Konu:Ak Parti Grubunun, Genel Kurulun Çalışma Gün Ve Saatlerinin Yeniden Düzenlenmesine; Gündemin "kanun Tasarı Ve Teklifleri İle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" Kısmında Bulunan 684 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı'nın Bu Kısmın 5'inci Sırasına Alınmasına Ve Diğer İşlerin Sırasının Buna Göre Teselsül Ettirilmesine; 3, 10, 17, 24 Ve 31 Mart 2015 Salı Günkü Birleşimlerinde Sözlü Sorular İle Diğer Denetim Konularının Görüşülmeyerek Bu Birleşimlerinde Gündemin "kanun Tasarı Ve Teklifleri İle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" Kısmında Yer Alan İşlerin Görüşülmesine; 4, 11, 18 Ve 25 Mart 2015 Çarşamba Günkü Birleşimlerinde Sözlü Soruların Görüşülmemesine; 684 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı'nın İç Tüzük'ün 91'inci Maddesine Göre Temel Kanun Olarak Bölümler Hâlinde Görüşülmesine İlişkin
Yasama Yılı:5
Birleşim:57
Tarih:18/02/2015


AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun çalışma gün ve saatlerinin yeniden düzenlenmesine; gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında bulunan 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın bu kısmın 5'inci sırasına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; 3, 10, 17, 24 ve 31 Mart 2015 Salı günkü birleşimlerinde sözlü sorular ile diğer denetim konularının görüşülmeyerek bu birleşimlerinde gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında yer alan işlerin görüşülmesine; 4, 11, 18 ve 25 Mart 2015 Çarşamba günkü birleşimlerinde sözlü soruların görüşülmemesine; 684 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın İç Tüzük'ün 91'inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adalet ve Kalkınma Partisi "iç güvenlik yasası" olarak isimlendirilen, gerçekte "polis devleti yasası" olarak isimlendirmeyi daha doğru bulduğum bir yasa tasarısının görüşmelerini hemen başlatmak amacıyla bir grup önerisi getirmiş bulunuyor. Bu nedenle, iç güvenlik yasa tasarısına ilişkin bazı değerlendirmelerimi, görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Önce şu tespiti yapmak istiyorum: Siyasetin çok temel bir kuralı vardır siyaset bilimcileri tarafından ifade edilen; bu kural şudur: Bir hükûmetin, bir iktidarın iktidar süresi uzadıkça otoriterleşme eğilimi yani kamu gücünü giderek kullanma eğilimi artar, otoriterleşme budur. İktidardakilerin ellerinde bulunan kamu gücünü kullanması, giderek kamu gücüne yaslanarak ayakta kalmaya çalışması otoriterleşmedir.

13'üncü iktidar yılında, Adalet ve Kalkınma Partisi, Türkiye'yi otoriter bir yönetime taşımak isteyen bir yasa tasarısını Türkiye Büyük Millet Meclisine getirmiştir. Unutmayalım ki her otoriter düzenleme veya otoriterleşme yönünde her adım aynı zamanda bir tepkiyi de tetikler, bir tepki birikimine yol açar ve bu tepkiler nedeniyle toplum kutuplaşır ve ülke yönetilmez, yönetilemez hâle gelir; Türkiye buraya doğru gitmektedir. Bu yasa tasarısı eğer yasalaşırsa Türkiye otoriterleşme yönünde bir adım daha ileri gidecek, öte taraftan ülkenin yönetilmesi sorunu ortaya çıkacaktır. Yani, çoğunluk hükûmeti, Parlamentoda tek başına yasa çıkarma çoğunluğuna sahip olan bir hükûmet olması yetmiyor. Ülkeyi yönetmek için bütün bunlar yeterli değil. Toplumda tepkiye yol açıyorsanız, tepkiyi hedefliyorsanız, tepkiyi tetikliyorsanız ülke yönetilemez hâle gelir.

