Konu:2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı İle 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı
Yasama Yılı:5
Birleşim:32
Tarih:17/12/2014


2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı İle 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MHP GRUBU ADINA AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi içerisinde, ÖSYM bütçesi hakkında söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

"Öfkede ölü gibi, müsamahada deniz gibi olun." diyen Hazreti Mevlâna'yı kutluyor, rahmetle anıyor, gittiği yolun, yaktığı ışığın bütün insanlığın ihtiyacı olduğunu ifade ediyorum.

Değerli milletvekilleri, kurulduğu günden bugüne kadar, AKP iktidara gelinceye kadar en az eleştirilen, en az tenkit edilen, yaptığı sınavların en az hatayla sonuçlandığı, kamuoyunda tartışılmadığı kurumlardan biri olan ÖSYM, AKP iktidarlarıyla -yapılan sınavlar, kadro değişiklikleri- kamuoyunda güvenilirliğini yitirdi, tartışma konusu oldu. Bunun bütün sebebi, AKP Hükûmetinin kadrolaşmak adına bütün kurumlara yaptığı partizanca atamalar, kişilerin ehliyetine, bilgisine, yeteneğine değil, sadakatine değer verilerek yapılan bu atamalar, bütün kurumlarda başarısızlığın birinci sebebidir.

YÖK Başkanı iken Gökhan Çetinsaya, İstanbul Bahçeşehir Üniversitesindeki bir işçiyi alıp kendine özel kalem müdürü yapmıştır. Bu YÖK Başkanı, daha sonra bu özel kalem müdürünü Hacettepe Üniversitesine şube müdürü olarak atamıştır. Bu partizanca atamalardan bahsediyorum. Yine aynı YÖK Başkanı, koruma polisini istifa ettirmiş, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesine Genel Sekreter olarak atamıştır. Bu bütün kurumdaki çözülmenin, çürümenin sebepleri, işin ehli olan kişilere yetki ve görev vermeyip sadece "Benden olsun, kurum benim elime geçsin, bizim dediğimiz olsun." anlayışından kaynaklanıyor maalesef.

Bu ÖSYM çok özel bir kurum. Bu kurumda şeffaflık gerekir ancak burası şeffaflıktan uzaklaştırılmış, bir şaibe kutusunun içerisine kapatılmış vaziyettedir. Kayrılarak hak etmediği görevlere getirilen personele daha sonra şaibeli işler yaptırılmakta, o işlere bulaştırılmaktadır, bedel ödettirilmektedir.

Şimdi, buradan söylenmesi çok sakıncalı ama KPSS sınavıyla kurumlara giriş yapılıyor. Gezi olaylarından sonra bilhassa Ulaştırma Bakanlığına KPSS puanıyla alınan kişilerin... Hükûmet, lütfen, ÖSYM'den aldığı o belgeleri bir araştırsın. O belgeleri veren ÖSYM'de acaba o kişiler sınavlara girmişler mi, kitapları var mı, cevapları var mı onları bir incelesinler. Çok ciddi iddialar var bu konuda. Bu, bir Hükûmeti, bakanı suçlamak değil, oradaki bir çetenin varlığından bahsediliyor, dikkate alınmasını rica ediyorum. Yüksek puanlar almış, hak ettikleri hâlde bu görevlere gelemeyen birçok insan varken, bunların hakkını haksız yere yiyen, oralara getirilen ve bunda bir cemaat yapılaşması, dayanışması içerisinde, bir kayırmacılık içerisinde gelen bu kişilerin haksız yere atandıkları iddialarını ifade ediyorum.

Bir ülkenin kurumlarında kurallar, kanunlar doğrultusunda çalıştırılması gerekir, yoksa o kurumlar ve ülke çok ciddi zarar görür. 17-25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk suçlamalarında savcı takipsizlik kararı vermiş olsa da Türk milleti bu iddiaların peşini bırakmayacak, takibat sonuna kadar devam edecektir. Birileri: "Oh, kurtulduk." demesinler. Zaman çok çabuk geçiyor, alınanlar, alanlar, verilenler, verenler, taşıyanlar, taşıtanlar, dinleyenler, konuşanlar tarih huzurunda mutlaka hesap verecektir.

Küresel Yolsuzluk Endeksi'nde bu yıl puanı en çok kırılıp yolsuzlukta en çok yükselen ülkeler Çin ve Türkiye'dir. Endekste ülkemiz 64'üncü sıraya kadar çıkmıştır.

Dün birlikte hareket edenler, bugün birbirlerine "hırsız, darbeci, rüşvetçi" diyorlar. Hepiniz suç ortağısınız, sahte belgelerle işe girenlerle, hak etmediği görevlere kayırmayla atanan, açılamayan, açılmayan üniversitelerden diploma alanlar hukuku çok rahat çiğniyorlar. Bunlar fil, vatandaş köle, bu yapı böyle sürmez, süremez değerli milletvekilleri.

ÖSYM sınav yapıyor, 2014 LYS'ye yaklaşık 1 milyon öğrenci ücretlerini bankaya yatırıyor ve sınava girmek istiyor. Bu öğrencilerden 64.494'ü ÖSYM sayfasında onay işlemi eksik yapıldığı için sınava alınmıyor.

Değerli milletvekilleri, eğitimin kalitesi o kadar düştü ki. Anadolu'da bir lise mezunuyla bir konuşun. Dilekçe yazmayı dahi bilemeyen, okuryazarlığı tartışılır lise mezunlarıyla dolu. Seviye inanılmaz düşük. Bu insanlar -İnternet ortamında ilk defa bu sene bu başvuruyu yapıyorlar, ÖSYM alıyor- ya İnternet'te bunu yerlerine dolduramadılar veyahut da ÖSYM bunun gereğini yapmadı ve o kadar insanın hakkını yedi.

