Konu:Hdp Grubunun, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan Ve Arkadaşları Tarafından, Paralel Yapı, Yargı, Güvenlik, Tsk, İstihbarat, Gizli Dinleme, Şantaj, Tehdit, Provokasyonların Araştırılması Amacıyla 27/2/2014 Tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Verilmiş Olan Meclis Araştırması Önergesinin, Genel Kurulun 17 Şubat 2015 Salı Günkü Birleşiminde Sunuşlarda Okunmasına Ve Ön Görüşmelerinin Aynı Tarihli Birleşiminde Yapılmasına İlişkin
Yasama Yılı:5
Birleşim:56
Tarih:17/02/2015


HDP Grubunun, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ve arkadaşları tarafından, paralel yapı, yargı, güvenlik, TSK, istihbarat, gizli dinleme, şantaj, tehdit, provokasyonların araştırılması amacıyla 27/2/2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 17 Şubat 2015 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, ben de öncelikle konuya girmeden önce insanlık dışı bir şekilde katledilen Özgecan kızımıza Allah'tan rahmet diliyorum, Allah ailesine sabır versin ve milletin başı sağ olsun.

Bu olay bugün yaklaşık bir buçuk saate yakın Genel Kurulda birçok milletvekili tarafından gündeme getirildi. Evet, konuştuk ama önlem almamız lazım. Yani Meclis çok konuşan ama iş yapmayan bir yer olmasın. Yani gerçekten bu işi siyaset dışı, partiler üstü bir şekilde ele almamız ve bu tür olayların yaşanmaması için başta eğitim sistemimizden başlamak üzere bu konuya önem vermemiz lazım. Siz birilerine "Adı sanatçı olan ama bence sanatçı bozuntusu olan kişiler, mini etek giymeyin. Bu sistemin getirdiği bu giyim tarzı bu tür davranışlara zemin hazırlıyor." Diyorsanız, siz yine devletin resmî televizyon kanalındaki dizilerde buna ilişkin, kılık kıyafete ilişkin insanların bilinçaltına bir şey sunuyorsanız sonuçta bu saldırılar olur. Dolayısıyla, öncelikle eğitim sistemini değiştirmeniz lazım, sonra ekonomi politikalarını gözden geçirmeniz lazım.

Ben size bir olay anlatayım: Gezi olayları sırasında Taksim'den geçiyorum, arkamdan bir kızın çığlıklarını duymam üzerine döndüm, yaklaşık 8-10 polis 2 polis aracının ortasında bir genç kızı tekme tokat dövüyorlar, müdahale ettim, dedim ki: "Utanmıyor musunuz, bu delikanlılık mı, genç bir kıza bu şekilde 8-10 kişi saldırmak erkeklik midir, delikanlılık mıdır, sizin kız kardeşiniz yok mu, ananız bacınız yok mu?" Polisin birisi bana döndü dedi ki: "Bizim böyle bir bacımız yok." Bakın, arkadaşlar, işte bütün mesele bu. Yani, normal kıyafetli, saçı başı açık, tişört giyen bir kız kardeşimize polis "Bizim böyle bir bacımız yok." diyorsa, onun namusunu, canını meşru görüyorsa burada çarpık bir zihniyet vardır; bunu durdurmamız, buna ilişkin önlem almamız gerekir.

Bugün burada Özgecan'ı andık, rahmetliyi, içimiz yanıyor, yüreğimiz burkuluyor. Ben de bir kız babasıyım, empati yapın, evlatlarınız var yani Allah başa vermesin, tabii, ateş düştüğü yeri yakıyor ama Özgecan'ın kardeşi çok güzel bir konuşma yaptı, dedi ki: "Okullarda bırakın matematiği, fiziği, kimyayı, Türkçeyi, önce bir insanlık dersi verin, sevgi dersi verin." Demek ki işin başı eğitim. Başta Millî Eğitim Bakanlığına ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına önemli görevler düşmektedir. Yoksa bugün Özgecan'ımız, yarın da bir başka canımız bu şekilde katledilir ve biz burada sadece konuşmakla kalırız. Tekrar rahmetle anıyorum, Allah sabır versin ailesine.

