Konu:Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Yasama Yılı:5
Birleşim:87
Tarih:31/03/2015


Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2014 yılı, dünya finans piyasalarında gerçekten şimdiye kadar pek gözlemlemediğimiz sert hareketlerin olduğu bir dönem oldu. Avrupa'da büyümenin bir türlü gerçekleşememesi, Avrupa Merkez Bankasının para politikalarında çok hızlı bir şekilde gevşemeye gitmesine sebep oldu. Merkez bankaları para politikasını gevşettiği zaman o ülkenin parası değer kaybeder, merkez bankaları para politikasını sıkılaştırdığı zaman o ülkenin parası değer kazanır, istisnalar olabilir ama bu genel kuraldır. Dolayısıyla, Avrupa Merkez Bankası para politikasını gevşetince euro pek çok para birimi karşısında değer kaybetti. Eş zamanlı olarak da Amerikan Merkez Bankasının parasal sıkılaştırmayla ilgili yakın bir zamanda adımlar atacağıyla ilgili iletişim başladı biliyorsunuz. Bu yıl içerisinde muhtemelen, ne zaman olacağı belli olmamakla beraber, faiz artırımına başlayacak. Bu da doların bütün para birimlerine karşı ve pek çok emtiaya karşı değer kazanmasını beraberinde getirdi. Dolayısıyla, bir yandan Amerikan Merkez Bankasının doları değerlendirici yöndeki politikaları, bir yandan da Avrupa Merkez Bankasının euroyu değersizleştirme yolundaki politikaları birleştiği zaman euro-dolar paritesinde çok ciddi bir hareketlilik gördük. Geçen yıl ortalarında 1,4'e çıkan yani 1,40 olan parite, geçtiğimiz aylarda 1,05'i bile gördü. Dünyanın en önemli iki para biriminden bahsediyoruz, dolar ve euro. Doların kullanımı dünyanın her bir köşesinde geçerli. Avrupa zaten bölge olarak dünyanın en büyük ekonomilerinden birisi. Dolayısıyla, bu iki büyük para biriminin dahi birbirine karşı bu kadar sert hareket ettiği bir yıl yaşadık geçen sene ve Türk lirası da dolar karşısında değer kaybetti ama bu, sadece Türkiye'ye özel değildi, pek çok ülkede de eş zamanlı olarak bu yaşandı ki Brezilya gibi bazı ülkelerin yerel para birimindeki değer kaybı Türk lirasından da daha fazlaydı. Dolayısıyla, içerideki kur hareketlerinin göreli olarak önemli kaynağının biz dışarıdan geldiğini ve dış sebeplerden oluştuğunu düşünüyoruz.

Geçen yılın kişi başına düşen millî geliri 10.404 dolar, doğru. Bu, dolar kurundaki artıştan kaynaklanıyor yani 2014'teki ortalama dolar kuru 2013'e göre çok daha yüksek. Aynı miktardaki Türk lirası millî geliri daha yüksek bir kura böldüğünüzde dolar olarak daha düşük bir millî geliri görüyorsunuz ama asıl içerideki refah ve Türkiye'nin reel olarak ekonomik büyümesini Türk lirası bazındaki reel gayrisafi yurt içi hasıla artışıyla ölçüyoruz. Zaten, uluslararası mukayeseleri de ağırlıklı olarak biliyorsunuz satın alma gücü paritesine göre hesap edilen millî gelirle yapıyoruz. Satın alma gücü paritesine göre hesap edilen millî gelirimiz 2013 yılında yaklaşık 19 bin dolar idi, bu yıl bunun da üzerinde olacak, dolar olarak da üzerinde olacak ama bunun kati rakamları birkaç ay sonra çıkıyor, millî gelir hesaplamalarından daha sonra oluyor ve OECD ve IMF ayrı ayrı parametrelerle hesap ediyor, bunun için de arasında küçük farklılıklar oluyor. Mesela, biz, bir hesaba göre, uluslararası hesaplara göre 18.900 küsurdayız, bir başka hesaba göre 19 binin biraz üzerindeyiz. O da ülkelerdeki fiyat seviyelerinin farklı kuruluşlar tarafından, farklı anketlerle toplanması ve böylece satın alma gücü paritesiyle ilgili parametrelerin de farklı uluslararası kuruluşların farklı hesap etmesi sonucunda oluşan bir durum bu. Bu çok önemli değil, önemli olan Türkiye'nin reel olarak büyümesidir. Yüzde 2,9'luk büyüme reel bir büyümedir, enflasyonun üzerindeki bir büyüme oranıdır.

