Konu:Oturum Başkanı Tbmm Başkan Vekili Sadık Yakut'un, 688 Sıra Sayılı Kanun Teklifi'ne 35'inci Maddeden Sonra Gelmek Üzere Yeni Madde İhdasına İlişkin İçişleri Bakanı Tarafından Verilen Önergeyi İşleme Almasının İç Tüzük Hükümlerine Uygun Olup Olmadığı Hakkında
Yasama Yılı:5
Birleşim:84
Tarih:26/03/2015


Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut'un, 688 sıra sayılı Kanun Teklifi'ne 35'inci maddeden sonra gelmek üzere yeni madde ihdasına ilişkin İçişleri Bakanı tarafından verilen önergeyi işleme almasının İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önceki tartışmalarda konuyu bir parça aydınlatmaya çalıştım ama bir kez daha konuyu ana hatları itibarıyla, anayasal çerçevede sizlere anlatmak istiyorum.

Bugüne kadar hiçbir Cumhurbaşkanı örtülü ödenek ihtiyacı duymamıştır. Eğer böyle bir ihtiyaç olsaydı, Türkiye'de yönetim buna göre kurulurdu, Cumhurbaşkanının buna göre anayasalarda yazılı görevleri olurdu ve cumhurbaşkanlarına da bütçelerle örtülü ödenek ayrılırdı. Bugüne kadar hiçbir cumhurbaşkanı "Bana örtülü ödenek verin." dememiş. Bunu tek söyleyen Türkiye'nin 12'nci Cumhurbaşkanı, "Parlamenter sistem bekleme odasına alınmıştır." diyen Sayın Erdoğan'dır. Sayın Erdoğan'ın bunu istemesinin şüphesiz nedenleri var, şüphesiz nedenleri var. Bu talebin MİT'te yaşanan son gelişmelerle bağlantılı olduğunu düşünüyorum. MİT'te yaşanan gelişmeler üzerine Sayın Cumhurbaşkanı; MİT'i, MİT'in içinde yasa dışı olduğu ifade edilen ve basına geçen o yapıyı kendine bağlamak istemektedir. Türkiye'de artık gizli kapaklı operasyonlar bu önergeden sonra Erdoğan'ın talimatıyla çok daha rahat bir şekilde yapılıyor olacaktır.

Anayasa'ya aykırıdır. Bunu Anayasa Mahkemesine Anayasa'ya aykırılık nedeniyle taşıyacağız tabii ki ama Türkiye Büyük Millet Meclisindeki Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun buna alet edilmiş olmasını ve Cumhurbaşkanından geldi diye bu talep otomatik olarak buna uyulmuş olmasını üzüntüyle karşılıyorum. Bu, parlamenter sisteme ihanettir. Bu, Başbakana ihanettir. Başbakan yürütmenin başı olan kişidir, yürütmenin bütün işlemlerinden dolayı Sayın Başbakan sorumludur. Öyle olduğu hâlde ve istihbarat hizmetleri Sayın Başbakana bağlı olduğu hâlde sorumsuz olan bir Cumhurbaşkanına istihbarat hizmetlerini yürütme, Millî İstihbarat Teşkilatını yönetme görevi verilmektedir.

Düzenleme, bu şekliyle bütçe hakkına da aykırıdır. Bütçe kanunlarıyla millet adına hareket eden milletin vekilleri yürütme organına bir bütçe verir. Bu bütçenin nasıl harcandığını, amacına uygun olarak harcanıp harcanmadığını denetlemek de millet adına burada görev yapan milletvekillerinin hakkıdır, görevidir. Milletvekilleri, milletin vermiş olduğu bu ödenekleri denetleyebilmek için, bu ödenekleri ve bunların nerelere harcandığını bilmek zorundadırlar ve bunların görevlere uygun olarak verilip verilmediğini, harcanıp harcanmadığını bilmek zorundadırlar. Cumhurbaşkanına görevi olmayan bir konuda ödenek verilmektedir. Bu, bütçe hakkına, dolayısıyla, Anayasa'nın bütçeyle ilgili hükümlerine de aykırıdır.

Değerli milletvekilleri, doksan iki yıllık cumhuriyet hayatımızın son on üç yılını Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetleriyle geçirdik. On üç yıl önceye göre bugüne baktığımızda, bugünden yarına baktığımızda insanımızın geleceğe daha umutla baktığını söylemek mümkün değildir.

Bu önergeden önce kabul edilen polis devleti yasa teklifi, şimdi kabul edilecek olan bu önerge ve bundan sonra bu önergenin eklendiği tasarıda yer alan iki düzenlemeyle birlikte Türkiye'de polis devletinin bütün kurumları adım adım yerleştirilmektedir.

