Konu:Ankara Milletvekili Zühal Topcu Ve 25 Milletvekilinin; Milli Eğitimle İlgili Sorunlara Çözüm Bulamadığı Ve Sorunların Daha Kötüye Gitmesine Sebep Olduğu İddiasıyla Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı Hakkında Bir Gensoru Açılmasına İlişkin Önergesi (11/44)
Yasama Yılı:5
Birleşim:55
Tarih:12/02/2015


Ankara Milletvekili Zühal Topcu ve 25 milletvekilinin; milli eğitimle ilgili sorunlara çözüm bulamadığı ve sorunların daha kötüye gitmesine sebep olduğu iddiasıyla Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı hakkında bir gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/44)
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Millî Eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı hakkında vermiş olduğumuz gensoru üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.

Değerli milletvekilleri, devlet, Anayasa ve kanunlarla yönetilir. Devlette keyfîlik olmaz, yapan, hem devlete hem millete hem de kendine zarar vermiş olur. Görüşmekte olduğumuz Sayın Bakanın başında bulunduğu Bakanlık, Millî Eğitim Bakanlığı, çok önemli görevleri bulunan, hataları asırlar sonra ortaya çıkan bir Bakanlık, 1739 sayılı Kanun'la yönetilen bir Bakanlık. Türk millî eğitiminin genel amaçları yani Türk milletinin bütün fertlerini Atatürk'ün tarif ettiği milliyetçiliğe bağlı, Türk milletinin millî, ahlaki, insani, manevi, kültürel değerlerini benimseyen, koruyan, geliştiren, ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasa'nın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış hâline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek.

Değerli milletvekilleri, şüphesiz, Millî Eğitim Temel Kanunu'nun ilgili maddeleri, ilahî maddeler değildir ancak bu hükümler, köklü bir geçmişimizin, zengin bir tarihimizin, eşsiz bir tecrübenin sonucunda damıtılarak oluşmuştur. Dolayısıyla, her gelenin keyfine göre değiştirilemez, yok sayılamaz, gereği savsaklanamaz. Bu ülkede kanunlar karşısında hiçbir vatandaşa, hiçbir şahsa, zümreye, aileye, cinsiyete, dine, mezhebe ayrıcalık gösterilemez. Her vatandaş eşit yurttaştır bu ülkede. Eğitim, herkesin hakkıdır. Bu hak, hiçbir şekilde engellenemez.

Değerli milletvekilleri, hepimizin içinden geldiği eğitim sistemini uygulayıcıların beceriksizliği ve başarısızlığı karşısında tenkit kolay bir yoldur. Millî eğitimin amaçları ortak paydamızdır. Bu hedeflere ulaşmak, programlarla, müfredatla, önemli gün ve haftalarla mümkündür. Bu programları uygulayacak öğretmenlerin yetiştirilmesi, eğitim yöneticilerinin yetiştirilmesiyle mümkündür.

Türkiye'de eğitimin, amaçlarına uygun yapıldığını kimse iddia edemez, gerçek ortada. Öğrencilerimizi millî kültürden, millî değerlerimizden uzaklaştırıyorsunuz. 19 Mayıs Bayramı, emperyalizme başkaldırış, vatan işgaline karşı koyuştur. Neden bu bayramı amacına uygun kutlamıyorsunuz, temsilî hâle getiriyorsunuz? 23 Nisan, millî egemenlik kavramının pekiştirilmesidir. 30 Ağustos, Zafer Bayramı'dır. Ellerde bayrak bütün halkın, Türk milletinin coşkuyla kutladığı bir bayramdır. 29 Ekim, kanla, irfanla kurduğumuz bir cumhuriyetin büyük bir coşkuyla kutlanmasıdır.

Bunlar bir ritüel hâline getiriliyor. Okullarda -her okul değil- okulun kendi içerisinde küçük bir tören, ilde veya ilçede tek bir okulun gösterdiği bir müsamere şeklinde, coşkudan uzak, eğitimden uzak bir hâle getiriliyor. Neden bunları tıraşladık, bunları neden kuşa çevirdiniz Sayın Bakan? Her Türk çocuğu, bu vatanın neye mal olduğunu bilirse, düşmanına karşı müdafaa gücü artar. Her Türk çocuğu, Mustafa Kemal'i öğrenirse, ondaki yüksek vatan aşkını, liderlik ve kahramanlığını bilirse, Türk milletine mensubiyet duygusu artar. "Ne mutlu Türk'üm diyene!" sözlerinden, "Türkiye Cumhuriyeti" ibarelerinden nedir sizin rahatsızlığınız? Tabelalardan ya çıkardınız ya da yazıların bir yerine sakladınız. Türkiye Cumhuriyeti'ni, "Ne mutlu Türküm diyene!" yazılarını fırsat bulduğunuz yerlerden kaldırıyorsunuz, toplumsal bir tepki olursa tekrar yerine koyuyorsunuz.

