Konu:Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı Ve Teklifleri
Yasama Yılı:5
Birleşim:83
Tarih:25/03/2015


Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifleri
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ CHP GRUBU ADINA MÜSLİM SARI (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 705 sıra sayılı Teklif'in ikinci bölümünün geneli üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii en zor konuşmalar torba yasaların geneli üzerinde yapılan konuşmalar çünkü torba yasaların bir geneli yok, bir mantığı yok, bir ruhu yok. Birbirinden kopuk, bölük pörçük, hiç alakası olmayan düzenlemeler yan yana getirildiği için, bir geneli olmadığı için bunun, bir genel mantığı olmadığı için, geneli üzerinde konuşmak da son derece zor. Dolayısıyla kürsüye gelen arkadaşlar, genellikle geneli üzerinde konuşmaları yaparken o geneli üzerinde gözüne kestirdikleri birkaç tane maddeyle ilgili fikirlerini anlatma gereği duyuyorlar. Ben de öyle yapacağım.

İkinci bölüm açısından en tehlikeli madde, 16'ncı madde. Esasen bu 16'ncı madde, bu torba yasanın da kesinlikle karşı çıkılması gereken en tehlikeli maddesi ve orta ve uzun vadede sermaye piyasaları üzerinde yaratacağı etkiyle, cezayla, ceza hukukuyla kurduğu ilişki açısından sermaye piyasalarının hem Hükûmeti hem de AKP Grubunu son derece zorda bırakacak, zorda bırakmaya matuf birtakım düzenlemeleri içeriyor.

Ne yapılıyor 16'ncı maddede? 16'ncı maddenin (2)'nci fıkrasıyla SPK Kanunu'nun 107'nci maddesinde şöyle bir düzenleme yapılıyor: "Sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla yalan yanlış veya yanıltıcı bilgi veren, söylenti çıkaran, haber veren, yorum yapan veya rapor hazırlayan ya da bunları yayan..." Aslında bunların hepsi, bu fiillerin hepsi piyasa dolandırıcılığı, SPK Kanunu'nda belirlenmiş olan piyasa dolandırıcılığını içerir, piyasa dolandırıcılığı suçunun bir parçasını içerir. "...ve bu suretle -yani bütün bu dolandırıcılık faaliyetlerini yaptıktan sonra- menfaat sağlayanlar iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılırlar."

Şimdi, burada çok açık biçimde bütün bu fiilleri yapanların cezai sorumluluğunun oluşması, o fiilleri gerçekleştiren kişilerin yapmış oldukları bu iş ve işlemlerden bir menfaat sağlanmasına bağlanmıştır. Dolayısıyla bu son derece yanlıştır. Dolayısıyla bu fiilleri gerçekleştirenler doğrudan ya da dolaylı bir menfaat temin etmezlerse cezai sorumlulukla karşı karşıya kalmayacaklardır. Tersinden okuduğumuzda çıkartacağımız sonuç budur ve bu çok yanlış bir düzenlemedir. Burada birtakım insanlar, birtakım kişiler ve kurumlar korunmaya çalışılmaktadır. Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisinden söz alan değerli konuşmacılar daha ayrıntılı bilgiler verecektir, daha ayrıntılı düşünceleri paylaşacaktır.

Şimdi, 19, 20 ve 21'inci maddeler ve takip eden birkaç tane madde, daha çok, sosyal yardımları düzenliyor. Şimdi biz ilke olarak, bir sosyal demokrat parti olarak, Cumhuriyet Halk Partisi olarak sosyal yardımlara karşı değiliz. Sosyal devlet olmanın bir uzantısı olarak, vatandaş olmak temelli ve hak temelli bir sosyal yardımı her vatandaşın hakkı olarak görüyoruz. Zaten ileri günlerde Cumhuriyet Halk Partisinin seçim bildirgesinde de bunun nasıl düzenlendiğini ve sayıları 11 milyondan 17 milyona kadar çıkan yoksul insanlara hangi temelde ve hangi çerçevede sosyal yardım vereceğini kamuoyuyla paylaşacağız. Fakat buradaki düzenlemeler, yani 19'uncu maddede çeyiz hesabına ilişkin düzenlemeler, 20'nci maddede konut hesabına ilişkin düzenlemeler ya da 21'inci maddede doğum yardımına ilişkin düzenlemeler aslında ilk başta bir sosyal yardım düzenlemesi gibi görünüyor olsa da altını biraz kazıdığımızda o yaldızların altından başka bir felsefe, başka bir bakış açısı, başka bir politika ortaya çıkıyor. Dolayısıyla, bu politikaları burada açık biçimde, yüreklilikle konuşmak ve teşhir etmek gerekiyor.

Şimdi, bakınız, 19'uncu madde, her ne kadar maddede de söz alacağım için ben bu konuyla ilgili düşüncelerimi daha ayrıntılı olarak dile getireceğim ama ilk elden şunu söyleyelim: Buradaki çeyiz hesabı ve çeyiz yardımı her ne kadar yurt içi tasarrufların artırılmasına bir katkı gibi görünüyorsa da ve bir sosyal yardım gibi görünüyorsa da aslında AKP'nin doğum politikasının, çok çocukluluk politikasının ya da çocuk politikasının ya da demografi politikasının, ne derseniz deyin adına, bir uzantısı, bir aracı gibi gözüküyor.

