Konu:Chp Grubunun, Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan Ve 30 Milletvekili Tarafından, Vakıflar Bankası Emeklilerinin 6111 Sayılı Kanun'la Getirilen Düzenlemeden Kaynaklanan Mağduriyetlerinin Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla 27/11/2013 Tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Verilmiş Olan Meclis Araştırması Önergesinin Genel Kurulun 3 Nisan 2015 Cuma Günkü Birleşiminde Sunuşlarda Okunmasına Ve Görüşmelerinin Aynı Tarihli Birleşiminde Yapılmasına İlişkin
Yasama Yılı:5
Birleşim:90
Tarih:03/04/2015


CHP Grubunun, Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan ve 30 milletvekili tarafından, Vakıflar Bankası emeklilerinin 6111 sayılı Kanun'la getirilen düzenlemeden kaynaklanan mağduriyetlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 27/11/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun 3 Nisan 2015 Cuma günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri ve bugün bizi yukarıda izleyici sıralarından izleyen Vakıfbank Emeklileri Derneği Başkanı ve Yönetim Kurulu üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, ben de 24'üncü Dönemin son konuşmasını yapıyorum. Bu vesileyle, Parlamentoyu bir kere daha saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Bu vesileyle, dört yıl içerisinde yaptığımız konuşmalarda bilmeden üzdüğüm, kırdığım arkadaşlarım varsa onlardan özür diliyorum, haklarını helal etmelerini istiyorum.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, Vakıflar Bankası emeklilerine ilişkin ciddi anlamda sorunlar var, mağduriyetler var. Uzun zaman önce bu Meclis araştırma önergesini Parlamento bünyesine indirdim, bugüne vesile oldu. O anlamda da buna büyük destek veren Grup Başkan Vekilimiz Sayın Levent Gök'e içten teşekkürlerimi ve şükranlarımı arz ediyorum Meclis kürsüsünden.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye Vakıflar Bankası Memur ve Hizmetlileri Emekli ve Yardım Sandığı Vakfı 1957 yılında kuruluyor. 1957 yılında kurulduktan bugüne kadar yaklaşık 9 bin, 10 bin civarında emeklisi var, 10 bine yakın emeklisi var değerli arkadaşlarım. Kurulduğu anda SSK'ya eş, muadil olan, SSK'nın diğer emeklilere sağlamış olduğu yardımları sağlayacağına ilişkin aynı şekilde bir sosyal yardım kuruluşu, emekliliğe ilişkin bir kuruluş. Ama tarih içerisinde, zaman içerisinde, ne yazık ki, birtakım olumsuzluklar oluyor. Sadece bu 8.500 kişiyi, 9 bin kişiyi, 10 bin kişiyi ilgilendiren bir mağduriyetin ötesinde, Vakıflar Bankası emeklilerini, global anlamda, total anlamda 100 bin kişiyi ilgilendiren bir mağduriyet sorunu. Emekliliklerine ilişkin, maaşlarına ilişkin 100 bin kişiyi ilgilendiren bir sorunla karşı karşıyayız değerli arkadaşlarım.

Bu nedir? Bakın, Vakıflar Bankası çalışanları görev yapmış oldukları süre içerisinde, SSK'lılarla karşılaştırıldığı zaman, SSK'lıların emekliliğe yönelik olarak ödemiş oldukları primlerin yaklaşık 3 katını ödemiş olmalarına rağmen, emekli olduktan sonra almış oldukları maaşlar, ne yazık ki, SSK emeklileriyle aynı, hatta onlardan düşük düzeyde maaş alan arkadaşlarımız var.

O nedenle, yaklaşık 100 bin kişiyi ilgilendiren bu kanayan yaranın bir anlamda ortadan kaldırılması için bu sorunun bir an evvel giderilmesi gerekmekte değerli arkadaşlarım. Vakfın, Sosyal Sigortalar Kurumunun yüklendiği görevler ve sağladığı haklar açısından -o düzeyin altına düşmemek üzere- gerçekleştirmekle yükümlü olduğu birtakım görevleri var değerli arkadaşlarım.

