Konu:MHP Grubunun, Grup Başkan Vekili İzmir Milletvekili Oktay Vural tarafından, son günlerde millî ve manevi değerlerimize yönelik tahribat, bu tahribatın önlenmesi ile millî ve manevi değerlerin korunması konusunda yapılması gereken hususlar hakkında 1/4/2015 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan genel görüşme önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak Genel Kurulun, 2 Nisan 2015 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin
Yasama Yılı:5
Birleşim:89
Tarih:02/04/2015


MHP Grubunun, Grup Başkan Vekili İzmir Milletvekili Oktay Vural tarafından, son günlerde millî ve manevi değerlerimize yönelik tahribat, bu tahribatın önlenmesi ile millî ve manevi değerlerin korunması konusunda yapılması gereken hususlar hakkında 1/4/2015 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan genel görüşme önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak Genel Kurulun, 2 Nisan 2015 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MUSTAFA ERDEM (Ankara) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, milleti millet yapan değerler üzerinde meydana gelen tahribatın toplumsal helak sebebimiz olmaması için vermiş olduğumuz önerge üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına sözlerime başlıyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyor, şu anda bizleri televizyonlarından izleyen değerli vatandaşlarıma da saygılarımı sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, millet, tesadüf eseri, sıradan olaylarla tarih sahnesine çıkmış bir değerler bütünü değildir. Asırları aşan birikimlerin, çeşitli yaşanan tecrübe ve acıların o milleti millet yapan değerlerin oluşumunda çok ciddi katkı ve etkileri vardır. Konu Türk milleti olunca, konu Türkiye Cumhuriyeti devleti olunca, konu özü itibarıyla biz olunca, bizi biz yapan değerlerin ve bu değerlerin oluşumuna katkı sağlayan unsurların burada ifade edilmesi, herhâlde bir Türk milliyetçisi olarak başta benim ve sonra da Türkiye Cumhuriyeti devletinin Millet Meclisinde görev alan hepinizin olması lazım gelir.

Değerli milletvekilleri, asırları aşan yaşayageldiğimiz acılardan veya edindiğimiz tecrübelerden, bin yılı aşkın bir süredir bizim millî ve manevi değerlerimize bir mana katan ve ebedî hayatımızda bizi Allah'ın huzurunda mutlu kılacak olan yüce dinimiz İslam'ın bizde meydana getirmiş olduğu değişim ve dönüşümün adıdır milliyetçilik ama bir milleti millet yapan değerleri oluştururken özü itibarıyla kendisinin o millete ait olduğunu söyleyemeyenler, o milletin ferdi olma onur ve gururunu taşıyamayanlar, o milletin sahip olduğu değerleri ayaklar altına almayı kendileri için bir fazilet sayanlar bunun idrakinde olma imkânına sahip olamazlar. Ama ne acı ki Türkiye Cumhuriyeti devletinin Millet Meclisinde bulunup, o milletin tarihî mirası üzerinde söz sahibi olup o milletin fakruzaruret içerisinde sunduğu imkânları bir istismar aracı olarak kullanmak suretiyle başlarında boza pişirmek nasıl oluyor da o milletin değerlerine sahip çıkmakla aynı anlama geliyor; bunu da takdirlerinize arz ediyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün yaşayageldiğimiz süreçte, eğer İslam ve onun bizim hayatımızda etkin olan umdeleri, unsurları bizi asırlardır ayakta tutuyor, milletler arasında başımızı dik, bizden sonraki evlatlarımızı da insan olarak yaşama imkânına sahip kılıyorsa bunun sebeplerini araştırmamız lazım. Türk milletinin mensupları olarak inanageldiğimiz değerleri, beka âleminin bize sunacağı nimetleri kazanma adına feda etmiş bir asil milletin çocuklarıyız. Bunu yaşatabilmek, ilayıkelimetullahı insanlığın ortak değeri hâlinde sunabilmek ve insanlığın içine düştüğü kaos ve kargaşayı bertaraf edebilmek için "Ben Türk'üm ve Türk milliyetçisiyim." demek hepimizin ortak görevi ve hepimizin ortak sorumluluğu olması lazım gelir ama gelin görün ki sorumluluk mevkisinde olanlar, iktidar payesini kullananlar, Türklükten utananlar ve Türk milletini ayaklar altına alarak Türk milliyetçiliğini ayıplayanlar maalesef bugün ne milliyetçiliğin ne olduğunu ne Türklüğün hangi fazilet unsurlarından meydana getirildiğini iddia edebilirler.

Değerli milletvekilleri, bizi asırlar ötesine taşıyacak olan Türk milliyetçiliği, aile kurumuyla başta tahribat altına alınmış ve bundan sonra geleceğimiz adına bizi tehdit eden unsurlar hâline gelmiştir. İçtiğimiz suda, yediğimiz yemekte, bulunduğumuz aile meclisi ve sofrasında, dolaştığımız köy sokakları ve odasında bizi biz yapan değerlerin, bizden sonraki insanlık için de bir kurtuluş vesilesi olacağına inanıyorduk. Ama gelin görün ki şu anda yaşayageldiğimiz, aile kurumu çökmüş, insanlık birbirini boğazlar hâle gelmiş, baba evladına düşman, ana kızını yok sayagelmiş. Bu nasıl bir millet, bu nasıl bir devlet, bu nasıl bir insanlık nizamına rehber olacak bir davranış biçimidir, takdirlerinize sunuyorum.