Bu, görüştüğümüz teklife eklenen bu önerge yanında, teklifte "kişisel verilerin korunması" adı altında yapılan, gerçekte kişisel verilere devletin müdahalesinin yolunu açan bir düzenleme var.

Yine, "İnternet yasakları" olarak isimlendirdiğimiz ve daha önce Anayasa Mahkemesine götürerek iptal ettirdiğimiz düzenlemeler görünüşte Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarındaki gerekçeler dikkate alınarak hazırlanmış gibi gözükmekle, yani bize öyle anlatılmakla birlikte, gerçekte tamamen Anayasa'ya aykırı olarak yine devletin İnternet'e müdahalesini, İnternet sitelerine kapatma yönlü müdahalesini yasalaştıran, onu meşru saymaya çalışan bir düzenleme vardır. Yani İnternet'le ilgili düzenleme bu şekildedir.

Polis devleti yasa tasarısı, Cumhurbaşkanına örtülü ödenek verilmesi yönündeki düzenleme, İnternet'e müdahale, kişisel verilere müdahale, onlara devletin müdahale etmesinin, devletin ulaşmasının yolunu açması Türkiye'de artık demokrasiden uzaklaşıldığını, bir dönem Arap ülkelerinde olan, hâlen bir kısım Arap ülkelerinde yine var olan Baas rejiminin ve El Muhaberat istihbarat anlayışının Türkiye'de olduğunu görüyoruz. Bu düzenlemelerle, El Muhaberat artık Türkiye'dedir. Türkiye gerçekten bu düzenlemeyle ve diğer saydığım düzenlemelerle parlamenter sistemi rafa kaldırmış olacaktır. Bekleme odasına... Gerçekten daha önce Cumhurbaşkanının bir güç gösterisi olarak ifade ettiği, Hükûmete baskı kurmak amacıyla ifade ettiği bu cümle bu düzenlemelerle, özellikle de bu istihbarata yönelik örtülü ödenek verilmesi düzenlemesiyle hayata intikal etmiş olacaktır.

Ama şuna inanıyorum: 7 Haziranda seçim yaşayacağız, 7 Hazirana kadar elbette Anayasa'ya aykırı gördüğümüz bu düzenlemeleri Anayasa Mahkemesine götüreceğiz. Anayasa'ya aykırı olduğundan şüphe etmediğimiz bu düzenlemelerin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edileceğinden hiçbir kuşkumuz yoktur demek istiyorum. Elbette Anayasa Mahkemesinin ne karar vereceğini bilemeyiz ama Anayasa Mahkemesinin son dönemlerde vermiş olduğu hukuku yücelten kararların bu Anayasa'ya aykırı diğer düzenlemeler nedeniyle de yeniden verileceğini tahmin ediyorum.

Bir yandan çocuklarının vakıflarına hazinenin yani milletin arazilerini kanun yoluyla pervasızca bağışlayanlar, öte taraftan 14 yaşındaki öğrenci çocukları cezaevine gönderenler ve onların cezaevlerindeki acıları üzerine mutluluk kuranlar, mutluluk inşa edenler.

90'ların mazlumuydunuz, 2002 yılında iktidara gelirken "90'ların mazlumuyuz." diyerek "Bizim iktidarımızda adaletin, hukukun, özgürlüğün yönetimini kuracağız." dediniz ama on üç yıllık iktidar döneminin sonunda Türkiye'yi polis devleti rejimine taşıdınız. 90'ların mazlumu artık 2015 yılında mazlum değil...

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Azgın.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - ...halkına zulmeden bir Hükûmettir, bir yönetimdir. Bu yönetimin 7 Haziranda milletin oylarıyla demokratik bir şekilde sandığa gömüleceğinden hiçbir kuşkum yoktur, buna yürekten inanıyorum.

İktidarda kalma süresi uzayan yönetimler yönetim süresi uzadıkça kamu gücünü giderek daha sert bir şekilde kullanırlar, daha otoriter bir anlayışla kullanırlar. Daha otoriterleşen, daha sertleşen yönetimlerin bu sertlikle, otoriterlikle iktidarda kaldıkları görülmemiştir, bunların hepsi demokratik bir şekilde yıkılıp gitmişlerdir. Bugüne kadar her seçim sonrasında balkona çıkanların 7 Haziran akşamı çıkacak balkon bulamayacaklarını hep birlikte izleyeceğiz ve göreceğiz. O balkonda 7 Haziran akşamında Adalet ve Kalkınma Partisi değil Cumhuriyet Halk Partisi olacaktır, millet olacaktır, halk olacaktır, demokrasi olacaktır, özgürlük olacaktır.

Hepinize iyi sabahlar diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)