Şimdi, birçok şey söyleniyor. Bu yasayı kamuoyuna anlatmak, kamuoyu desteğini arkasına almak için Hükûmet diyor ki: "Molotofkokteyli, sapan, taş atma, kamu binalarının yakılması yıkılması..." Molotof kullanmaya karşı bir önlem alınmasına kimse hiçbir şey demiyor, bunun önlemleri yasalarda zaten var. Mesele, kamuoyu desteğini arkasına almak amacıyla söylenen bu cümlelerin arkasına saklanarak hukuk dışı, demokrasi dışı düzenlemelerin bu tasarının içerisine sokulmuş olmasıdır. "Bunlar Avrupa Birliği ülkelerinde var." deniliyor. Hayır, Avrupa Birliği ülkelerinde söylenilen şekilde herhangi bir düzenleme yok.

Üzüntüm şudur: Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu bir broşür hazırlamış, tüm milletvekillerine dağıtmış; "özgürlük paketi" demiş bunun adına.

BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) - Çok komik.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Bunun adına "özgürlük paketi" demiş, özgürlükleri korumaya yönelik bir paket. Aklıma şu geldi: Fransız Devrimi'nin ünlü devrimcilerinden Robespierre'nin güzel bir lafı vardır; "Biz tiranlığa karşı özgürlüğün despotluğunu kurduk."

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Saint Just onu diyen.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Hükûmet de şimdi, buradan hareketle, jakoben bir anlayışla kendi hükûmet anlayışını, kendi anlayışını topluma dikte etmek, toplumu şekillendirmek için böylesi otoriter bir yasayı Türkiye'ye getirmektedir.

Teknik bir iki değerlendirme yapmak istiyorum. Bakın, mevcut Anayasa'mıza aykırı olan bu düzenlemeleri sizlere sunmak istiyorum. Anayasa Mahkemesine iptal davası açılması hâlinde iptal edilmesi mukadder olan düzenlemeler var.

Şimdi, tasarının 1'inci maddesiyle Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nda bir değişiklik yapılmak suretiyle polise arama yetkisi veriliyor; kişinin arabasında, üzerinde, eşyasında bir arama yetkisi veriliyor. Şu anda, polis bir kişinin suç işleyeceği konusunda bir şüpheye sahip olur ise o kişiyi kontrol etmek ve suç işlenmesini önlemek amacıyla gerekli tedbirleri alma yetkisine zaten sahip, bu yetki var. Deniliyor ki: "Efendim suç işleyecek. Vatandaş önlem alıyor." Zaten bu önlem var. Polisin durdurma, kimlik sorma yetkileri var ve suç işlenmesine yönelik bir hareket seziyor ise bir fiil, bir eylem olacak ise buna yönelik tedbirler alma yetkisi zaten var.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Arabanın bagajını açabiliyor mu? Torpidoyu açabiliyor mu?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Şimdi getirilen düzenlemeyle kişinin arabasında, torpido gözünde, bagajında, üstünde her türlü aramayı yapma yetkisi olacak.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Mahkeme kararı olmadan arayabiliyor mu?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Yapma yetkisi olacak.

Bakın, Anayasa'mız ne der? Anayasa'mız "Özel hayatın gizliliği" diye, 20'nci maddesinde çok temel bir hükme sahiptir. Kural bir, bir kişinin üzerinde, özel hayatına yönelik eşyalarında arama yapacaksanız hâkim kararı gerekir. Nerede hâkim kararı? Atladınız. Hâkim kararı gerekir.

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) - 20'nci maddenin devamını da okuyun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Bakın, hâkim kararı gerekir.

20'nci maddenin devamını ben size okuyayım. Hatırlattığınıza memnun oldum. Yanımda getirdim. 20'nci madde diyor ki bakın: "Usulüne göre verilmiş bir hâkim kararı olmadıkça..." Bir kere arayamazsınız." İki...

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) - Devam edin.

MEHMET AKİF HAMAZÇEBİ (İstanbul) - Devam ediyorum, merak etmeyin, onun için getirdim Anayasa'yı. "...yine bu sebeplere bağlı olarak -yani kişinin suç işlemesinin önlenmesi vesaire, vesaire- gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça..."

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) - İşte şimdi kanunla yetkili kılıyoruz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Nerede kanunla yetkili kılınmış merci? İçişleri Bakanlığının belirleyeceği esaslar dairesinde kolluk amirleri. Bir şeyin...

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) - Acele hâllerde esasları belirliyoruz, kolluk amirlerine arama yetkisi veriyoruz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Bakın, hukuk devletiyiz...

