Konu:2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı İle 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı
Yasama Yılı:5
Birleşim:34
Tarih:19/12/2014


2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı İle 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kamu İhale Kurumu, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve Kamu Gözetimi Muhasebe Denetimi Standartları Kurumunun 2015 yılı bütçesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

İlk, kamu ihaleleriyle başlayalım. Yaklaşık 500 milyar lira, iktidar döneminde 500 milyar lira harcayan Kamu İhale Kurumuyla başlayalım. 2002 yılında yapılan, daha önceki dönemde yapılan yolsuzlukların ağır faturası ödendiği için kamu ihale sistemi yenilendi ve yolsuzlukları zorlaştıran, etkin, ekonomik bir sistem getiren yeni bir kamu ihale sistemi kuruldu. Bu kamu ihale sisteminin özelliği, temel özelliği neydi? Yolsuzlukları zorlaştırıyordu. Kaderi ne oldu? On iki yıl boyunca, bizim sayabildiğimiz, 162 kere çeşitli kanunlar ve kararnamelerle bu kanuna tecavüz edildi. "Tecavüz edildi." diyorum çünkü yapılan değişikliklerin bir çoğu ya yapılan yolsuzlukları aklamak için ya da yeni yapılacak yolsuzlukları kolaylaştırmak için yapılan değişikliklerdi. Bunun için en kolay yol Kamu İhale Kanunu'nun kapsamından kurtulmaktı. Bunun için de istisna maddesine çok sık müdahale edildi. Çünkü istisna maddesine gelinseydi ne oluyordu, bütün kamu ihale mevzuatı o ihaleler için iptal ediliyordu. 5 madde vardı, (e) başlığına kadar 5 madde vardı iktidar geldiğinde. Peki ne oldu? Şu an (u) maddesine gidildi; alfabe bitiyor Sayın Maliye Bakanı, (u) maddesine kadar istisna koydunuz. Koyduğunuz bir istisna, mesela, fakir ailelere kömür dağıtımıyla ilgili. Fakir ailelere kömür dağıtımında yapılan utanç verici yolsuzlukları defalarca bu kürsüde açıkladım.

Bir başka mesele, yasaklılar listesi. Ne demek yasaklılar listesi? Eğer, bir şahıs ve o şahsın ortak olduğu şirket rüşvet verirse, yolsuzluk yapılırsa ve bununla ilgili dava açılırsa, davanın açıldığı tarihten itibaren yasaklanması gerekiyor. Yine, burada yasaya müdahale ettiniz ve rüşvet verenlerin ve yolsuzluk yaptığı iddia edilenlerin kamu ihalelerine katılmasını kolaylaştırdınız. Bunu veren milletvekili için de hüzün verici bir durumdur bu, bu teklif hüzün verici bir durumdur. Ne oldu bunun sonunda?

Sayın Başkan, Sayın Bakan, Türkiye Cumhuriyeti'nin en yüksek bedelli ihalesi ne? Üçüncü havalimanı ihalesi değil mi? Üçüncü havalimanı ihalesinde televizyonların önünde kim pey sürüyordu? Nihat Özdemir. Peki, Nihat Özdemir o peyi sürdüğü sırada, Ankara'da, Mavi Akım dosyasında yolsuzlukla yargılanıyor muydu? Yargılanıyordu. Yargılananların, kanuna göre yasaklılar listesinde olması gerekirken ve ihaleye katılması yasak olması gerekirken, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en yüksek bedelli ihalesine nasıl katıldı Sayın Bakan? Bu hüzün verici bir tablo değil mi? İdare ve mahkemenin bu kararı vermemesi ve bu şüphe altındaki birinin yasanın açık hükmüne göre üçüncü havalimanı ihalesine katılması, ihaleye fesat karıştırma hükmü taşımaktadır. Bu, bizler adına hüzün vericidir.

Kamu İhale Kurulundaki aksaklıklar bununla kalmıyor. Kamu İhale Kurulunun bütün yetkileri elinden alındı ama hangi yetkileri? Yolsuzlukları açığa çıkarıcı veya engelleyici yetkileri. Bugün, Türkiye'de bir kamu ihalesinde yolsuzluk yapıldığını ispatlamak, devlete bu konuda para kazandırmanın bedeli 5 bin lira. 5 bin lira vermeden şikâyet edemiyorsunuz ve şikâyetinizde haklı çıksanız bile 5 bin lirayı geri alamıyorsunuz. Bu, Türkiye'deki çürümüşlüğün simgesidir. Kamu ihale sistemi öyle bir hâle getirildi ki değerli arkadaşlar, bugün itibarıyla eşit rekabetçi bir sistem yok. Sadece iktidar yandaşlarına kamu kaynaklarının, yetim hakkının haksız aktarılmasını sağlayacak bir sistem kuruldu. Bu tablo bu Meclis adına hüzün verici bir tablodur.

