Konu:18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 100'üncü yıl dönümüne ilişkin
Yasama Yılı:5
Birleşim:79
Tarih:18/03/2015


18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 100'üncü yıl dönümüne ilişkin
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MUSTAFA ERDEM (Ankara) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Çok değerli milletvekilleri, Çanakkale Savaşı'nın 100'üncü yıl dönümü münasebetiyle bu vatanı, bu devleti, bu dini, bu milleti bizlere emanet eden, başta Çanakkale şehitlerimiz olmak üzere, bütün şehitlerimizi ve gazilerimizi sevgi, saygı, rahmet ve minnetle anıyor, Cenabıhakk'ın kendilerine rahmetini, merhametini esirgememesini niyaz ediyor, bu vesileyle hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, şehadet makamı, bir beşerin dünya hayatında ulaşmak istediği en yüce makamdır, kolay kolay ulaşılabilecek, kolay kolay erişebilecek bir makam değildir. Yüce kitabımız Kur'an'da Cenabıhak şehitlik mertebesine erip cennete ulaşabilecek olanlar için "Onların malları ve canlarıyla satın aldıkları bir değer." ifadesini kullanmaktadır. Bugün, Çanakkale'de bizlere bir emanet bırakan, Çanakkale'de yedi düvele haddini bildiren, Çanakkale'yi geçilmez kılan insanlar, dünya hayatındayken ahireti tercih edip mallarını ve canlarını ortaya koyarak Allah'ın rızasını kazanmak durumunda olanlardır.

Yine, yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim'de Cenabıhak, müminleri, inanan insanları "Özellikle kendileri muhtaç olmalarına rağmen başkalarını kendilerine tercih edenler" olarak niteler.

Dün, Çanakkale'de bir insan olarak, bir kul olarak en az bizim kadar yaşama hakkına sahip, en az bizim kadar Allah'ın kendilerine tahsis etmiş olduğu dünya nimetlerini tatma hakkına sahip, en az bizim kadar hayalleri, en az bizim kadar emel ve idealleri, en az bizim kadar dünya tasavvuru olan insanlar, bu milletin zulme uğramaması, bu milletin ayaklar altına alınmaması, vatan denilen kutsal topraklara düşman çizmesi basmaması için, gencecik yaşlarında, bir gül bahçesine girer gibi, toprağın kara bağrına girmişlerdir.

Değerli milletvekilleri, bugün ülkemizde ayakta duranların, onların mirasına değil emanetine sahip çıktığını söyleyenlerin, en azından dünyaya duydukları meyil ve sahip oldukları sırça köşklerin vebali içerisinde, Allah'a karşı hicapla ellerini yüzlerine germeleri ve yaptıklarının Allah rızasına ne kadar uygun olup olmadığını test etmeleri lazım gelir.

Değerli milletvekilleri, dün Çanakkale'de gençliğini toprağa gömenlere karşı vatanın ne olduğunu bilmeyenler, özgürlüğün ne anlama geldiğini bilmeyenler, düşmanlarla ittifak kurup vatanını satanların bugün torunlarının kan ve gözyaşı denizinde Orta Doğu'da nasıl boğulmaya mahkûm olduklarını ibretle, esefle, acıyla görüyor, yüce Türk milletinin böyle bir acı akıbeti yaşamaması için huzurlarınızda yüce Rabb'ime niyazda bulunuyorum.

Değerli milletvekilleri, Çanakkale'yi geçilmez yapan hadise, inanmanın ne anlama geldiğini, vatanın ne anlama geldiğini bilme ruhudur. Onlar öylesine inanmış insanlardı ki vatan olmadan devlet olmayacağını, devlet olmadan özgürce yaşamanın ve onurlu bir insan olma imkânının bulunmadığını biliyorlardı. Onlar Müslüman'dı. Onlar vatan olmadan iffetin, şerefin, namusun, haysiyetin olmayacağını; dahasını söyleyeyim, onlar vatan olmadan, devlet olmadan Müslümanca yaşamanın mümkün olmayacağını biliyorlar ve onun için bayrağını, devletini bir şekilde düşman çizmelerine karşı korumak ve bunun için toprağa gencecik girmek için can atıyorlardı.

Değerli milletvekilleri, üzülerek bir şey daha söylemek istiyorum: Dün, onlar Osmanlı Devleti'nin mensubu olmalarına rağmen, gâvurun bile "Türk askeri" dediği, Türk milleti şerefini taşıyan ve Türk milleti adına yedi düveli dize getiren insanlardı ama bugün, ne acı ki onların vatanları, onların toprakları üzerinde saltanat sürenler "Türk'üm" demeye hicap duyuyor. Türk milliyetinin ne temsil ettiğini dikkatlerinize arz etmek istiyorum: Ama, unutmayın ki "Ecdadımızın heybeti marufi cihandır/ Fıtrat değişir sanma, bu kan yine o kandır!" diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)