Mehmet Akif diyordu ki: "İnsanlığın ne olduğunu biz öğrettik, medeniyetin ne olduğunu insanlara biz öğrettik." Ama şu anda gelin görün ki insanlık adına başkalarından himmet almaya çalışan ve insanlığımızdan hicap duyup ellerimizi yüzümüze kapatan bir duruma geldiysek iktidar sorumluluğunda olanların bunda hiç vebali, bununla ilgili hiçbir sorumluluğu yok mudur? Aile kurumunu tahrip eden unsurlar, aile kurumunu tehdit eden unsurlar arasında, bugün ensest ilişkilere varacak kadar vahşileşmiş, ahlaken çökmüş, ananın ne olduğunu, babanın ne olduğunu, evladın dünya hayatının vazgeçilmez unsuru olduğunu unutacak kadar beşeri bir zaaf içerisine düşmüş bir toplumun bundan sonra beka hâlinde kalması mümkün olabilir mi?

SONER AKSOY (Kütahya) - Ne bağırıyorsun, ne bağırıyorsun ya!

MUSTAFA ERDEM (Devamla) - Değerli milletvekilleri, kulaklarınız açılsın diye bağırıyorum. Dört yıldır Türkiye Cumhuriyeti Büyük Millet Meclisinin içerisinde bu sesi haykırabilmek, bu milletin değerlerine sahip çıkabilmek ve bu milleti ebet müddet yaşatabilmek için çalışan bir milletvekiliyim. Sizler de bu duygularla yaşamadığınız sürece bu millete ait duygularınızı temin etmiş, ispat etmiş olamazsınız.

Alkol, uyuşturucu bağımlılığı, madde bağımlılığı dolayısıyla köprü altında yaşama mahkûm edilmiş, insanlık onurundan mahrum kalmış, parçalanmış ailelerden insanlığın nasibini alamamış yavruların vebali bugün bizlerin sorumluluğu altında değil midir? Bakınız sizin RTÜK dediğiniz kurumun denetlediği televizyonlara, sadece ve sadece üç günlük dünya maişetini temin için yalakalık yapanlar, büyüklerinden alacağı ulufeyle bu milletin köküne dinamit koyan kurumlar hâline gelmiş. Ailemizin tahrip edilmesi için yandaşı da, candaşı da seferber olmuş bir ülkede nasıl oluyor da biz huzur içerisinde Mecliste yaşayabiliyor, nasıl oluyor da bu milletin gerçek temsilcileri olduğunu ifade edebiliyoruz?

Değerli milletvekilleri, biz milleti, merhume hâline getirildiğimiz andan itibaren, bu çatının çökmesi durumunda hepimiz aynı acıyı paylaşacak, hepimiz aynı vebali paylaşacak durumdayız. Şimdi, bakınız, 4+4+4 yasasını çıkardınız. "Allah'ı öğretmez, Peygamber'i öğretmez, hakkı hukuku öğretmez, doğruyu yanlışı öğretmez, anaya babaya saygıyı öğretmez, devlet malının haram olup yenmemesi gerektiğini öğretmez, hırsızlığın haram olduğunu öğretmezseniz, bu millete değil 4 tane 4'ü yan yana getirmek, 14 tane 4'ü yan yana getirseniz bir hizmet edemezsiniz." demiştim. Sizin yetiştirdiğiniz talebeler, sizin uyguladığınız programlar, hırsızlık ile yolsuzluk arasındaki farkı test etmeye, hangisinin ehvenişer olduğunu ayırt etmeye, bunlardan yararlanabilmek için de sipariş usulü profesyonel fetvacılardan fetva almaya çalışıyor. Yazık değil mi bu millete? Yazık değil mi bu gençliğe? Yazık değil mi bu devletin, bu milletin unsurlarına?

Değerli milletvekilleri, biz ailemizde kadına şiddetten söz ediyorsak, her gün televizyon ekranlarında cinayete kurban gitmiş kadınlardan, köprü altlarında rezil duruma düşmüş analardan, milletin paçavrası hâline getirilmiş bacılardan söz ediyorsak bunun sebebi biz değil, bunun sorumlusu bizler değil miyiz? Soruyorum sizlere: Bir sürü kanun çıkarıyorsunuz, birleşiyorsunuz, paylaşıyorsunuz, anlaşıyorsunuz; bu devletin bekası uğruna bir tane kanunu da biz çıkarageldik diyebiliyor musunuz?

RECEP ÖZEL (Isparta) - Diyoruz ya.

MUSTAFA ERDEM (Devamla) - Bu konuda samimi bir duruş, bu konuda samimi bir gayret içerisinde olabiliyor musunuz? Ama, bakın, dün bu millet insanlığa medeniyetin ne olduğunu öğretmek durumundaysa, bugün o vebali paylaşanlar olarak tarihin dibine gitmek ve yüz karasıyla insanlık arenasından çekilmek durumunda kalabilirsiniz.

Sizi siz olmaya ve Türk milletinin gerçek sahipleri olmaya davet ediyor, 2015 yılındaki 7 Haziran seçimlerinde Allah'ın bu millete hayırlı vekiller seçtirmesini niyaz ediyor, hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)