Konu:Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında
Yasama Yılı:5
Birleşim:80
Tarih:19/03/2015


Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

RIZA TÜRMEN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; teklifin 29'uncu maddesiyle 5809 sayılı Kanunun Anayasa Mahkemesince iptal edilen 51'inci maddesi yeniden düzenlenmiştir. Tabii, Anayasa Mahkemesi bunu iptal ettiği için, şimdi önemli olan bu yeni düzenleme Anayasa Mahkemesinin iptal kararına ne kadar uygun, ne kadar uygun değil ona bakmak lazım.

Özel hayata ilişkin kişisel verilerin bir kamu kurumu tarafından toplanması elbetteki özel hayata bir müdahaledir. Bütün mesele, bu müdahale meşru, hukuka uygun bir müdahale midir, değil midir? Hukuka uygun müdahale olması için birtakım şartlar gerekir: Önce kanundan kaynaklanması lazım bunun. Ama, kanundan kaynaklanması yeter mi? Yetmez. Kanunun aynı zamanda erişilebilir, açık, öngörülebilir olması lazım ve demokratik topluma uygun olması lazım kanunun.

Şimdi, bu maddenin başlığı "Kişisel verilerin işlenmesi ve gizliliğin korunması" olsa da, maddeye baktığınız zaman gizliliğin korunmasıyla ilgili hiçbir şey yok aslında maddede. Kişisel verilerin alınması var ama korunması yok maddede.

Maddenin (1)'inci fıkrasında kişisel verilerin işlenmesinde uyulacak olan ilkeler belirlenmiş, bu ilkeler son derece soyut ilkeler, dürüstlük kurallarına uygun olmak gibi belirsiz ilkeler. İlkelere uyulmadığı zaman ne olacağı belli değil, müeyyidesi belli değil, maddede bu yazmıyor. Tabii, maddenin en sakıncalı yanı şu: Bu maddede sayılan ilkeler, maddenin (13)'üncü fıkrasıyla maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar kurum tarafından belirlenir. Yani kurum dediği "Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından belirlenir." demektedir. Yani, maddenin somutlaştırılması yürütmeye bırakılmıştır. İşte Anayasa Mahkemesi tam da bu yüzden bu maddeyi iptal etmiştir.

Anayasa Mahkemesi iptal kararında ne diyor? Diyor ki: "Anayasa'nın açıkça kanunla düzenlenmesini öngördüğü konularda yürütme organına doğrudan ve ilk elden düzenleyici işlem yapma yetkisi verilemez. Elektronik haberleşme sektörüyle ilgili kişisel verilerin işlenmesi ve gizliliğin korunmasına yönelik usul ve esasları belirleme yetkisini Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna veren itiraz konusu kural Anayasa'nın 20'nci maddesinde öngörülen kişisel verilerin korunmasına ilişkin usul ve esasların ancak kanunla düzenlenebileceğine ilişkin güvenceye aykırıdır."

Şimdi, böyle bir iptal kararı varken aynı gerekçeyi, yani yürütmeye bırakılmasını, bu maddenin usul ve esaslarının belirlenmesini, tabii ki arka kapıdan aynı şeyi kanuna sokmaya çalışmaktadır.

Maddenin, (2)'nci, (4)'üncü, (6)'ncı fıkraları enteresan çünkü (2)'nci fıkrasında deniliyor ki: "Haberleşmenin dinlenmesi, kaydedilmesi, saklanması, rıza olmadan yasaktır." Ama öbür taraftan bir istisna getiriliyor "İlgili mevzuatın öngördüğü durumlar hariç."

Şimdi, ilgili mevzuat o kadar geniş ki, Sağlık Bakanlığından Millî Eğitim Bakanlığına kadar her şey var ama onun hepsinin üstünde MİT Yasası var biliyorsunuz. MİT Yasası hiçbir sınırlamaya tabi olmadan MİT'e her türlü kişisel veriyi istediği gibi almaya yetki vermektedir hâkim kararı olmaksızın. Yani burada istisna gibi gözüken şey o kadar geniş bir alanı kapsamaktadır ki aslında istisna kural hâline gelmiştir burada. Bu, tabii, büyük bir sakıncadır.

Maddenin (5)'inci fıkrasındaki "kamu yararı" çok geniş bir kavramdır, kanunu belirsiz hâle getirmektedir.

Maddenin (7)'nci, (8)'inci fıkrasında "açık rıza" denmektedir. "Açık rıza" yerine, burada "açık rıza" değil, "aydınlatılmış onam" olarak değiştirilmesi gerekiyor yani böyle bir abonman sözleşmesinin en altında küçük harflerle yazılan bir şey rıza için yeterli değildir, açıklamak gerekir, "bakın" demek lazım. Rızanı veriyorsun, rızanı verdiğin zaman da olacak şeyler budur diye anlatmak lazım. Onun için bu "aydınlatılmış onam" olarak değiştirilmelidir.

"Bu kişisel verilerin gizliliğinin, güvenliğinin ve amacı doğrultusunda kullanılmasının temininden işletmeciler sorumludur." diyor. Niçin sadece işletmeciler sorumludur? Belli değil. Yani bu sadece işletmeciye verilecek bir külfet, bir yükümlülük değildir. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna asıl bu külfetin verilmesi gerekir. Hâlbuki kanunda bu bulunmamaktadır.

Bütün bunları topladığınız zaman kanun son derece sakıncalı ve en önemlisi de Anayasa Mahkemesinin iptal kararını arkadan dolanıp ortadan kaldırmaya ve aynı hususları yeniden öngörmeye yönelmiş bir kanun. Bu bakımdan yeniden iptal edilmeye mahkûm gibi gelmektedir bana.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)