Balıkesir'de Millî Kuvvetler Caddesi'nde böyle bir yazı vardı, Büyükşehir Belediyesi kaldırdı, Balıkesir ayağa kalktı. Kuvayımilliye şehri, Türklüğüyle gurur duyan bir il. Nasıl kaldırılır, neden kaldırılır, anlamış değilim! Sonra bir başka yere koydular. "Ne mutlu Türküm diyene!" sözlerinden, ibarelerinden rahatsız olmamak gerekir.

Bu davranışlarınızla, Sayın Bakan, IŞİD'e sempatizan, bölücü terör örgütlerine özenen, katılan gençler yetiştiriyorsunuz, katılmalarına sebep oluyorsunuz. Eğitim sistemleriyle oynuyorsunuz. Zamanın Başbakanı, "Yapın." dediği için, hiç düşünmeden, tartışmadan, "Acaba doğru mu, değil mi?" demeden 4+4+4 sistemini getirdiniz. Her getirdiğiniz sistemin eğitime geri dönüşünün hesabını yapıyor musunuz, ne getirdiğinin, ne götürdüğünün hesabını biliyor musunuz? Aynı partiden farklı bakanların ayrı ayrı getirdiğini bir sonraki bakan geliyor, ortadan kaldırıyor.

Ortada bir gerçek var: Millî Eğitim Bakanlığı, millî eğitimin temel amaçlarını yerine getirmekten çok uzak. Sistem kargaşası içerisinde bunalmış, bilimde başarısız, sporda başarısız, sanatta başarısız bir nesil sizin eseriniz.

Kendi kendinizi aldatıyorsunuz, tabii, milleti de. Kralın çıplak olduğunu hiçbiriniz söyleyemiyorsunuz. Türk çocuklarına kötü örnek oluyorsunuz. Haksızlık karşısında susuyorsunuz. Para sıfırlamacılarına, İranlı uşağın önüne yatanlara, ayakkabı kutularına, takılan kol saatlerine... Karşınızdaki Türk gençliğine hesap veremiyorsunuz ama Türk milleti, Türk gençliği, inşallah, 7 Haziranda size "Saat kaç?" diye soracak.

Öğrenciler verdiğiniz eğitimi sevmiyorlar, "Tatil olsa da okula gitmesek." diyorlar çünkü verilen eğitimin öğrencilere faydası yok. OECD araştırmalarında, raporlarında eğitimde 64 ülke içerisinde 42'nci sırada oluşumuz çok üzücü, acı. Aileler perişan, sorunlu ve başarısız, veliler çaresiz.

ÖSYM'de 1 milyon 200 bin öğrenci sınava giriyor. Bunların içerisinde 900 bin öğrenci, fen bilgisinden sıfır alıyor; 420 bin öğrenci matematikten sıfır alıyor. Ne olacak bunlar? Nereye götürüyorsunuz bu Millî Eğitim Bakanlığını Sayın Bakan? Öğrenciniz okulu sevmez, öğretmen sizi sevmez. Bakanlık personeliniz arasında lütfen, bir anket yaptırın, sonucu da kimseye açıklamayın; size yol gösterecek o sonuç, bunu bilin.

Sayın Bakan ve değerli milletvekilleri; Bakanlıkta bir sürü genel müdürlük vekâleten yönetiliyor. Türkiye'de bakanlığın temsilciliği olan millî eğitim müdürlüklerinin çoğu vekâleten yürütülüyor. Ben, Sayın Bakana soruyorum: Siz "Bakanlığın başı benim." diyebiliyor musunuz? Size dilek ve temennilerini, sorunlarını anlatanlara yanınızda oturan müsteşar sizden izin almadan "Bunları bizzat Başbakanla görüşeceğim." dedi mi? Size rağmen eğer böyle bir davranış sergilemişse Cengiz Han'ı size hatırlatırım: "Benim başımın emrine eğer ayaklarım uymazsa, o ayakları keser, atarım." Sizi ben severim Sayın Bakanım, sayarım da, aynı Komisyonda çalıştık. Ancak, sizin personeliniz değil sadece, Hükûmet bizzat, sizi başarısız kılmaya çalışıyor; sizi atlıyor, memurlarınızla Millî Eğitim Bakanlığını yönetmeye kalkıyor. Buna dur demelisiniz veyahut da onurlu bir tavır ortaya koymalısınız.

Eğitimdeki bu başarısızlık, millette, gelecekte vahim sonuçlar doğuracaktır. Bu sistem değişiklikleriyle sürekli olarak devam eden bu yapı, Türk gençliğinde ve eğitim sisteminde derin yaralar açacaktır. Siz, Kandil'le, ampulle bu işlerin çözüleceğini sanıyorsunuz. Merak etmeyin, 7 Haziran gelmekte. Öyle bir güneş doğacak ki Kandil'in de, ampulün de gözleri kapanacak, Türk milletine yeni bir aydınlık yol açacak, millet yeniden bu sorunlardan kurtulacak. Millî eğitimin sorunlarını çözmek, atanamayan öğretmenlerin derdini ifade etmek ve bu büyük yükü ortadan kaldırmak için milletin Türk milletine ihtiyacı var, Türk milletinin Milliyetçi Harekete ihtiyacı var.

Sayın Bakanın durumunu gözden geçirmesini ve değerli milletvekillerinin bu önergemizi kabul etmesini diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)