Sorun bununla bitmiyor, bir diğer meselemiz özelleştirme. Neoliberal vahşi kapitalistler bize özelleştirmeyi nasıl anlattılar? Dediler ki: "Fiyatlar düşecek, istihdam artacak, hizmet kalitesi artacak." Bakın büyük özelleştirmelere, hangisi gerçekleşti? Vahşi kapitalistler, hatta, din soslu vahşi kapitalistler, söylediklerinizin hangisi haklı çıktı? TELEKOM'a bakın, insanlar evlerindeki sabit hatları kapatıyor. Elektrik şirketlerine bakın, doğal gaz şirketlerine bakın. Peki, bizim tip özelleştirmelerde, bizim gibi sömürge hâline getirilmek istenen ülkelerde özelleştirme ne anlama geliyor? Varlıkların değerlerinin altında satılarak iktidar yandaşlarının zengin hâline getirilmesi, zenginleştirilmesi demek anlamına geliyor.

Şimdi, bir malı satarken ne yapmanız gerekiyor? Değerini tespit etmeniz gerekiyor. Kamuya ait bir malı satarken de kanunla değerlemeyi yapmanız gerekiyor. Şimdi Sayın Maliye Bakanına soruyorum: Kanuna göre, bize ait, halka ait bütün malları sattıktan sonra değerleme raporlarını açıklamanız gerekiyor. TELEKOM'un değerleme raporu nerede? Nerede, Sayın Bakan? TEKEL'de sattıklarınız... Bu ülkede "50 milyar dolara sattık." dediğiniz, değeri minimum 150 milyar dolar olan yetimin hakkının değerleme raporlarını niye açıklamıyorsunuz? Çünkü, açıklarsanız iktidarınızın hangi yolsuzluklar içerisinde olduğu anlaşılacak. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar) TEKEL'i kaça sattınız? TEKEL'i 292 milyon dolara sattınız. Alan adam dokuz ay sonra TEKEL'in yüzde 100'ünü kaça sattı? 1 milyar dolara sattı. Eğer bu yetimin hakkı, bu mazlum halkın hakkı 1 milyar dolara satılacaksa siz hangi cesaretle bunu 292 milyon liralara sattınız. Yazık günah değil mi? Hiç mi vicdanınız sızlamıyor bu tablo karşısında? Yazık günah değil mi? Maden işçisine gittiğimizde "Bu bütçede para yok." diyoruz, memura gittiğimizde "Para yok." diyoruz, ezilen halklara gittiğimizde "Bu bütçede para yok." diyoruz, bir şirkette ettiğimiz zarar 700 milyon dolar. Bu kürsüye gelip cevap verdiğinizde, ben, bu özelleştirmenin değerleme raporuyla cevap vermenizi istiyorum.

TELEKOM'u sattınız. Bir şirketin, kapitalist sistemde bir şirketin satış değeri on veya on dört yıllık brüt kârına eşittir. TELEKOM kaça satıldı? 11,5 milyar dolara. Yazık günah değil mi? 4 milyar lira brüt kârı vardı bu şirketin.

Peki, TELEKOM'u aslında satmadık, Danıştay kararına göre TELEKOM'u kiraladık. Peki, Sayın Maliye Bakanı, kiralanmış bir gayrimenkulü nasıl satıyorlar? TELEKOM yöneticileri yirmi beş yıl sonra halka devredilecek TELEKOM şirketinin gayrimenkullerini gazete ilanı vererek nasıl satıyorlar? Siz ve Ali Babacan uyuyor musunuz? Niye buna müdahale etmiyorsunuz? Yazık günah değil mi? Halkın kiralanmış bir malının satılması yazık günah değil mi Sayın Bakan? TELEKOM'u sattınız, kurumlar vergisi yüzde 30; beş ay sonra kurumlar vergisi indi yüzde 20'ye. 4 milyar lira brüt kârı var, yirmi yıllığına sattınız, her yıl 400 trilyon Hariri'nin cebine para koyuyoruz. Yazık değil mi? Vergiyi indirecekseniz TELEKOM özelleştirmesinden önce indirsenize Sayın Bakan.

Sayın Bakan, bu kürsüden size soruyorum: Yandaş iş adamlarının, milletin anasına küfreden Mehmet Cengiz'in ne kadar vergisini sildiniz tarhiyat uzlaşmasında? Ne kadar sildiniz? Yandaş iş adamlarının yüzde 95 vergisi silinirken, bakkalın, kasabın, manavın, geçinemeyen esnafın ne kadar vergisini sildiniz? Bunların yüzde 90 vergisini siliyorsunuz ama mazlum insanlara geldiğinizde yüzde 40'ını siliyorsunuz. İşte bu, vergi eliyle sömürü düzeninin yaratılmasıdır.

Sayın Bakan, bütün bunlar sizin Bakanlığınızın üstünden oluyor. Ben size "hırsız" demeyi yüreğime yedirmem ama ne yazık ki bu ülkede kurulan vahşi kapitalist hırsızlık düzeninin erketesi olmak üzerindesiniz. Bu yüzden, sizlere tek kuruş bile emanet edilmeyeceğini düşünüyorum. Bu bütçeye son kuruşuna kadar karşıyız. Fakiri daha fakir, yandaş zengini daha zengin eden bu bütçenin haram olduğunu düşünüyoruz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)