Konu:Mhp Grubunun, Ankara Milletvekili Mustafa Erdem Ve Arkadaşları Tarafından, Din Görevlilerinin Sorunlarının Araştırılması Amacıyla 24/11/2014 Tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Verilmiş Olan Meclis Araştırması Önergesinin, Genel Kurulun 21 Şubat 2015 Cumartesi Günkü Birleşiminde Sunuşlarda Okunmasına Ve Ön Görüşmelerinin Aynı Günkü Birleşiminde Yapılmasına İlişkin
Yasama Yılı:5
Birleşim:60
Tarih:21/02/2015


MHP Grubunun, Ankara Milletvekili Mustafa Erdem ve arkadaşları tarafından, din görevlilerinin sorunlarının araştırılması amacıyla 24/11/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 21 Şubat 2015 Cumartesi günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MUSTAFA ERDEM (Ankara) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, din görevlilerimizin sorunlarıyla alakalı olarak vermiş olduğumuz araştırma önergesi hakkında konuşmak için buradayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce, dün, alçaklar tarafından alçakça şehit edilen Fırat Yılmaz Çakıroğlu kardeşimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyor, Cenabı Hakk'ın kendisine rahmetiyle, merhametiyle muamele etmesini niyaz ediyorum.

Değerli milletvekilleri, AKP iktidarı tarafından taşların bağlandığı diğerlerinin salıverildiği bir iktidar dönemini yaşıyor, Fırat'ın "Bayrak inmesin, ezan dinmesin, vatan bölünmesin." diye, devletin yapamadığı, devlet görevlilerine yaptırılmadığı bir sorumluluğun gereği olarak dinine, devletine, vatanına, milletine sahip çıktığı için bu alçaklar tarafından öldürülmüş olması, şehit edilmiş olması bir Türk milliyetçisi olarak bizleri rahatsız ediyor. Ama şu unutulmasın ki, AKP, yasaları uygulamamaktan kaynaklanan bir acziyeti ortaya koysa da, yeni birtakım yasaları çıkarma adına bu milleti oyalasa da, PKK'yla farklı mahfillerde farklı pazarlıklar içerisinde bulunsa da vatanını, milletini, din ve devletini korumak için yemin etmiş Türk milliyetçileri buradadır ve bu görevi sonuna kadar da başaracaklardır. (MHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, din görevlileriyle alakalı olarak bugüne kadar Meclisimizde doğru dürüst bir araştırma yapılmamış, din görevlilerinin sorunları araştırılamadığı için Diyanet ülkemizde layık olduğu saygınlığı görememiş, din görevliliği dünden bugüne sahip olması gereken ilgi ve sevgiden mahrum kalmıştır. Bu konuda dünden bugüne doğrudan din görevlilerinin karşı karşıya kaldığı sorunları, bir de Diyanet İşleri Başkanlığımız tarafından din görevlilerine sorun olarak çıkarılan hususları burada dikkatlerinize arz etmek istiyorum. Ama şunun altını çizmemizde fayda vardır ki: Din görevlilerini sevsek de sevmesek de, Diyanete sahip çıksak da çıkmasak da bir Müslüman olarak yarın mutlaka bir din adamının önüne geleceğinizi unutmayınız.

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) - Ona hiç şüphemiz yok.

MUSTAFA ERDEM (Devamla) - İkinci bir husus: Din adamlarımız şu veya bu şekilde itilse kakılsa da, yasaların kendilerine vermiş olduğu haklardan kaynaklanan sorumluluklarının gereği olarak yüce dinimiz İslam'ın inanç, ibadet ve ahlak esaslarını toplumsal geleceğimizin bekası adına bu milletin evlatlarına öğretmek ve sahip oldukları konumdan kaynaklanan bir görevin gereği olarak bizatihi bunları da yaşamak durumundadır. Ama gelin görün ki hem öğretmekten kaynaklanan acizlikler hem de bir din adamı olarak bunları uygulamaktan veya bir başka ifadeyle uygulayamamaktan kaynaklanan sorunları ve sıkıntıları da vardır.

Bakınız, dindarlardan oy aldığınızı düşünüyorsunuz. Diyanetin, kendinizin arka bahçesi veya ön bahçesi olduğunu söylüyorsunuz.

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) - Kim söyledi?

MUSTAFA ERDEM (Devamla) - Allah için söyler misiniz, şu yapageldiğiniz siyasi manevralar, şu yapageldiğiniz siyasi ayak oyunları, şu yapageldiğiniz ahlak adına insanın yüzünü kızartacak uygulamalar, yüce dinimizin neresinde yer alıyor da din ve Diyanet birilerinin arka bahçesi veya birilerinin ön bahçesi olarak ifade edilebiliyor?

