Konu:Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı Ve Teklifleri
Yasama Yılı:5
Birleşim:84
Tarih:26/03/2015


Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifleri
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, vatanın her tarafı bizim için birer namustur. Ülkenin çevresinde, bilhassa Ege Denizi'ndeki adalar bizim envanterimize kayıtlı kara parçalarıdır. Bu adalardan, Ege adalarından 2004 yılından itibaren Yunanlılar 16 adamıza çıkarak bayrak diktiler, oralarda binalar yaptılar, ilk yardım ekiplerini kurdular, çevrelerini 6 mil kıta sahanlığı çerçeveleyerek başka gemileri izinsiz sokmadılar ve dolayısıyla kıta sahanlıklarını genişlettiler. Bunlardan envantere kayıtlı olan 16 adamızdan Hurşit Adası, İstanbul'daki Büyükada'nın 5 katı büyüklüğünde olan bir ada; Koyun Adası İzmir'in hemen yakınında; Bulamaç Adası'nı İnternet'e girdiğinizde görürsünüz, adını da değiştirdiler Farmakos adası yaptılar. Faros, Nergizçik, Kalolimnos, Keçi, Sakarcılar, Koçbaba, Ardacık, Gavdos, Dhia, Dionisades -Akdeniz'deki adalarımız- Koufonisi. Bunların hepsi Türk adaları. Tamamı 16 ada, İzmir'in karşısında bir kayalık, Lozan Anlaşması'na göre Türk adaları. Lozan Anlaşması'na ekli 2 no.lu haritada her şey açık ve altı kırmızı çizili olarak gösterilirken görülüyor ki bu adalar Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenliği altında, o şartlarda. AKP iktidarıyla birlikte hepsi tek tek Yunanlılar tarafından işgal edildi.

Kardak kayalığı için 1996'da Yunanistan'la savaşın eşiğine gelen Türkiye, 2004 itibarıyla 16 adayı sessiz sedasız kaybetti.

Lozan Anlaşması'na göre Türkiye'nin savaş borcu 84 milyon. Borcunun tamamını ödeyerek bu adaları kendi envanterine katmış idi.

Ayrıca, adalara salt büyüklük açısından da bakmamak gerekmektedir. Çünkü deniz ve hava hukukuna göre adaların etrafında 6 millik kara sularıyla hava sahası vardır. Ayrıca, kara sularına ilave olarak bitişik bölge kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge de bulunmaktadır. Yeni kurulan Yunanistan Hükûmetinin Millî Savunma Bakanı ilk ziyaretini bu adalara yapmıştır. Yani kaybedilen 16 adayla birlikte Yunanistan'ın kıta sahanlığı 7 bin kilometrekareye çıkmıştır. Böylesine vahim bir olayı, Türkiye'de basının yazmaması, iktidar tarafından görmezden gelinmesi, sessiz kalınması şaşırtıcı bir şey.

Bulamaç Adası'nın hava sahasında kıta sahanlığı ihlali yapılıyor, Genelkurmay müdahale etmek istiyor, Dışişleri Bakanlığı "Bir siyasi irade var arkasında, İnternet sitesinden indirin ve müdahale etmeyin." emrini veriyor.

Dün Sayın Millî Savunma Bakanına burada sordum, diyor ki: "Evet, fiilî bir durum var." Yani fiilî durum, işgal var. E adanın nikâhı bizim üstümüzde ama Yunanlılar kullanıyor. Biz gidemiyoruz, el süremiyoruz, dokunamıyoruz, çıkamıyoruz, etrafında balık avlayamıyoruz, kendi namusumuza sahip çıkamıyoruz, toprağımıza sahip çıkamıyoruz. Böylesine bir görmezden gelmek... "Evet, fiilî durum var, anlaşmalarla düzeltmeye çalışıyoruz; hukuken bizim elimizde, toprağı vermiş değiliz." denmesini nasıl içimize sindirebiliyoruz?

Sayın Bakanın bu davranışını kınıyorum. Hükûmeti bu noktada ciddi tedbir almaya davet ediyorum. Büyük devlet, haklarını koruyan devlettir. "Ekonomimiz büyük, büyüdük, itibarımız var." diye böbürlenmek değil... Başkasının toprağında gözümüz yok, kendi toprağımızı kaybetmeyelim. Onurlu duruş budur. Buna sessiz kalmak, göz yummak acizliktir, zavallılıktır diyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)