Konu:Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Yasama Yılı:5
Birleşim:87
Tarih:31/03/2015


Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MHP GRUBU ADINA AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Meclis bugün hayırlı bir iş yapıyor, ülkemizin üç bir yerinde çok önemli bir esere imza atmış oluyor. Üniversite, bulunduğu yere ışık saçar, üniversite, geleceğimizi aydınlatır; üniversite, ülkemize hayat verir.

Balıkesir'in her ilçesi güzeldir. Bu güzellerin en güzeli -gördüğümüz kadarıyla- ekonomisinin gücüyle, sanayisiyle, tarım potansiyeliyle, yetişmiş insan gücüyle, lise mezunu ve üniversite mezunu adetleri itibarıyla kendi hinterlandındaki nüfusuyla, Balıkesir'in dörtte 1'ini barındıran bölgesiyle bu üniversiteyi çoktan hak etmiş bir ilçe Bandırma. Değerli milletvekilimiz "10,5" dedi, evet, 10,5; onu çok hak ediyor.

Tabii ki bu kanun 3 partinin milletvekillerinin ortak destek ve değerlendirmesiyle, partiler üstü bir yaklaşımla "Önce Balıkesir" diyerek, "Önce Bandırma" diyerek, böyle yaklaşarak eksiklerini tamamlayıp en iyi bir şekilde bölgemize hizmet vermeye çalıştık. Bunda emeği geçen, başta, Adalet ve Kalkınma Partisinin Bandırmalı Milletvekili Cemal Öztaylan Bey'e, Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili Sayın Namık Havutça'ya huzurlarınızda teşekkür ediyorum.

Balıkesir, Namık Bey'in bahsettiği gibi, 4 bölgeden oluşur. Bir körfez bölgesi vardır, yazın nüfusu yarım milyondur, büyük bir potansiyel; Kaz Dağları vardır, dünyada oksijen oranının Alplerden sonra en yoğun olduğu bir yer; turizm potansiyeli inanılmaz. Oraya, Kaz Dağları üniversitesi kanun teklifi verdim, bekliyor.

Aynı şekilde, Bandırma'nın tabii ki bir sanayi kentine dönüşmesi, liman kenti olması, limanda yıllık 400 milyon doların üzerinde ithalat yapılması, 1 milyar 200 milyon dolarlık ihracat yapan bir liman olması... Gönlümüz ister ki bu, tersine dönsün, daha çok ihraç yapalım, ithalat yapmayalım. Bandırma, böylesine, ekonominin girdisinin çıktısının bol olduğu, demir yolu ağına bağlandığı, hava yolunun olduğu çok önemli bir merkez. Anadolu'yu Çanakkale'ye bağlayan, yine Marmara'yı Balıkesir'e bağlayan bir yol güzergâhı üzerinde oluşu, araştırmanın, bölgenin kaynaklarını değerlendirmenin, yetişecek kalifiye insan gücünün bölgede istihdam edilebileceği, beyaz etten yumurtaya, Gönen'in pirincine, bölgenin çok zengin kaynaklarına katkıda bulunacak, buradan insanlar yetişecek. Bu anlamda üniversiteyi çok gönülden destekliyor, sadece tabii ki Bandırma Üniversitesini değil, Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesini, yine, Hatay İskenderun Üniversitesini de kutluyorum, o bölgede hayırlı olmasını huzurlarınızda diliyorum.

Balıkesir Üniversitesi, öğrenci kapasitesiyle, kurulduğu günden bugüne kadar çevredeki bütün ilçelerde kurulmuş olan fakülte ve yüksekokullarla oradaki öğretim görevlilerinin, profesörlerin, doçentlerin, uzmanların bölgeye uzaklıklarının, mesafelerinin fazla olması sebebiyle zaman kaybına yol açmakta. Kaynağında hizmeti sunma adına bu üniversitenin bu anlamda da çok faydası olacağına inanıyorum.