Şimdi burada ne yapılmak isteniyor? Bize Komisyon çalışmalarında da denmişti ki "Türkiye'de ortalama evlilik yaşı ilerliyor. Erkekler 26,8, kadınlar 23,6'ya kadar çıkmış." Peki, ne yapalım? Bu büyüyen, ilerleyen evlilik yaşını daha aşağılarda tutmaya yarayan ve daha aşağılarda tutan bir teşvik politikası geliştirelim. Neden? Evlilikler içinde insanların daha fazla çocuk yapmaya fırsatları ve zamanları olsun. Şimdi, bakınız, bu politika doğru bir politika değil. Şu açıdan doğru bir politika değil: Genç ülkelerde, genç nüfusun olduğu ülkelerde, ekonomik dinamizm en önemli kaynağı o nüfusun gençliğidir. Biz buna "demografik fırsat penceresi" diyoruz. Türkiye genç bir ülke ve bu demografik fırsat penceresi yirmi yıl sonra, yirmi beş yıl sonra, otuz yıl sonra kapanacak. Dolayısıyla, sizin bugünden alacağınız ekonomik politikalar, bu genç nüfusu sisteme kazandıran, onlardan yararlanmamızı sağlayan ve böylece hızlı bir biçimde büyüyerek gelişmekte olan ülke statüsünden gelişmiş olan ülke statüsüne geçişimizi sağlayan politikaları tasarlamaktır.

Ancak, biz bunu yapmıyoruz; biz bu kadar genç işsizimiz varken işsizlik politikası ya da makro politikaları buna uygun olarak dizayn etmiyoruz. Ne yapıyoruz? "Demografik fırsat penceresi sonsuza kadar açık kalsın kardeşim, nüfus yaşlanmasın. Ne yapacağız bunun için? O zaman çocuk sayısını artıralım. İnsanlar mümkün olduğu kadar çok çocuk sahibi olsun." Ama bu çocukların eğitimi, donanımı, fiziksel olarak, maddi olarak eğitiminin ve donanımının ne olacağı konusunda suskun kalıyorsunuz. Dolayısıyla bu bir hazırcı yoldur. Bu, sürdürülemez bir politikadır. Bu sadece ve sadece bir nüfusun artışını sağlar ancak nüfus artışının yarattığı dinamizmin ya da genç nüfusun yarattığı dinamizmin ekonomiye bir verimlilik olarak dönmesini sağlamaz, teminat altına almaz. Dolayısıyla bizim önceliğimiz, bir sosyal demokrat parti olarak, budur; nüfusun dinamizminden yararlanmaktır, onu hep dinamik tutmak değildir. Bu yanlış bir politikadır.

Kaldı ki özellikle doğuda ve güneydoğuda çocuk gelinler meselesi sosyolojik bir olgudur. Dolayısıyla, evlenme yaşını çok daha aşağılara çekmek ya da aşağılarda tutmaya dönük bir teşvik politikası Türkiye'nin sosyolojisine de çok uygun değildir. Dünyada evlilik yaşını aşağıda tutarak çok çocuk politikasını teşvik eden tek ülke de Türkiye'dir, başka örneği de yoktur bunun. Varsa, ilgili kişiler burada gelip bize anlatırlarsa memnun oluruz.

Hakeza 20'nci maddede, özellikle konut sahibi olmayan bireylerin ilk ve tek konutları için açılacak bir banka hesabında devletin konuta katkı yapması teminat altına alınmış, hüküm altına alınmış. Bunun miktarı da en fazla 15 bin lira olarak düzenlenmiş.

Yine, temel çerçeve olarak baktığımızda, evet, dar gelirli vatandaşların konuta sahip olmasında kamunun katkı yapmasını biz sosyal demokrat bir parti olarak destekleriz ancak burada şöyle bir şey var: Yine detaylarına baktığınız zaman, özellikle bu yasal düzenlemenin hazırlanmasında, Türkiye'de son zamanlarda konut arz ve talebinde ortaya çıkan dengesizliğin konut talebini sürekli kılmak ve bu arza yetişmesini sağlamak üzere bir motivasyonla da hazırlanmış olduğuna ilişkin kaygılarımız var. Biz bunu Komisyon aşamasında sorduk, bize dediler ki: "Konut talebinde Türkiye'de herhangi bir düşme yok; 1 milyon 100 bin civarında konut satışı yapıldı geçen sene." Evet öyle ama bu sene ilk birkaç aydaki konut satışı sadece 185 bin yani konut talebinde bir problem var.

Konut talebi, inşaat sektörü için son derece önemli. AKP'nin yarattığı sanal iktisat algısında, her şeyin iyiye gittiği algısında inşaat sektörünün, inşaat sektöründeki gelişmenin çok büyük bir katkısı var. Burada ciddi bir balon oluşmuş durumda, burada ciddi fay hatları var. Dolayısıyla AKP, bu fay hatlarının bir balon gibi patlayarak ekonominin tamamına sirayet etmesini engellemeye çalışıyor. Buradaki en büyük motivasyonlardan biri bu.

Ayrıca, bakın, bunun sosyal boyutu da zayıf yani siz eğer dar gelirli insanları gerçekten konut sahibi yapmak istiyor olsaydınız, o zaman buna başvuracak olan kişiler arasında kategorik bir gelir farklılaştırması yaratmış olmalıydınız; daha dar gelirli gruplara, gelir seviyesi daha altlarda olan insanlara devlet katkısını farklılaştırabilirdiniz. Buna ilişkin düşüncelerimizi biz Komisyonda yansıttık ancak destek bulmadı ve hiçbir ayrım yapmaksızın insanların sadece ve sadece konut alabilmelerini, zengin ya da fakir fark etmez, destekleyen bir düzenleme oldu, sosyal boyutu zayıf bir düzenleme oldu diye düşünüyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MÜSLİM SARI (Devamla) - Maddelerde, gerekli yerlerde yine düşüncelerimizi paylaşacağız.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)