Konu:Chp Grubunun, Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan Ve 26 Milletvekili Tarafından, Artvin İlinin Yusufeli İlçesinde Yeni Yerleşim Yerinin Belirsizliğinden Kaynaklı Sorunların Tespiti Ve Yaşanan Mağduriyetlerin Giderilmesi Amacıyla 18/3/2015 Tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Verilmiş Olan Meclis Araştırması Önergesinin Genel Kurulun Bilgisine Sunulmak Üzere Bekleyen Diğer Önergelerin Önüne Alınarak, 25 Mart 2015 Çarşamba Günkü Birleşiminde Sunuşlarda Okunmasına Ve Ön Görüşmelerinin Aynı Tarihli Birleşiminde Yapılmasına İlişkin
Yasama Yılı:5
Birleşim:83
Tarih:25/03/2015


CHP Grubunun, Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan ve 26 milletvekili tarafından, Artvin ilinin Yusufeli ilçesinde yeni yerleşim yerinin belirsizliğinden kaynaklı sorunların tespiti ve yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla 18/3/2015 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 25 Mart 2015 Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Yine, sözlerimin başında, bizleri televizyonları başında izleyen Türkiye'nin her tarafındaki, hatta dünyanın her tarafındaki Yusufelilileri de bir kere daha saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 16 Mart 2015 yani geçen haftanın pazartesi günü Yusufeli'de bir diriliş mitingi yapıldı, ikinci bir miting yapıldı. Bu mitingde, Yusufeli baraj altında kalacağı için, sular altında kalacağı için Yusufelililer bir anlamda feryatlarını, bir anlamda şikâyetlerini Yusufeli caddelerinde yürüyerek bütün dünyaya, bütün Türkiye'ye göstermek istediler. Orada yapmış olduğum konuşmamda Yusufelililere bir söz verdim, dedim ki: "Ankara'ya döner dönmez bir Meclis araştırması önergesini Parlamentodaki milletvekili arkadaşlarımızın imzalarıyla indireceğiz ve tarihinde ilk olarak Yusufeli'yi, Ardanuç ilçemizden sonra Artvin'in bir ilçesini Parlamentoda konuşacağız, tartışacağız, eksiklikler nedir, bunları gündeme getireceğiz." Ben, bu anlamda Yusufeli'ye vermiş olduğum sözü yerine getirdiğim için çok mutluyum. Yusufelilileri bir kere daha saygıyla sevgiyle selamlıyorum değerli arkadaşlar.

Değerli milletvekilleri, şimdi, buradaki problem ne? Önce Yusufeli'yi bir anlatalım, geçen sefer konuşmamda da anlatmıştım. "Yusufeli'de sağcı çıkar, solcu çıkar, her türlü siyasal düşünce çıkar; bir tek vatan haini çıkmaz." demiştim. Cumhuriyetin değerlerini, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, ay yıldızlı bayrağı hiç tartışmadılar Yusufelililer. O anlamda, ben onları bir kere daha kutluyorum. Devletleriyle hiç problem olmadı, devlet onları çağırdığı zaman, "Askere gel." dediği zaman koşa koşa gittiler. Çanakkale Savaşlarına gittiler. Gidin, bugün, Çanakkale'de, oradaki mezar taşlarında, şehit mezarlarında Yusufelililerin adlarını görürsünüz. PKK'yla olan mücadelede en önde koştular değerli arkadaşlarım. O anlamda, herhangi bir problemi yok Yusufeli'nin devletle. Yusufelili devletten ilgi bekliyor, kendinin ihmal edildiğini düşünüyor.

Değerli arkadaşlarım, problem ne? O anlamda diyorum "Yusufeli'yi nasıl anlatalım?" diye. Yusufeli, biraz önce de belirttiğim gibi, sular altında kalıyor. Önceki dönemde, 23'üncü Dönemde, değerli arkadaşlarım, 5753 sayılı bir yasa çıkarıldı. 5753 sayılı Yasa, Artvin İli Yusufeli İlçesinin Merkezinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun'du. Aradan sekiz yıl geçti değerli arkadaşlarım. O dönemde, geçen dönemde Parlamentoda bizi temsil eden Artvin Milletvekili Metin Arifağaoğlu, bu mevcut yerleşim yerine ilişkin olarak, bu yerde problem olur, heyelan bölgesidir, eğilim yüzde 70'e ulaşan bir yerdir, düz yer yüzde 2'yi buluyor diye birtakım çekincelerini ortaya koydu, ama Parlamentoda bir kanunlaşma gerçekleşmiş bulundu.