2000 yılını müteakip 2001'deki krizde sandığın genel kurulunda sosyal güvenlik prim keseneği ve emeklilik aylığı bağlama tavanı değiştirilmiş bulunmakta. Böylece, tavan en yüksek devlet memuru maaşıyken SSK tavanına indirilmiş. En büyük sorunlardan bir tanesi bu. Akabinde SGK düzenlemesinde sandıkların bu kuruma devri kararı çıkmış değerli arkadaşlarım. SSK emeklilerine 4447/38'inci maddeyle uygulanan TÜFE artışları -en önemli sorunlardan bir tanesi de bu- 1/7/2002 tarihinden 1/1/2005 tarihine kadar Vakıfbank emeklilerine yansıtılmamış. Üç yıllık bir ağır mağduriyet durumu söz konusu. Bu konuda diğer emeklilere TÜFE artışları uygulanmış olmasına rağmen, Vakıflar Bankası emeklileri özellikle bu tarihler arasında derin bir mağduriyetle karşı karşıya kalmışlar.

Değerli arkadaşlarım, oysa bunun arkasından birtakım emekliler adli yargıda bunların giderilmesi için davalar açmışlar ve bu davalar, olumlu anlamda düzeltilmesi için açmış oldukları bu davalar Yargıtay aşamasına kadar gelmiş, Yargıtay aşamasından geçmiş, maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmiş ve icra, hatta infaz aşamasına gelmiş olan mahkeme kararları var. Bunların temel dayanağı şu: En fazla prim ödemiş olmalarına rağmen, fazla prim ödeyenler az maaşla karşı karşıya kalmışlar.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu sorunun temel dayanaklarından bir tanesi şu: Bakın, biraz önce de ifade ettiğim gibi 1/7/2002 ve 1/1/2005 tarihleri arasında emekli maaşında hiç artış yapılmaması ve bunun yanı sıra SGK tarafından emekli aylıklarına yapılan artışların yansıtılmaması ve buna bağlı olarak da sonraki dönemlerde yapılan artışların 506 sayılı Kanun'un kapsamındaki emeklilerin altında kalmasıyla iş mahkemelerinde dava açılmış bulunmaktadır. Bu davalardan bir tanesi Ankara 2. İş Mahkemesinde Ahmet Bal davası, yine örnek vermek açısından değerli arkadaşlarım, Zekiye Şanlı davasıdır ki birçok davalar açılmıştır.

Bakın, bu davalar açılıyorken Vakıfbank çalışanları, emeklileri şöyle bir durumla da karşı karşıya kalmışlar: Bunu hukuk mahkemesi içerisinde çözeceklerine inanarak birçok avukatın yanına gitmişler, avukatlara para ödemişler, yargılama giderlerine ilişkin masraflar yapmışlar, ücretli vekâlet vermişler. Bunların içerisinde belki bugünkü değerle 10 bin lirayı aşan vekâlet ücretleri ödemeleri gerçekleştirilmiş bulunmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, daha olumsuz bir olayla karşı karşıya kalmışlar. Bu Vakıflar Bankası emeklileri yargıya güvenerek yasayla ve hukukla kendilerine düzenlenecek olan bu lehte uygulamaların kendi lehine birtakım yararlar sağlayacağını düşünerek avukatlara dava vermişler ve bu dava sürecini takip etmişlerdir. Ama davalar devam ediyorken, hatta bu davalar Yargıtay aşamasından geçtikten sonra lehlerine sonuçlanmış olmasına rağmen, arkasından Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir torba yasayla ilginç bir düzenlemeyle de karşı karşıya kalmışlardır. Bu da nedir değerli arkadaşlarım? Bakın, 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 53'üncü maddesi bir garabet gibi olayın üzerine çökmüş bulunmaktadır. Bu maddeyi aynen okuyorum değerli arkadaşlarım, en ilginci de budur. Yani insanlar mahkeme kararlarına güvenileceğini zannetmişler ama bu şekildeki bir düzenlemeyle de mahkeme kararları kadük olmuş, boşlukta kalmış bulunmaktadır. 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun geçici 20'nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir değerli arkadaşlarım bu torba yasayla.

"Birinci fıkranın (b) bendinin uygulanmasında, yardımların sağlanması ve bağlanması yönünden alt sınırın belirlenmesinde muadil miktar karşılaştırması esas alınır. Ancak -en ilginci de bu- gelir ve aylıkların artırılmasında 506 sayılı Kanuna göre bağlanan gelir ve aylıkların artırımına ilişkin hükümler devir tarihine kadar uygulanmaz. 5510 sayılı Kanunun geçici 20'nci maddesinin on ikinci fıkrasında yer alan sınırlama dâhilinde sandıkların kuruluş senetlerinde yer alan hükümler ve sandıkların uygulamaları saklıdır." hükmü yer almıştır. "Bu hüküm, yürürlüğe girdiği tarihten önceki artışlarda ve görülmekte olan davalar hakkında da uygulanır." şeklinde ilginç bir ibare torba yasanın içerisine konulmuş bulunmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, bu madde kazanılmış hak ilkesine, kanunların geriye yürüyemeyeceği ilkesine, evrensel hukuk normlarına ve dolayısıyla da Anayasa'nın 2, 38, 36 ve 138'inci maddelerine aykırı olduğu gibi, aynı yasanın 52'nci maddesiyle eklenen geçici 33'üncü maddesine de aykırılık teşkil etmiştir.

