Konu:Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İle Türkmenistan Hükümeti Arasında Tarım Alanında Teknik, Bilimsel Ve Ekonomik Alanda İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı
Yasama Yılı:5
Birleşim:55
Tarih:12/02/2015


Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Türkmenistan Hükümeti Arasında Tarım Alanında Teknik, Bilimsel ve Ekonomik Alanda İşbirliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ CHP GRUBU ADINA UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Aslında madde üzerinde daha değişik bir konuşma yapacaktım ama bugün Artvin'de olan bir gelişmeyi yüce heyetinizle, Parlamentoyla ve Türkiye kamuoyuyla paylaşmak istiyorum.

Olay şu: Değerli arkadaşlarım, üç gün evvel yine Artvin'de Birleşik Haziran Hareketinin yapmış olduğu bir eylemden dolayı, bildiri dağıtmadan dolayı 4 kişi, 4 arkadaşımız, öğretmen ve öğrencilerinin bulunduğu bir grup polis tarafından gözetime alındı. Arkasından, ifadeleri alındıktan sonra cumhuriyet savcısının talimatı üzerine adliyeye götürüldüler, adliyede dört-beş saati aşkın süre bekletildiler. Yine, cumhuriyet savcımızın özel bir ilgisiyle, özel bir alakasıyla tutuklamaya sevk edildiler ama aynı gün yapılan yargılama sonucunda mahkeme tarafından serbest bırakıldılar. Her zaman derim "Bu ülkede hâlen hâkimlerin olduğuna inanıyorum." diye. Ama gelinen noktada, aradan üç gün geçti, yine bugün öğlen saatlerinde değerli arkadaşlarım... Bunların içerisinde daha önceki eyleme katılanlar da var, ki bunların sadece bildiri dağıtmanın dışında herhangi bir şeyleri yok; polise mukavemet yok, zor kullanma yok, molotofkokteyli yok, herhangi bir şekilde taşlama yok, kamu malına zarar verme yok, polise mukavemet yok biraz önce dediğim gibi. Bugün bir stant kurmuş bu gençler, 8 kişi, aralarında öğretmenler de var. Bir baktık, öğlen vakti bize bir haber geldi, çok yoğun bir müdahaleyle, yine polis tarafından yoğun bir müdahaleyle... Artvin'de hiç olmadı bunlar değerli arkadaşlarım. Artvinliler tarihinde hiç devletle karşı karşıya gelmediler. Hep bunu onurla, gururla burada anlattım ama özellikle son şu bir haftada, on günde meydana gelen olaylardan sonra -Türkiye'deki tablo açısından- Artvin'deki bu tabloyu Türkiye'ye yansıtma gereği hasıl oldu.

Değerli arkadaşlarım, hani hep dersiniz ya bu darbelerle alakalı, 12 Eylül 1980'i yaşayan bu kent büyük mağduriyetler gören bir kenttir. 12 Eylül 1980 darbesi olduğu zaman ben de 16-17 yaşındaydım değerli arkadaşlarım. Bir sabah vakti, evler basıldı, insanlar gözaltına alındı, Artvin'in en önemli eğitim kurumu Artvin Öğretmen Okulunda insanları işkencelerle, soğuk sularla, her türlü işkence yöntemiyle bertaraf etmeye çalıştılar. Daha sonra, Artvinlileri aldılar, Erzurum'a götürdüler. Üç yıl, dört yıl süren yargılamalar meydana geldi. O yargılamalardan önce, yine Artvin Öğretmen Okulunda insanları işkencelerle öldürdüler değerli arkadaşlarım. Darbenin ne olduğunu en iyi bilen kentlerden bir tanesi de Artvin'dir.

Aradan yaklaşık otuz yıl geçtikten sonra, otuz-otuz beş yıllık bir süre geçtikten sonra yeniden bir darbe hukuku yaratılmaya çalışılıyor Artvin'de. 12 Eylül savcılarının diz çöktüremediği Artvin'e sanki bu dönemin savcıları tarafından diz çöktürüleceği zannediliyor değerli arkadaşlarım.

Bakın, bu konuda bu soruşturmayı yapan savcı, biraz önce de belirtmiş olduğum gibi, bu soruşturmaya özel bir hassasiyet gösteriyor. Bu ne demektir? Sanki düşman ceza hukuku uygulanıyor değerli arkadaşlarım. Geçenki, bundan üç gün evvelki gözaltı olayları meydana geldiği zaman savcının sormuş olduğu sorular avukatlar tarafından tutanak hâline getirildi. Elimde var değerli arkadaşlarım, Adalet Bakanı burada olsa o tutanağı kendisine vermek isterdim.