Değerli arkadaşlar, gelelim paralel yapıyla ilgili grup önerisine. Şimdi -paralel yapı, sizin kafanızda bir paralel yapı- diyorsunuz ki: "Efendim, işte, Pensilvanya, Fethullah Gülen'in yapısı." Hiçbir siyasi destek olmadan hiçbir yapı, devletin hiçbir kurumunu ele geçiremez ve etkin olamaz, bunu biliyorsunuz. Sizin Genel Başkanınız, hâlen genel başkan gibi davranan Cumhurbaşkanı bunu itiraf etti, dedi ki: "Siz ne istediniz de biz vermedik." Yani, eğer devlet içinde bir yapılanma var ise bunu siz oluşturdunuz, bu sizin paraleliniz.

Şimdi, paralel yapı diye, paralel yapının elemanı diye içeriye attığınız emniyet müdürüyle ilgili dönemin İstanbul Valisi Erol Çakır sicil raporu vermişti, demişti ki: "Bu kişinin irticai akımlara karşı yakınlığı vardır, dikkatli olunması gerekir." Ne yaptınız bu kişiyi siz? Getirdiniz emniyet müdürü yaptınız, sonra emniyetin İstihbarat Daire Başkanı yaptınız, sonra emniyetin Teftiş Kurulu Başkanı yaptınız. Ne zaman ki 17-25 Aralık, Hükûmetin yolsuzluk, hırsızlığı ortaya saçılıp dökülünce bu sefer "Sen paralelcisin." diyerek öcü yaptınız.

Arkadaşlar, devletin raporları yok muydu bu kişi hakkında? Var. E, demek ki bile bile yaptınız. Yani "Biz kandırıldık." falan filan, bunlar çocuk oyuncağı. Devleti yönetmek çocuk oyuncağı değil, kandırıldıysan sorumluluğu alacaksın kardeşim, istifa edeceksin. İçişleri Bakanı istifa edecek, sorumluluk alacak, özür dileyecek. Böyle bir saçmalık olur mu: "Kandırıldık!" Yani, kim kimi kandırdı bilmiyorum ki. Şimdi, öbür taraf da "Bize söyleyin, ne istedik sizden, ne verdiniz?" diyor, bunu söylüyorlar. Söyleyin, ne istemişler sizden hakikaten? Ne istediler de siz ne verdiniz; kamuoyu bilsin, Türk milleti bilsin bunu? E, onlar da "Biz bir şey istemedik, AKP bizi kandırdı." diyor. Nasıl kandırdı sizi? Türk Silahlı Kuvvetlerinin etkisizleştirilmesi için biz birlikte hareket ettik, açık açık söylüyorlar. Yani Balyoz, Ergenekon, Oda TV, KCK falan filan bütün bu operasyonlar aslında Türk Silahlı Kuvvetlerinin -rejimin, cumhuriyetin, Kemalist ideolojinin bekçisi olarak görülen- etkisizleştirilmesi için Amerikalı büyükelçinin size sunduğu tavsiyeler üzerine siz birlikte hareket ettiniz. Karşı taraf dün işte bunu itiraf ediyor, siz de itiraf edin, itiraf edin. Efendim, özür dileyeceksiniz...

Size başka bir şey söyleyeyim: Şu anda yine Ergenekonu, Balyozu sürdüren meşhur Emniyet Müdürünüz, her gün Başbakana bire bir İstanbul Havalimanı'nda, apronda bilgi veren Emniyet Müdürünüz ile yine öbür Emniyet Müdürü, İstihbarat Daire Başkanı yaptığınız kişi Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde C5 bürosu kurdu mu? Soruyorum: 2007 yılında gayrimeşru olarak, yasaya aykırı olarak bir C5 bürosu kuruldu mu? Şimdi Bakanlığa sorun, size "Evet, böyle bir büro var." diyecek ama başka bir şey diyecek, 2012 yılında kurulduğunu söyleyecek. Ben söylüyorum, ben iddia ediyorum, bu büro 2007 yılında kuruldu; 2007'den 2012'ye kadar bir sürü yasa dışı işlem yaptı. Bu işlemleri yaparken, yani uçan kuştan bile haberi olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın haberi yok muydu?

