Konu:2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı İle 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı
Yasama Yılı:5
Birleşim:30
Tarih:15/12/2014


2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı İle 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA SENA KALELİ (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini aktarmak üzere söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyor, geçen hafta yitirdiğimiz eski Kültür Bakanı Sayın Talat Halman'ı rahmetle anıyorum.

Değerli milletvekilleri, toplumu dizayn etmek isteyenler, iktidarlarını korumak için kültür, sanat ve yaşamın her alanına müdahale ederler. Totaliter rejimlerde bu müdahale baskıya, tehdide, şantaja, sansüre ve otosansüre dönüşür. "Sanat ve kültür faaliyetleri millî, manevi değerlerimize, milletin hassasiyetlerine ters düşmemelidir." söylemi bütün totaliter rejimlerin en önemli reçetesidir. Örneğin, Hitler Almanyası Musevi olmasalar da tüm sanat, edebiyat ve estetik dünyasının sürgün yıllarıdır; bunlardan birisi olan Profesör Bonatz da tescil belgeli binalar yapan rahmetli babam Mimar Mehmet Gülez'in İTÜ'de mimari hocasıdır.

Öte yandan, tüm diktatörler hükmettikleri topraklarda binalar, anıtlar, saraylar gibi fiziksel, manevi ve kalıcı eserlerle hem kendi halkına hem de dünyaya güç ve gözdağı mesajı vermeye çalışırlar, tıpkı ülkemizde olduğu gibi. On iki yıldır AKP hükûmetlerinin kendi algılarına ters gelen her alandaki baskıcı, sansürcü, etkisizleştirici, sindirmeci politikalarından sanat ve sanatçılar da nasibini almıştır. Yeniden yapılandırma süreciyle TÜSAK'a devredilmek istenen Devlet Tiyatroları, Devlet Opera ve Balesi ile güzel sanatlar müdürlükleri lağvedilerek 11 kişilik kurulla sanat kurumlarının etkinliği ve yönetimi siyasi iktidara bağlanmakta, kültür ve sanat politik ranta kurban edilmeye çalışılmaktadır. TÜSAK'la sanatı kontrol altına alırken TÜRSAB'da neler oluyor Sayın Bakan? Denetim yapılıyor mu?

Sayın milletvekilleri, gelişmiş toplumların dinamosu özgün ve özgür kültür ve sanattır. Reforme edilmemiş muhafazakârlık sanatı beslemez. Federal Almanya'nın ilk Şansölyesi Konrad Adenauer "Kalkınmanızı ve ekonomik mucizenizi neye borçlusunuz?" sorusuna "Tiyatroya." demiştir.

Almanya'da ve bütün Avrupa'da İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ilk onarılan binalar tiyatro ve opera binalarıdır. Ülkemizde ise ne yazık ki artık, tiyatro sahnelerinde ata sporumuz olan güreş tutacağız! Akün ve Şinasi gibi sanat bellekleri pazarlanabilir sanat anlayışına kurban edilmektedir.

Kendi zihinsel şablonlarına uygun sanatçıları olmayan AKP, piyasası olan sanatçılarla algı operasyonu yürütmekte, vitrin oluşturarak kendini meşrulaştırmaya çalışmaktadır.

Sayın Bakanın da bildiği gibi, Gramsci'ye göre hegemonya yaratmanın güç momenti, kültür, kitle iletişim araçları ve sivil toplumdur.

Bu arada, Hitler'den bahsettik, Mussolini'den bahsetmezsek hatırı kalır. Mussolini der ki: "İtalya'yı kurduk, şimdi sıra yeni İtalyanları yaratmakta." AKP de diyor ki: "Yeni Türkiye'yi kurduk, şimdi sıra yeni Türkiyelileri yaratmakta." (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Mussolini değil, Garibaldi diyor onu.

SENA KALELİ (Devamla) - Bu anlamda Hitler ve Mussolini'nin vârisliğini üstlenen AKP, ülkeyi kültür alanında bir çöküş sürecine sokmuştur. Millî eğitim politikalarıyla da çoğulcu kültür ve cumhuriyet devrimlerine aykırı bir şekilde, saray dili ve cinsiyet ayrıştırıcı anlayışa zemin hazırlanmaktadır. Mesele sadece dil değildir, harftir, kültürdür.

Hazır yeri gelmişken sorayım: Sayın Bakan, galatımeşhur mu, lügatifasih mi, hangisi daha evladır?

Değerli milletvekilleri, bir yandan muhafazakâr anlayış, diğer yandan modern yaşam tercihiyle kültürel kodlar değişmeden, akıl, bilim, sanat, estetik, doğa, çevre duyarlılığıyla alternatif bir kültür yaratmadığınız ve bu yaşamı besleyemediğinizde herkesi marjinal, solcu, terörist, feminist, hain, şerefsiz, iş birlikçi olmakla suçlar, tepkileri anlamaz, darbeci olmakla itham edersiniz.

Toplumsal sorunları kamuoyundan gizleyeceksiniz. Yolsuzluğu kovuşturmayacak, meşrulaştıracaksınız. Toplu gösteriye müdahale edecek, gücünüzü ölümle göstereceksiniz. Sanatçıyı ülkesinden kaçıracak, eserleri repertuvardan kaldırtacaksınız. Enerji ve yapılaşma rantı uğruna doğayı ve turizmi yok edeceksiniz. Dinleme, izleme yetmeyecek, sosyal medya hesaplarını takibe alacaksınız. Makbul şüpheli olarak herkesi makul şüpheli hâle getireceksiniz. Sanatın içine tükürecek, heykellere put muamelesi yapacaksınız. Vesayeti kaldıracağım derken başka vesayetler yaratacaksınız. Çoğunluğunuza güvenip yarattığınız hegemonik bloktan aldığınız güçle yasaları değiştirecek, reformun reformuyla bir şeyleri örtmeye çalışacak, sorumluluktan kaçacaksınız. Her daim mağdur edebiyatıyla güç tahkim ederek darbe yasa ve kurumlarını işinize geldiği gibi kullanmaya devam edeceksiniz. Çelişki ve çifte standarttan kurtulamadığınız gibi eleştirdiklerinizin beterini yapıp hegemonyanızı diktatörlük boyutuna taşıyacaksınız. Halkı, kültür ve sanatla besleyemediğiniz gibi, dolu olduğunu iddia ettiğiniz hazine ve rezervlerden mahrum bırakacak, kendinize ve yandaşlarınıza yarar sağlayacaksınız. Panislamist, emperyalist ve paleontolojik bir anlayışla Orta Doğu'yu karıştıracaksınız. Basın özgürlüğünü ortadan kaldıracaksınız. Seher vakti operasyonlarıyla Türkiye'nin itibarını sarsacaksınız ve bunları yaparken demokrat olduğunuzu iddia edip kurduğunuz düzene de "yeni Türkiye" diyeceksiniz. Sizin bu yeni Türkiye'niz, birlikte yaşama iradesini ortadan kaldıran, kendinize göre ideal vatandaş yaratmaya yönelik devlet eliyle yürütülen karşı kültür devrimidir. Asıl amacınız, sorgulamayan, düşünmeyen, ruhunu kaybeden, biçimlendirilmiş insanlardan oluşan bir toplum yaratmaktır. Maalesef, inancınıza da ihanet ediyorsunuz. Kültür, sanatın var olma sorunu yoktur, yok edilme sorunu vardır.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)