Avukatlarla sanıklar arasında bazı diyaloglar geçiyor, savcı -Cumhuriyetin savcısı yapıyor bunu değerli arkadaşlarım- kalkıyor, avukatlara veya soru sorduğu sanıklara -durup dururken diyor bunu, hiç ortada bir şey yok değerli arkadaşlarım, tutanaklarda var, 4 kişiden de ayrı ayrı dinledim- "Atatürk din değildir." diyor. Bu savcının Atatürk'le bir problemi var. Bakın, iddiayla söylüyorum, bu savcının Mustafa Kemal Atatürk'le bir problemi var. Ben, bu konuşmalarımda burada birçok kere, defaten söyledim, Mustafa Kemal Atatürk'ün Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt, cumhuriyet savcılarına diyor ki: "Cumhuriyet savcıları, Meriç kıyılarında çalışan Türk köylüsünün kaybolan sabanından tutunuz da bu vatanda yaşayanların uğrayacağı en ufak haksızlıktan, hatta Bingöl dağlarının ıssız kuytularında nafaka bekleyen öksüzlerin göz yaşlarından siz sorumlusunuz." Bunu Mustafa Kemal Atatürk'ün Adalet Bakanı cumhuriyetin savcılarına diyor, cumhuriyetin avcılarına demiyor değerli arkadaşlarım, aradaki ince fark bu. Ama gelinen noktada, bugün, özellikle Artvin'de meydana gelen bu gözaltını ve bu gözaltında zor ve şiddet kullanılmasını, polisin aşırı güç kullanmasını kabul etmemiz mümkün değil. Yani burada birileri özellikle Artvin'deki yaşam tarzını, sosyal yapıyı değiştirerek devletle milleti karşı karşıya getirmeye çalışıyor, hiçbir Artvinli bu oyunun içerisinde olmayacaktır, öncelikle onu ifade etmek istiyorum.

Bakın, değerli arkadaşlarım, bir yargılama yapıldığı zaman, bir soruşturma yapıldığı zaman veya bir kovuşturma yapıldığı zaman, yargılama alenidir, insanlar giderler, onu izlerler. Biraz önce, buraya gelmeden evvel telefonla konuştum ne yapılıyor diye, Artvin Adliyesi abluka altına alınmış -9'undaki eylemde de aynıydı- hiçbir şekilde oraya vatandaşların girmesine çıkmasına izin verilmiyor. 12 Eylüldeki düşman ceza hukuku uygulanmaya çalışılıyor değerli arkadaşlarım, bunu kabul etmemiz mümkün değil. Neden kabul etmemiz mümkün değil?

Değerli arkadaşlarım, demokrasiyle yönetilen ülkelerde, hukukun egemen olduğu ülkelerde, AB normlarını kendisine ilke edinmiş olan ülkelerde hukuk devleti esastır, polis devleti istisnadır. Ama gelinen noktada şimdi böyle bir uygulamayla karşı karşıya kalındığı zaman, insanlar kendilerine ilişkin iddialarını demokratik hukuk devleti gerekleri çerçevesi içerisinde, hukuk çerçevesi içerisinde ileri sürüyorken basın açıklaması, buna ilişkin herhangi bir zor ve şiddet kullanmadan yapacakları ifade özgürlüğü kapsamında ele alınabilecek eylemlerin bu şekilde bastırılmasını asla ve asla kabul etmiyoruz değerli arkadaşlarım, asla ve asla kabul etmiyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

Bakın, bu konuda yapılan eylemi buradan ifade etmeye çalışıyorum, bu eylemin arkasında bir hukuksal dayanağı arayan kamu görevlileri vardır, onlara da buradan sesleniyorum: Kim olursa olsun, hangi konumda olursa olsun bu iktidar rüzgârı bir gün ters esecektir değerli arkadaşlarım. O cumhuriyet savcısına, oradaki kamu görevlilerine de sesleniyorum: Bu rüzgâr ters estiği zaman bakalım o rüzgâr sizin için nasıl ters esecektir onu da merak ediyorum. Benim onlara tavsiyem şu: Hukuk çerçevesi içerisinde kurallarını, görevlerini yapsınlar, ona bir lafımız yok ama cumhuriyetin savcılığını yapsınlar, siyasal iktidarın savcılığını yapmasınlar. Biraz önce de ifade ettiğim gibi, Atatürk'ün Adalet Bakanlığı savcıları ne yapacağını biliyorlardı, şimdiki savcıların hepsi için demiyorum, bir bölümünü tenzih ediyorum, kraldan daha fazla kralcı bir yapı içerisinde savcılık görevini yapmaya çalışıyorlar, kamu görevlileri de o görevi yapmaya çalışıyorlar.