Arkasından, Yusufelililerin kendilerine bir referandum yapıldı, bu yere ilişkin ortak bir konsensüs oluştu değerli arkadaşlarım.

Aradan sekiz yıl geçti. Bakın, sekizinci yıla girdik, sekiz yıldır buradaki yerleşim yerine ilişkin olarak hiçbir çivi çakılmadı.

Yusufelili diyor ki: "Bana bir yerleşim yeri gösterdin. Bana dedin ki 'Bu yerleşim yerine git, otur, sana ev kuracağım.' 'Burada bir baraj yapılacak; bir kenti tarihiyle, sokaklarıyla, yaşayanlarıyla, insanlarıyla, mezarlarıyla beraber toprağın altına gömeceğim.' dedin. 'Tamam, başımın üstüne.'" Onların devlete karşı hiçbir şekilde tartışması olmadı, ama şimdi gelinen noktada devlet diyor ki: "Sana yerleşim yerini önümüzdeki günlerde, belirsiz bir tarihte yapacağım." Yusufelili diyor ki: "Yerleşim yeriyle alakalı bana ne yapacaksın?"

Şimdi, değerli arkadaşlarım, biraz sonra buraya milletvekilleri de gelir, görüşlerini belli ederler, ama şunu ifade edeyim: Her seçimden önce, 30 Mart seçimlerinden önce, daha önceki seçimden önce, bu yeni yerleşim yerine ilişkin olarak, iş makineleri seçimden on beş gün evvel, yirmi gün evvel mevcut yere çıkartılıyor, kumla oynar gibi oynuyorlar değerli arkadaşlarım.

Şimdi de geçen hafta yapmış olduğumuz konuşmadan sonra, Sayın Valimiz orada temel atma töreni gibi bir şey yaptı; 8-9 tane iş makinesi -o da çok garip, tam Yusufeli'nin göreceği tepede, her tarafta da değil- Yusufelililerin göreceği yerde lambalarını yakarak, gece vakti burada kumları alıyorlar, öbür tarafa koyuyorlar, oradan kumları alıyorlar, bu tarafa koyuyorlar değerli arkadaşlarım.

Biraz sonra milletvekilim de herhâlde bahseder diye tahmin ediyorum. Şimdi, o nedenle diyor ki Yusufelili: "Benim yerleşim yerime ilişkin olarak bana yerimi göster."

Değerli arkadaşlarım, bir yandan da Yusufeli Barajı'nın duvarı yükselmeye başlıyor. 6 tane köy kamulaştırma içerisinde kaldı değerli arkadaşlarım, 6 tane köy ve 6 tane köy bir yandan da yok edildi. 17 tane köye ilişkin olarak tamamıyla bir yok etme, yani bir kamulaştırma furyası var, biz Yusufeli'ne yeni yerleşim yeri göstermiyoruz değerli arkadaşlarım.

Ben, şimdi, buradan, bütün Parlamentoya, Türkiye'ye, kamuoyuna sesleniyorum: Siz bu yerleşim yerini ne zaman yapacaksınız değerli arkadaşlarım? (CHP sıralarından alkışlar) Bu yerleşim yerine ne zaman çivi çakacaksınız, ne zaman başlayacaksınız?

Sayın Bakan geçen günkü konuşmasında dedi ki: "Çiçek gibi bir Yusufeli kuracağız." Çiçek gibi Yusufeli'yi ne zaman kuracağız değerli arkadaşlar? Biz bunun tarihini istiyoruz.