52'nci maddeyle eklenen geçici 33'üncü maddede "Kanunun 53'üncü maddesinin birinci fıkrasında bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla yapılan değişiklikler, bu değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten öncesi için uygulanmaz." denilmiştir. Esas hukuk garabeti de budur değerli arkadaşlarım. Aynı yasa içerisinde iki hükmün birbirine mübayenet teşkil etmesini, bir çelişki teşkil etmesini hukuken açıklamak, hele de Vakıfbank emeklilerine bunları anlatmak hukuken mümkün değildir.

Başka bir deyişle, yasanın 53'üncü maddesi ile aynı yasanın 52'nci maddesinin geçici 33'üncü maddesi çelişkili hükümler içermektedir. Uygulayıcıları tereddüde düşürecek 2 farklı hüküm aynı yasada yer almış bulunmaktadır. Bu, bir anlamda, yasama yetkisinin kötüye kullanılmasıdır. Bu konudaki mağduriyetin giderilmesi için Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak Anayasa Mahkemesine gerekli başvurular yapılmış ama ne yazık ki bu başvurulardan da sonuç alınamamıştır.

Değerli arkadaşlarım, biraz önce de ifade ettiğim gibi, Vakıfbank emeklileri yaklaşık 10 bin kişilik bir kitleyi temsil etmektedir. Sadece onlarla da değil, aileleri, çocukları, onların bakmakla yükümlü olmuş oldukları geniş bir kitle, büyük bir aile toplumu vardır. O nedenle, eğer bu şekildeki bir torba yasa garabetiyle içinde bulundukları... Yıllardır emekli olabilme hayali kuran, emeklilikte en azından insanca yaşama, onları insanca yaşayacak olan bir gelir düzeyine kavuşturabilecek bir yaşam hayali kuran bu kardeşlerimizin, Vakıflar Bankası çalışanlarının -ve hâlen çalışanlar da var- emeklilerinin bu sorunlarının giderilmesi çok önemlidir. Bu konuda yapılacak bir Meclis araştırma önergesinin veya Meclis araştırmasının yüce Parlamento tarafından kabul edilmesi geleceğe ilişkin hayaller kuran bu insanların içinde bulundukları mağduriyetleri bir anlamda giderecektir.

Biraz önce de ifade ettiğim gibi, bu sadece rakamsal olarak düşük bir kitleyi kapsamamaktadır. Değerli arkadaşlarım, bunlar yasalara güvenerek hukuk mahkemelerinde davalar açmışlardır ve biraz önce de ifade ettiğim gibi, bu davalar alt mahkemelerde olumlu olarak sonuçlanmıştır. Karşı taraf tarafından Yargıtay temyiz yoluna başvurulmuş ve kesinleşmiş, maddi anlamda kesin hüküm teşkil eden kararlar ortaya çıkmıştır. Hatta bunlardan bir bölümü maaş artışlarına ilişkin bölümleri icraya koymuşlar, infaz kabiliyeti olan mahkeme kararları elde etmişlerdir. Şimdi, bütün bunlara rağmen, lehte olan mahkeme kararlarının varlığına rağmen siz arkadan bir torba yasa getirerek aynı dönem içerisinde... Düşünün değerli arkadaşlarım, SSK emeklileri çalışırken 3 lira SSK primi ödüyorken aynı dönem içerisinde Vakıflar Bankası emeklileri sandığa güvenerek 3 katını ödemişlerdir, 9 lira ödemişlerdir ve doğal olarak, emekli olduktan sonra da bunlara yaraşır bir ücret artışını, bunlara yaraşır bir emekli maaşı artışını öngörmüşlerdir ama gelinen noktada onlara layık görülen maaş ne yazık ki SSK'nın altında da kalmıştır. Bu anlamda, Vakıflar Bankası emeklileri derin bir mağduriyet yaşamaktadır, bunu yüce Parlamentoda bir kere daha dile getiriyorum. Bu konuda iktidar partisinin ve Parlamento grubundaki diğer parti gruplarının hassasiyetini dikkate çekiyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)