Buradan Artvin'e tayin olan yeni Emniyet Müdürüne de sesleniyorum -biraz önce ifade ettim- Sayın Müdürün iyi niyetli olduğuna inanıyorum, gelmeden evvel konuştum. Valiye de sesleniyorum, kamu görevlilerine de sesleniyorum: Lütfen, bu konuda daha duyarlı davranın, duyarlı davranacağınıza inanmak istiyorum, devletin görevlileri olduğunuzu asla unutmayın. Bakın, Artvin'i başka yerlerle karıştırmayın, başka yerlerde devletle karşı karşıya gelinebilecek bir tabloyu öngörebilirsiniz ama Artvin'de böyle bir tablo yok değerli arkadaşlarım. Bugün Artvin'in caddesinde olan, Artvin'in sokağında olan coplama olayı, zor kullanma olayı... Otuz yıl içerisinde hiç böyle bir olay olmadı belki, ilk olarak böyle bir olay oluyor. Biraz önce fotoğraflarla beraber bana gönderdiler, şaşırdım kaldım değerli arkadaşlarım, şaşırdım kaldım; böyle bir şey yok yani. İnsanlar bir eylem yapıyor, siz eğer bunun hukuka aykırı olduğuna inanıyorsanız zor kullanmadan da siz insanları karakola davet edebilirsiniz, adliyeye davet edebilirsiniz ama gelinen noktada, 18, 20 yaşında çocuklar var bunların içerisinde, onların anneleri var, babaları var; çaresizlik içerisinde beni telefonla arıyorlar "Bu nedir? 12 Eylülde bile böyle bir tabloyu yaşamadık." diye değerli arkadaşlarım.

Biraz önce de ifade ettiğim gibi, Artvin 12 Eylül darbesinden en büyük zarar gören kentlerden bir tanesi. Gerçekten büyük zararlar gördük. İnsanlar cenazeler verdiler, hayatlarıyla bedel ödediler, mesleklerini kaybettiler, sürgünlere uğradılar. Hani her zaman diyorsunuz ya "Siz darbelerin yanındasınız." diye, gelip 12 Eylülde bizimle beraber olsaydınız da darbenin nasıl olduğunu bir görseydiniz siz.

O nedenle, ben burada önümüzdeki hafta görüşülecek olan hani o ünlü bir güvenlik yasası var ya, daha yürürlüğe girmeden, yürürlük diye bir uygulama yapılmadan, daha bir hafta evvelden bir reklam arası yapılıyor, hani bir milletvekiliniz demişti ya, bir reklam arası yapılıyor, nasıl bir uygulamayla karşı karşıya kalacağımıza ilişkin bir "drive test" yapılıyor bize değerli arkadaşlarım; bunu kabul etmemiz mümkün değil. Çünkü orada getireceğiniz düzenlemelerde aramaların nasıl olacağına, özel hayatın gizliliğinin nasıl ihlal edileceğine, bir kişiyle alakalı olarak herhangi bir mahkeme kararı olmadan, cumhuriyet savcısı tarafından verilen bir soruşturmaya ilişkin bir evrak tanzim edilmeden kolluk tarafından, dikkat edin değerli arkadaşlarım, kolluk tarafından -bu bahsetmiş olduğum da adli kolluk filan değildir- hiçbir şeye gerek olmadan, belki keyfî bir şekilde gözaltına alınabileceğine, her türlü zorun kullanılabileceğine ilişkin kaygılarımızı daha kanun yürürlüğe girmeden, kanun ortadan yokken dile getirdik. Bu kanun hazırlanmadan önceki aşamada yaşadığımız bu olaylar karşısında demek ki bu kaygılarımızın haklı olduğu bir anlamda ortaya çıkıyor.

Değerli milletvekilleri, bakın, buradan bir kere daha ifade etmek istiyorum sayın bakanlar burada, Sayın Bakanın ilgi alanına girmediğini biliyorum ama, İçişleri Bakanı için de buradan seslenmek istiyorum: Eğer Artvin'de şu saatten sonra, bu saatten sonra tutuklamalar olursa, -hukuksal boyutu vardır, inanıyorum ki böyle bir olay olmayacaktır, üç gün evvel çünkü buna ilişkin bir serbest bırakılma oldu ama- Artvin'de bu saatten sonra bir tek kişinin burnu kanarsa, bir tek kişiyle alakalı problem olursa, bunun sorumlusu siyasal iktidardır.

Bunun altından kalkamayacağını ilave ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)