Konu:İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı Ve Teklifleri
Yasama Yılı:5
Birleşim:91
Tarih:04/04/2015


İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifleri
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ SENA KALELİ (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 24'üncü Yasama Döneminin son gününde, 687 sıra sayılı Yasa Tasarısı'nın 72'nci maddesi üzerine söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, öncelikle, iyisiyle kötüsüyle geçen bu dönemde yaşananlar için aynayı kendimize tutmamız gerektiğine inanıyorum çünkü genel bir düşünce ve düşünme sorunumuz var. Hepimiz âdeta mental cüzzamlı gibiyiz. Her şey düşünceden başlıyor. Söz, düşünce, davranış, alışkanlık, karakterden kaderimize kadar varabiliyoruz. Başkalarının karar ve yargılarıyla değerlendirmeler yapıyor, kendimizi yaratamıyoruz, kendimiz olarak var olamıyoruz.

Halk, devleti kontrol ediyorsa kendi yararına yasalar çıkartır. İktidarın devlet olduğu, çoğunluğun iradesini hükmetme, kendi varlığını sürdürme aracı olarak gördüğü toplumlarda eşitsizlik giderilemez, iş güvenliği ve iş güvencesi sağlanamaz. İyiliğin barındığı tek yer insan yüreğidir. Adaletin kavramlaştığı tek yer insan zihnidir. Sevginin deneyimlendiği yerler insan ruhudur, vicdandır, sevgidir. Ahlak, vicdan, sevgi -insanlığı öldürmek- maalesef yasalaştırılamıyor.

Eğer emekçi, vatandaş hakları için iç güvenlik bahanesiyle eylem yapmaktan caydırılıyorsa, eşit hakkı savunan sosyalist, insanca yaşam hakkını savunan komünist, kadın haklarını savunan radikal feminist, çevre haklarını savunan marjinal yani hepsi çapulcu ve terörist olarak kabul ediliyorsa özgürlüklerden söz edemeyiz. Yapılan tüm haksızlık, hukuksuzluk, eşitsizlik, adaletsizlik, maalesef, çaresizliği beslemektedir, çaresizlik de şiddeti üretmektedir. Gandhi'nin dediği gibi "Alkışların önüne kanlı ellerle çıkmayınız." İnsani ve Cinsiyete Dayalı Gelişmişlik Endekslerini yükseltemezsek, toplumsal cinsiyet eşitliğini benimsemezsek hiçbir sorun gerçekçi çözülemez.

Tehlikeli ve çok tehlikeli iş kollarında çalışmak için mesleki yeterliliğin aranması şüphesiz iş kazalarının önlenmesi için olmazsa olmazdır. Emek bilinci, talep eden emekçinin ve sendikaların varlığı da bir o kadar önemlidir.

Denetimler konusunda Türkiye'nin karnesi zayıftır. İş müfettişlerinin mesleki yeterlilik, nitelik, niceliği de bir o kadar önemlidir. Burada, ayrıca, siyasi sorumluluğu alabilecek iradenin varlığı hepsinden önemlidir.

Açlığa, yoksulluğa, şiddete, işçi ölümlerine son verebilecekken insanların ölümlerine neden arıyor, fıtrata bağlıyor, aldırmıyor, sorumlu arıyoruz. Ekmeğe muhtaç insan hak arayabilir mi? Özellikle stratejik, tehlikesi yüksek, firesi insan olan iş kollarında yapılan özelleştirmeler defalarca değişen Kamu İhale Yasası'na göre yapılıyorsa, ayrımcılık, kayrımcılık, rant, çıkar ilişkileri, kaynak aktarımları söz konusu oluyorsa denetimlerin sağlıklı olması, yasanın uygulanması beklenemez. Denetimin sağlıklı yapılabilmesi için doğru üretim politikaları, teşvik sistemleri, mali para politikaları, istihdam ve AR-GE politikalarının uygulanması gerekir.

Gandhi der ki: "Çılgınca tahribatı totaliterlik nedeniyle ya da özgürlük ve demokrasi adına yapmak ölüler, yetimler, kadınlar, işsizler, yoksullar, işçiler ve evsizler için hiçbir şey ifade etmez." Yeni yüzyıla ait politikalarımız vicdanla bütünleşmiyorsa yine bir şey ifade etmez.

Bu düşüncelerle, iyisiyle kötüsüyle geride bıraktığımız 24'üncü Dönem sona ererken bütün milletvekillerine buradan sağlıklı, mutlu, karşılıklı haklarımızı helal etmemizi diliyor; adaletsizliğin adaletle yıkılacağı, buradan iktidar olarak sesleneceğimiz günler yakındır diyor, saygılar sunuyorum. (CHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)