Konu:2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı İle 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı
Yasama Yılı:5
Birleşim:29
Tarih:14/12/2014


2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı İle 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ CHP GRUBU ADINA AHMET İHSAN KALKAVAN (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2015 yılı bütçesiyle ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Grubum ve şahsım adına sizleri saygıyla selamlıyorum.

Sayın Bakanım, siz gerçi Plan ve Bütçede en az denizciliğe yer verdiniz ama ben bugün bütün konuşmamı denizcilik üzerine yapıyorum, iyi niyetinizle bunu yapıyorum. Teşekkür ediyorum.

2014 senesi maalesef çok sayıda yaşanan işçi ölümleriyle geçti. Soma acısı dinmeden Ermenek'te yaşanan felaket hepimizi derinden yaraladı fakat tedbirsizlik ve denetimsizlikler yüzünden yaşanan bu felaketler yetkililere hiçbir ders aldırmamış ki henüz bir hafta önce de Osmaniye ve Zonguldak'ta da art arda maden kazaları meydana geldi ve işçilerimiz öldü. Denetimsizlik sadece madenlerde değil, birçok sektörde de büyük bir sorun hâline geldi. Özellikle AKP Hükûmetiyle artan bu felaketler ve işçi ölümleri tamamen rant uğruna ucuza iş yapmanın bir sonucudur. Kullanılan ucuz malzemeler, iş güvenliğinden yoksun çalışma ortamı, üstüne, yapılmayan denetimlerin yapılıyormuş gibi gösterilmesi işçinin hayatını hiçe saymaktan başka bir şey değildir.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak defalarca iş güvenliği ile ilgili kanun teklifleri vermiş olmamıza rağmen henüz bu konuda yeni kanunlarda değişikliklere gidilmemekte.

Aynı sorunlar denizcilik sektöründe de yaşanmaktadır. Liman işletmeleri ya da tersanelerde sıkça karşılaşılan işçi ölümleri ülkenin en ciddi sorunlarından birisi hâline gelmiştir. Tersanelerdeki ölümler büyük ölçüde taşeronlaşmadan kaynaklanmakta ve Türkiye'nin en önemli ve büyük problemini oluşturmaktadır.

Üç tarafı denizlerle kaplı olan Türkiye'nin en önem verilmesi gereken sektörlerinden birisi de denizciliktir. Her sene bu kürsüde bütçeyi görüşürken dile getiriyorum ve tekrar söylüyorum: Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığından bağımsız bir Denizcilik Bakanlığı şarttır değerli arkadaşlarım. Bu, hem mevcut Bakanlığın yetki alanının çeşitliliğinden kaynaklı yükünü azaltacak, hem de Türk denizciliğinin hak ettiği yere gelmesi ve denetiminin tam anlamıyla sağlanması için önemli bir adım olacaktır. Kurulacak Denizcilik Bakanlığı ile denizcilik sektörü kapsamındaki tüm faaliyetler ve sorunların çözümü dayanışma ve eş güdüm sağlanarak daha kolay gerçekleştirilecektir.

Tersanelerin daha kaliteli hâle getirilmesi ve modernize edilmesi, liman altyapısı ve kapasitelerinin genişletilmesi, çalışma şartlarının iyileştirilmesi, iş güvenliğinin denetlenmesiyle Türk denizciliği çok daha iyi yerlere gidecektir. Bu şartlar tam anlamıyla sağlanırsa şimdiki gerileyen deniz ticareti Türkiye'yi biraz daha az etkileyecektir. Öncelikle, yük taşıyan gemilerin millî bayraklı olması sağlanmalıdır. Hemen ardından da ihracatta Türk bayraklı gemilere öncelik verilmesi kanunlarla desteklenmelidir. Türkiye'nin yük taşıtan değil yük taşıyan bir ülke konumuna gelmesi denizcilikte hak ettiği yere gelmesi demektir. Bunun için sektör teşviklerle desteklenmelidir.

Denizcilik İşletmelerine gemilerin eksikliği sebebiyle kesilen cezalar, Türk bayraklı gemilerde ödenen SGK primlerinin çok fazla olması sektörü olumsuz etkilemektedir. Bu konuda Bakanlığın bazı değişikliklere gitmesi gerekmektedir.

Gemi adamlarının mesleki yetersizliği nedeniyle gemilerin limanlarda sıkıntı yaşamasının önüne geçilmeli, gerekli yaptırımlar uygulanmalıdır. Gemi adamı kursları rant yeri olmaktan çıkarılıp gerçek gemi adamı yetiştiren kurumlar olması için sıkı denetlenmelidir. Tüm bunların sonucunda diyebiliriz ki denizcilik sektörü, acilen özel önem taşıyan sektörler arasına alınmalıdır. Tekrar ediyorum; denizcilik sektörü, acilen özel önem taşıyan sektörler arasına alınmalıdır.

