Konu:Ak Parti Grubunun, Genel Kurulun Çalışma Gün Ve Saatlerinin Yeniden Düzenlenmesine; Gündemin "kanun Tasarı Ve Teklifleri İle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" Kısmında Bulunan 688, 687, 673, 658 Ve 686 Sıra Sayılı Kanun Teklif Ve Tasarılarının Bu Kısmın Sırasıyla 6, 7, 8, 9 Ve 10'uncu Sıralarına Alınmasına Ve Diğer İşlerin Sırasının Buna Göre Teselsül Ettirilmesine; Bastırılarak Dağıtılan (11/45) Esas Numaralı Gensoru Önergesi'nin 2 Mart 2015 Pazartesi Günkü Gündemin "özel Gündemde Yer Alacak İşler" Kısmına Alınmasına Ve Anayasa'nın 99'uncu Maddesi Gereğince Gündeme Alınıp Alınmayacağı Hususundaki Görüşmelerin Bu Birleşimde Yapılmasına; 687 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı İle 688 Sıra Sayılı Kanun Teklifi'nin İç Tüzük'ün 91'inci Maddesine Göre Temel Kanun Olarak Bölümler Hâlinde Görüşülmesine İlişkin
Yasama Yılı:5
Birleşim:67
Tarih:02/03/2015


AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun çalışma gün ve saatlerinin yeniden düzenlenmesine; gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında bulunan 688, 687, 673, 658 ve 686 sıra sayılı Kanun Teklif ve Tasarılarının bu kısmın sırasıyla 6, 7, 8, 9 ve 10'uncu sıralarına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; bastırılarak dağıtılan (11/45) esas numaralı Gensoru Önergesi'nin 2 Mart 2015 Pazartesi günkü gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmına alınmasına ve Anayasa'nın 99'uncu maddesi gereğince gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmelerin bu birleşimde yapılmasına; 687 sıra sayılı Kanun Tasarısı ile 688 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin İç Tüzük'ün 91'inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu önerisi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisi, hâlen görevde olan İçişleri Bakanı hakkındaki gensorunun görüşülmesiyle ilgili olarak gensoru önergesinin öne çekilmesi ve buna paralel olarak Meclis gündeminin yeniden düzenlenmesini kapsamaktadır.

Görevde olan İçişleri Bakanıyla ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini kürsüye çıkacak olan arkadaşımız Gaziantep Milletvekilimiz -eski Bolu Valimiz- Sayın Ali Serindağ etraflıca açıklayacak. O nedenle o konuya girmeyeceğim ama bir eski İçişleri Bakanıyla ilgili olarak, bir dönem Başbakan Yardımcılığı da yapmış bir eski İçişleri Bakanıyla ilgili olarak burada bir değerlendirmede bulunmak istiyorum. Bu eski İçişleri Bakanı -ismi Beşir Atalay- geçen hafta bir yandaş televizyon kanalında bir değerlendirme yapıyor, bir konuşma yapıyor, bu, Cumhuriyet Halk Partisini paralelle ilişkili göstermeye yönelik devletin istihbarat birimi içindeki bir yasa dışı yapılanmanın ürettiği belgeleri kullanarak uygulamaya konulan o senaryoya ilişkin olarak şöyle diyor: "MİT kurgusu diye bir şey yok. Başbakanın dolayısıyla haberi olması gereken bir şey yok." Parti sözcümüz açıklama yaptı, Davutoğlu'nun bilgisi yok, doğrudan doğruya sarayın talimatlarıyla, sarayla ilişkili bir bakan tarafından bu operasyon yürütülüyor. Sayın Davutoğlu'nu da göreve çağırmıştı Sayın Haluk Koç, buradan ben de Sayın Davutoğlu'nu göreve çağırıyorum: Bu yasa dışı yapılanmaya müdahale edin. Devam ediyor Beşir Atalay: "Ama o 'tweet'ler, Fuat Avni ile CHP milletvekillerinin bu irtibatları, CHP Grup Başkan Vekilinin o yazışmaları..." -Beni kastediyor- "...bunları kendileri çok iyi biliyorlar, bunun ne kadar sağlam delillerle basında yer aldığını da biliyorlar. Şu günlerde o konularda daha yeni şeyler de yazılacağını zannediyorum, arkası gelecek." Televizyondaki televizyoncu soruyor: "Bilerek mi söylüyorsunuz?" "Biraz bilerek söylüyorum. Bunların bu yazışmalarının daha devamı da çıkacak." Biz, o istihbarat birimi içindeki yasa dışı yapılanmanın bir bakan kanalıyla sarayla irtibatlı olduğunu biliyorduk, meğer bu senaryo içerisinde bu zat da varmış, Beşir Atalay. Bir dönem "köstebek" unvanını bileğinin hakkıyla almış olan bu bakana, bu eski bakana ben buradan bir sıfat daha yakıştırıyorum: "Müfteri." (CHP sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) - Ya, öyle bir laf olur mu şimdi? Öyle bir laf olabilir mi ya?