Gördüğümüz şudur: Bir yandan kamulaştırmalar devam ediyor. 6 tane köydeki insanlara diyoruz ki: Al burayı, doğduğun ve doyduğun yerleri terk et. Bir yandan da, öbür taraftan da diyoruz ki: Sana yerleşim yerini önümüzdeki belirsiz bir tarihte kuracağım. Bu bir özel proje değerli arkadaşlarım. Bu projenin adı "insansızlaştırma". İnsansızlaştırma projesi yürütülmeye çalışılıyor Yusufeli'yle alakalı. Hani, ne diyorduk? O BOP vardı ya, ünlü bir BOP, Büyük Orta Doğu Projesi, bu projede Amerikan Savunma Bakanlığından Albay Ralph imzalı fotoğrafta, o haritada ne yazık ki Karadeniz'de de Artvin var değerli arkadaşlarım. Yusufeli'yi bir anlamda ana gövdede barajlarla, yan gövdelerde de HES'le, hidroelektrik santralleriyle, arkasından da madenlerle yok etmeye çalışıyorlar.

Biz diyoruz ki: Yusufeli insanı onurlu insandır, Yusufeli insanı dürüst insandır, Türkiye'nin en temiz insanıdır değerli arkadaşlarım. Gidin, bakın, cezaevi yok Yusufeli'de, hırsızlık olayı yok, herhangi bir problem yok, kavga yok, dövüş yok, hiçbir problem yok değerli arkadaşlarım. En güzel yörelerimizden, en güzel insanlarımızdan bir tanesi. Biz diyoruz ki: Yusufeli'ye bu haksızlığı yapmayalım değerli arkadaşlarım. Bir an evvel yerleşim yerine ilişkin bu problemi ortadan kaldıralım, Hükûmet buraya gerekli adımları atsın. Yedi yıldır bekliyoruz, bakın, değerli arkadaşlarım, yedi sene, sekizinci yıla girdik. Bu konuda ben Artvin milletvekili olarak buradan bunları sizlerle paylaşmak zorundayım.

Bir başka gerçek daha var: Kamulaştırma. Bu kamulaştırma gerçeğini de size anlatmak istiyorum. Değerli arkadaşlarım, Türkiye'nin her tarafına gidin, kamulaştırmalara ilişkin olarak toprak bir gayrimenkuldür. Türkiye'nin her tarafında toprak gayrimenkuldür ama Yusufeli'de toprak menkuldür. Neden menkul, onu anlatayım değerli arkadaşlarım.

Konya Ovası'nda bir tane adama 300 dönüm, 400 dönüm yer düşüyor. Yusufeli'de ne kadar yer düşüyor biliyor musunuz, yarın bir gün kamulaştırma olduğu zaman? 1 dönüm yerin 7 hissedarı var, 2 dönüm yerin 15 hissedarı var. Yani, adam başına kaç metrekare yer düşüyor, biliyor musunuz? 150 metrekare, 200 metrekare yer düşüyor değerli arkadaşlarım. Bugün gidin, Kamulaştırma Kanunu'nun o dar kalıpları içerisinde -2942'de- metrekare fiyatlarına bakın. Arazide metrekare fiyatları 48 bin lira, 52 bin lira, 60 ila 70 bin lira. Dönüme vurduğunuz zaman 60 milyon lira ediyor değerli arkadaşlarım. Şimdi, yani kişi başına böldüğünüz zaman eski parayla -bugünkü parayla böldüğünüz zaman 60 bin TL- kişi başına 7 bin lira, 10 bin lira para düşüyor aile başına. Bunlarla bu insanların bu paraları alıp başka yerlerde kendilerine yerleşim yeri olanakları sağlamaları, başka yerlerde kendilerini iyileştirmek için çaba göstermeleri mümkün değil.

O anlamda, sadece Kamulaştırma Kanunu'nun dar kalıpları çerçevesinin dışında Yusufeli'ye özgü özel bir kanun çıkarılmalıdır değerli arkadaşlarım. Neden? Çünkü Yusufeli bir anlamda kendisini Türkiye'ye feda ediyor. O insanlara diyoruz ki: "Al, bütün hayallerinle beraber, anılarınla, yaşadıklarınla bir kenti al ve başka bir yere gönder."

