Konu:Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 58'inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşması sırasında CHP eski Grup Başkanına sataşması nedeniyle
Yasama Yılı:5
Birleşim:74
Tarih:11/03/2015


Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 58'inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşması sırasında CHP eski Grup Başkanına sataşması nedeniyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, Sayın Hasip Kaplan konuşmasında eski Genel Başkanımız Sayın Deniz Baykal'ın ismini de anmak suretiyle kendisine göre bir değerlendirme yaptı. O nedenle söz istiyorum efendim.

BAŞKAN - Doğru, haklısınız. Hatta cevap da istedi.

Buyurunuz Sayın Başkan.

X.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

14.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 58'inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşması sırasında CHP eski Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2003 yılının şubat ayı sonları ve Sayın Deniz Baykal -o zaman Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı- ile zamanın Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Sayın Tayyip Erdoğan arasında İstanbul Boğazı'nda yenen bir yemekten hareketle, Sayın Hasip Kaplan "Orada ne konuşuldu, hangi pazarlıklar yapıldı? Tayyip Erdoğan'a Başbakanlık yolunun açılması karşılığında Sayın Deniz Baykal'a Cumhurbaşkanlığı mı vadedildi? Bu pazarlıklar nasıl yapıldı?" falan gibi soru işareti yaratmaya yönelik bir değerlendirme yaptı.

Sayın Baykal bugün bir açıklama yaptı, gayet açık bir şekilde söylüyor: "2003 yılının Şubat ayı sonunda Sayın Tayyip Erdoğan'la oturduk, 1 Mart tarihli tezkereyi konuştuk. Onun dışında hiçbir şey konuşmadık." dedi. Yani "Sayın Baykal açıklasın." diyorsunuz Sayın Kaplan, Sayın Baykal zaten açıklamasını yapmış. Konu Sayın Tayyip Erdoğan'ın milletvekilliği yolunun açılmasıysa onu o tarihte, 22'nci Dönem Parlamentosunda Türkiye Büyük Millet Meclisinde olan arkadaşlar gayet iyi hatırlayacaktır, Cumhuriyet Halk Partisinin demokrasi anlayışı gereği Sayın Tayyip Erdoğan'ın siyaset yasağının kaldırılmasına Cumhuriyet Halk Partisi oy vermiştir. Bu, demokrasinin gereğidir. Bir parti yüzde 34 oranında oy almışsa onun genel başkanı siyasi yasaklı olduğu için Parlamento dışındaysa "Hayır, bu, Parlamento dışında kalsın." demek demokrasiye inanmamak demektir, demokrasiyi reddetmek demektir.

Ha "Sayın Tayyip Erdoğan demokrasiye, demokrasinin kurumlarına inanan bir kişi midir?" derseniz, hayır, Sayın Tayyip Erdoğan giderek otoriter bir yönetimi kurmaya çalışan bir kişidir. Maalesef, onun siyasi seyri bu şekilde oldu. Ama, Cumhuriyet Halk Partisi o zaman doğru yapmıştır. Bugün de olsa siyasi yasaklı bir kişinin mensubu olduğu, genel başkanı olduğu siyasi parti büyük bir oy oranıyla Parlamentoya gelmişse o yasaklı kişinin yasağını kaldırmak demokrasinin ve Parlamentonun görevidir diye düşünüyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)