Cari açık konusuna gelince: Yine, Sayın Tanal "cari açık borcu" ifadesini kullandı; biraz önceki cevabımı herhalde dinlememiş, şu andaki cevabımı da dinlemiyor kendisi ama cari açık bir akım, bir stok değil dolayısıyla "cari açık borcu" diye bir tabir teknik olarak doğru değil, "cari açık rakamı" tek başına kullanılması gerekiyor teknik tabir olarak. Cari açık ağırlıklı olarak ihracat, ithalat ve turizm bileşenlerinden oluşuyor, başka bileşenler de var ama asıl belirleyici bu 3 kalem. Dolayısıyla, bizim ülkemiz için de ihracatımızı, turizmimizi topluyoruz, ithalatımızı düşüyoruz, kabaca oradan cari açığı buluyoruz çünkü diğer hareketler daha küçük, önemsiz hareketler. Buna baktığımızda...

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Rakamı söyler misiniz?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Rakamı ben... Biraz önce aynı soruyu sormuştunuz, ben de aynı cevabı vermiştim ama zararı yok, tekrar edeyim. Geçen yılı biz yüzde 5,7'lik bir cari açıkla tamamlamış olduk. Bir önceki yıl yüzde 7,9'du. Bu düşüş, ağırlıklı olarak, bizim ekonomiyi yeniden dengelemeyle ilgili aldığımız makro ihtiyati tedbirlerin bir sonucu.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Yüzde olarak değil, rakam olarak söyler misiniz?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Özellikle banka kredilerinin, tüketici kredilerinin dikkatli bir şekilde kontrol altına alınması cari açığın da düşmesini beraberinde getirdi. Biliyorsunuz, bir yıl önce kredi artışı Türkiye'de yüzde 35'e varmıştı yani bir yılda bankaların toplam kredi alacağı yüzde 35 artmıştı. Bu sürdürülebilir bir durum değildi, aldığımız tedbirlerle bunu yüzde 16'ya düşürdük. Tüketici kredileri yüzde 8'e kadar düştü, şu anda 8-9 ama ticari krediler yüzde 20 arttı. Dolayısıyla, istediğimiz dengeleme de zaten buydu yani bankacılık sistemimiz ağırlıklı olarak ticareti finanse etsin, yatırımı finanse etsin, üretimi finanse etsin ama borçlanarak tüketim tercih ettiğimiz bir yol değil. Dolayısıyla, tam da arzu ettiğimiz, istediğimiz resim aslında gerçekleşmiş oldu.

Cari açıktaki düşüş bu yıl da devam edecek. Ondan biraz önce bahsettim ama ikinci kere sordunuz, ben ikinci kere aynı cevabı veriyorum. Petrol fiyatlarının da düşmesiyle beraber bu yıl yüzde 4'lü rakamları göreceğimizi düşünüyoruz. Petrol fiyatları, tabii, bu seviyelerde devam ederse ama yıl içerisinde tekrar sürpriz bir şekilde artışlar olursa bu hesapları da tekrar gözden geçirmek gerekecektir.

Bazı belediyelerin hazineye borcundan bahsedecek olursak: Hazine Müsteşarlığı her ay muntazam olarak kamu finansmanı ve kamu borcu raporu yayınlıyor; bu hem kâğıda basılıyor hem de İnternet sitesinden yayınlanıyor. Orada bütün belediyelerin hazineye olan borcu detaylı bir şekilde görünmekte. Şu anda, tabii, yanımda rakamlar yok ama İnternet sitesinde bu bilgiler mevcut. Ay ay, muntazam olarak bu bilgiler Hazinenin web sitesinden temin edilebilir.

Büyüme rakamlarıyla ilgili yine bir başka soru stokların artışıydı. Doğru, son çeyrekte özellikle stokların artışı söz konusu ama bu, yıl büyümesini asıl sürükleyen bir faktör değil, sadece son çeyreğin büyümesinin, bir kompozisyonun bir parçası. Dolayısıyla, bütün büyümeyi buna bağlamak doğru bir değerlendirme değil ve önümüzdeki dönemde bu...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)