Bir kent düşünün değerli arkadaşlarım; siz hiç kamulaştırma olduğu zaman -ki ben bunları çok yaşadım- bir ailenin o mezarları kazarak annesini, babasını, dedesini, nenesi mezardan çıkarıp, bir torbaya koyup bir başka yerde Fatihalarla toprağa gömdüğünü gördünüz mü değerli arkadaşlarım? Başka yerde olsa kıyamet kopar ama bizim insanımız ne yapıyor, Artvinliler? "Madem devlet için bunlar gereklidir, asla tartışmıyoruz, bu ülkenin çıkarlarını asla tartışmıyoruz, başımızın üzerinedir." diyor ama devletten de bir ilgi bekliyor, "Bana el uzat." diyor Yusufelili, değerli arkadaşlarım, "El uzat." diyor.

O anlamda, ben burada, yüce Parlamentoda şöyle seslenmek istiyorum -biraz sonra Artvin milletvekilim de bu konudan bahsedecektir mutlaka- bir an evvel, kamulaştırmalarla alakalı bu sorunların bir an önce giderilmesini istiyoruz. Eğer yerleşim yerine ilişkin bir problem varsa, bu konuda bir tereddüt varsa, gelin, Parlamentoda bir araştırma komisyonu kuralım; bu sorun nedir, neden kaynaklanıyor, niye burada çivi çakılmıyor, buna hep beraber, gidelim, yerinde araştırma yapalım değerli arkadaşlarım, Yusufeli'yle alakalı problemin nereden kaynaklandığına ilişkin bir araştırma yapalım.

Bakın, esnafın ciddi anlamda problemleri var. Bugün Yusufeli'de esnaf özellikle büyük AVM'lerin kıskacı altında inim inim inliyor değerli arkadaşlarım. Eğer esnafa ilişkin bir düzenleme yapmazsak yeni yerleşim yerine gidecek esnafı da bulamayacağız Yusufeli'de.

O nedenle, bakın, bir ilçeyi tümüyle yok ediyoruz, uzun yıllar sonra Türkiye'de bir ilk değerli arkadaşlarım, 17 köy ve kocaman bir ilçeye "Senin ruhuna el Fatiha." diyoruz değerli arkadaşlarım. O nedenle, önümüzdeki döneme ilişkin olarak Parlamentodan, Hükûmetten Yusufelililerin bir beklentisi var -ben Yusufeli'deki konuşmamda söylemiştim- Yusufelili diyor ki Hükûmete: "Abdullah Öcalan'a gösterdiğin ilginin yüzde 1'ini de bana göster." Değerli arkadaşlar, başka bir şey demiyor, "Yüzde 1'ini de bana göster." diyor. O anlamda, önümüzdeki döneme ilişkin olarak, Yusufelili ve Yusufeli bir anlamda canlı canlı toprağa gömülüyor değerli arkadaşlarım.

Bakın, geçen yapmış olduğum Parlamento konuşmasında buraya bir tabut getirdim; bazı arkadaşlarım rahatsız oldu; götürdüm, Hükûmet sıralarına koydum değerli arkadaşlarım. Geçen hafta o tabutu aldım, götürdüm, Yusufeli'de bir çayda, Yusufeli'de Çoruh'un üzerinde... Kıyamadık Çoruh'a atmaya, yani, onu atarsak bir yandan da kenti yok ediyoruz diye dedik.

O nedenle, Hükûmetten beklentimiz şu: Bize bu ilgi ve alakayı gösterin. Eğer bir kenti sokaklarıyla -biraz önce de bahsettiğim gibi- anılarıyla, bütün hayalleriyle beraber yok etmek istemiyorsak o kentin insanlarını mağdur etmeyelim değerli arkadaşlarım.

Bakın, Yusufeli insanı kanaatkâr, diyor ki: "Tamam, devlet benden bir şey istiyorsa başımın üzerinedir." Ama bir yandan da o kenti yok ediyorken de mağduriyetleri giderelim değerli arkadaşlar. Mağduriyetleri gidermezsek bir daha yeni Yusufeli yok, Yusufeli kayboluyor.

Bu güzel kenti, bu güzel ilçeyi önümüzdeki dönemde de hep beraber yaşatmak istiyorsak Yusufeli'ye ve Yusufeliliye gereken değeri verelim diyorum, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)