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Recep, sus, dinle!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Devam ediyorum, dinle!

Bunu söyleyen kişi müfteridir. Bu bakana, bu Beşir Atalay'a buradan çağrı yapıyorum: Elinde olduğunu söylediğin, o bildiğini söylediğin belgeleri açıklamazsan namertsin, müfterisin. (CHP sıralarından alkışlar)

Ben bugün buradayım, bu hafta buradayım, Beşir Atalay'ı bekliyorum, buraya gelmeye, bu kürsüye çıkmaya cesareti varsa gelsin bunları söylesin.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Gelir.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Arzu ediyorsa, hangi televizyon kanalında konuşmak, çıkmak istiyorsa kendisiyle o televizyon kanalında konuşmaya hazırım. Bu Twitter yazışmalarının tamamı düzmecedir, bunun açıklamasını yaptım, gazete denilen o paçavralara tekziplerimi gönderdim, gerekli suç duyurularını da yaptım, tazminat davamı açtım. Alnım ak. Hodri meydan Beşir Atalay, gel, bunları burada açıkla. Yoksa "köstebek" unvanının yanına bileğinin hakkıyla bir de "müfteri" unvanını almış olacaksın.

Siyaset bu kadar basit olmamalı arkadaşlar, bu kadar basit olmamalı, bu kadar ucuz olmamalı, bu kadar seviyesiz olmamalı. Birbirimizi elbette eleştirebiliriz, siyasi partiler olarak birbirimize her türlü eleştiriyi yapabiliriz ama bu kadar iftira olmaz arkadaşlar, bu iftiradır.

"Bilerek söylüyorum." diyor, demek ki bu senaryonun içerisinde kendisi de var, bu merkezde görev almış. Biz oysa onun görev aldığını bilmiyorduk, onu itiraf ediyor.

Değerli arkadaşlar, aslında, asıl konuşacağım konu bu değildi ama İçişleri Bakanıyla ilgili gensoru önergesi olunca bu konuya değinme ihtiyacı duydum. Değineceğim konu Merkez Bankasının bağımsızlığı. Cumhurbaşkanı, Merkez Bankası Başkanına, onun bağımsızlığına yönelik büyük bir saldırı gerçekleştiriyor. Bu saldırı 12 Aralıktan bu yana gerçekleşiyor. 12 Aralıktan bu yana, Cumhurbaşkanı Erdoğan, düzenli olarak Merkez Bankası Başkanına, onun bağımsızlığına bir saldırı yöneltiyor.