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Vardı, hepsiyle görüşüyordu.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (Devamla) - Siz kimi kandırıyorsunuz? Yoksa, o zaman niye siyasi sorumluluğu almıyor?

Hrant Dink'in öldürülmesi olayıyla ilgili olarak bu büronun fonksiyonu, etkinliği nedir? Ergenekon, Balyoz soruşturmalarını oluşturan sahte delillerde -ki yavaş yavaş çıkıyor, dökülüyor ortaya- bu büronun nedir? Soruyorum buraya, Hükûmetin başındaki kişiye de soruyorum, İçişleri Bakanına da soruyorum. Siz sorun, deyin ki: "Muhalefet milletvekili böyle bir şey söylüyor, C5 bürosu neyin nesidir?" Sizin haberiniz olmadan mı böyle bir büro kuruldu, böyle bir yapılanma oldu? Siz neden bahsediyorsunuz? Samimi değilsiniz arkadaşlar.

Ne diyordu dönemin Başbakanı 2012 yılında? "Gurbet garipliktir, bu sıla hasreti bitmelidir." bugün "çetebaşı" diye nitelendirdiği kişiye. Binali Yıldırım ne diyordu? "Dünyanın yedi kıtasında hiçbir menfaat gözetmeden Türk sevgisini, vatan sevgisini yüreklerine nakış nakış işlemiş bu okullar hizmet veriyor." diyordu. Hüseyin Çelik ne diyordu 2012'de? "Cemaat devleti ele geçirmiş, devlete sızmış. Kargalar bile güler bunlara. Bu paranoyaları bir tarafa bırakalım." Şimdi soruyor musunuz, Hüseyin Çelik nerede şu anda? Partinizde MYK üyesi, Genel Başkan Yardımcısı değil mi?

Değerli arkadaşlar, bakın, siz cemaat falan diyerek bir sürü insana haksızlık yapıyorsunuz, zulmediyorsunuz. Bir savcı arkadaş... Siz ne yaptınız biliyor musunuz, önce bunu söyleyeyim: 6.800 hâkim, savcı yer değiştirdi 13.500 kişi içinde. Bu 6.500 kişiyi kim aldı işe arkadaşlar, kim hâkim, savcı yaptı? HSYK falan demeyin, Adalet Bakanlığı alıyor adaylığa yani sizin Bakanınız aldı, sizin Personel Genel Müdürünüz aldı. E, o zaman eğer bunlar da paralel yapının mensubu ise hesap sormanız, sizin de siyasi sorumluluk üstlenmeniz gerekmiyor mu?

Değerli arkadaşlar, bakın, bir savcı arkadaş dedi ki atamayla ilgili: "Benim bu yapıyla falan alakam yok ama zulmediyorsunuz. Ya, bana acımıyorsanız bari çocuğuma acıyın, tedavi görüyor ve atadığınız yerde çocuğumun tedavi göreceği bir hastane yok."

Bakın, zulmederseniz -zalimin imanında, Allah inancında problem vardır- zulümle düzen devam etmez, küfürle devam eder ama zulümle devam etmez, altında kalırsınız.

Değerli arkadaşlar, bu devlet içine sızan bir yapı var ise paralel bir yapı, bunun sonuna kadar araştırılması ve siyasi iktidarın da bu işe yardım, yataklık edip etmediğinin tespit edilmesi, eski Ceza Kanunu'muzun tabiriyle, suçun icrasını muavenet ve müzaheretle kolaylaştıran siyasilerin de, efendim, sorumluluğunun tespit edilmesi için biz bu araştırma önergesini destekliyoruz.

Son söz: Siz beraber yürüdünüz bu yollarda, beraber yürüdünüz.

Saygıyla selamlıyorum Başkanım, sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)