Konu:Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifleri
Yasama Yılı:5
Birleşim:63
Tarih:24/02/2015


Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı ve Teklifleri
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AYLA AKAT ATA (Batman) - Teşekkür ederim.

Evet, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Halkların Demokratik Partisinin görüşülen yasa hakkındaki görüşlerini ifade etmek üzere söz hakkı almış bulunmaktayım. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...

AYLA AKAT ATA (Devamla) - Değerli milletvekilleri, görüşülmekte olan yasa her ne kadar görevi ve sorumluluğu olmadığı hâlde Sayın Cumhurbaşkanı tarafından, yine Sayın Başbakan tarafından ve ilgili Bakanımız Sayın İçişleri Bakanı tarafından toplumun güvenliği adı altında çıkarıldığı iddia edilse de, bu yönüyle kamuoyuna bilgi verilse de bu yasanın AKP Hükûmetinin güvenliğini sağlama yasası olduğunun altını çizerek başlamak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün kürsüye poşuyla çıktık. "Poşu nedir?" diye Türk Dil Kurumu ne demiş ona bir bakalım: "Kenarları saçaklı ipek, pamuk, yün ve benzerinden yapılmış bir başörtüsü türü, dolama." Ve herkes biliyor ki aynı zamanda son on yıldır bir aksesuar olarak da kullanılmakta.

Peki, bir aksesuar olan, aynı zamanda bir başörtüsü olarak kullanılan poşu ne zaman bir korunma aracına döndü, bunu bir tartışalım, bunu bir değerlendirelim: Öğrenciler sokağa çıktılar, YÖK'ü protesto ettiler, ana dilde eğitim istediler, eğitimde eşitlik istediler, devletin cevabı gazdı, TOMA'larla tazyikli suydu; kendilerini korumak için poşularını şöyle yaptılar.

Yine, işçiler, emekçiler sokaktaydılar, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanmasını istediler, işçi ve emekçi haklarının korunmasını istediler, sokakta onları bekleyen devletin gazıydı, copuydu, tazyikli suyuydu; yüzlerini böyle kapatmak zorunda kaldılar.

Yine, değerli arkadaşlar, kadınlar sokaklara çıktılar 8 Martlarda, 25 Kasımlarda, Özgecan'lar katledildiğinde cinayetlere karşı. Her defasında onları bekleyen devletin gazıydı, copuydu; o yüzden aksesuarlarıyla yüzlerini kapatmak ve korunmak zorunda kaldılar.

Değerli arkadaşlar, esnaf sokaktaydı, tabii ki sorunları vardı, seslerini duyuramıyorlardı Hükûmete, birleştiler, bir araya geldiler ama bir baktık ki televizyonda birisi "Sık ulan sık." diyor. Ne yapacaktı esnaf? Tabii ki yüzünü kapatmak zorunda kaldı.

Değerli arkadaşlar, yine çiftçiler, yine akademisyenler bu ülkede devletin terörünün mağduru oldular. Devletin uyguladığı şiddetin mağduru oldular ama ne denildi: "Biz bu yasayı, özgürlükleri güvence altına almak için çıkartıyoruz."

Hükûmetin politikalarını eleştiren ve özgürlük isteyen herkes esasında bu şiddetin mağduru olmuştu. Gerçek neydi? Sokakta sıkılan gazdı ve bu gazdan korunmak için bu puşiyle yüzünü kapatan milletvekili, akademisyen, öğrenci, gazeteci, bunların hepsi mevcut yasalar gereği suçlu sayıldı. Bu yasadan önce kaç kişinin, yüzünü kapattığı için ilgili yasaların hedefi olduğu ve cezalandırıldığını lütfen Sayın Bakanımız açıklasın. Daha bu yasayı görüşmedik ama bugün İstanbul'da 3 gencimiz, Oktay Çakatay, Ömer Bozdağ, Emrah Çeçen, kuvvetli suç şüphesi, soğuk havadan korunmak için taktıkları puşi kuvvetli suç şüphesi sayıldığı için tutuklandılar. Bugün, tam da bugün sadece...

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Ellerinde bir şey var mıydı?

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) - Sadece bu gerekçeyle tutuklandıklarına inanıyor musun ya, bir hukukçusun Sayın Ata?

AYLA AKAT ATA (Devamla) - Tabii ki inanıyorum, basına yansıdı, gidip tutanaklardan okuyabilirsiniz. O tutanaklarda yazanlar...

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Avukatsın sen, takip etmiyor musun?

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) - Ayıp ya, ayıp! Poşu tek başına bir suç aleti, öyle mi?

AYLA AKAT ATA (Devamla) - Katılıyorum, katılıyorum size, ayıp ama AKP Hükûmetinin ayıbı!

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) - Yazık ya!

AYLA AKAT ATA (Devamla) - AKP Hükûmetinin ayıbı!

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) - Bu kadar da bu vatandaşın gözünün içine baka baka yanlış söylenmez!

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Ellerinde ne vardı, elinde?

AYLA AKAT ATA (Devamla) - Bizde bir söz var, biz Türkmen halkından öğrendik bunu, birlikte yaşadığımız Türkmen halkından Diyarbakır'da. Şunu söylüyorlar, diyorlar ki: Dünya...

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) - Poşu taktı diye ceza almış, tutuklanmış, şuna bak!

AYLA AKAT ATA (Devamla) - Biliyorsunuz, egemenlik ilişkisi, ilk kadın erkek arasında çıktı ama egemen hep "Sözüm -ben- senden daha fazla olacak." dedi. Bizdeki söz de yani Türkmen halkından öğrendiğimiz söz de şu, diyorlar ki "Kulağını tutup sana bütün dünyayı gezdiririm." Karşısındaki de diyor ki: "Sen de benimle beraber."

Teşekkür ediyorum.

Saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)