Denizcilikteki sorunlardan bahsederken kıyı master planına da değinmek gerek. Ülkemiz kıyılarının yanlış ve gelişigüzel kullanımını önlemek, denizciliğin planlı ve doğal yaşamı da dikkate alınarak geliştirilmesi amacıyla denizcilik sektörünün tüm bileşenlerini kapsayacak bir kıyı master planı hazırlanmalıdır. Bilimsel araştırmalar yapılmadan, uzmanlarla çalışılmadan, meslek örgütlerinin görüşü alınmadan yapılan her çalışmanın insan hayatını tehlikeye atacağını hiçbir zaman unutmamalıyız arkadaşlarım.

Tüm bunlara ek olarak yinelemekte fayda görüyorum; yapılacak bütün çalışmalar Türkiye Deniz Ticaret Odasıyla koordineli olarak ve beraber çalışarak yapılmalıdır.

Deniz ticaretinin geliştirilmesi için Poti ve Batum'un demir yoluyla Samsun'a birleştirilmesi şarttır. Yine, bu tip güzergâhlar saptanmalı ve bu hatlar acilen hayata geçirilmelidir. Poti-Samsun demir yolu hattı yolcu taşımacılığı için de kullanılırsa bu hatta kazalar sıfıra indirilir ve yol bakımlarında da ekonomik tasarruf sağlamış oluruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; değinmek istediğim bir konu da Meclis gündeminde fazla dile getirilmeyen balıkçıların sorunlarıdır. Türkiye denizlerinde endüstriyel balık avcılığı gırgır ve trol adı verilen balıkçı tekneleriyle yapılmaktadır. Bu teknelerimizin boyutları 15 ila 65 metre arasındadır. Türkiye'de 19.960 adet kayıtlı balıkçı teknesi mevcuttur. Üretimin ana ağırlığı, yüzde 90'ı endüstriyel balıkçı teknesi dediğimiz gırgır ve trollerle yapılmaktadır. Üretimin yüzde 90'ını sağlayan, her birinin içinde en fazla 35 en az 15 kişi bulunan 681 adet gırgır balıkçı teknesi, 512 adet trolümüz ve bunlara bağlı olarak da 200 adet yardımcı tekne vardır. Geriye kalan tekneler üretimin yüzde 10'unu oluşturan, içlerinde 2 veya 8 kişi bulunan küçük ölçekli, kıyılarda balık avcılığı yapan 2 ila 12 metre arasında olan balıkçı kayıklarıdır. Balıkçılık sektörü, balığı avlayan tekne, av araçları, avlanan ürünün muhafaza, nakliye ve pazarlaması gibi işlemlerle, bir dizi sektörle entegre olmuş ve bu sektörlerin lokomotifi durumundadır. Sektörde 2.500 işçi çalışmaktadır. Ülkemizin aile yapısı göz önüne alınırsa 1.5 milyon ferde ekmek veriyor, aş veriyor demektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizin coğrafi konumunu göz önünde bulundurursak üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizde öncelikle ikili balıkçılık anlaşmaları sağlanarak ülkemizin mevcut endüstriyel avlama kapasitesinin diğer ülke kıyılarından faydalanmasının sağlanması için çalışılmalıdır. Mevcut balıkçı gemilerinin emeklilik teşvikinin desteklenmesi için destek primlerinin yükseltilmesi gerekmektedir. Ayrıca, çok acilen Türkiye su ürünleri haritası çıkartılarak, bu bölgede bulunan üniversiteler tarafından iklimsel farklılıklar göz önüne alınarak dijital ortamda güncellenmesinin yapılması gerekmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; balıkçılık sanıldığı kadar ucuza mal olan ya da maddi olarak kazanımı fazla olan bir meslek değildir. Balıkçıların şartlarının iyileştirilmesi ve gerekli desteklerin sağlanması önemlidir. Bu konu birçok bakanlığın ve bağlı kurumlarının sorumluluğundadır. Bakanlık, balıkçılığa el atmadan önce tüm balıkçı dernek ve kooperatiflerini bir araya toplayarak bir şûra oluşturmalıdır ve bu şûradan çıkan sonuçlar iyice değerlendirilmelidir.

Şunu belirtmek istiyorum ki yalnız akademisyen ve bürokratların bir araya gelmesiyle Türkiye'de can çekişen balıkçılık problemi kurtarılamaz, hatta ve hatta sektörü şahlandıracaksak balıkçılık bakanlığı şarttır.

Burada sözlerime son verirken öncelikle basına yapılan sansürü huzurlarınızda kınıyorum ve 2015 bütçesinin hayırlı olmasını diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)