Cuma sabahı Türkiye Büyük Millet Meclisinde basın toplantısı yaptım, dedim ki: "Cumhurbaşkanının Merkez Bankası Başkanına bir 'vatan haini' demediği kaldı." Bunu, ben saat on birde söyledim; evet, bu eksiği de öğleden sonra kendisi tamamladı, öğleden sonra Merkez Bankası Başkanına "vatan haini" dedi, yurt dışına giderken de buna ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısını dâhil etti, o da vatan haini oldu.

Şimdi, ben merak ediyorum, Sayın Davutoğlu ne iş yapar acaba? Bir ülkenin Cumhurbaşkanı, Merkez Bankası Başkanına, ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısına büyük bir itham yöneltiyor, "vatan haini" diyor.

Sayın Davutoğlu, bu arkadaşlar, Sayın Babacan ve Merkez Bankası Başkanı vatan hainiyse bunları görevden alın, yok vatan haini değilse, çıkın, bunları savunun, sizin söyleyecek bir şeyiniz yok mu? Yani Erdoğan'la görev paylaşımınızda size çizilen dairenin içerisinde bunlar yok mu? Sadece size Kılıçdaroğlu'yla polemik görevi mi verildi, Başbakanlık göreviniz yok mu sizin?

Cumhurbaşkanına bir çağrı yapıyorum, emrinizde Devlet Denetleme Kurulu var, görevlendirin; eğer vatan hainliği varsa tespit etsinler. Bir Cumhurbaşkanı devletin bürokratına "vatan haini" deme hakkına sahip değildir.

Ne diyor? "Faizleri indir." diyor. O, her "Faizleri indir." deyişinde faizler yükseliyor. Bakın, 28 Ocaktan bu yana, sadece 28 Ocaktan bu yana, bugüne, faizler 6,7'den 8,6'ya yükseldi, 2 puan.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Faiz lobisi 6 kat kazanacak, onun için!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - 2 puan. Bak, "Faiz indir." dedikçe, Merkez Bankasına saldırdıkça faiz lobisi kazanıyor. Peki, Cumhurbaşkanı bunu bilmeden mi konuşuyor? Cumhurbaşkanının bunları bilmeden konuştuğunu ben düşünmek istemem. Bunun sonuçlarını biliyor olması lazım. Yani, aksini düşünmek istemem. Bilerek konuşuyorsa o zaman faiz lobisine bir hizmet var. Yani, görünüşte güya faize karşı çıkıyorsunuz, aslında faiz lobisine hizmet ediyorsunuz. Her konuşmasında dolar yükseliyor. Vatandaş sabah, Cumhurbaşkanının nerede konuşacağına bakıyor, TOBB'da mı konuşacak, hemen dolarını alıyor. TOBB'da veya bir sivil toplum örgütünün toplantısında konuşuyor, Merkez Bankasına yükleniyor, dolar yükseliyor, vatandaş dolarını satıyor. Tabii, vatandaş derken, milyar dolarları olanlar var. Kazanan iki lobi var, faiz lobisi, dolar lobisi. Cumhurbaşkanın konuşmaları faiz lobisine ve dolar lobisine hizmet ediyor, başka hiçbir sonucu yoktur.

Ben Sayın Davutoğlu'na buradan bir çağrı yapıyorum, ya Başbakan Yardımcınıza, Merkez Bankası Başkanına sahip çıkın ya da onları görevden alın, aksi kabul edilemez.

On iki yıl süreyle Recep Tayyip Erdoğan bu ülkede Başbakanlık yaptı. On iki yıl süreyle ekonomideki yapısal sorunları çözemediğin için Merkez Bankası faizini indiremiyor. Senin ekonomi politikandaki eksiklikleri faiz politikasıyla gidermeye, telafi etmeye çalışıyor, hepsi bu. Ama, aksini iddia ediyorsanız, eğer onların görevlerini yapmadığını düşünüyorsanız Başbakanın onları görevden alması lazım ya da çıkıp Cumhurbaşkanına demesi lazım ki: "Hayır, bu arkadaşlar görevini yapıyor." İkisinden biri, susmak olmaz.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)