sistemi yeniden güçlendiren bir süreci başlatmak zorundayız ve bu süreci başlatacak olan yer de Türkiye Büyük Millet Meclisidir.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratikleşme tarihi, aynı zamanda bu Meclisin yetkilerini savunma ve genişletme tarihidir. Bu Meclisin yetkilerini gasbetmeye çalışan, Meclisi de kanun yapma fabrikası olarak gören bir anlayış, demokrasimizin gelişmesinin ve derinleşmesinin önündeki en büyük engeldir. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, bizim çocuklarımıza karşı bir borcumuz var; daha güçlü, daha özgür, daha zengin bir Türkiye'yi onlara bırakmalıyız. Bu yüzden, bu ülkeyi kuranlar 23 Nisan gününü Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak ilan ettiler.

Hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği, yaşanacak bir Türkiye umuduyla, Cumhuriyet Halk Partisi adına, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kutluyor, Türkiye'yi kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını rahmetle, minnetle, şükranla anıyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum değerli milletvekilleri. (CHP sıralarından ayakta alkışlar)