Değerli milletvekilleri, din adamlarımız, bugün, dinini öğretmek için eğitim almış kimseler olarak yüce kurum Diyanet İşleri Başkanlığında çalışırken bizatihi din adamı sıfatını da onlar gibi paylaşanlar tarafından zorunlu rotasyonlara yönlendirilebiliyorsa, ehliyet, liyakat ve adalet ilkeleri, göz göre göre, "din adamı" sıfatıyla ihlal edilebiliyorsa veya dinî kimlikleri yetersiz, eğitimleri tamamlanmamış ama Müslüman olmaktan başka çaresi kalmamış bu milletin evlatlarına "din adamı" sıfatıyla caminin önüne gönderilmemesi gerekenler görevlendirilmiş ise burada Diyanetin din adamlarına karşı bir vebali veya Diyanet kurumunu arka bahçe gibi görenlerin bir sorumluluğu var mıdır, bunun takdirlerini de sizlere havale ediyorum.

Değerli milletvekilleri, yüce dinimiz İslam'da ruhban sınıfı yoktur. Dolayısıyla, bu konuda ayrıcalıklı veya istisnai haklara sahip hiç kimse bulunamaz ama din adamlarımız, bugünkü şartlar içerisinde, devletimizin kendilerine verdiği sorumluluğun gereği olarak, kirlenen, kirletilen, lekelenen siyasi araçlara malzeme olmamak gibi bir sorumluluğa da sahiptir. Aklı olanın, imanı olanın, izanı olan, vicdanı olanın ne onları kullanmaya ne de o görevi ifa edenlerin bir malzeme durumuna düşerek kullanılmaya haklarının var olmadığını burada ifade etmek istiyorum.

Çok değerli milletvekilleri, Diyanet İşleri Başkanlığımız, son dönemlerde, 28 Şubattan kalma bazı uygulamalara tepki göstererek merkezî vaazı kaldırmış, merkezî ezanı dindirmiştir. Dinimizin, pedagojinin ve kültürel yapının gereği olarak din adamlarının vaazı görsel bir şekilde muhataplarına ifade etmesi doğru bir yaklaşım ama bu konuda kendisini toplumun gerisinde hissederek hâlâ tren yolunda deve yürüterek bir aydınlatma görevi yapamayacağını da bilmesi şarttır ama gelin görün ki öbür taraftan din adamlarımızın merkezî ezanın insan üzerindeki olumlu tesirlerinin, ezanın bizatihi ruhundan kaynaklanan güzelliklerin o ezanı okumaya kabiliyeti olmayanlar tarafından kirletilmesine müsaade edilmemesi ve ezanın merkezî bir şekilde eski güzelliğiyle yeniden okutulmasını talep etmesi lazım gelirdi. Müftülerimizin, din adamlarımızın, bazı üst düzey Diyanet görevlilerimizin ısrarla "Ezan en azından merkezî kalsın." demelerine rağmen üst aklın kendilerine yapmış olduğu dayatmanın sonucu olarak ezanın merkezîlikten çıkarılmış olmasını bugün dinimize, Diyanetimize ve Müslümanlara karşı yapılmış bir saygısızlık olarak görüyor, bunun din adamlarımız tarafından öncelikle düzeltilmesi lazım geldiğini buradan ifade etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, din adamlarımızın eğitimleriyle alakalı uygulanan programlara da dikkatinizi çekmek istiyorum. Antalya'daki bir din görevlisinin Elâzığ'da eğitime tabi tutulması, Kastamonu'daki bir din görevlisinin Antalya'da dinî iç eğitim kursuna tabi tutulması Müslüman'a bir eziyet olarak düşünülmeli ve bu hususun mümkün olan en kısa sürede düzeltilmesi yoluna gidilmelidir.

Buradan daha önce de ifade ettim, Diyanette bir rotasyon uygulaması söz konusudur ki bu, fevkalade kış şartlarında Müslümanlara ve din adamlarına yapılan baskı ve zulüm örneği olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bir başka husus daha vardır ki Diyanet İşleri Başkanlığımızda çalışanlar da duysun veya aranızda bir organik ilişki varsa siz de götürün onlara söyleyin, dinî alanda otorite Allah'tır, kullar arasında bir otorite tesisine ihtiyaç yoktur ama gelin görün ki bugün Diyanette -üzülerek söylüyorum- bir kast sistemi ve insan onuruna yakışmayan bir ayrımcılık söz konusudur.

Bunların hepsinin yüce Meclis tarafından araştırılmasının gerektiğini düşünüyor ve hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)