ÖSYM soruları saklıyor, gizliyor, açıklamıyor ama bir şekilde öğreniliyor. Hatalı sorular bu gizlilik içinde saklanmaya çalışılıyor. ÖSYM'nin bunu yapmaya hakkı yok. Orası çiftlik değil, özel bir şirket değil, devletin bir ciddi kurumu olarak... Vatandaş kendine sorulan soruları, doğru cevapları görecek ki nerede hata yaptığını, nerede eksik yaptığını anlayacak. Kurumun getirildiği bu noktada artık sınavların güvenli olduğuna, soruların dışarıya çıkartılmayacağına ve sonucun adil olacağına, emin olun, hiç kimsenin inancı kalmamıştır.

LYS sınavlarına giren 2 milyon öğrenciden 900 bine yakını fen bilgisinden, 420 bin öğrenci matematik testinden sıfır puan almıştır. Eğitimin içine düştüğü bu zavallılığı görüyor musunuz? Hangi bilgiyle, hangi görgüyle "Eğitim AKP iktidarlarında altın çağını yaşıyor." diyebiliyorsunuz? "Şu kadar ödenek ayırdık, bütçede en fazla Millî Eğitime ayırdık." ifadelerini değerli vekillerimin verdiği rakamlarda gördünüz. 2002 yılını arayan... 2002 yılındaki bütçede yatırımlara ayrılan payın bugün yarısı ancak Millî Eğitime ayrılıyor. Artan nüfus, artan ihtiyaçlar bu bütçeyle karşılanamaz.

Eğitimde kalite yok, başarı yok. OECD ülkeleri içerisinde, 34 ülke içerisinde yapılan eğitim seviyesi sıralamasında, maalesef, Türkiye 34'üncü sırada yer alıyor. Üniversiteyi bitirmiş, Türkiye hakkında sorulan soruları bilemeyen öğrenciler var. Çünkü, çocuklar, öğrenciler her sene değişen sistem, her sene değiştirilen programlarla ambale olmuş durumda. Öğretmenler dahi programlara intibak edemiyorlar, zümre toplantılarında ne kararlar alacaklarını bilemiyorlar.

Şimdi, bütün buna karşın, tutuluyor, deniyor ki öğrencilere, seçmeli, imam-hatiplerde zorunlu Osmanlıca dersi öğretilmesi şûrada teklif ediliyor. Osmanlıca, Arapça, Farsça ve Türkçeden oluşan bir saray dilidir. Eski Türkçe ifadeler, Arap alfabesiyle yazılan bu yazı tabii ki, şimdi okunamıyor çünkü Osmanlıcanın öğrenilmesi hayli zor. O alfabetik harfler öğrenilebilir ama onun ifadelerini öğrenmek ancak bir ihtisas alanıdır. Bunun bütün okullara dayatılması şeklinde eğitimciler değil, bir sendika, Bakanlığa dayatma yapıyor. Sayın Bakanın, bence direnmesiyle, bu kadar geniş alınması önlenmeye çalışıldı. Ancak, Bakanlığın bütün müdürlerine, yetkililerine nüfuz etmiş bir sendika, emin olun, Bakandan daha aktif; oylamalarda salon, yetkililer Bakanın teklifinin dışında farklı, sendika lehinde oylar kullanıyorlar. Yani, Bakanlığın, Bakan tarafından, varsa bir politikası AKP'nin bu politika çerçevesinde hareket etmesi lazım.

Değerli milletvekilleri, eğitimdeki bu düşüş hâliyle bütün milleti ilgilendiriyor. Bizim tarihimiz sadece Osmanlıdan ibaret değil, Yenisey Yazıtları'nı da okumak için Göktürkçe dersi de neden seçmeli olarak okullarda okutulmuyor, teklif edilmiyor? Buradaki bizim yazıtlarımızın, Yenisey Yazıtları'nın, Orhun Kitabeleri'nin okunması, eğer mezarlıklardaki taşları okuma hevesindeyseler birileri, orada rahmet okusunlar ama tarih sadece oradan gelmiyor, 5 bin yıllık Türk tarihî içerisinde bizim tarihî birikimlerimizin de öğrenilmesi gerekiyor.

17-25 Aralık, Milliyetçi Hareket Partisi tarafından her yıl kutlanacak "yolsuzluk ve rüşvetle mücadele haftası" ilan edilmiştir. Bu, etik, bu, toplumun değer yargılarıyla örtüşen, kötülüklerle mücadele edip doğruyu, ahlakı, güzelliği bulma adına bilhassa eğitimle ilgili konularda değerler eğitiminde en önde tutulması gereken bir konu. Bununla ilgili partimizin kanun teklifi de bulunmaktadır. Bugün, bu gün münasebetiyle biz tanıtım rozetleri takıyoruz. Bütün milletimizin bundan sonra rüşvet yiyene karşı, haksızlık yapana karşı, rüşvet alana karşı, yolsuzluk yapana karşı herkesin, bütün toplumun, her kesimin tavır alması, haksızlık karşısında susmaması yine bir önemli görevdir.

Bütçenin bu imkânlarla ve bu şekilde, Bakanlığımıza faydalı olmasını, verimli sonuçlar doğurmasını, öğrencilerimize, atama bekleyen öğretmenlerimize bir ışık tutmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)