Eğitim, tabii ki ülkemizin en önemli meselesi. On bir yıllık Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarlarında 5 bakan değişmiş olması, eğitimde 13 defa önemli kararlar alınmış olması, müfredatın değişmesi, sınıf geçme sisteminin değişmesi, sınav yönetmeliklerinin değişmesi, öğrencileri, velileri abandone etti. O yüzden, bir türlü adam edemedik ve eğitimde çok kötü durumlardayız. Üniversiteler kuruyoruz, üniversitelere fakülteler açıyoruz. Allah'tan burada eğitim fakültesi yok. Türkiye'de yetişmiş olan 100 binleri geçen insanımızı bir türlü yerleştiremiyoruz. Kampanyalar açıyorlar, gruplar kuruyorlar, İnternet'ten dertlerini dile getirmeye çalışıyorlar, Meclisin önüne gelip dertlerini dile getirmeye çalışıyorlar bu insanlar, atanamayan öğretmenler. Ya bu kadar öğretmen yetiştirmeyelim, bir eğitim politikası olsun bu Hükûmetin... Ama geç kaldı artık, 7 Haziran geldi. Bundan sonra da, sanıyorum, Adalet ve Kalkınma Partisinin son iktidarı bu, inşallah bize nasip olur. Bu sebeple, bu politikasızlık sebebiyle birikmiş olan bu atama bekleyen öğretmenler nisanda bir atama bekliyorlardı; çıkarılan yasayla bir umut içerisine girmişlerdi. Sayın Bakan bugün açıkladı, "Ağustosta bunların ataması yapılacak." dedi. Bu da onlarda büyük bir hayal kırıklığına sebep oldu. Çünkü bir an önce hayata atılmak, annelerinin, babalarının eline bakmaktan kurtulmak istiyorlar.

Bunların içerisinde felsefe grubu öğretmenleri var ki çok az kontenjan ayrılıyor ve binlercesi dışarıda kalıyor. Yine, fen grubu öğretmenleri, bilişim öğretmenleri yani yetiştirilmiş, bunca eğitim almış, bunca emek sarf edilmiş, yetişmeleri için üniversiteler açılmış, bölümler açılmış bu insanları bir türlü ülkenin önünü açacak en önemli bilişim eğitimi konusunda sadece 5 ve 6'ncı sınıflarda zorunlu hâle getiriyoruz, diğer sınıflarda yok. Neden yok Sayın Bakanım? Niçin diğer sınıflarda... Her sınıfta olması lazım. Her kademede geliştirerek bunun olması lazım. Bilgisayarı öğrenmek değil, program yapan... Artık bilişim çağında yaşıyoruz. Bilişim çağında sadece 5 ve 6'ncı sınıfta bu dersin mecburi olması, diğer sınıflarda olmaması eğitimde emin olun büyük bir hata, büyük bir eksiklik ama maalesef geldik bugünlere.

Bu öğretmenler, felsefe grubu öğretmenleri, yan branşları olan rehberlik öğretmeni olarak atama istiyorlar. Okulların en büyük ihtiyacı rehberlik ihtiyacı. Rehberlik öğretmenleri birçok okulumuzda yok. Okulların psikologları yok. Öğrencilere bugüne kadar verdiğimiz eğitimle matematik, fizik, fen, tarih, coğrafya veriyoruz. Amaç nedir, nasıl bir insan yetiştirmek istiyoruz? Kimliği kimliksiz, kişiliği zayıf, ülkesinin değerlerinden habersiz, millî motiften yoksun, folklorik özelliklerine yabancı, rüzgâr ne tarafa eserse o tarafa giden bir gençliğin yetişmesine maalesef seyirci kalıyoruz.

Uyuşturucunun, alkolün, sigaranın batağına batmış okul önlerinde güvenliği sağlayamayan, kurduğumuz üniversitelerde üniversitelerin amfilerinin, koridorlarının terör örgütlerinin amblemlerinin çizilmesine, örgüt liderlerinin resimlerinin asılmasına göz yumduğumuz, beklediğimiz, ülkesini seven, barışçı, sadece milletle barışık değil, kendisiyle de barışık insan tipinin yetişmesi adına, bütün insanlığa sevgiyle bakan bir insan tipinin yetişmesi adına, ilime, bilime önem veren insanların yetişmesi adına gayret gösterip barışı, fikri, düşünceyi ön plana alıp, bilek gücünü, kas gücünü oralarda gösterip silahla insanları susturmanın, sindirmenin önüne geçecek kanun hâkimiyetini kurmazsak bu üniversitelerde, bu üniversiteler, gönderdiğimiz çocuklarımızın tabutla geri gelmelerine sebep olur.

Devletin her kurumunun bu anlamda ciddi bir çalışma içerisinde bulunmasını, herkesin üzerine düşen görevi yerine getirmesini diliyor ve Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesinin Bandırma'mıza, bölgemize, ülkemize hayırlı evlatlar yetiştirmesini dileyerek yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)