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - "Hâkim kararı" demiyor, "yetkili merci" diyor.

BAŞKAN - Laf atmayın lütfen.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - "Hukuk güvenliği" denen bir kavram vardır. Bir şeyin kanunla düzenlenecek olması, Anayasa'nın bu emri somut bir düzenlemeyi gerektirir. Muğlak bir şekilde İçişleri Bakanlığının düzenleyeceği esaslar dairesinde kolluk amirinin vereceği yetkiyle, talimatla vesaire, olmaz.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Ama, o zaman "hâkim kararı" der oraya Anayasa.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Yazacaksınız oraya: "Vali bu konuda yetkilidir."

Bakın, eğer, bunlar var ise...

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) - Kanunun göstermiş olduğu kolluk amirine veriyoruz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Devam ediyorum.

"İki: Yazılı emri bulunmadıkça..." Siz ne diyorsunuz? "Sözlü emir." Nerede, Anayasa'da sözlü emir var mı?

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) - Acele hâllerde...

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Nerede?

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) - Acele hâllerde.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Hayır, hayır...

Bakın, Anayasa burada. Anayasa'nın 20'nci maddesinde "sözlü emir" diye bir şey yok; acele hâllerde şöyle şöyle olur diyor.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Sözlü emir uygulanıyor zaten.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Hayır, sizde böyle bir şey yok. Bu maddede yok. Anayasa'yı burada çok açık bir şekilde çiğniyorsunuz.

Anayasa hukukçularınız var. Herhâlde Anayasa hukukçularınız ya buna bakmadılar ya da "Ya, bunu Başbakan, Cumhurbaşkanı istiyor, boş verin böyle geçirelim, polis devleti kuralım yeter ki. " Böyle bir şey olmaz.

Devam ediyorum...

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) - Başkan, siz söylemeden ne söyleyeceğinizi biliyoruz biz, merak etmeyin.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Siz, önce Anayasa'nın 20'nci maddesini okuyun. Siz okumamışsınız. Okuduğunuzu anlamamışsınız. Okusanız böyle konuşmazsınız.

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) - Okuduğumuzu yazdık oraya.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Bakın, bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - "Yetkili merci" ile "hâkim" aynı şey mi?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Lütfen, okuyun. 20'nci maddeyi okuyun bir daha. "Özel hayatın gizliliği."

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Sayın Hamzaçebi, "yetkili merci" ile "hâkim" aynı şey mi?

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Gelelim gözaltı süresine: Yirmi dört saatten kırk sekiz saate kadar kolluk amirine gözaltına alma yetkisi veriyorsunuz. Nerede bu? Bir hukuk devletinde bu olabilir mi? Yasalarda ne eksik? Nerede?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Almanya'da var, Belçika'da var.

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) - Hangi hâllerde gözaltı yetkisi var, onu da söyleyin Sayın Başkan.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Efendim, Anayasa'mız burada. Yapamazsınız, kanunilik ilkesi bunu engeller.

Bir hukuk devletinde, bir devlette, bir demokraside, o ülkeyi, o demokrasiyi demokrasi yapan iki kavram vardır: Birisi "seçimlerdir", öbürü "kuvvetler ayrılığıdır." Kuvvetler ayrılığında, hiçbir kuvvet birbirine müdahale etmez. Eğer bir hükûmet hangi davaya hangi mahkemenin, hangi hâkimin bakacağını belirliyor ise orada kuvvetler ayrılığından söz edilemez.

Burada, diyorsunuz ki tasarının 6'ncı maddesinde: "Yetkili ve görevli hâkim, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi hâkimi." Kuvvetler ayrılığını yok ettiniz. Belirleyemezsiniz, kanunla "Bu davaya şu hâkim bakacak." diyemezsiniz. Bu, doğal hâkim ilkesine aykırıdır. Biliyor olmanız lazım. Yani hukukçular, değerli Adalet ve Kalkınma Partili hukukçu arkadaşlarım; doğal hâkim ilkesini herhâlde hukuk fakültelerinde okudunuz. Ona uygun mudur?

82 Anayasası'nın bile gerisine gidiyorsunuz. 61, 71, o sıkıyönetim düzenlemelerinin getirildiği o anayasal düzene geri dönüyorsunuz.

Teşekkür ediyorum. Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)